<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2024/1197 E. , 2025/796 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2024/1197<br>Karar No : 2025/796<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Güvenlik Hizmetleri Anonim Şirketi <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı/... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı şirketin tek hisse sahibi aynı zamanda yönetim kurulu başkanının, 05/01/2016 tarihinden itibaren kanuni temsilcisi olduğu ... Turizm Otomotiv İnşaat ve Dış Ticaret Limited Şirketi’nin hisselerini devir aldığı tarihten itibaren komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediği yolunda vergi tekniği raporu bulunduğundan bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 153/A maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değinilen şirketin tüm vergi borçlarının ödenmesi ve teminat verilmesi, teminatın belirlenen süre içinde verilmemesi halinde istenen teminat tutarının teminat alacağı olarak tahakkuk ettirileceği ve 6183 sayılı sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca gecikme zammı tatbik edilerek takip ve tahsil edileceği, belirlenen şartların sağlanmaması halinde, anılan Kanun maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişilerin teminat isteme tarihi itibariyle tahakkuk etmiş tüm vergi borçları ile ilgili olarak hakkında müşterek ve müteselsil sorumlu olarak işlem tesis edileceğini duyuran ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemine ilişkindir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava dışı şirketin mükellefiyetinin, hakkında sahte belge düzenlemekten dolayı düzenlenen vergi tekniği raporuna istinaden 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca re’sen terkin edildiği, bu şirketin tek ortağı ve kanuni temsilcisinin Hakan Çankaya Olduğu, bu şahsın aynı zamanda davacı şirketin yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü, aynı Kanun’un 153/A maddesinin üçüncü fıkrasının, mükellefiyet kaydı sahte belge düzenleme fiilinden dolayı tanzim edilen vergi tekniği raporundan ötürü terkin edilenlerin kanuni temsilcisi yahut asgari şirket sermayesinin %10’una sahip olanların, başkaca ticaret şirketlerinde kanuni temsilci, yönetim kurulu üyesi, idarecisi, %10 hisseye sahip ortağı olması, devralma veya kısmen ve tamamen bu kişilere devrolunma durumunda ilgili mükelleflerin, mükellefiyet kaydı terkin edilen şirketin tüm vergi borçlarını ödemesi ve belirlenen tutarda teminat göstermesini öngördüğü, dava konusu olayda, anılan Kanun maddesinin ilgili fıkrasında sayılan şartların gerçekleştiği dolayısıyla tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. <br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 153/A maddesinin 3. fıkrası kapsamında dava dışı şirketin tüm vergi borçlarından sorumlu tutulabilmeleri için sözü edilen şirket hakkında komisyon karşılığı sahte belge düzenlediğine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının bulunması gerektiği, davalı idarenin tek taraflı idari işlemi esas alınarak Mahkemece hüküm kurulmasında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> Davacı şirketin hissesinin tamamına sahip kanuni temsilcisinin daha önce kanuni temsilcisi olduğu ... Turizm Otomotiv İnşaat ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin komisyon karşılığında sahte fatura düzenlediği yolunda vergi tekniği raporu bulunduğundan bahisle dava konusu işlem işlem tesis edilmiştir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 153/A maddesinin birinci fıkrasında; başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi üzerine işi bırakmış addolunan ve mükellefiyet kayıtları vergi dairesince terkin edilenlerden, serbest meslek erbabının, şahıs işletmelerinde işletme sahibinin, adi ortaklıklarda ortaklardan her birinin, ticaret şirketlerinde; şirketin, kanuni temsilcilerinin, yönetim kurulu üyelerinin, şirket sermayesinin asgari %10’una sahip olan gerçek veya tüzel kişilerin ya da bunların asgari %10 ortağı olduğu veya yönetiminde bulundukları teşebbüslerin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlerin veya düzenlenen raporda fiillerin işlenmesinde bilfiil bulundukları tespit edilenlerin işe başlama bildiriminin alınması halinde, bunlar adına mükellefiyet tesis edilebilmesi için işe başlama bildiriminde bulunanların ve mükellefiyeti terkin edilenlerin tüm vergi borçlarının ödendiği ve 6183 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde sayılan nev’iden 150.000 Türk Lirasından ve düzenlenmiş olan sahte belgelerde yer alan toplam tutarın %10’undan az olmamak üzere teminat verilmiş olmasının şart olduğu, üçüncü fıkrasında ise birinci fıkrada sayılanların, mükellefiyeti bulunan adi ortaklık, ticaret şirketleri ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin kanuni temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, idarecisi, asgari %10 ortağı olması, bunları devralması, kısmen veya tamamen bunlara devrolunması halinde, keyfiyetin vergi dairesinin ıttılaına girdiği tarihten itibaren bir ay içinde birinci fıkrada yer alan şartların yerine getirilmesinin bu mükelleflerden yazılı olarak isteneceği, otuz günlük süre içinde şartların yerine getirilmemesi ve sayılan kişilerin statülerinin devam ettirilmesi halinde, istenilen teminat tutarının verilen sürenin son günü vade tarihi olarak kabul edilmek suretiyle mükellef adına teminat alacağı olarak tahakkuk ettirileceği, tahakkuk ettirilen teminat alacağının, gecikme zammı tatbik edilerek mükelleften, birinci fıkrada sayılan kişilerin teminat isteme tarihi itibarıyla tahakkuk etmiş tüm vergi borçları ise mükellef müşterek ve müteselsil sorumlu olmak üzere, bu kişilerden 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsil edileceği kurala bağlanmış olup Anayasa Mahkemesinin, 20/07/2023 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 22/03/2023 tarih ve E:2022/108, K:2023/55 sayılı kararıyla sözü edilen maddenin üçüncü fıkrasının, ikinci ve üçüncü cümleleri ile dördüncü fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümleleri iptal edilmiş ve söz konusu iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Anayasanın 153. maddesinin beşinci fıkrası ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kurala bağlanmış ise de Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilinmesine karşın görülmekte olan davaların, Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görülüp çözümlenmesinin, Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerine aykırı düşeceğinin kabulü gerekir. Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin kural ile iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakları ve kamu düzeninin istikrarını korumak amaçlanmıştır. Aksi halde, Anayasanın 152. maddesinde yer alan "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır....Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar.... Anayasa Mahkemesi kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, Mahkeme buna uymak zorundadır" yolundaki hükümlerin anlamı ve uygulanma olanağı kalmaz. <br>Bu durumda, Anayasada bu konudaki düzenlemeden Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, bu kararın verilmesinden önce açılmış ve bakılmakta olan davaların çözümünü kararın gerekçesi ve iptal nedeni doğrultusunda etkileyeceği sonucuna ulaşıldığından, Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı dikkate alınarak yeniden karar verilmek üzere yazılı gerekçeyle davanın reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair kararın bozulması gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Temyiz isteminin kabulüne,<br>2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 20/02/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
ticaret