<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/1530 E.  ,  2025/4174 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/1530<br>Karar No : 2025/4174 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) :... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1-...<br> 2- ...<br> ... <br> 6- ...<br> 7-...<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br> Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, murisleri ...'nın inşaat bekçiliği yaptığı alanda 01/09/2014 tarihinde hatalı rögar kapağından kaynaklı su basması nedeniyle meydana gelen göçüğün altında kalarak vefat ettiğinden bahisle, idarenin hizmet kusuru iddiasıyla uğranıldığı iddia edilen zarara karşılık olarak fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle eşi ... için 50.000,00 TL maddi - 30.000,00 TL manevi, çocuk ... için 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi; çocuk ... için 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi; babası ...için 10.000,00 TL manevi; kardeşleri ..., ... ve ... için her biri ayrı ayrı olmak üzere 5.000,00 TL manevi tazminatın ( 21/06/2016 tarihli miktar artırım dilekçesi ile davacı ... için maddi tazminat tutarı 347.562,00 TL ve davacı ... için maddi tazminat tutarı 51.819,00 TL'ye çıkarılmıştır.) toplam 419.381,00-TL maddi ve 95.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıların murisi ...'nın ölümü nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... numarası ile yürütülen soruşturma sonucunda ilgililer hakkında ...Asliye Ceza Mahkemesinin ... esasına kayden taksirle adam öldürme suçu kapsamında dava açıldığı, Mahkemece 01/12/2016 tarihinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği ve bu karar doğrultusunda bilirkişi incelemesi neticesinde İş Güvenliği Uzmanlarınca oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanarak anılan Mahkemeye sunulan kusur durumuna ilişkin raporun bilimsel ve teknik yönlerden hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, buna göre; eski hattın kapatılması çalışmalarının davalı idarenin yürütmekle sorumlu olduğu bir kamu hizmeti niteliğinde olduğu, bahse konu kamu hizmetinin yerine getirilmesinde gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek ve hizmetin kötü ve eksik işlemesine sebep olarak hizmet kusuru işlendiği ve böylelikle olayın müteveffa ...'nın hayatını kaybetmesi ile neticelendiği, yakınlarını kaybeden davacıların, ölenin desteğinden yoksun kaldıklarında şüphe bulunmadığı, Mahkemenin 09/01/2020 tarihli ara kararı ile eş ..., çocuk ... ve çocuk ...'nın ölenin desteğinden yoksun kaldığı toplam tazminat miktarının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu aktüeryal hesap bilirkişisi tarafından hazırlanan ve 03/09/2020 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren bilirkişi raporunda; davacı eş ...'nın 347.562,00-TL, çocuk ...'nın 51.819.00-TL destekten yoksun kaldığı, çocuk ...'nın olay tarihinden önce destek dışında kaldığından hak edişi bulunmadığının belirtildiği, raporun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, bu kapsamda; destekten yoksun kalma tazminatı olarak; davacı eş ...'nın 347.562,00-TL ve çocuk ...'nın 51.819,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesi gerektiği, davacılardan ...'nın olay tarihi olan 01/09/2014 tarihinde 22 yaşında olduğu, 01/08/2012 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı görülmekle; yerleşik yargı içtihatları ve tazminat hesaplama ilkeleri uyarınca ...'nın destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin talebinin reddedilmesi gerektiği, manevi tazminat istemi yönünden ise; davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle davacıların yakını ...'nın hayatını kaybetmesi olayında davacıların manevi bir zarara uğradığı, davalı idarenin eş ... için 30.000,00 TL, çocuk ... için 20.000,00 TL, çocuk ... için 20.000,00 TL, baba ...için 10.000,00 TL ve kardeşleri ..., ... ve ... için her biri için ayrı ayrı olmak üzere 5.000,00 TL olmak üzere toplamda 95.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesi gerektiği sonucuna varılarak davanın maddî tazminat bakımından kısmen kabulü ile davacı eş ...'nın 347.562,00-TL, kızı ...'nın 51.819,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine, davacı ... için talep edilen 20.000,00 TL maddi tazminat isteminin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulüne, hükmedilen manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine, kesin olarak karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin olarak; Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine ilişkin karar, kesin olarak verilmiş ise de; 2577 sayılı Kanunun 46. maddesi uyarınca temyiz kanun yolunun açık olduğu; öte yandan huzurdaki dava idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerine girmediğinden davanın görev yönünden reddi gerektiği, diğer taraftan dosya kapsamında SGK müfettişlerince düzenlenen raporda davalı idareye %70 oranında kusur atfedildiği görüldüğünden eylemin idariliğinin bu rapor ile öğrenildiğinin kabulü ile işbu raporun tanzim tarihinden itibaren hesaplanan dava açma süresine göre huzurdaki davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği; esasa ilişkin olarak, İdare Mahkemesince kusur tespitine yönelik olarak ceza davası dosyasına sunulan rapor ile iktifa edildiği, başkaca bir incelemenin yapılmadığı, raporda ASKİ'nin yanısıra başkaca gerçek ve tüzel kişilerin de olayda sorumluluklarının tespit edildiği, ayrıca asli/tali kusur tespiti yapıldığı, bunun yanında kimin hangi oranda kusurlu olduğunun belirlenmediği, bu nedenle kusura ilişkin yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, öte yandan olay mahallinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ait Ankara Gıda Kontrol Müdürlüğü Hizmet Binası şantiye sahası içinde olduğu, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasında yapılan incelemede de belirtildiği üzere deplase kanalizasyon hattı bacasının yeni yapılmadığı, olay mahallinde dolgu ve kazı çalışmalarının yapıldığı, yapılan bu çalışmanın zeminde meydana gelebilecek kaymaları tetiklemesinin kuvvetle muhtemel olduğu, ASKİ'nin tazminattan sorumlu tutulabilmesi için idari eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun söz konusu illiyet bağını kurmak için yetersiz olduğu, ayrıca müteveffanın iş tanımı dışına çıkarak su borusunu tamir etmek istemesi neticesinde olay meydana geldiğinden müterafik kusur durumunun da dikkate alınması gerektiği belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, davaya konu uyuşmazlık, 2577 sayılı Kanunun 46/1-b bendi gereğince temyize konu kararın verildiği 2022 yılı temyiz parasal sınırının (261.000,00-TL) üzerinde olduğundan, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kesin kararı kaldırılarak Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Kullanılmayan...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davalı idareye Mahkeme tarafından iadesine,<br>4. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,<br>5. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>6. Kesin olarak, 29/04/2025 tarihinde (hükmedilen manevi tazminata yasal faiz uygulanmasına ilişkin kısım yönünden) oyçokluğu ile karar verildi. <br> <br><br>KARŞI OY :<br><br>(X)- Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibarıyla karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir.<br>Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır. Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.<br>Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiği oyuyla kararın bu kısmına katılmıyorum.<br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

tazminat