<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/1817 E. , 2025/230 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ONUNCU DAİRE <br>Esas No : 2024/1817<br>Karar No : 2025/230<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Kurumu Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br> 2- ...<br> VEKİLİ : Av. ...<br> 3- ...<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_ÖZETİ : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>SAVUNMANIN_ÖZETİ : Davalı idare ve davalı yanında müdahiller tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, gereği görüşüldü: <br><br>Dava; davacı Kurum tarafından, Eskişehir ilinde faaliyet gösteren bazı medikal şirketler ile doktorların, beyin cerrahi ve ortopedi malzemelerinin kullanılmadığı halde kullanılmış gibi reçete edilmesi suretiyle haksız kazanç elde etmeleri sonucu Kurumun zarara uğratıldığından bahisle kurum zararı olarak tespit edildiği iddia edilen 636.854,31 TL’nin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>... İdare Mahkemesinin davanın reddi yolundaki ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararın, davacı tarafından temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanunla eklenen geçici 8. maddesinde, 6545 sayılı Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin 2576 sayılı Kanun'un anılan Kanunla değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı; aynı Kanun'un "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin bu maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların Danıştayda temyiz edilebileceği; "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin kesin bir karar hakkında olması halinde kararı veren merciin temyiz isteminin reddine karar vereceği; aynı maddenin 7. fıkrasında ise, temyizin kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hallerde altıncı fıkrada sözü edilen kararın Danıştayın ilgili dairesince kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır.<br>Öte yandan; 2577 sayılı Kanun'un -temyiz istemine konu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değişik haliyle- 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, konusu yüzbin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar hakkında verilen kararların temyiz edilebileceği hükme bağlanmış olup aynı Kanun'un ek 1. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, bu Kanun'da öngörülen parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulandığından, temyizen incelenerek bozulması istenilen bölge idare mahkemesi kararının verildiği 2024 yılı için temyiz sınırı 920.000,00 TL olarak belirlenmiş bulunmaktadır.<br> Her ne kadar, Anayasa Mahkemesinin 26/07/2023 tarih ve E:2023/36, K:2023/142 sayılı kararıyla; yukarıda bahsi geçen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirilen 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptaline karar verilmiş ise de; Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararı nedeniyle meydana gelecek olan hukuksal boşluğun kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğu belirtilerek, Anayasanın 153. maddesi ve 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiğinden, iptaline karar verilen kanun hükümlerinin kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı 13/10/2023 tarihinden itibaren 9 ay boyunca (13/07/2024 tarihine kadar) yürürlükte kalacağı açıktır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 2013/6099 (41 - 42. paragraf) ve 2013/5876 (26 - 27. paragraf) başvuru numaralı kararlarında da, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yürürlüğünün ertelenmesi halinde, erteleme süresince iptali ertelenen kanun hükümünün yürürlükte olduğu ve bu hükmün ilgililere uygulanmasının kanunilik koşulunun ihlaline neden olmayacağı açıkça kabul edilmiştir.<br>Bu nedenle, temyiz istemine konu işbu kararın, temyiz parasal sınırı yönünden temyize tabi olup olmadığı hususunda yapılacak olan değerlendirmenin 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin anılan kararın verildiği tarihte yürürlükte olan hali esas alınarak yapılması gerekmektedir. <br>Bu doğrultuda, 636.854,31 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın, değerinin temyiz parasal sınırının altında kaldığı ve 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayılan davalar arasında yer almadığı görüldüğünden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı her ne kadar temyiz yolu açık olmak üzere verilmişse de kesin olup, temyizen incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddine, temyiz aşamasında yatırılan posta avansı miktarından artan kısmın davacıya iadesine, 20/01/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br> <br><br>(X)-KARŞI OY :<br>Bakılmakta olan dava, davacı Kurum tarafından, Eskişehir ilinde faaliyet gösteren bazı medikal şirketler ile doktorların beyin cerrahi ve ortopedi malzemelerinin kullanılmadığı halde kullanılmış gibi reçete edilmesi suretiyle haksız kazanç elde etmeleri sonucu Kurumun zarara uğratıldığından bahisle kurum zararı olarak tespit edildiği iddia edilen 636.854,31 TL’nin işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde, bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların Danıştayda temyiz edilebileceği, aynı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrasında ise bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hüküm altına alınmıştır.<br>Anayasa Mahkemesinin 26/07/2023 tarih ve E:2023/36, K:2023/142 sayılı kararıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle değiştirilen 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Konusu yüz bin Türk lirasını aşan...” ibaresinin iptaline karar verilmiş, iptal kararı nedeniyle meydana gelecek olan hukuksal boşluğun kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğu belirtilerek, Anayasanın 153. maddesi ve 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması, yasama organına iptal kararının gerekçesine uygun olarak yeni bir düzenleme için olanak tanımak ve ortada hukuki bir boşluk yaratmamak amacına yöneliktir.<br>İptal kararının yürürlüğe gireceği tarihin ileriye dönük olarak ertelenmiş olmasının, yargı yerlerinin çözümlemekte oldukları uyuşmazlıklarda Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen yasa kurallarını uygulaması sonucunu doğurduğundan bahsedilemez. Aksi bir yorum, Anayasa Mahkemesince bir kanun maddesinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi anlamına geleceğinden hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerine aykırı düşecektir.<br>Bu durumda, açılan davada verilen karar, yukarıda bahsedilen Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uyarınca temyize tabilik hususu yönünden temyiz parasal sınırına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmaması nedeniyle kesin olmayıp; davacının bu karara ilişkin temyiz isteminin esasının temyiz merciince değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yönde verilen Daire kararına katılmıyorum.<br><br><br>(XX)-KARŞI OY :<br>Dava, davacı Kurum tarafından, Eskişehir ilinde faaliyet gösteren bazı medikal şirketler ile doktorların, beyin cerrahi ve ortopedi malzemelerinin kullanılmadığı halde kullanılmış gibi reçete edilmesi suretiyle haksız kazanç elde etmeleri sonucu Kurumun zarara uğratıldığından bahisle kurum zararı olarak tespit edildiği iddia edilen 636.854,31 TL’nin işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde, bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların Danıştayda temyiz edilebileceği, aynı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrasında ise bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hüküm altına alınmıştır.<br>2577 sayılı Kanun'un anılan maddeleri uyarınca, konusu 46. madde kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu açık olmakla birlikte, bu hükümler, konusu itibarıyla idari yargının görevinde olan uyuşmazlığın esası incelenerek verilen kararlara ilişkin olup, adli yargının görev alanına girdiği halde bölge idare mahkemelerince işin esası incelenmek suretiyle verilen kararları kapsamamaktadır. Zira, kamu düzenini ilgilendiren bir usul kuralı (görev) dikkate alınmadan karar verilmiş olması Anayasa'nın 37. maddesinde teminat altına alınmış olan “tabii hakim” ilkesine aykırı olacaktır. Böyle bir durumun, hukuk düzenince de korunmaması gerekir.<br>Öte yandan, yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda bölge idare mahkemelerince dava konusu uyuşmazlığın adli yargının görev alanında olduğu tespiti üzerine verdikleri kararların da temyize tabi olması gerekmektedir.<br>Dava dosyasının incelenmesinden; Eskişehir ilinde faaaliyet gösteren bazı medikal şirketler ile doktorların aralarında anlaşarak beyin cerrahi ve ortopedi malzemelerini kullanılmadığı halde kullanılmış gibi reçete ettiği ve bu reçetelerin bedellerinin davacı idareye fatura edildiği, bu şekilde yüksek faturalar sebebiyle haksız kazanç elde edildiğinin bildirilmesi üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından soruşturma başlatıldığı, soruşturma neticesinde tanzim edilen ...tarih ve... sayılı soruşturma raporunda, Eskişehir Devlet Hastanesinde görev yapan Dr. ..., Dr.... ve Dr. ...'in cerrahi tedaviye gerek olmadığı halde cerrahi müdahalede bulunup davacı kurumu 636.854,31 TL zarara uğrattıkları yönünde tespite yer verildiği, bunun ardından ...Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde zararın tazmini istemiyle dava açıldığı, anılan Mahkemenin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davada idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, anılan kararın istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verdiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ...Hukuk Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararı ile kesin olarak onanması üzerine kurum zararı olarak tespit edilen 636.854,31 TL’nin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Davacı Kurum tarafından, Sağlık Bakanlığına karşı adli yargıda açılan davanın görev nedeniyle reddi üzerine söz konusu görev ret kararındaki gerekçeler doğrultusunda idari yargı nezdinde işbu dava açılmıştır.<br>Esasen, Danıştay Onuncu Dairesinin ve Uyuşmazlık Mahkemesinin benzer uyuşmazlıklarda verdikleri muhtelif kararlar, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görev alanına girdiği yönündedir.<br>... İdare Mahkemesinin davanın reddi yolundaki ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın, davacı tarafından temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.<br>Bu durumda, konusu itibarıyla adli yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın, Bölge İdare Mahkemelerince esastan incelenmesi suretiyle verilen kararların da temyize tabi olması gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Bu nedenle, uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yönde verilen Daire kararına katılmıyorum.<br><br><br><br></font></p></body></html>
tazminat