<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/2695 E. , 2025/483 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE <br>Esas No : 2024/2695<br>Karar No : 2025/483 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br><br>VASİ : ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı <br><br>İSTEMİN_ÖZETİ : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>SAVUNMANIN_ÖZETİ : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca tetkik hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşüldü:<br>Dava, davacı tarafından, 5.000.000,00-TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla ehliyet yönünden davanın reddine yönelik kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:..., İstinaf No:... sayılı istinaf isteminin süre aşımı nedeniyle reddine yönelik kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı istinaf isteminin reddi kararının, temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.<br>Davacı tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinde; dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve Kanun'un 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği, 15. maddesinde ise; ehliyet yönünden kanuna aykırılık görülürse davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır. <br>Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinde, "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiş; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taraf ehliyeti" başlıklı 50. maddesinde, "Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir."; "Dava ehliyeti" başlıklı 51. maddesinde, "Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir."; "Davada kanuni temsil" başlıklı 52. maddesinde ise, "Medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir." hükümleri düzenlenmiştir.<br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 10. maddesinde, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyetine sahip olduğu; 14. maddesinde, kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığı; 16. maddesinin 1. fıkrasında, ayırt etme gücüne sahip kısıtlıların, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri, karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rızanın gerekli olmadığı; 403. maddesinde, vasinin, kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlü olduğu; 405. maddesinde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağı; 406. maddesinde, savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her erginin kısıtlanacağı; 413. maddesinin 1. fıkrasında, vesayet makamının, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atayacağı; 448. maddesinde, vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vasinin, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil edeceği; 462. maddesinin 1. fıkrasının 8. bendinde ise, acele hallerde geçici önlemler alma yetkisi saklı olmak üzere vasinin dava açmasının vesayet makamının iznini gerektirdiği hükümlerine yer verilmiştir.<br>Yukarıda yer verilen düzenlemelere göre, kısıtlıların, şahsına sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili olan davalar hariç, açmak istedikleri davaları vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinin izni ile vasileri aracılığıyla açabileceği anlaşılmaktadır.<br>Bu haliyle; vesayet altına alınan kişilerin yukarıda ifade edilen Medeni Kanun hükümleri uyarınca, vasilerinin rızası ve vesayet makamının (sulh hukuk mahkemesinin) izni olmadan doğrudan doğruya dava açamayacağı, bu durumda bulunan kişilerce dava açılırken, vasi tarafından düzenlenen icazet (onay) yazısı ile sulh hukuk mahkemesinin izin kararının birer örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerektiği, aksi halde, davanın ehliyet yönünden reddedileceği açıktır.<br>Temyiz dilekçesi ve dava dosyanın incelenmesinden, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla ...'ün davacıya vasi olarak tayin edildiği, 16/07/2021 tarihli ek karar ile ...'ün kısıtlılık halinin devamına ve ...'ün vasilik görevinin devamına karar verildiği; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı ara kararıyla, davanın görümüne devam edilebilmesi için vasi ...'den vesayet makamından (Sulh Mahkemesinden) alınmış izin belgesinin ve icazetine ilişkin dilekçesinin sunulması istenilmesine rağmen süresi içinde cevap verilmediği; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla da, vesayet altında bulunan davacının vasi icazeti ve vesayet makamı izni bulunmaksızın doğrudan dava açabilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verildiği; davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:..., İstinaf No:... sayılı istinaf isteminin süre aşımı nedeniyle reddine yönelik karara karşı yine davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı istinaf isteminin reddi kararı verildiği, işbu karara karşı davacı tarafından temyiz talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.<br> Dairemizin 22/05/2024 ve 21/11/2024 tarihli ara kararları ile vasi ...'den "......'ün ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yaptığı temyiz başvurusuna icazet verilip verilmediğinin sorulmasına, eğer icazet veriliyor ise buna ilişkin beyanının verilen süre içerisinde dosyaya ibraz edilmesinin istenilmesine... Vasi tarafından davaya devam etme iradesi bulunmakla birlikte, dava vekil aracılığıyla takip edilecekse, vasi tarafından verilmiş ve baro pulu yapıştırılmış vekâletnamenin aslı veya harçlandırılmış onaylı bir örneğinin istenilmesine" karar verildiği, vasi tarafından ara kararlarına süresinde cevap verilmediği, davacının vasisinin icazeti ve vesayet makamının izni alınmadan temyiz talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, dava dosyasında vasi tarafından düzenlenen icazet (onay) yazısı ile sulh hukuk mahkemesinin izin kararının bulunmadığı dikkate alındığında, 4721 sayılı Kanun uyarınca dava açma ehliyeti bulunmayan davacının, temyiz yoluna başvurma ehliyetinin de bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.<br>Açıklanan nedenle, ehliyet yönünden temyiz isteminin reddine, 05/02/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
tazminat