<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/6476 E.  ,  2025/4941 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/6476<br>Karar No : 2025/4941 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR):1- Kendi adına asaleten ... ve <br> ...'e vekaleten ... 2- ...3- ... 4- ... 5- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'in 24/10/2015 tarihinde ... Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde sezaryenle gerçekleştirilen doğum ve doğum sonrası tedavi sürecinde davalı idarenin sağlık hizmeti sunumundaki kusuru nedeniyle vefat etiğinden bahisle uğradığı ileri sürülen zararlara karşılık müteveffanın eşi ... için 4.000,00 TL maddi, 120.000,00 TL manevi, müteveffanın çocukları ... için 1.000,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; tazminat istemine konu olayla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda, davacılar yakını müteveffa ...'e doğum öncesinde, doğum esnasında ve doğum sonrasında yapılan tüm tetkik ve değerlendirmelerin tıp kurallarına uygun olduğunun belirtildiği, davalı idareye atfı kabil bir hizmet kusuru söz konusu olmadığı, bu nedenle davacıların maddi ve manevi zararından dolayı davalı idarenin tazminle sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava konusu olayda hizmet kusurunun bulunduğu, bilirkişilerin tarafsız olmadığı suç duyurusunda bulunulduğu, Adli Tıp Kurumundan alınan raporun iddiaları karşılamadığı, hastanın sezaryeninde muhtemelen açık bırakılan dikilmeyen damardan kanamanın olduğu için 2000 cc hemorajik mayi boşaltıldığı, müteveffanın önceden şeker hastalığının bulunmadığı, önceden takipsiz şeker hastası ibaresinin hatalı olduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br>MADDİ OLAY : <br>Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar yakını ...'in 24/10/2015 tarihinde doğum yapmak üzere ... Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine getirildiği, normal miadında doğum sürecinde baş pelvis uyumsuzluğu (ilerlemeyen travay) ve Tüp Ligasyonu endikasyonu ile sezaryene alındığı, saat 13.09'da laboratuar tetkik sonuçlarında: AKŞ:71 olduğu, postop servisde yapılan takiplerde saat 19.15'de hastada mental bulanıklık, şuur bulanıklığı ve kan şekerinin 590 mg/dl olduğu, tansiyonun 80-40 olduğunun tespit edildiği, "hiperosmolar hiperglisemi" ön tanısı ile acil olarak 10 ünite IV insülin yapılarak anestezi konsültasyonu istendiği, vital bulguların: 100-110/60-70 arasında seyir ettiği, solunum sayısının 16-24 arasında olduğu, nabız: 72-82 arasında seyrettiği, laboratuar tetkikinde hemoglobin değerinin düşmesi üzerine kan istendiği, "hiperosmolar hiperglisemi" nedeni ile dahiliye yoğun bakım ünitesi olan merkezler için 112 acil servis ile irtibata geçerek Kızıltepe Devlet Hastanesine sevkinin sağlandığı, sevk edildiği hastanede ilk muayenede hastanın tansiyonu alınamadığı, KTA:145/dk olduğu, satürasyonu düşük olan hastanın hemen entübe edildiği, dış merkezden hasta ile birlikte gönderilen 1 ünite TDP ve 1 ünite ES verildiği, gerekli müdahale yapılarak tansiyon yükseltildiği, hastanın aktif vajinal kanaması görülünce hastanın ameliyata alındığı, ameliyat gözleminde: batında yaklaşık 2000cc hemorajik mayi boşaltıldığı, uterus atonik görünümünde kerr hatı ve bilateral uterin arterin bulunduğu lokalizasyonlarda yaygın kanama izlendiği, histerektomi kararı alındığı hastanın histerektomi ameliyatından sonra tekrardan yoğun bakıma alındığı, monitörize, entübeli olarak takip edilirken 26/10/2015 tarihinde vefat etmesi üzerine davacılar tarafından 23/05/2016 tarihinde davalı idareye olay nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini için başvuru yapıldığı, başvurunun zımnen reddi üzerine de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. <br>Uyuşmazlıkta, bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı Bilirkişi Raporunda özetle; "...Baş pelvis uyumsuzluğu (ilerlemeyen travay) ve Tüp Ligasyonu endikasyonu ile sezaryen kararının doğru olduğu, saat 13.09'da laboratuar tetkik sonuçlarında: AKŞ:71 olduğu, postop servisde yapılan takiplerde saat 19.15'de hastada mental bulanıklık, şuur bulanıklığı ve kan şekerinin 590 mg/dl olduğu, tansiyonun 80-40 olduğu, tespit edildiği, ilk planda hiperosmolar hiperglisemi ön tanısı ile acil olarak 10 ünite IV insülin yapılmasının ve anestezi konsültasyonu istenmesinin doğru olduğu, kişinin postop servis takiplerinin uygun yapıldığı, vital bulguların: 100-110/60-70 arasında seyir ettiği, solunum sayısının 16-24 arasında olduğu, nabız: 72-82 arasında seyrettiği göz önüne alındığında sezaryen ameliyat sonrası takiplerinin uygun olduğu, laboratuar tetkikinde hemoglobin değerinin düşmesi üzerine kan istenmesinin doğru olduğu, sevk kararının doğru olduğu, 112 ambulansın zamanında hastaneye geldiği ve uygun koşullarda diğer hastaneye sevk edildiği, hastanede ilk muayenede hastanın tansiyonu alınamadığı, KTA:145/dk olduğu, satürasyonu düşük olan hastanın hemen entübe edildiği, dış merkezden hasta ile birlikte gönderilen 1 ünite TDP ve 1 ünite ES verildiği, gerekli müdahale yapılarak tansiyon yükseltildiği, hastanın aktif vajinal kanaması görülünce hastanın ameliyata alındığı, ameliyat gözleminde: batında yaklaşık 2000cc, hemorajik mayi boşaltıldığı, uterus atonik görünümünde kerr hatı ve bilateral uterin arterin bulunduğu lokalizasyonlarda yaygın aktif kanama izlendiği, histerektomi kararı alındığı, histerektomi kararının doğru olduğu, hastanın histerektomi ameliyatından sonra tekrardan yoğun bakıma alındığı, monitörize, entübeli olarak takip edildiği, her iki hastanede kişinin takip ve tedavisinin doğru yapıldığı, dikkate alındığında kişinin tedavisine katılan hekimlerin ve idarenin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu.'' görüş ve kanaatine yer verildiği görülmektedir. <br>İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesince de davacıların istinaf başvurusu reddedilmiştir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br>Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br> İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.<br> Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br>Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği düzenlenmiştir. <br>2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiş iken, 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde, yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir. <br>Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.<br>Bakılan davada, her ne kadar hükme esas alınan raporda kişinin Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ile Kızıltepe Devlet Hastanesinde yürütülen takip ve tedavilerinde görevli hekimlerin ve idarenin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de; raporun aşağıda belirtilecek hususlar yönünden idari hizmet kusuru bulunup bulunmadığı noktasında karar verilebilmesi için yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu hususlar şu şekildedir: <br> -Müteveffanın gizli şekeri olduğu yönünde ki tespitin hangi verilere dayanılarak yapıldığının ve gizli şekeri olduğu söylenen hastada sezaryen öncesi AKŞ'nin 71 iken akabinde sezaryen sonrası 590 olmasının nedenlerinin ayrıntılı açıklanması gerekmektedir.<br> -Doğum sonrası hemoglobin değerinin her iki hastane arasında geçen sevk süresinde hızlı düşmesinin sebeplerinin araştırılarak ihmal ve gecikme olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.<br> -Müteveffanın sevki öncesi hekim tarafından yapılan muayenede uterusun toparlandığı ve fazla kanama olmadığı belirtilmesine rağmen sevkin gerçekleştiği hastane yapılan ameliyatta uterusun mevcut durumunun tam olarak nasıl tespit edildiği ve neden rahmin alınmasına karar verildiği, ve batında oluşan 2000cc hemorajik mayinin sebeplerinin neler olduğu ve yapılan teşhis tespit ve tedavilerde gecikme ve ihmal bulunup bulunmadığının ayrıntılı ve gerekçeli açıklanması gerekmektedir.<br> -Davacıların iddia ve itirazlarının ayrıntılı şekilde açıklamasını içerir yeni bir bilirkişi incelemesinin Adli Tıp Üst Kurulu tarafından, aralarında endokrinoloji ve metobolizma hastalıkları uzmanının da bulunduğu heyet tarafından yapılması gerekmektedir.<br> Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 03/11/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br><br><br></font></p></body></html>

tazminat