<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/1810 E. , 2025/4881 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2024/1810<br>Karar No : 2025/4881 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...<br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, Polatlı ... Devlet Hastanesinde Üroloji Uzmanı olarak görev yapmakta iken, 11/02/2015 tarihinde Hastane kapısının önünde zeminin buzlu olması nedeniyle düşerek yaralandığından bahisle olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararlara karşılık miktar artırımı sonucu 25.000,00 TL maddi tazminat ile yine miktar artırımı sonucu 900.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 25.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu .... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararlarının hukuka uygun olmadığı, uğradığı kaza nedeniyle zararının hükmedilenden daha fazla olduğu, bilirkişi raporunda yer verilen maddi zararın 5.000.000,00 TL'yi bulduğu, bu nedenle ek dava açıldığı, maddi tazminat taleplerinin bir kez 25.000,00 TL olarak ıslah edildiği, İdare Mahkemesinin tekrardan ıslah yapılabileceği şeklindeki görüşünün yerinde olmadığı, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına göre yargılama devam ederken ıslah yoluna sadece bir kez başvurulabileceği, kararı ikinci kez ıslah da ettikleri, açılan ek davanın sonucunun da beklenmesi gerektiği, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının da hakkaniyete uygun olmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br>Davalı idare tarafından; meydana gelen olayda idarelerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacının maddi tazminat taleplerinin farazi olarak ileri sürülen ve ispatlanamayan talepler olduğu, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne ilişkin temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>TARAFLARIN_SAVUNMASI: Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın, Dairemiz kararında belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br>MADDİ OLAY : <br>Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, Polatlı ... Devlet Hastanesinde Üroloji Uzmanı olarak görev yapmakta iken, 11/02/2015 tarihinde nöbet görevi sonunda, acil servisteki görevine devam etmek üzere poliklinik ön kapısından çıkış yaptığı, Hastane çıkışında iki gün boyunca temizlenmediğini belirttiği yerlerin kar ve buzla kaplı olması ve hiçbir güvenlik önleminin alınmaması nedeniyle düşmesi neticesinde, sol bacak kemiğinde kırık oluştuğu, bu sebeple uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı görülmektedir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br> İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında, "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir" hükmüne yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>A- Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının, davacının maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının incelenmesi:<br>Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından; Polatlı ... Devlet Hastanesinde Üroloji Uzmanı olarak görev yapmakta iken, 11/02/2015 tarihinde nöbet görevi sonunda, acil servisteki görevine devam etmek üzere poliklinik ön kapısından çıkış yaptığı, Hastane çıkışında iki gün boyunca temizlenmediğini belirttiği yerlerin kar ve buzla kaplı olması ve hiçbir güvenlik önleminin alınmaması nedeniyle düşmesi neticesinde, sol bacak kemiğinde kırık oluştuğu, bu sebeple uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarına karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 12.218,33 TL maddi, 600.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı, davacı vekilinin 05/09/2018 tarihli dilekçesiyle miktar arttırımında bulunarak maddi tazminat talebini 25.000,00 TL, manevi tazminat talebini de 900.000.000 TL olarak artırdığı, Mahkeme kararında yer verildiği şekliyle, ilgili kurumlardan davacının mali haklarına dair belgeler temin edildikten sonra uyuşmazlığın çözümü için dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 25/03/2019 tarihli bilirkişi raporu ve sonrasında alınan ek bilirkişi raporları neticesinde, davacının geçici iş göremezlik, efor kaybı ve tedavi giderlerine ilişkin zararına yönelik tespitlerde bulunulduğu, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarının taraflara tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından 14/06/2019 havale tarihli dilekçe ile Mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılacağının bilinemediği, 05/09/2018 tarihli dilekçeleri ile bilirkişi raporu sunulmadan önce sehven miktar arttırımı talebinde bulunulduğu, 6459 sayılı Kanunun 4. maddesiyle İdari Yargılama Usulü Kanununun 16. maddesinin 4. fıkrasına eklenen cümle ile nihai karar verilinceye kadar miktar arttırımında bulunma hakkı verildiği, miktar arttırımı dilekçesi verildikten sonra ortaya çıkan değişikliklerle (bilirkişi raporu gibi) yeniden miktar arttırımı dilekçesi verileceğine ilişkin kararların mevcut olduğu, dava dilekçesinde istenilen miktara ilişkin olarak yeniden miktar artırımına imkan verilmesi talebinde bulunulduğu, Mahkemenin 02/06/2020 tarihli ara kararı ile; davacıdan ek raporda bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya ilişkin olarak, 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesi dikkate alınarak açıklama yapılmasına, bu konudaki beyanlarının gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği, davacı vekilinin 07/07/2020 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporunda yer verilen değerlendirmeye itiraz edilerek, belirtilen hususlara yönelik ek rapor alınmasının talep edildiği, Mahkemenin 10/11/2020 tarihli ara kararı ile davacıdan ikinci kez 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesi dikkate alınarak ayrı ayrı miktar artırımı yönünden beyanlarının gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği, bunun üzerine, davacı vekili tarafından verilen 10/12/2020 havale tarihli dilekçe ile ikinci ıslah haklarının olmadığını düşündüklerini ancak Mahkemesince verilen ihtaratlı ara karar uyarınca maddi tazminat istemlerinin 4.975.000,00 TL arttırılarak, maddi ve manevi zararlarına karşılık 5.000.000,00 TL maddi, 900.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesinin ve bu dava dışında 5.000.000,00 TL fazla zararın tazmin edilmesi için açılan ek davada, iki dosya arasındaki 4.975.000,00 TL'lik farka karşılık gelen başvuru harcının yatırıldığı belirtilerek yeniden başvuru harcı yatırmak zorunda bırakılmamasının talep edildiği, davacının miktar arttırımı yönündeki bu talebine rağmen, İdare Mahkemesi kararında; davacının 05/09/2018 tarihli dilekçeyle ıslah talebinde bulunduğu, ayrıca Mahkemenin 02/06/2020 ve 10/11/2020 tarihli ara kararlarıyla davacının 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan ıslah hakkının hatırlatıldığı, fakat tazminat istemini artırıma dönük bir talepte bulunulmadığı belirtilerek, taleple bağlılık ilkesi uyarınca davacının 25.000,00 TL maddi zararının,... Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açma tarihi olan 27/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verildiği, temyize konu karar ile de istinaf başvurularının reddine karar verildiği görülmektedir. <br>Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinin 4. fıkrasına eklenen düzenleme ve düzenlemenin gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; tam yargı davalarında, davanın açıldığı tarihte uğranılan zarar miktarının belirsiz olması, dava devam ederken daha yüksek olduğunun anlaşılması hallerinde tazminat miktarının adil yargılanma hakkı ve hak arama hürriyetine uygun olarak nihai karar verilinceye kadar artırılmasına olanak tanındığı anlaşılmaktadır.<br>Anılan düzenlemede dava miktarının nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği hükme bağlanmış ise de, davacının miktar artırım talebinde bulunabilmesi için tazminat miktarının bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olması, davacının uğradığı zarar miktarının net ve doğru olarak ortaya konulması, gerekli hukuki koşulların sağlanmış olması gerekmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda tazminat miktarının yükselmesi halinde yeni bir hukuki durum ortaya çıkacağından nihai sonuca göre miktar artırım talebinde bulunulması halinde, önceki miktar artırımı dilekçesi dikkate alınmaksızın son duruma göre verilen miktar artırımı dilekçesinin kabulü kanun koyucunun amacına ve hakkaniyete uygun olup, bu durumun ikinci kez miktar artırımı yapıldığı şeklinde değerlendirilmemesi, davacının zararını güncel ve doğru olarak ortaya koyan raporun davacıya yeniden miktar artırma talebinde bulunma hakkı vereceğinin kabulü adil yargılanma hakkı ve hak arama hürriyetine uygun olacaktır. <br>Bu durumda, davacı vekili tarafından; Mahkemenin 10/11/2020 tarihli ara kararı sonrasında, 10/12/2020 havale tarihli dilekçesi ile miktar arttırım talebinde bulunularak maddi tazminat isteminin 4.975.000,00 TL arttırıldığı belirtilmesine rağmen, İdare Mahkemesince kararda yer verilen, davacıya ıslah hakkının hatırlatıldığı, ancak davacının tazminat istemini artırıma dönük bir talepte bulunmadığı yönündeki değerlendirmesinin yerinde olmadığı, Mahkemece, miktar arttırımına yönelik 10/12/2020 tarihli dilekçenin davalı idareye tebliğ edilerek ve harcı tamamlattırılmak suretiyle ayrıca dosyadaki tazminat hesabına yönelik bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilecek nitelikte olup olmadığı da değerlendirilerek davacının maddi tazminat istemi yönünden yeniden bir karar verilmesi gerekirken, davacının tazminat istemini artırıma dönük bir talepte bulunulmadığı gerekçesiyle ve taleple bağlılık ilkesi uyarınca maddi tazminat isteminin 25.000,00 TL üzerinden kabulüne ilişkin karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>B- Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının incelenmesi:<br>Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır.<br>Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br>Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.<br>Yukarıda yapılan açıklamalar gözetildiğinde, İdare Mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarına karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge İdare Mahkemesince reddine karar verilmiş ise de; dava konusu olay nedeniyle davacının uğradığı maluliyet durumu, hekimlik kariyerinin ortasında, malulen emekli olmak zorunda kalması hususları göz önünde bulundurulduğunda; takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir. <br>Bu durumda, Mahkemece, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak hükmedilecek manevi tazminat miktarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında manevi tazminat istemi yönünden de hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/10/2025 tarihinde manevi tazminat yönünden oy birliğiyle, maddi tazminat yönünden ise oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. <br><br><br>(X)-KARŞI OY :<br>Davacının, Polatlı ... Devlet Hastanesinde Üroloji Uzmanı olarak görev yapmakta iken, 11/02/2015 tarihinde hastane kapısının önünde düşerek yaralanmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek, sol bacak kemiğinde kırık oluşması nedeniyle uğradığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarına karşılık 12.218,33 TL maddi, 600.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, davacı vekilinin 05/09/2018 tarihli dilekçesiyle, henüz iddia edilen zarara karşılık ödenecek maddi tazminatın hesaplanması için bilirkişi raporu alınmadan ve zarara ilişkin yeni bir bilgi ve belgeye dayanılmaksızın miktar arttırımında bulunarak maddi tazminat talebini 25.000,00 TL'ye, manevi tazminat talebini de 900.000.000 TL'ye artırdığı, Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan kök ve ek bilirkişi raporları neticesinde ortaya çıkan miktar nedeniyle, dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat miktarına yönelik miktar arttırımında bulunup bulunmayacağının Mahkemenin 02/06/2020 ve 10/11/2020 tarihli ara kararlarıyla 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan hüküm uyarınca davacıya hatırlatıldığı, 10/11/2020 tarihli ara karara cevaben verilen 10/12/2020 tarihli dilekçe ile de davacının ikinci kez miktar arttırım talebinde bulunduğu görülmektedir. <br>Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile; tam yargı davalarında, dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bi defaya mahsus olmak üzere artırılabileceğine ilişkin düzenleme eklenmiş, idari yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminat miktarının daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda kanun yolları aşaması da dahil olmak üzere nihai karar verilinceye kadar davacılara miktar arttırım hakkı tanınmasına yönelik yeni düzenleme uyarınca miktar arttırım hakkının bir defaya mahsus olarak kullanılabilmesine imkan tanınmıştır. <br> Tam yargı davalarında, davacının zararının tespiti noktasında, zararın miktarını etkileyen bilgi ve belgelerin davacının elinde olmaması ya da zararın ancak alanında uzman kişilerce tespit edilebilecek olması gibi durumlarda miktar arttırım müessesinin uygulanarak hak kayıplarının önüne geçilebileceği dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde öngörülen adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının sağlanabileceği açıktır. <br> Bununla birlikte, her uyuşmazlık kendi içerisinde değerlendirilerek, miktar arttırımı hakkının, açılan tam yargı davasında, meydana gelen zararın, talep edilen tazminat miktarından daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi gerekmekte olup, temyize konu karara ilişkin dava dosyasında yer aldığı gibi, davacı vekilinin zararın miktarına yönelik yeni bir bilgi ve belgeye dayanmaksızın, 05/09/2018 tarihli dilekçesiyle bir kez miktar arttırım talebinde bulunduktan sonra, Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde ikinci kez miktar arttırımına yönelik talebinin kabulünün, hükmün getiriliş amacına aykırı olduğu, zararın miktarına yönelik yeni bir bilge/belge ya da bilirkişi incelemesi gibi bir değişiklik olmaksızın miktar arttırım hakkının kullanılması sonrasında Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelmesi neticesinde ortaya çıkan zarara ilişkin yeniden miktar arttırım talebinde bulunulamayacağı, ortaya çıkan hak kaybının davacının kendi kusurundan kaynaklandığı anlaşıldığından, miktar arttırım hakkı, bir kez kullanıldıktan sonra, Mahkemenin 10/11/2020 tarihli ara kararı ile bilirkişi raporunda yer verilen zararın miktarına yönelik tespit üzerine, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan hüküm uyarınca, miktar artırımı yönünden beyanda bulunulmasına ilişkin yapılan hatırlatma neticesinde, davacı tarafça ikinci kez bulunulan miktar arttırımı talebi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ilişkin Daire kararına bu yönden katılmıyorum.<br><br><br><br><br></font></p></body></html>
tazminat