<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/2706 E.  ,  2025/2889 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2025/2706<br>Karar No : 2025/2889 <br><br>TEMYİZ EDENLER: I- (DAVACILAR) : 1- ...'a velayeten, kendi adına asaleten ...<br> 2- ... 3- ...<br>VEKİLİ : Av....<br><br> II - (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ...<br><br>DAVALI YANINDA MÜDAHİL: ... Sigorta AŞ<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca istenilmektedir. <br> <br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın, 16/12/2016 tarihinde Karaman Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen safra kesesi ameliyatı sırasında hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarar nedeniyle ... (eş) için 100,00-TL (miktar artırımı ile birlikte 418.698,78-TL) maddi, 125.000,00-TL manevi; ... (çocuk) için 67.673,76-TL (miktar artırımı ile birlikte 408.713,80-TL) maddi, 125.000,00-TL manevi; ... (anne) için 154.729,03-TL (miktar artırımı ile birlikte 896.569,76-TL) maddi, 75.000,00 TL manevi; ... (baba) için 128.162,90-TL (miktar artırımı ile birlikte 647.896,66-TL) maddi, 75.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 769.265,47-TL (miktar artırımı ile birlikte 2.371.880,00-TL) maddi ve 400.000,00-TL manevi tazminatın, 16/12/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince, Danıştay Onuncu Dairesinin 05/07/2022 tarih ve E:2021/4141, K:2022/3713 sayılı bozma kararına uyularak istinaf başvurularının kabulü,... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının kaldırılması, yeniden karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine iadesi yolunda verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı karar üzerine verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;<br>Davacıların yakını...'a Karaman Devlet Hastanesinde uygulanan tıbbi müdahalede hizmet kusuru bulunduğu anlaşıldığından; 07/04/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda (TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak) hesaplanan, ... için 22.294,04-TL, ...için 896.569,76-TL, ... için 647.896,66-TL,... için ise 408.713,80-TL olmak üzere, toplam 1.975.474,26-TL destekten yoksun kalma tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği; manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak hükmedilecek manevi tazminat miktarının her bir davacı bakımından yeniden değerlendirilmesi neticesinde, olayın gelişimi, niteliği ve kusur durumu dikkate alınarak ...'ın 21 yaşında hayatını kaybetmesi, davacılardan ...'ın olay tarihinde 5 aylık bebek olması ve anne bakımı ve sevgisine muhtaç olarak büyümesi, müteveffanın eşi, anne ve babasının olay sonrası duyduğu üzüntü ve ıstırap karşılığı ... için 75.000,00-TL,... için 75.000,00-TL, ... için 35.000,00-TL, ... için 35.000,00-TL olmak üzere toplam 220.000,00-TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 21/01/2025 tarih ve E:2024/2967, K:2025/251 sayılı kararıyla; Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden;<br>Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat istemine yönelik kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı,<br>Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden;<br>İdare Mahkemesince alınan 06/04/2024 (kararda sehven 06/04/2020 olarak yazılmıştır) tarihli bilirkişi ek raporu tarihindeki ücretlere göre yapılan hesaplama sonucunda belirlenen miktar esas alınarak maddi tazminata hükmedilmiş ise de destekten yoksun kalma hesabında güncel ve bilinen son verilere göre hesaplama yapılması gerektiği dikkate alındığında, güncel ve bilinen son verilerin esas alındığı yeni bir bilirkişi raporu ile maddi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçeleriyle, <br>... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, maddi tazminata ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, bozulan kısım yönünden dava dosyasının yeniden incelendiği, destekten yoksun kalma hesabında, güncel ve bilinen son verilere göre (hesap tarihindeki asgari ücrete göre) hesaplama yapıldığı dikkate alındığında, Mahkemece alınan 06/04/2023 tarihli ek bilirkişi raporu tarihindeki asgari ücrete göre yapılan hesaplama sonucunda belirlenen miktar esas alınarak maddi tazminata hükmedildiğinin anlaşıldığı gerekçesi eklenmek suretiyle istinaf başvurularının reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, kararın henüz kesinleşmediği dikkate alındığında destekten yoksun kalma tazminatının 2023 yılı parametreleriyle hesaplanmasının uygun olmadığı, manevi tazminat miktarlarının çok düşük olduğu ve caydırıcı olmadığı, maddi tazminatın TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplanması gerektiği, maddi ve manevi tazminata uygulanacak faizin başlangıç tarihi olarak vefat tarihinin esas alınması gerektiği, aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br>Davalı idare tarafından, davacıların yakınının vefatı dolayısıyla sağlık personeline kusur atfedilmesinin hakkaniyete uygun düşmediği, Adli Tıp Kurumu raporuna vaki itirazları değerlendirilmeksizin uygulama hatası bulunduğu kanaati ile davacılar lehine tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, kaldı ki uygulama hatası olduğu kabul edilse dahi müteveffanın kurtulma ihtimali olup olmadığının bilinmediği, tazminat tutarlarının zenginleşme vasıtası olmayacak şekilde belirlenmesi ve uğranıldığı iddia edilen zararın kanuni delilleri ile kanıtlanması gerektiği, Danıştay Onuncu Dairesinin ilk bozma kararıyla "davacıların temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne" karar verildiği ve buna göre ek rapor alınarak ilk karardan daha fazla miktarda maddi tazminata hükmedilmesinin uygun olmadığı, davacılar tarafından ikinci kez verilen ıslah talebi doğrultusunda hüküm kurulmasının 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.<br>Davalı idare tarafından, manevi tazminatın niteliği itibarıyla bir zenginleşme vasıtası haline getirilemeyeceği ve sembolik bir meblağ olması gerektiği, davacıların maddi tazminatın 2025 yılı verileri baz alınarak hesaplanması gerektiği yönündeki iddialarının uygun olmadığı savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Davacıların manevi tazminata ilişkin temyiz istemlerine gelince;<br>Davacılar tarafından, manevi tazminat miktarlarının düşük belirlendiği ve faiz başlangıç tarihinin vefat tarihi olarak belirlenmesi gerektiği ileri sürülerek, ısrar kararının manevi tazminatı da kapsayacak biçimde bozulması istenilmiş ise de, kararın bu kısmının istinaf ve temyiz kanun yolundan geçmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacılar lehine hükmolunan manevi tazminata yönelik temyiz isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Tarafların ısrar kararına yönelik temyiz istemlerinin reddine, <br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin .... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, <br>3. Davacıların manevi tazminata ilişkin temyiz istemlerinin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,<br>4. Bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın.... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/11/2025 tarihinde kesin olarak, incelenmeksizin redde ilişkin kısım yönünden oybirliği, onamaya ilişkin kısım yönünden oyçokluğu ile karar verildi. <br><br><br>KARŞI OY <br>X- Destek tazminatına konu zarar, ölüm tarihi itibarıyla desteğin mevcut verilere göre belirlenen geliri üzerinden hesaplanmaktadır. Ancak “gerçek belli iken varsayıma gidilmez” ilkesi uyarınca, desteğin ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen geliri ile bu gelirde karar tarihine en yakın tarihe kadar meydana gelen değişikliklerin de dikkate alınarak desteğin gerçek gelirinin belirlenmesi gerekir. Bu gelir üzerinden destekten yoksun kalanların bilinen/işlemiş dönem destek zararının hesaplanması gerekmektedir. Karar tarihi itibarıyla desteğin bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan geliri güncelliğini yitirmiş ise, bu rapor karara esas alınabilme yeterliliğini ve niteliğini kaybetmiştir.<br>Başka bir ifadeyle, gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması zorunludur. O halde mahkemece, karar tarihine en yakın tarihte bilinen asgari ücret tutarını belirleyerek bu verilere göre bilirkişiden ek rapor alınması gerekmektedir.<br>Bu çerçevede, idarenin tazmin borcunu doğuran eylem veya işlemlerinden dolayı uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın hesaplanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun, karar tarihine yakın bir tarihte düzenlenmiş olması, bir başka ifade ile rapor tarihi ile karar tarihi arasında makul bir sürenin bulunması gerekmektedir. <br>Somut uyuşmazlıkta, davacıların 16/12/2016 tarihinde meydana gelen ölüm nedeniyle destekten yoksun kaldıkları için uğradıkları zararlardan dolayı maddi ve manevi tazminat istemiyle açtıkları bu davada, ilk derece mahkemesi tarafından destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması amacıyla görevlendirilen bilirkişilerce 30/01/2019 tarihli rapor hükme esas alınabilecek nitelikte kabul edilerek davanın ıslahı sonucunda maddi tazminat isteminin kabulü ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen reddi yolunda ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla reddedilmiş, bu kararın taraflarca karşılıklı temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Onuncu Dairesi’nin 05/07/2022 tarih ve E:2021/4141, K:2022/3713 sayılı kararı ile anılan karar “bütünüyle” bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesinde, “hükme esas alınan hesap raporunun yerleşik yargı uygulamaları ile tazminat hukuku ilke ve kurallarına uygun bulunmadığı” ayrıca belirtilmiştir.<br>Bunun üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, bozma kararına uyulduğu belirtildikten sonra, bilirkişilerden hükme esas alınabilecek bir hesap raporu alınmak suretiyle nihai kararın verilmesi gerekirken böyle bir yola gitmeyip, dava dosyasının .... İdare Mahkemesine iadesine karar verilmiştir. <br>... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile, bozma kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, bilirkişilerden 06/04/2023 tarihli ek hesap raporu alınarak bu rapor hükme esas alınabilecek nitelikte kabul edilmek suretiyle maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, bu karara karşı tarafların istinaf başvuruları ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla reddedilmiştir.<br>Anılan kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin 21/01/2025 tarih ve E:2024/2967, K:2025/251 sayılı kararıyla, anılan kararın manevi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, maddi tazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararında “06/04/2020 tarihli ek bilirkişi raporu tarihindeki ücretlere göre yapılan hesaplama sonucunda belirlenen miktar esas alınarak maddi tazminata hükmedilmiş ise de destekten yoksun kalma hesabında güncel ve bilinen son verilere göre hesaplama yapılması gerektiği” belirtilerek, güncel ve bilinen son verilerin esas alındığı yeni bir bilirkişi raporu ile maddi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. <br> Zira, ek hesap raporunun düzenlendiği 06/04/2023 tarihinde 2023 asgari ücret tutarı net 8.506,80 TL iken 01/07/2023 tarihinden itibaren asgari ücret net tutarı 11.402,32 TL’ye artırılmış olup, ilk derece mahkemesi tarafından karar verildiği 27/10/2023 tarihinden önce gerçek zararın güncellenmesi yoluna gidilmeyerek davacıların gerçekleşen zararının hesabında 01/07/2023 tarihinden itibaren 11.402,32 TL olan asgari ücret yerine güncel olmayan 8.506,80 TL asgari ücret miktarı üzerinden hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak maddi tazminata hükmedilmiştir. <br>Ayrıca 06/04/2023 tarihli ek hesap raporunda; 01/01/2024-16/03/2056 tarihleri arası bilinmeyen devre destekten yoksun kalma zararı hesaplanırken 2023 yılına ait gelir durumu 8.506,80 TL asgari ücret miktarı üzerinden yıllık 102.506,80 TL olarak belirlenerek hesaplama buna göre yapılmış ve yapılan bu hesaba göre maddi tazminata hükmedilmiştir. Oysa 01/07/2023 tarihinden itibaren 11.402,32 TL olan asgari ücret miktarı üzerinden hesaplama yapıldığında yıllık gelir daha da artacak ve buna bağlı olarak 01/01/2024-16/03/2056 tarihleri arası bilinmeyen devre destekten yoksun kalma tazminatının miktarı değişecektir. <br>Bu itibarla, desteğin karar tarihine en yakın tarihli güncel verilere dayanan geliri esas alınarak destekten yoksun kalma zararının hesaplanması gerekirken güncelliğini kaybeden hesap raporu hükme esas alınarak verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E..., K:......sayılı ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Öte yandan davacılar tarafından, maddi ve manevi tazminatın desteğin öldüğü 16/12/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş, ancak mahkemece maddi ve manevi tazminatın davalı idareye yapılan başvurunun tebliğ tarihi olan 26/10/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiş olup, uyuşmazlığın manevi tazminata ilişkin kısmı hükmedilen yasal faiz ile birlikte Danıştay Onuncu Dairesinin 21/01/2025 tarih ve E:2024/2967, K:2025/251 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiş olmakla birlikte, maddi tazminata ilişkin kısım bozulduğundan ısrar kararının maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi açısından davacıların temyiz isteminin ayrıca incelenmesi gerekmektedir. <br>“...Faiz, uğranılan zararın bir unsurudur. Zarar gören kişi, tazminat alacağına zararın doğduğu an hak kazanmış olur. Tam tazmin ilkesi gereğince, zarar, zararın doğduğu an derhal karşılansaydı, zarar gören kişi hangi ekonomik durumda olacak idiyse, zararın sonradan tazmin edilmesi durumunda da o ekonomik durumda olmalıdır. Bu ise, tazminata faiz yürütülmesini, hem de faizin zararın meydana geldiği günden itibaren başlatılmasını gerektirir. Ayrıca tazminata yürütülecek faiz, ana paranın (tazminat alacağının) temerrüt faizi değil, “kanuni faizi”dir. Bu nedenle, temerrüt faizindeki ihtara gerek yoktur. Kanuni faiz, bir temerrüt faizi olmadığına göre, bu faizin başlayabilmesi için idareye başvurulması ve idarenin ödemeyi reddetmesi gerekli değildir.” (Kemal Gözler, İdare Hukuku, 2019, Cilt II, s.1424-1427)<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca idari eylemden doğan zararın tazmini için tam yargı davası açılmadan önce idareye ön karar için yapılması zorunlu olan başvurunun bir temerrüt işlevinin bulunmadığı, idarenin icabında zararı tazmin etmek suretiyle davayı önlemesine imkan sağlamak için kabul edildiği sonucuna ulaşılmaktadır. <br>Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır... Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.” kuralına yer verilmiştir.<br>Dolayısıyla idari eylemlerin yol açtığı vücut bütünlüğünün yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararların tazmini istemiyle açılan tam yargı davalarında, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacağından ve anılan Kanun’un 117. maddesinin amir hükmü gereğince idari eylem tarihinde temerrüt hali gerçekleşmiş olduğundan, bu tür tam yargı davaları bakımından idarenin temerrüde düşürülmesinden söz etmek mümkün değildir.<br> Uyuşmazlıkta, davacıların gerçek zararının 16/12/2016 tarihinde meydana gelen ölümle ortaya çıktığı ve desteğin gelirinden bu tarihten itibaren yoksun kaldıkları kuşkusuzdur. Destekten yoksun kaldıkları 16/12/2016 tarihinden itibaren enflasyon etkisi ile yoksun kaldıkları gelirde ciddi bir kayıp yaşanmış durumdadır. Ayrıca destekten yoksun kaldıkları gelire bağlı olarak uğradıkları maddi zararın karşılığı olan tazminat 16/12/2016 tarihinden itibaren kendilerine ödenmediği için bu gelirin döviz kuru, mevduat faizi, hazine bonosu ve devlet tahvili faiz oranları dikkate alındığında bu durum zararın daha da büyümesi sonucunu doğurmuştur.<br>Bu durumda, davacılar lehine hükmedilen maddi tazminata, ölüm olayının gerçekleştiği 16/12/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekirken, davalı idareye yapılan başvurunun tebliğ tarihi olan 26/10/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz isteminin kabulü ile temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...... sayılı ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.<br><br><br>KARŞI OY <br>XX- Dosyanın incelenmesinden, yakınlarının ölümünün davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla müteveffanın eşi, çocuğu, anne ve babası tarafından değişen miktarlarda maddi ve manevi tazminatın ödenmesi istemiyle açılan davada, maddi tazminat isteminin tamamı kabul edilerek toplam 769.265,47-TL maddi (destekten yoksun kalma) tazminatın ve manevi tazminatın kısmen kabul edilerek eş için 100.000,00-TL, çocuk için 100.000,00-TL, anne için 50.000,00-TL, baba için 50.000,00-TL olmak üzere toplam 300.000,00-TL manevi tazminatın davacılara ödenmesine dair... İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedildiği, temyizde Danıştay Onuncu Dairesince maddi ve manevi tazminat yönünden davalı idarenin temyiz istemlerinin kabulüne karar verildiği, davacının maddi tazminat yönünden temyiz isteminde bulunmadığı, manevi tazminat yönünden ise temyiz isteminin reddine karar verildiği; bozma kararına uyulduktan sonra ...İdare Mahkemesince davanın kısmen kabulü, kısmen reddine, maddi tazminat yönünden davacılar lehine toplam 1.975.474,26-TL destekten yoksun kalma tazminatının, manevi tazminat tutarları yönünden toplam 220.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verildiği; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi üzerine tarafların karşılıklı olarak hem maddi hem de manevi tazminat yönünden temyiz isteminde bulundukları, Danıştay Onuncu Dairesince verilen 21/01/2025 tarih ve E:2024/2697, K: 2025/251 sayılı kararla, manevi tazminat yönünden kararın onanmasına; maddi tazminat yönünden, destekten yoksun kalma hesabında güncel ve bilinen son verilere göre hesaplama yapılması gerektiği dikkate alındığında, güncel ve bilinen son verilerin esas alındığı yeni bir bilirkişi raporu ile maddi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği sonucuna varıldığından davacıların temyiz isteminin kabulü ile kararın bu kısmının bozulmasına karar verildiği ve ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla destekten yoksun kalma hesabında güncel ve bilinen son verilere göre hesaplama yapılarak verilen yerel Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle ilk kararda ısrar edildiği anlaşılmıştır.<br> Bu duruma göre, her ne kadar destekten yoksun kalma tazminatına konu zararın, desteğin ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen geliri ve bu gelirde karar tarihine en yakın tarihe kadar meydana gelen değişiklikler dikkate alınarak hesaplanması gerekmekte ise de, bakılan uyuşmazlıkta Danıştay Onuncu Dairesinin ilk bozma kararına konu idare mahkemesi kararı idarenin temyiz istemi kabul edilerek bozulmuş olduğundan, önceki aşamada verilen kabul kararındaki miktarı aşacak şekilde yeni bir karar verilmesinin davalı yönünden aleyhe bozma yasağı ilkesine aykırılık teşkil edeceği sonucuna ulaşılmıştır.<br><br><br>Bu itibarla, istinaf başvurusunun reddi yolundaki ısrar kararının; yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.<br><br>KARŞI OY <br>XXX- Dosyanın incelenmesinden, bakılan davanın 16/12/2016 tarihinde Karaman Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen ameliyat sırasında yakınlarını kaybeden davacılar tarafından, ölümün davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla müteveffanın eşi, çocuğu, anne ve babası tarafından değişen miktarlarda maddi ve manevi tazminatın ödenmesi istemiyle açıldığı, maddi tazminat yönünden İdare Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda hesaplanan ve davacılar tarafından ıslah edilen tutarlar üzerinden maddi tazminat isteminin tamamı kabul edilerek toplam 769.265,47-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı idare tarafından davacılara ödenmesine; manevi tazminat yönünden eş için 100.000,00-TL, çocuk için 100.000,00-TL, anne için 50.000,00-TL, baba için 50.000,00-TL olmak üzere toplam 300.000,00-TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin 100.000,00 TL manevi tazminat isteminin reddine karar verildiği; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi üzerine davacılar tarafından maddi tazminat yönünden temyiz isteminde bulunulmadığı, manevi tazminat yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğu, olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz isteminde bulunulduğu; davalı idare tarafından ise maddi ve manevi tazminat yönünden temyiz nedenlerinin ileri sürüldüğü; yapılan temyiz incelemesi neticesinde Danıştay Onuncu Dairesinin 05/07/2022 tarih ve E:2021/4141, K:2022/3713 sayılı kararıyla; maddi tazminat yönünden, davacılardan mütevafanın eşi bakımından yeniden evlendiği dikkate alınmaksızın hesaplama yapılması, oğlu bakımından yüksek öğrenime devam edeceği varsayılarak 25 yaşına kadar destek payı hesaplanması gerektiği ve ayrıca babasının muhtemel yaşam süresinin sonu belirlendikten sonra, ona ait payın bu tarihten itibaren yalnızca anneye aktarılması gerektiği gerekçeleriyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; manevi tazminat yönünden, tazminat miktarının yüksek olduğu gerekçesiyle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, davacıların temyiz istemlerinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bozmaya uyulduktan sonra ... İdare Mahkemesince verilen kararla ise, bozma kararında belirtilen hususlarla sınırlı olmaksızın alınan yeni bilirkişi raporunda hesaplanan maddi tazminat tutarları üzerinden toplam 1.975.474,26-TL destekten yoksun kalma tazminatının davacılara ödenmesi yolunda hüküm kurulmuştur.<br>Bu duruma göre, maddi tazminata ilişkin olarak verilen ilk kararın davacılar tarafından temyiz edilmeksizin kesinleştiği, davalı idarenin temyiz istemi kabul edildikten sonra ilk derece mahkemesince bozma kararında belirtilen hususlarla sınırlı olarak hüküm kurulması gerektiği dikkate alındığında anılan kısım yönünden kesin hüküm oluştuğu sonucuna ulaşılmaktadır. <br>Danıştay Onuncu Dairesinin 21/01/2025 tarih ve E:2024/2697, K:2025/251 sayılı bozma kararında, yargılamanın geldiği bu aşamada temyize konu ısrar kararında, önceki safahatte gerçekleşen kesin hükmün bertaraf edilmiş olması nedeniyle usul hükümlerine uyarlık bulunmadığından kararın bu yönden bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk görüşüne katılmıyorum.<br> <br><br><br><br><br></font></p></body></html>

tazminat