<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2024/2952 E. , 2025/5254 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İKİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2024/2952<br>Karar No : 2025/5254<br><br>KARŞILIKLI TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR :<br>1-(DAVALI) : ... Valiliği<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>2-(DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, taraflarca dilekçelerde yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ : <br>Dava Konusu İstem : Dava; Eskişehir ili, ... ilçesi, ... Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan davacı tarafından, aile hekimliği sözleşmesi feshedilerek, eski görev yerine iadesine ilişkin ... günlü, ... sayılı Eskişehir Valiliği işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının karşılığı olarak şimdilik 10.000,00-TL maddi tazminatın hak ediş tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte, 50.000,00-TL manevi tazminatın ise yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br> İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin dayanağı olan 5258 sayılı Kanun'un 8/2. maddesinde yer alan "sözleşmenin feshini gerektiren nedenler" ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 10. maddesinin (10/4 hariç) hukuka aykırı olduğunun Danıştay İkinci Dairesinin 13/10/2022 günlü, E:2021/17470 sayılı kararı ile ortaya konulduğu, bu nedenle yasal dayanağı kalmayan anılan yönetmelik hükmü (10/g) uyarınca davacının sözleşmesinin feshedilmesine ve buna bağlı olarak eski görev yerine iadesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline; dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen ve dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, davacının toplam maaş tutarının 25.246,87-TL olarak hesap edildiği şeklinde görüş ve tespitlere yer verildiği, davacı tarafından hesaplanan miktarın daha fazla olması gerektiği yönünde bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de Mahkemenin 01/06/2023 günlü ara kararıyla (2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesine de yer verilmek suretiyle), davacı tarafından yapılan itirazların bilirkişi raporunu kusurlandırmadığı kanaatine varılarak bilirkişi raporuna yapılan itirazın reddine karar verildiği ve anılan kararın 11/06/2023 tarihinde davacı vekilinin elektronik tebligat adresine usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği, ancak davacının işbu kararın verildiği tarihe kadar 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesi uyarınca miktar artırım talebinde bulunma hakkı olduğu halde bu hakkını kullanmadığı, diğer yandan, Mahkemece 01/06/2023 günlü ara kararıyla, davacı tarafından bilirkişi raporuna yapılan itirazın reddine karar verilmek suretiyle ek bilirkişi raporu aldırma yoluna gidilmeyeceği ve bilirkişi raporunun hükme esas alınacağı ortaya konularak davacıya miktar artırım talebinde bulunma imkanının tanındığı, bunun haricinde, 2577 sayılı Kanun'da miktar artırım hakkının davacıya Mahkemece hatırlatılmasını ya da bu hakkın kullanılması için süre verilmesini öngören bir hükmün bulunmadığı; bu durumda, dava dilekçesinde davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı ileri sürülen parasal hakların karşılığı olarak şimdilik 10.000,00-TL'nin talep edilmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda, usul hukukunun en temel ilkelerinden biri olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, idari yargı merciilerinde açılan davalarda, idare mahkemelerinin, davacının istemi ile bağlı olduğu, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar verilemeyeceği gerekçesiyle taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının hukuka aykırılığı yargı kararıyla tespit edilen dava konusu işlemler nedeniyle uğradığı parasal hak kaybının karşılığı olarak 10.000,00-TL'lik maddi tazminat isteminin kabulüne, söz konusu maddi tazminatın (parasal hakların) hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine; davacının, "Menfaat karşılığında gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlendiğinin tespit edilmesi" isnadı ile sözleşmesinin feshedilmesi ve eski görev yerine iade edilmesinin, fiziki yapısının ve iç huzurunun bozulmasına, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasına neden olacağının anlaşıldığı, bu nedenle olayda manevi tazminata ilişkin koşulların oluştuğu gerekçesiyle davacıya isnat edilen fiilin niteliği de göz önünde bulundurulduğunda, hukuka aykırılığı yargı kararı ile tespit edilen dava konusu işlemler nedeniyle davacının uğradığı manevi zararın kısmen de olsa giderilmesi amacıyla manevi tazminat isteminin; 5.000,00-TL'lik kısmının kabulüne, hükmedilen 5.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihi olan 09/06/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir. <br> Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptaline, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının hukuka aykırılığı yargı kararıyla tespit edilen dava konusu işlem nedeniyle uğradığı parasal hak kaybının karşılığı olarak 10.000,00-TL'lik maddi tazminat isteminin kabulüne, söz konusu maddi tazminatın (parasal hakların) hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin bölümü yönünden; anılan kararın dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen reddine; İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin; 5.000,00-TL'lik kısmının kabulüne, hükmedilen 5.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihi olan 09/06/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya dair manevi tazminat isteminin ise reddine ilişkin bölümü yönünden; her ne kadar olayda tazminat istemine dayanak alınan işlem mahkeme kararıyla iptal edilmiş ise de bu işlem hakkında verilen iptal kararının tek başına idarenin manevi tazminat sorumluluğunu doğurmayacağı ve manevi tazminat ödenmesini gerektirmeyeceği, ortada ağır hizmet kusurunun, dolayısıyla manevi tazminat verilmesini gerektirecek bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkeme kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına ve davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br> Davalı idare tarafından, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlem ile maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir. <br> Davacı tarafından, dava konusu işlemin hukuka aykırılığının sabit olduğu, isnat edilen fiilin niteliği göz önünde bulundurulduğunda manevi zararının giderilmesi gerektiği ileri sürülerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.<br><br>TARAFLARIN CEVAPLARI : Cevap verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME : <br> I- Davalı İdarenin, Bölge İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmına yönelik temyiz istemi incelendiğinde:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 3. maddesinde illerin idaresinin yetki genişliği esasına dayandığı; 4. maddesinde il genel idaresinin başının vali olduğu, bakanlıkların kuruluş mevzuatına göre illerde lüzumu kadar teşkilat bulunacağı, bu teşkilatın her birinin başında bulunanların il idare şube başkanları olduğu; 9. maddesinde, valinin ilde cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtası olduğu, valilerin bu sıfatla ilin genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumlu oldukları, Bakanlıklar ve tüzel kişiliği haiz genel müdürlüklerin, il genel idare teşkilatına ait bütün işleri doğrudan doğruya valiliklere yazacakları, valiliklerin de illere ait işler için ilgili bakanlık veya tüzel kişiliği haiz genel müdürlüklerle doğrudan doğruya muharebede bulunacakları, ancak valilerin hesabata ve teknik hususlara ait işlerde idare şube başkanlarına vali adına imza yetkisi verebilecekleri düzenlenmiştir.<br>Her idari merciin idare adına irade açıklama yetkisi olmayıp, idare adına irade açıklayabilecek olan idari mercilerin sayısı belirli ve sınırlıdır. Buna göre merkezi idarede idare adına irade açıklamaya yetkili makamlar; Cumhurbaşkanı ve bakanlar, taşra teşkilatında ise yetki genişliği ilkesi nedeniyle valilerdir. Kaymakamların idare adına irade açıklayarak idari kararlar alabilmeleri ancak kanunlarda açıkça öngörülmesi halinde mümkündür. <br>Yukarıda ilgili hükümlerine yer verilen İl İdaresi Kanunu’na göre vali, Devlet tüzel kişiliğinin ildeki temsilcisidir. Aynı zamanda bakanlıkların ildeki temsilcisi olan vali, Devlet adına her türlü işlemi yapmaya yetkilidir. 5442 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na göre ildeki Devlet memurlarından bir kısmını doğrudan atamak, bir kısmının atanması konusunda görüşünü bildirmek ve bir kısmının da görev yerlerini belirlemek ve değiştirmek valinin görev ve yetkileri arasındadır. Kanun’a göre il idaresinin ikinci bölümünü il idare şube başkanları oluşturur. Valinin emri altında olan il idare şube başkanları, kendi görev alanlarına giren işlerin yürütülmesinden valiye karşı sorumludurlar. Anılanların, doğrudan doğruya işlem yapma yetkileri yoktur. Bunlar, kendi görev alanına giren konularda işlem ve kararları hazırlar, valiye önerir ve ancak valinin onayını aldıktan sonra uygulamaya koyabilirler. İl idare şube başkanları ilgili bakanlıklarla olan yazışmalarını vali aracılığıyla yaparlar. İl sağlık müdürü, Sağlık Bakanlığının ildeki teşkilatının başında yer almakta olup, il idare şube başkanı olarak görev yapmaktadır.<br>Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında; illerde merkezi idare adına irade açıklamaya tek yetkili vali olduğundan, il sağlık müdürü imzası ile tesis edilen dava konusu işlemde yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.<br> II- Davalı idarenin, Bölge İdare Mahkemesi kararının 10.000,00-TL'lik maddi tazminat isteminin kabulü ve söz konusu maddi tazminatın (parasal hakların) hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemi ile davacının, Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemi incelendiğinde:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın, maddi ve manevi tazminat istemine yönelik kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU : <br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalı İdarenin, dava konusu işlemin iptaline ilişkin karar kısmına yönelik temyiz isteminin reddi ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın anılan kısmının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA oyçokluğuyla,<br>2. Tarafların, maddi ve manevi tazminata ilişkin karar kısımlarına yönelik temyiz istemlerinin reddi ile Bursa Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın anılan kısımlarının ONANMASINA oybirliğiyle, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan taraflar üzerinde bırakılmasına, fazladan yatırılan ...-TL karar düzeltme harcının davacıya iadesine, <br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın, kararı veren ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/11/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi. <br><br><br>(X) KARŞI OY :<br> Dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının "iptal" gerekçesi hukuk ve usule uygun olduğundan, anılan işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçe değişikliği yapılmadan onanması gerektiği oyu ile Daire kararına gerekçe değişikliği yönünden katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>
tazminat