<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/3974 E. , 2025/1111 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/3974<br>Karar No : 2025/1111 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI): ... Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ... 2-...3- ... 4- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılardan ... ve ...'ün oğlu, ... ve ...'ün kardeşi olan...'ün Kepez Spor Kompleksinin duvarından içeriye atlamak istediği sırada korkuluk demirinin üzerine düşmesi ve korkuluk demirinin batması sonucunda hayatını kaybetmesi nedeniyle uğramış oldukları zararlardan davalı idarenin hizmet kusuru kapsamında sorumlu olduğundan bahisle uğramış oldukları maddi ve manevi zararın tazmini amacıyla davacılardan ... için 40.000,00 TL maddi, (23/10/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile 170.000,00 TL olarak artırılmıştır.) 50.000,00 TL manevi, ... için 35.000,00 TL maddi, (23/10/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile 125.000,00 TL olarak artırılmıştır.) 50.000,00 TL manevi, ... için 25.000,00 TL manevi, ... için 25.000,00 TL manevi olmak üzere toplamda 225.000,00 TL tazminatın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; konuya ilişkin ceza dava dosyasında yer alan bilirkişi raporları ve tüm bilgi belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, öncelikli olarak idarenin eylemi ile zarar arasında nedensellik bağının mevcut olduğu zira olayın oluşumunda davacıların yakınının ... Spor Kompleksinin duvarından atlayarak içeriye girmek istediği esnada ayağının takılması neticesinde korkuluk demirinin üzerine düştüğü ve atlamak istediği bölümdeki demir korkuluğun sivri uç kısımlarının vücuduna batması neticesinde yaralanarak hayatını kaybettiği, davalı idarece bahçe duvarı üzerindeki hasar görmüş ucu sivri demir korkulukların üzerinden atlayarak geçmeye çalışacak insanlara zarar verilebileceğini öngörerek bakım ve onarımı hususunda gerekli dikkatin gösterilmediği, zararın meydana gelmesinde davalı idarenin gerek hizmetin geç işlemesi gerekse de kötü işlemesi yönlerinden hizmet kusurunun bulunduğu, meydana gelen zararlardan idarenin tazmin sorumluluğunu doğuracak koşulların gerçekleştiği, diğer taraftan, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerektiği, müterafik kusurun, zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına etki etmesi olduğu, böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarlarının müterafik kusur oranında azaltılması gerektiği, kamu idarelerinin kusurlu sorumluluklarına dayanılan tam yargı davalarında, hiç kimsenin bir başkasının kusurundan kaynaklanan zararı tazmin etmek zorunda bırakılamayacağı ilkesinden hareketle, idarelerin ancak kendi kusurlarından kaynaklanan zararları tazmin etmeye mahkum edilebileceklerinin açık olduğu, davacıların yakınının hayatını kaybetmesi olayıyla ilgili olarak adli yargı yerinde alınan bilirkişi raporları incelenerek Mahkeme heyetince davalı idare ajanının zararın meydana gelmesinde tali kusurlu, davacıların yakınının ise asli kusurlu olduğu, dolayısıyla davacıların yakını küçüğün ortaya çıkan zarardan %75 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, davacıların maddi tazminat talebi incelendiğinde; Mahkemenin 08/12/2020 tarihli Ara Kararı ile dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, aktüerya bilirkişisi tarafından sunulan bilirkişi raporunda özetle; "Destekleri ...'ın hayatını kaybetmesi nedeniyle anne ...'nın 217.780,24 TL, baba ... 156.925,48 TL destekten yoksun kaldıklarının" tespit edildiği, davacılar tarafından verilen ve 23/10/2020 tarihinde Mahkeme kaydına giren ıslah dilekçesi ile ... için talep edilen tazminat miktarının 170.000,00 TL, ...için talep edilen tazminat miktarının 125.000,00 TL olarak artırıldığı, bilirkişi raporundaki hesaplamanın kusur indirimi yapılmadan nihai zarar olarak hesaplandığı, davalı idare görevlisinın %25 oranında kusurlu, davacıların yakınının ise %75 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığından, kusur indiriminin bu kapsamda yapılması gerektiği, buna göre de taleple bağlılık ilkesi gereğince ... için tespit edilen 217.780,24 TL zarardan %75 oranında müterafik kusur indirimi yapılması sonucu hesaplanan 54.445,06-TL'nin,... için tespit edilen 156.925,48 TL zarardan, %75 oranında müterafik kusur indirimi yapılması sonucu hesaplanan 39.231,37 TL'nin destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplamda 93.676,43 TL maddi tazminatın 75.000,00 TL'sinin ...İdare Mahkemesi'nin merciine tevdi kararının davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, kalan 18.676,43 TL'sinin ise ıslah dilekçesinin Mahkeme kaydına girdiği 23/10/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talepleri ile faiz isteminin ise reddine, davacıların manevi tazminat talepleri bakımından: davacıların, yakınının ölümü ile sonuçlanan olay nedeniyle üzüntü ve acı duyduklarının açık olduğu, olaydaki hizmet kusurunun ortaya konulan niteliği ve manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmaması gerektiğine dair ilkeler doğrultusunda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle mütevaffanın annesi davacı...'e takdiren 25.000,00 TL, mütevaffanın babası davacı...'e takdiren 25.000,00 TL ve mütevaffanın kardeşleri davacı ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplamda 70.000,00 TL manevi tazminatın, ... İdare Mahkemesi'nin merciine tevdi kararının davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmesi, fazlaya ilişkin manevi tazminat talepleri ile faiz isteminin ise reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idarenin istinaf başvurusu yönünden; istinaf başvurusuna konu karar usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğundan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45 inci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine, davacıların istinaf başvuruları yönünden; uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmadığı, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu sonucuna varıldığından, davacılar lehine hükmedilen tazminatın ... İdare Mahkemesi'nin merciine tevdii kararının davalı idareye tebliğ tarihi olan 22/10/2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği, öte yandan, İdare Mahkemesi kararında yer alan ıslah dilekçesi ile artırılan kısım yönünden söz konusu dilekçenin Mahkeme kaydına girdiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiğine ilişkin gerekçenin ve buna ilişkin olarak hüküm fıkrasında yer alan ibarelerin karardan çıkarılması, "davacılar lehine hükmedilen tazminatın tamamına ... İdare Mahkemesi'nin merciine tevdii kararının davalı idareye tebliğ tarihi olan 22.10.2019 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine..." ilişkin ibarenin kararın hüküm fıkrasına eklenmesi gerektiğine, reddedilen manevi tazminat yönünden ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrasındaki kaldırma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından davacı tarafın bu kısma yönelik istinaf başvurusunun reddi gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf istemlerinin düzeltilerek reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarelerinin olayda kusuru bulunmadığından, davanın reddi gerektiği, bilirkişi raporunda belirtilen hesaplamanın yüksek olduğuna ilişkin itirazlarının değerlendirilmediği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından ilgili tarafa iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 19/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br><br>KARŞI OY :<br>(X)- Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibariyle karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir.<br>Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalan miktarın idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır.<br>Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan elem, üzüntü, keder gibi olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.<br>Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla parasal miktar olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiğinden temyiz talebinin kısmen kabul edilerek İstinaf Mahkemesi kararının bu kısım yönünden bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>
tazminat