<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/6633 E. , 2024/6671 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2024/6633<br>Karar No : 2024/6671<br><br>YETKİLİ YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ KARARI<br>Davacı ... vekili Av. ... tarafından, müvekkilinin ... Komd.Tug. ... Komd. Tb. ... Komd. ... Komutanlığı bünyesinde piyade uzman çavuş olarak görev yapmakta iken İdlib bölgesinde düzenlenecek olan operasyona katılmak için görevli olarak bulunduğu Mardin ilinde geçirdiği kaza sonucu yaralanması neticesinde uğradığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle yapılan 17/07/2020 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile 10.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle Milli Savunma Bakanlığına karşı açılan davada, Ankara 18. İdare Mahkemesince verilen, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde Mardin İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin 03/11/2020 tarih ve E:2020/1892, K:2020/1665 sayılı karar üzerine, Mardin 3. İdare Mahkemesince; uyuşmazlığın esası incelenerek dava konusu işlemin iptali, davacının maddi tazminat isteminin reddi, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen 24/11/2021 tarih ve E:2020/538, K:2021/1173 sayılı karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvuruları üzerine Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 20/10/2024 tarih ve E:2022/812, K:2024/1940 sayılı kararı ile istinaf başvurularının kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılarak işin esası hakkında yeniden karar verilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesi sonrasında Mardin 3. İdare Mahkemesince 2577 sayılı Kanun'un 20/C maddesi uyarınca verilen, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin 29/11/2024 tarih ve E:2024/1536, K:2024/1532 sayılı karar üzerine ortaya çıkan yetki uyuşmazlığına ilişkin dosya, 2577 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca incelenerek gereği görüşüldü:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 36. maddesinde, idari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkemenin sırasıyla, (a) zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili; (b) zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer; (c) diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer idari mahkemesi olduğu kurala bağlanmıştır.<br>30/06/2021 tarih ve 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7329 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na eklenen "Askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklara dair hükümler" başlıklı 20/C maddesinin 1. fıkrasında, "Bu madde; Millî Savunma Bakanlığı kadrolarında çalışan kamu görevlileri ile 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu kapsamında askerlik hizmetini yerine getiren yedek subaylar ve yedek astsubaylar ile erbaş ve erleri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır." hükmüne yer verilmiş; 13/07/2022 tarih ve 31892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7415 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile de anılan fıkraya, "Bu uyuşmazlıkların çözümünde ilgilinin görev yaptığı yerin idari yargı yetkisi yönünden bağlı olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir." hükmü eklenmiştir.<br>Bakılan davada ortaya çıkan yetki uyuşmazlığının çözüme kavuşturulabilmesi için 13/07/2022 tarih ve 31892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7415 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 20/C maddesinin 1. fıkrasına eklenen özel yetki kuralının bu davada uygulanıp uygulanamayacağının ortaya konulması; başka bir deyişle, özel yetki kuralının yürürlüğe girdiği 13/07/2022 tarihinden önce İdare Mahkemelerince verilen nihai kararlar üzerine, anılan özel yetki kuralının dikkate alınıp alınmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.<br>Bilindiği üzere, usul hukuku alanında geçerli olan temel ilke, yargılamaya ilişkin kanun hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Bu ilkenin benimsenmesinin nedeni ise usul hükümlerinin kamu düzeni ile yakından ilgili olmasıdır.<br>Usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık kuralı ile birlikte dikkate alınması gereken diğer bir husus da yeni usul kuralı yürürlüğe girdiğinde, ilgili usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığıdır. Çünkü bir usul işlemi tamamlandıktan sonra yeni kural yürürlüğe girerse tamamlanmış işlem geçerli olarak kalır. Buna karşılık bir usul işlemi henüz tamamlanmamış ise yeni kanun, kural olarak hemen yürürlüğe girecektir. Başka bir deyişle, tamamlanmış usul işlemleri, yeni yürürlüğe giren usul hükmünden etkilenmeyecektir.<br>Nitekim, medeni yargılama hukukuna ilişkin usul kanunu niteliğindeki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 448. maddesinde “Bu kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla” derhal uygulanır denilmek suretiyle usul hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık ilkesi benimsenmiş, tamamlanmış işlemler ise istisna kapsamında tutulmuştur.<br> Dava, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayan ve bir kararla sonuçlanıncaya kadar devam eden çeşitli usul işlemlerinden ve aşamalarından oluşmaktadır. Yargılama sırasında yapılan bir usul işlemi ve kesiti tamamlanmış ise artık yeni kanun o usul işlemi hakkında etkili olmayacak dolayısıyla da uygulanmayacaktır.<br>Bu açıklamalar kapsamında, usul kurallarından biri olan yetki kuralının nihai karar verilinceye kadar mahkemece gözetilmesi, yeni bir yetki kuralının yürürlüğe girmesiyle birlikte derhal uygulanırlık ilkesi uyarınca yetkisizlik kararı verilerek dava dosyasının yetkili Mahkemeye gönderilmesi gerekmektedir. Zira, dava dilekçesinin mahkeme kayıtlarına girdiği andan nihai kararın verilmesi anına kadarki süreçte yetki kuralına ilişkin usul işleminin tamamlandığından söz edilemez. Ancak, nihai kararın verilmesiyle mahkemece dosyadan el çekildiğinden esasa ve usule ilişkin tüm işlemler tamamlanmış olacaktır. Nihai kararın verildiği tarih itibarıyla yetkili mahkemece uyuşmazlık çözüme kavuşturulmuş olacağından, sonradan yürürlüğe giren yetki kuralı Mahkemenin yetkisizliği sonucunu doğurmayacaktır.<br>Bakılan davada, Mardin 3. İdare Mahkemesince 13/07/2022 tarih ve 31892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7415 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 20/C maddesinin 1. fıkrasına eklenen özel yetki kuralı yürürlüğe girmeden önce 24/11/2021 tarihinde uyuşmazlığın esası hakkında nihai karar verilerek usule ilişkin işlemler tamamlanmış olduğundan, anılan özel yetki kuralının uygulanamayacağı sonucuna varılmaktadır.<br> Bu durumda; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 36. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde dava konusu olayın Mardin ilinde meydana gelmesi nedeniyle hizmetin görüldüğü yer idare mahkemesi olan Mardin İdare Mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna varılmaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın görüm ve çözümünde Mardin İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna, dosyanın Mardin 3. İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın Ankara 18. İdare Mahkemesine ve taraflara bildirilmesine, 19/12/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br> <br><br>(X) KARŞI OY:<br>Dava; davacının, ... Komd.Tug. ... Komd. Tb. ... Komd. ... Komutanlığı bünyesinde piyade uzman çavuş olarak görev yapmakta iken İdlib bölgesinde düzenlenecek olan operasyona katılmak için görevli olarak bulunduğu Mardin ilinde geçirdiği kaza sonucu yaralanması neticesinde uğradığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle yapılan 17/07/2020 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile 10.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>30/06/2021 tarih ve 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7329 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na eklenen "Askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklara dair hükümler" başlıklı 20/C maddesinin 1. fıkrasında, "Bu madde; Millî Savunma Bakanlığı kadrolarında çalışan kamu görevlileri ile 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu kapsamında askerlik hizmetini yerine getiren yedek subaylar ve yedek astsubaylar ile erbaş ve erleri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır." hükmüne yer verilmiş; 13/07/2022 tarih ve 31892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7415 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile de anılan fıkraya, "Bu uyuşmazlıkların çözümünde ilgilinin görev yaptığı yerin idari yargı yetkisi yönünden bağlı olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir." hükmü eklenmiştir.<br>Bakılan davada ortaya çıkan yetki uyuşmazlığının çözüme kavuşturulabilmesi için 13/07/2022 tarih ve 31892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7415 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 20/C maddesinin 1. fıkrasına eklenen özel yetki kuralının bu davada uygulanıp uygulanamayacağının ortaya konulması; başka bir deyişle, özel yetki kuralının yürürlüğe girdiği 13/07/2022 tarihinden önce İdare Mahkemelerince verilen nihai kararlar üzerine, anılan özel yetki kuralının dikkate alınıp alınmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.<br>Bilindiği üzere, usul hukuku alanında geçerli olan temel ilke, yargılamaya ilişkin kanun hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Bu ilkenin benimsenmesinin nedeni ise usul hükümlerinin kamu düzeni ile yakından ilgili olmasıdır.<br>Öte yandan, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 32. maddesinin 2. fıkrasında, bu Kanun'un uygulanmasında "yetki"nin kamu düzeninden olduğu hükme bağlanmıştır.<br> Kanun'un 20/C maddesinde yer verilen "ilgilinin görev yaptığı yer" ibaresinden, madde kapsamındaki kamu görevlilerinin geçici ya da belirli bir süre görev yapmak üzere bulundukları yerin değil, daimi kadrolarının bulunduğu yerin anlaşılması gerektiği açıktır.<br>Bu durumda, bakılmakta olan bu davada 2577 sayılı Kanun'un 20/C maddesi uyarınca yetkili yargı yerinin belirlenmesi gerekmekte olup; davacının ülkemiz sınırları dışında kalan İdlib bölgesinde düzenlenecek olan operasyona katılmak için görevli olarak bulunduğu Mardin ilinde geçirdiği kaza sonucunda yaralandığından bahisle uğradığı iddia edilen zararların tazminine karar verilmesi istemiyle açılan iş bu tam yargı davasının görüm ve çözümünde, ilgilinin olay tarihinde kadrosunun bulunduğu yer mahiyetindeki görev yeri olan Kayseri ilinin idari yargı yetkisi yönünden bağlı olduğu Ankara Bölge İdare Mahkemesinin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi olan Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Açıklanan nedenle, davanın görüm ve çözümünde Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna karar verilmesi gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum. <br><br></font></p></body></html>
tazminat