<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2024/4320 E.  ,  2025/7687 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2024/4320<br>Karar No : 2025/7687 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACILAR): ...'a velayeten kendi adlarına asaleten<br> ... ve ...<br> ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Dava, davacıların yakını ...'ın Kırşehir Belediyesinde silahlı güvenlik olarak görev yapan Ş.E. ve S.A. tarafından öldürülmesi nedeniyle failleri Belediye çalışanı olduğu, eylemin Belediye tarafından verilen kelepçe ve jop kullanılarak yapıldığı dolayısıyla idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia olunan maddi zararların karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 5.000,00-TL, ... için 5.000,00-TL olmak üzere toplam 10.000,00-TL maddi tazminat ile meydana gelen olay sebebiyle yaşanan acı, ızdırap ve elem dolayısıyla uğranıldığı iddia olunan manevi zararların karşılığı olarak ... için 750.000,00-TL, ... için 750.000,00-TL, ... için 200.000,00-TL, ... için 200.00,00-TL olmak üzere toplam 1.900.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıların yakınının 24/03/2022 tarihinde öldürülmesi olayı ile idarenin hizmeti arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının belirlenmesinin gerektiği, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde, aynı zamanda davalı idare çalışanı olan sanıkların mesai dışında eylemi gerçekleştirdiği, olayda kullanılan silahın ruhsatsız olduğu dolayısıyla meydana gelen olaydaki fiilinin üçüncü kişinin ağır kusuru neticesinde gerçekleştirdiğinin değerlendirilmesi gerektiği ve olay ile idarenin hizmeti arasındaki illiyet bağının üçüncü kişinin ağır kusuru neticesinde kesildiği, davacılar tarafından her ne kadar olayı gerçekleştiren güvenlik görevlilerin hırsızlık suçuna karışmalarına karşın buna ilişkin davalı idarece suç duyurusunda bulunulmaması ayrıca olayı gerçekleştiren sanıklardan ...'ın adli sicil kaydında bulunan suç kaydı nedeniyle güvenlik görevlisi olarak istihdam edilemeyeceği ileri sürülmüş ise de, meydana gelen olay ile idarenin hizmeti arasındaki illiyet bağı üçüncü kişilerin ağır kusuru neticesinde kesildiğinden, ileri sürülen iddialar yönünden de davalı idareye kusur atfedilemeyeceği, bu durumda; ölüm olayından kaynaklanan zararın davalı idarenin sorumluluğundan veya hizmet kusurundan kaynaklanmadığı, üçüncü kişinin ağır kusurundan meydana geldiği, üçüncü kişinin ağır kusurundan meydana gelen ölüm olayı nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurundan veya kusursuz sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden, davacıların maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, usule ilişkin olarak, mahkemece takdir edilen vekalet ücretinin fahiş olduğu, AHİM ve Anayasa mahkemesi kararlarına aykırı olduğu, esasa ilişkin olarak ise davalı belediyenin olayda kusurunun olup olmadığının, tehlike sorumluluğunun bulunup bulunmadığının ve kusursuz sorumluluk sonucu ölümün meydana gelip gelmediğinin tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiği, olayda belediyenin kusuru ve ihmali nedeniyle, belediyenin ve halkın güvenliğini sağlayan ve belediye tarafından istihdam edilen güvenlik görevlilerinin, bu görevlerinin varlığından ve belediyenin verdiği araçlardan yararlanarak iki masum insana işkence yapmak suretiyle, delilleri yok etmek amacıyla ve canavarca hisle, kurşunladıktan sonra onları diri diri Kızılırmak’a atarak öldürdüğü, güvenlik görevlisi olarak istihdam edilen ...'ın sabıkalı olduğu. 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10/d maddesine göre özel güvenlik olarak çalıştırılmasının olanaksız olduğu, belediyeye ait kelepçeleri, copları ve giysileri kullanarak suçun işlendiği, Anayasa Mahkemesi kararına göre, davalı belediyenin tazminattan sorumlu olduğu iddiasıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br> MADDİ OLAY : <br> Davacıların yakını ... ve nişanlısı ...'in 24/03/2022 tarihinde Kırşehir Belediyesinde silahlı özel güvenlik olarak görev yapan ... ve ... tarafından öldürüldüğü, ... ve ... hakkında yapılan kovuşturmada ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "kasten öldürme", "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" ve "cinsel saldırı" suçlarından sanıkların 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 37 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, faillerin Belediye çalışanı olduğu, eylemin Belediye tarafından verilen kelepçe ve jop kullanılarak yapıldığı dolayısıyla idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle davacılar tarafından yapılan 22/12/2022 tarihli başvurunun davalı idarece cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine, maddi zararların karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 5.000,00-TL, ... için 5.000,00-TL olmak üzere toplam 10.000,00-TL maddi tazminat ile meydana gelen olay sebebiyle yaşanan acı, ızdırap ve elem dolayısıyla uğranıldığı iddia olunan manevi zararların karşılığı olarak ... için 750.000,00-TL, ... için 750.000,00-TL, ... için 200.000,00-TL, ... için 200.00,00-TL olmak üzere toplam 1.900.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br> Uyuşmazlık konusu olaya ilişkin olarak ... Belediye Başkanı ..., ... Belediye Başkan Yardımcısı ..., Kırşehir Belediye Başkanlığı Zabıta Müdür Vekili ... ve Kırşehir Belediye Başkanlığı Özel Güvenlik Birim Sorumlusu ...'ın; <br>1- Belediyede çalışan özel güvenlik görevlilerinin cop ve kelepçe gibi güvenlik araçlarını mesai bitiminde Belediyeye teslim edilmesini sağlayacak düzenlemeyi yapmamak ve gerekli önlemleri almamak suretiyle Belediyede özel güvenlik görevlisi olarak çalışan ... ile ...'nin ... ve ... adlı kişileri öldürmek için Belediyeye teslim etmedikleri kelepçeleri ve malzemeyi kullanmalarına neden olmak. <br>2- Basit yaralama suçundan iki kez ceza alan ve özel güvenlik görevlisi olma vasfını kaybeden Özel Güvenlik Görevlisi ...'ı Belediyede çalıştırmaya devam etmek.<br> 3- ...'ın özel güvenlik görevlisi olarak çalışmaya engel teşkil edecek şekilde psikolojisi bozuk olduğu halde, bu durumu dikkate almayıp ve adı geçeni sağlık kontrolüne göndermeyip Belediyede çalıştırmaya devam etmek.<br>Yukarıda sayılan isimlerle birlikte, ... Belediye Başkan Yardımcısı ..., ... Belediye Başkanlığı Park ve Bahçeler Müdür Vekili ...,<br><br>4- Özel Güvenlik Görevlileri ... ve ..., ...'in ve ...'ın öldürülmesi olayından birkaç hafta önce görev yerleri olan Kırşehir Belediyesi Asri Mezarlığında mazot hırsızlığı ve güvenlik kamerası kayıt cihazının çalınması olayına karıştıkları, bu suçlar Belediye Başkanı ve diğer yetkililerce bilindiği halde, adı geçenler hakkında yasal işlem yapmamak fiillerinden dolayı İçişleri Bakanının 3/11/2023 tarih ve Mül.Tef.Ku.Bşk.... sayılı soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararına yönelik itiraz neticesinde Danıştay 1. Daire Başkanlığının 17/10/2024 tarih ve E:2024/1173, K:2024/1390 sayılı kararı ile, <br>1 inci maddeden ilgililere isnat edilen eylemle ilgili olarak, yetkili merci kararında her ne kadar cop ve kelepçenin maddi güç araçları olduğu, mevzuata göre mesai bitiminde işyerine teslim edilmesi hususunda bir düzenleme bulunmadığı, sadece ateşli silahların görev alanı dışına çıkarılamayacağı yönünde düzenleme bulunduğu belirtilerek ilgililer hakkında soruşturma izni verilmemiş ise de; Kırşehir İl Emniyet Müdürlüğü - Özel Güvenlik Şube Müdürlüğünden temin edilen uzman mütalaa raporunda, cop ve kelepçenin mesai bitiminde işyerine teslim edilmesi hususunda bir hüküm bulunmadığı, ancak özel güvenlik personelinin kullandığı ve özel güvenlik izni verilen kurumca temin edilen cop ve kelepçe gibi diğer teçhizatların görev saatleri dışında nereye teslim edileceklerine ilişkin iç düzenlemenin ilgili özel güvenlik izni verilen kurum tarafından hazırlanması ve özel güvenlik personeline tebliğ edilmesi gerektiği değerlendirmelerine yer verildiği, ön inceleme kapsamında alınan ifadelerde de özel güvenlik teçhizatının mesai bitiminde nereye teslim edileceği ile ilgili bir iç düzenleme bulunmadığının ifade edildiği, bu doğrultuda Belediyede özel güvenlik görevlisi olarak çalıştırılan personelin kullanımında olan cop ve kelepçenin mesai bitiminde, görev alanı dışında ve maksadından farklı şekilde kullanımının önüne geçilmesi amacıyla bu konuda Belediye yetkililerince bir düzenlemenin yapılmadığının ve gerekli tedbirlerin alınmadığının, bu ihmalin de ... ile ...'nin karıştıkları cinayetin işlenmesinde söz konusu malzemenin kullanılmasına neden olduğunun görüldüğü, bu nedenle ilgililere isnat edilen eylemin, haklarında soruşturma yapılmasına gerektirecek nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, itirazların kabulüyle İçişleri Bakanının 3.11.2023 tarih ve Mül.Tef.Ku.Bşk.... sayılı kararının; 1 inci maddeden ..., ..., ... ve ...için soruşturma izni verilmemesine ilişkin kısmının kaldırılmasına, <br>2 nci ve 3 üncü maddelerden ilgililere isnat edilen eylemlerle ilgili olarak; ...'in ve ...'ın öldürülmesi olayının sanıklarından olan ...'ın adli sicil kaydının incelenmesinden, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kasten yaralama suçundan 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ...Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla da kasten yaralama suçundan 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin belirlendiği, ...'a mesai saatleri içerisinde yetkili amirini üzerine yürüyerek tehdit etme eylemi nedeniyle 7.9.2020 tarihinde 3 günlük yevmiye kesme cezası verildiğinin anlaşıldığı, söz konusu olaya Belediye çalışanlarının tanık olduğu, konu hakkında tutanak düzenlenerek tutanakta adı geçenin eyleminin sübut bulduğunun belirtildiği, dolayısıyla ...'ın gerek iki kez kasten yaralama suçundan aldığı cezalar gerekse disiplin dosyasındaki tutanaklar ve disiplin cezasına konu eylemi dikkate alındığında, psikolojik olarak sağlıklı olup olmadığı, Belediyede özel güvenlik görevlisi olma vasfını taşıyıp taşımadığı hususunda tereddüt oluşması, bu konuda amirlerince araştırma yapılması gerektiği, bu bağlamda, yetkili merci kararında her ne kadar özel güvenlik görevlilerinin çalışma izinlerinin iptal yetkisinin Kırşehir İl Özel Güvenlik Komisyonunda olduğu belirtilmişse de, adı geçenin almış olduğu cezalar ve karıştığı olaylar doğrultusunda Komisyona bildirim yapma sorumluluğunun da Belediyeye ait olduğu, adı geçenin güvenlik görevlisi sertifikası iptal edilmemiş olsa dahi, iş akdinin Belediye tarafından feshine engel bir durum olmadığı halde, tehdit ve yaralama suçları nedeniyle şiddete yatkın olduğu düşünülmesi gereken bu kişinin anılan göreve devamı noktasında şüphe oluşması gerektiği, bu nedenlerle ilgililere isnat edilen eylemlerin, haklarında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, itirazların kabulüyle İçişleri Bakanının 3.11.2023 tarih ve Mül.Tef.Ku.Bşk.... sayılı kararının; 2 nci ve 3 üncü maddelerden ..., ..., ... ve ...için soruşturma izni verilmemesine ilişkin kısmının kaldırılmasına, <br>4 üncü maddeden ilgililere isnat edilen eylemin, haklarında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, İçişleri Bakanının 3.11.2023 tarih ve Mül.Tef.Ku.Bşk.... sayılı kararının; 4 üncü maddeden ..., ..., ..., ..., ... ve ...için soruşturma izni verilmemesine ilişkin kısmına yapılan itirazların reddine karar verilmiştir.<br>Bahse konu soruşturma izni ile birlikte ... Cumhuriyet Başsavcılığınca Soruşturma No: ... Esas No: ..., İddianame No: ...sayılı kararı ile iddianame düzenlenmiş, ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında kovuşturma aşamasına geçilmişitir.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, herkesin yaşam hakkının yasanın korunması altında olduğu belirtilmekle, yaşam hakkının korunması devletlerin pozitif yükümlülüğü olarak öngörülmüştür.<br>Anayasanın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinde; "Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır..." hükmüne yer verilmiştir.<br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> Kamu tüzel kişisi olan veya tüzel kişiliği bulunmamakla birlikte soyut bir örgüt olan idarelerin, ancak organ ve ajanları (personeli) aracılığıyla hizmet sunabilmelerine bağlı olarak, idare hukukunda "hizmet kusuru", özel hukuktaki sübjektif niteliğinden uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe bürünmüştür. Başka bir deyişle, personelin faaliyeti (işlem veya eylemi), kamu hizmeti ve yararı amacıyla yapıldığı için idari hizmet ile tam anlamıyla bütünleşip kaynaştığından, faaliyet sırasında işlenen kusur, artık bireysel ve bağımsız olmaktan çıkmakta ve hizmetin kusurlu işletilmesine neden olan kamu görevlisine değil, adına kamu hizmeti yürütülen idareye izafe olunmaktadır. Bu bakımdan hizmet kusuru, ajanlardan sadır olmakla beraber, onların şahıslarına atıf ve izafe edilemeyen, mal edilemeyen faaliyetler sırasında ortaya çıkmaktadır.<br> Bu bağlamda, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve gerekli eğitimler sonucunda yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu, tartışmasızdır. Bir diğer ifade ile personelin yetersiz eğitimi, talimat eksikliği hatalı görev dağılımı ve denetim boşluğu gibi nedenler hizmetin kusurlu işlemesine sebep olur ise bu durumda kamu görevlisinin kişisel kusurundan kaynaklandığı ileri sürülse dahi idarenin eğitim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle hizmet kusurunun varlığından söz edilebilecektir. <br>Ayrıca, kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken, mevzuatın, üstlenilen ödevin ve yürütülen hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendilerine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak yine de resmi yetki, görev ve olanaklarından yararlanarak, yaptıkları eylem ve işledikleri kusurları, idareden ayrılamamaları nedeniyle görevle ilgili olarak işlenen "görev kusuru" niteliğinde hizmet kusurunu oluşturmaktadır. Belirtilen biçimde görev kusurunun varlığı halinde zarar gören kişiler, idarenin personeline karşı suç niteliğindeki eylemleri nedeniyle dava açabilecekleri gibi, onları çalıştıran idareye karşı da dava açmaları mümkün bulunmaktadır. <br> İdari yargı mercileri, tam yargı davalarında öncelikli olarak bir zararın var olup olmadığını, eğer zarar var ise bu zarar ile idari eylem veya işlem arasında bir illiyet bağının bulunup bulunmadığını araştırırlar. Eğer zarar ile idari işlem veya eylem şeklinde tezahür eden idari tasarruflar arasında sebep sonuç ilişkisi tespit edilmişse idarenin zararın bütününden veya bir kısmından sorumlu tutulması kaçınılmazdır. Üçüncü kişinin kusuru, mücbir sebepler, zarar görenin fiili gibi idari faaliyet dışı etkenler velev ki zararın oluşumunda esas amil olsunlar idarenin sorumluluğunu tamamıyla ortadan kaldırmazlar, zira mahkeme zarar ile idari faaliyet arasında başlangıçta bir sebep sonuç ilişkisi kurmuştur. İdari faaliyetin ve dış etkenlerin zararın oluşumuna veya büyümesine katkıları oranında tazmin sorumluluğunu paylaşacakları tabiidir. <br> Öte yandan kamu görevlilerinin görevlerini yaparken yeterli özeni göstermemeleri nedeniyle bireylerin zarara uğramaları veya özensizliğin zararın artmasına yol açmaları halinde özensiz davranan kamu görevlileri cezai veya disipliner bir yaptırıma maruz kalmasalar hatta haklarında hiçbir soruşturma ve kovuşturma açılmasa bile idarenin tazmin sorumluluğu ortaya çıkabilir. Kamu görevlisinin görevinde yeterli özeni göstermemesinin zararın oluşumuna etkisinin ispat edilebilir olması bu durum için yeterlidir.<br> Uyuşmazlıkta davacılar yakınının zarar gördüğü tartışmasızdır. Zarar veren kişiler davalı idarenin çalışanı, zarar verilirken kullanılan alet ve edavatın bir kısmı davalı idarece çalışanlarına görevleri sırasında kullanılmak üzere teslim ettiği ekipmandır. Uyuşmazlık konusu kapsamında kamu görevlilerinin eylemleri hakkında Danıştay Birinci Dairesince; "Kırşehir İl Emniyet Müdürlüğü - Özel Güvenlik Şube Müdürlüğünden temin edilen uzman mütalaa raporunda, cop ve kelepçenin mesai bitiminde işyerine teslim edilmesi hususunda bir hüküm bulunmadığı, ancak özel güvenlik personelinin kullandığı ve özel güvenlik izni verilen kurumca temin edilen cop ve kelepçe gibi diğer teçhizatların görev saatleri dışında nereye teslim edileceklerine ilişkin iç düzenlemenin ilgili özel güvenlik izni verilen kurum tarafından hazırlanması ve özel güvenlik personeline tebliğ edilmesi gerektiği değerlendirmelerine yer verildiği, ön inceleme kapsamında alınan ifadelerde de özel güvenlik teçhizatının mesai bitiminde nereye teslim edileceği ile ilgili bir iç düzenleme bulunmadığının ifade edildiği, bu doğrultuda Belediyede özel güvenlik görevlisi olarak çalıştırılan personelin kullanımında olan cop ve kelepçenin mesai bitiminde, görev alanı dışında ve maksadından farklı şekilde kullanımının önüne geçilmesi amacıyla bu konuda Belediye yetkililerince bir düzenlemenin yapılmadığının ve gerekli tedbirlerin alınmadığının, bu ihmalin de ... ile ...'nin karıştıkları cinayetin işlenmesinde söz konusu malzemenin kullanılmasına neden olduğunun görüldüğü, bu nedenle ilgililere isnat edilen eylemin, haklarında soruşturma yapılmasına gerektirecek nitelikte bulunduğu" tespitleri ile "olayının sanıklarından olan ...'ın adli sicil kaydının incelenmesinden, ... Asliye Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kasten yaralama suçundan 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla da kasten yaralama suçundan 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin belirlendiği, ...'a mesai saatleri içerisinde yetkili amirini üzerine yürüyerek tehdit etme eylemi nedeniyle 7.9.2020 tarihinde 3 günlük yevmiye kesme cezası verildiğinin anlaşıldığı, söz konusu olaya Belediye çalışanlarının tanık olduğu, konu hakkında tutanak düzenlenerek tutanakta adı geçenin eyleminin sübut bulduğunun belirtildiği, dolayısıyla ...'ın gerek iki kez kasten yaralama suçundan aldığı cezalar gerekse disiplin dosyasındaki tutanaklar ve disiplin cezasına konu eylemi dikkate alındığında, psikolojik olarak sağlıklı olup olmadığı, Belediyede özel güvenlik görevlisi olma vasfını taşıyıp taşımadığı hususunda tereddüt oluşması, bu konuda amirlerince araştırma yapılması gerektiği, bu bağlamda, yetkili merci kararında her ne kadar özel güvenlik görevlilerinin çalışma izinlerinin iptal yetkisinin Kırşehir İl Özel Güvenlik Komisyonunda olduğu belirtilmişse de, adı geçenin almış olduğu cezalar ve karıştığı olaylar doğrultusunda Komisyona bildirim yapma sorumluluğunun da Belediyeye ait olduğu, adı geçenin güvenlik görevlisi sertifikası iptal edilmemiş olsa dahi, iş akdinin Belediye tarafından feshine engel bir durum olmadığı halde, tehdit ve yaralama suçları nedeniyle şiddete yatkın olduğu düşünülmesi gereken bu kişinin anılan göreve devamı noktasında şüphe oluşması gerektiği, bu nedenlerle ilgililere isnat edilen eylemlerin, haklarında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunduğu" tespitlerine yer verilmiştir. <br> Anlaşıldığı üzere davalı idare zor kullanma yetkisi ile donattığı personelin seçiminde ve eğitiminde gerekli özeni göstermemiş, sadece göreve münhasır olan ekipmanın mesai saatleri dışında kullanılmamasına yönelik tedbirleri almamıştır. Bu hususlar idarenin meydana gelen zarardan tazmin sorumluluğunun ortaya konulmasında yeterlidir.<br> Bu durumda "ölüm olayından kaynaklanan zararın davalı idarenin sorumluluğundan veya hizmet kusurundan kaynaklanmadığı, üçüncü kişinin ağır kusurundan meydana geldiği, üçüncü kişinin ağır kusurundan meydana gelen ölüm olayı nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurundan veya kusursuz sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden, davacıların maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddi" yönündeki idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararından hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, <br>4. Kesin olarak 16/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br> <br><br>KARŞI OY :<br><br>(X)- Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı karar gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, temyize konu edilen kararın onanması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br><br><br><br><br><br> <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

tazminat