<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3422 E.  ,  2024/3088 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2022/3422<br>Karar No : 2024/3088<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI : ... Kurulu<br> VEKİLİ: Av. ...<br> <br> KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 24/05/2022 tarih ve E:2018/2721, K:2022/3640 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının iptali istenen karar tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/05/2022 tarih ve E:2018/2721, K:2022/3640 sayılı kararıyla;Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,<br>"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,<br>Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; <br>Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi... Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile esastan reddedildiği,<br>Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının FETÖ terör örgütü içerisinde yer aldığını, evliliğinin örgüt evliliği/katalog evlilik olduğunu, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğini ve onlara oy verdiğini, örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle görüştüğünü, birlikte hareket ettiğini ve örgütsel faaliyetlerde bulunduğunu ortaya koyacak nitelikte olmadığı anlaşılan tanık beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Nitekim, davacı ve eşine yönelik aynı tanık beyanlarının da aralarında yer aldığı deliller gerekçe gösterilerek Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının eşi K.K. tarafından açılan ve Dairelerinin E:2018/2722 sayısına kaydedilen davada, Dairelerinin 24/05/2022 tarih ve K:2022/3637 sayılı kararıyla anılan tanık beyanlarının davacının eşinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olarak kabul edilmediği ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun anılan kararının iptaline ve davacının eşinin bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verildiği,<br> Davacı ve davacının eşi K.K.'ye ait dijital materyallerin incelenmesi neticesinde düzenlenen Bilirkişi Raporu yönünden, söz konusu WhatsApp yazışmaları ile Daire kararında yer verilen bilgiler birlikte incelendiğinde, yazışmanın saat 18.06.20-18.13.50 ile 23.28.32-23.34.06 aralıklarında yapılan iki kısımdan oluştuğu, yazışmanın saat 18.06.20-18.13.50 arasında geçen ilk kısmının, davacı ve eşinin aynı adliyelerde birlikte çalıştıkları yargı mensuplarının FETÖ/PDY nedeniyle görevden uzaklaştırılmış olmalarına ve FETÖ/PDY nedeniyle görevden uzaklaştırılan yargı mensuplarına ilişkin listede kendi isimlerinin yer almadığına ilişkin olduğu; yazışmanın saat 23.28.32-23.34.06 arasında geçen ikinci kısmının ise gözaltına alınabileceklerine ilişkin olduğu ve davacı ile eşinin yazışmanın ilk kısmından (18.06.20-18.13.50 saatleri arası) sonra telefonla aramak suretiyle (ilki saat 18.42.32'de, sonuncusu 23.19.29'da yapılan) birçok defa iletişim kurduklarının anlaşıldığı, <br>Bu hususlar ışığında davacının söz konusu WhatsApp yazışmaları ile ilgili beyanları ve dava dosyasındaki diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının, söz konusu WhatsApp yazışmalarının ilk kısmına ilişkin olarak; FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle görevden uzaklaştırılan yargı mensuplarına ilişkin listede daha önce aynı adliyelerde birlikte çalıştıkları ve FETÖ ile ilgilerinin olamayacağını düşündüğü meslektaşlarının isimlerini görünce çok şaşırmaları ve Karaman'da ikili ilişkilerinin iyi olmadığı Başsavcı A.A. ve Komisyon Başkanı K.G.'nin kendisine ve eşine karşı olan olumsuz tavırlarını da düşününce kendi isimlerinin de bu listede olabileceği şüphesinin doğması üzerine, YBP üyesi olmamaları ve ülkede yaşanan olağanüstü olayların da etkisiyle, söz konusu listede kendi isimlerinin de olabileceğinden korkup mesajlaştıkları ve "çok şükür biz yokuz" dediklerine; yazışmanın ikinci kısmına ilişkin olarak ise; kendisinin ve eşinin FETÖ/PDY ile bağlantısı bulunduğundan bahisle görevden uzaklaştırıldıklarını ve görevden uzaklaştırılanlar hakkında gözaltı işlemi yapılacağını öğrendikten sonra yazışmanın 23.28.32-23.34.06 saatleri arasında geçen kısmının yapıldığına yönelik beyanlarının aksini ve söz konusu yazışmaların davacının örgütle bağlantısının göstergesi olduğunu ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığının görüldüğü,<br>Netice itibarıyla, davacının FETÖ terör örgütü içerisinde yer aldığını ortaya koyacak nitelikte olmadığı anlaşılan WhatsApp yazışmalarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Nitekim, aynı Bilirkişi Raporu'nun da aralarında yer aldığı deliller gerekçe gösterilerek Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının eşi K.K. tarafından açılan ve Dairelerinin E:2018/2722 sayısına kaydedilen davada, Dairelerinin 24/05/2022 tarih ve K:2022/3637 sayılı kararıyla anılan Bilirkişi Raporunun davacının eşinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak kabul edilmediği ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun anılan kararının iptaline ve davacının eşinin bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verildiği,<br>Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca idari soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan 11/11/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 28/03/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin .../... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,<br>Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede ve anılan iddianame üzerine açılan kamu davası neticesinde verilen beraat kararında yer alan hususlar yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede ve anılan iddianame üzerine açılan kamu davası neticesinde verilen beraat kararında yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br>Davacının eşi K.K.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı/irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ve Danıştay Beşinci Dairesinde açtığı dava dosyalarında mevcut deliller yönünden, <br>Davacının eşi K.K.'nin Dairelerinin E:2018/2722 ve E:2018/3150 sayısına kayıtlı olarak açtığı dava dosyalarında yer alan WhatsApp yazışmaları ve örgüt evliliği/katalog evlilik yaptığına ilişkin tanık beyanlarının, hem davacıya hem de eşine ilişkin tespitler olup, Dairenin E:2018/2722 sayılı dosyasında verilen 24/05/2022 tarih ve K:2022/3637 sayılı kararın ve işbu kararın "...Dijital Materyallerin İncelenmesi Neticesinde Düzenlenen Bilirkişi Raporu" ve "Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları" başlıklı kısımlarında, söz konusu tespitlerin davacının FETÖ terör örgütü içerisinde yer aldığını ortaya koyacak nitelikte olmadığının değerlendirildiği, öte yandan, davacının eşi K.K.'nin açtığı anılan dosyalarda yer alan diğer tespit ve belgelerde de davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle, davacının eşi K.K.'nin FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı/irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek,<br>Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile Daire kararında yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 11/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,<br>Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisakının ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği,<br> Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve/veya irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,<br>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı; dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, dava dosyasına sunulan delillerin, idarelerince davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkûmiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de, dava konusu işlem "üyelik" değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği; tanıklar A.A., E.H., M.Ü., K.G. ve C.E.'nin beyanları, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarihli yazısı ekinde iletilen davacı ve eşi K.K.'ye ait dijital verilere ilişkin olarak yapılan incelemeye dair hazırlanan 19 sayfalık bilirkişi raporunun 7 ila 9. sayfaları arasındaki Whatsapp yazışmaları, davacının sosyal çevresinin temelini oluşturan ve aynı mesleği icra eden eşi K.K.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu tespit edilerek meslekten çıkarılmasına karar verildiğine ilişkin bilgi ve ilgili hakkındaki bilgi ve belgeler yanında davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğuna dair deliller bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu; parasal ve özlük hak, maddi, manevi tazminat ve faize ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğu, 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği, söz konusu taleplerin dava tarihinden itibaren dikkate alınabileceği ve faiz konusunda da yasal faizin dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin de kabulünün mümkün olmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 07/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b)Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. <br>Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin mahsup edilmesi gerektiği tabiidir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararın iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/05/2022 tarih ve E:2018/2721, K:2022/3640 sayılı kararının ONANMASINA,<br>3. Kesin olarak, 02/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br><br><br><br>KARŞI OY<br>X- Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.<br>Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.<br>667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. <br>Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.<br>Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.<br>Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.<br>Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.<br>Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; yargı mensubu tanık A.A.'nın, "Ben bu çiftin net bir şekilde FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak içinde olduğunu ifade edemesem de seçimlerde FETÖ/PDY'nin adayları lehine duruş sergilediklerini ifade edebilirim" şeklindeki; yargı mensubu tanık K.G.'nin, "...Karaman Adliyesinde göreve başladıktan hemen sonra HSYK seçim sürecine girilmişti. B.K. ve eşi ... çok sessizlerdi. B.K. seçim öncesi görüşmelerimizde hangi adaylara oy vereceği noktasında net tavır sergilemedi. Kimlere oy vereceğini söylemedi. Seçim sonrası yaptığımız değerlendirmede B.K.’nin o dönemki ismiyle paralel yapı adaylarına oy verdiğini düşünmekteydik." şeklindeki, yargı mensubu tanık M.Ü.'nün "... 2014 yılı HSYK seçimleri öncesindeki adliye içerisindeki sosyal ortamı ile seçim sonrası yapılan oy tasniflerini birlikte değerlendirdiğimde ... ve eşinin bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarına oy verdiği kanaatine vardım...."<br> Şeklinde şeklinde beyanda bulundukları görülmüştür. <br>Tanık beyanlarından ve davacıya ait hizmet cetvelinin incelenmesinden; tanıklar ile davacının aynı tarihlerde (ve 2014 HSK seçimleri döneminde) Karaman Adliyesinde görev yaptıkları, davacı hakkındaki beyanların da birbirini destekler mahiyette ve örgüt için çok önemli olan 2014 HSK seçimlerine ilişkin olduğu görülmüştür. Tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden; ifadelerde 2014 HSK seçimleri öncesinde adliyede hakim ve savcılar arasında bir ayrışma yaşandığı, FETÖ ile irtibatlı olan ve olmayanlar şeklinde bir gruplaşma olduğu, davacının bu ayrışmada FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı anlaşılmaktadır.<br>Öte yandan, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun ... tarih ve ... soruşturma sayılı yazısı ile davacı ve eşi B.K.'ye ait dijital materyallerin incelenmesinin istenmesi üzerine, bilirkişi M.Y. tarafından düzenlenen 05/11/2018 tarihli Bilirkişi Raporunda, davacı ile eşi K.K. arasında 16/07/2016 tarihinde yapılan WhatsApp görüşmelerinde HSK tarafından görevden uzaklaştırılmasına karar verilen hakim ve savcılar listesinden bahsedilerek; "Biz yokuz Allaha şükür", "kac kez baktim","Gruba attılar yeni", "Aciga alinanlar", "Herseye hazirlikli ol polisler almaya gelirse A.'ya gorunmeden gitmenin bir yolunu düşün", Kizin cantasini filan ayarla", "Sen herseye hazirla kendini", "Insallah almazlar senide" şeklinde yazışmalar yapıldığının tespit edildiği görülmüş olup, anılan yazışmaların, davacının 16/07/2016 tarihinde FETÖ/PYD üyesi oldukları yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu gerekçesiyle görevden uzaklaştırılmış olan hakim ve savcılar arasında kendisinin ve eşinin de olabileceği yönündeki öngörüsünü yansıttığı açıktır.<br>Yukarıda yer verilen tanık ifadeleri, WhatsApp yazışmaları ve dosya içeriğindeki diğer hususlar bir bütün olarak incelendiğinde, üstün bir kamu gücü niteliğindeki yargı yetkisini kullanan davacı hakkında bu örgütle iltisak ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ilişkin olarak tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.<br><br><br><br><br></font></p></body></html>

tazminat