<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1680 E. , 2025/4813 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/1680<br>Karar No : 2025/4813 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adlarına asaleten ...'ya velayeten ... ve ... <br> 2- ...'ya veraseten ... ve ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN <br>(DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER) : 1- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br> 2- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca ve davalı idare yanında müdahiller tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 28/04/2015 tarihinde doğumu gerçekleştirilen ...'nın engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık ... için 10.000,00 TL, annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı 5.000,00 TL maddi ve ... için 150.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 100.000,00 TL, kardeşi ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurulu raporu bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde, doğum eyleminde ve sonrasında küçüğün tedavisi ile ilgilenen sağlık personelinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığıyla yürüten idarenin hizmet işleyişinde hatasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına gelince, uyuşmazlıkta, dava dosyası içerisinde ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 27/04/2015 tarihli davacı ...'nın da imzasının bulunduğu "Hasta Yatış Formu"nda gereken tıbbi ve cerrahi tedavilerin uygulanmasına, bu uygulamalardan doğabilecek sonuçları bildiğine ve kabul ettiğine, hastanede kalınan sürede kendisine yapılacak bütün tıbbi ve cerrahi işlemleri bunlarla ilgili olarak tarafına ayrıntılarıyla anlatılan çıkabilecek komplikasyonları önceden kabul ettiğine ve hastane yönetiminin kurallarına uyacağını kendi isteği ile bildirdiğine yönelik beyan bulunmakla birlikte, davacı tarafından sezaryen doğum için hastaneye yatışı yapıldığı halde normal doğuma alındığı ileri sürüldüğünden, ara kararı ile davacıdan normal doğum konusunda normal doğum aydınlatılmış hasta onam belgesi alınıp alınmadığının sorulmasına karar verildiği, cevabi yazıda normal doğum aydınlatılmış onam formunun hasta dosyasında bulunamadığının belirtildiği görüldüğünden davacı ...'dan normal doğum öncesinde komplikasyonları ihtiva eden aydınlatılmış onam belgesinin alınmadığının anlaşıldığı, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulu ve üst kurulu tarafından düzenlenen raporlarda, doğum eyleminde ve doğum sonrası küçüğün tedavisi ile ilgilenen sağlık personelinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığıyla yürüten idarenin hizmet işleyişinde hata bulunmadığının tespit edilmesi karşısında, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ortaya konulamadığından ...'nın engelli kalmasından kaynaklı maddi zararın karşılanmasına olanak bulunmadığı, ancak, normal doğum öncesinde normal doğuma yönelik risklerin anlatılıp yazılı onamın alınmamış olması karşısında, davacının aydınlatılarak onay verme hakkı elinden alınmış olduğundan bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan manevi zararın, manevi tazminatın, zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilerek takdiren belirlenecek makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerektiği, bu durumda, davacıdan normal doğum öncesinde normal doğuma yönelik risklerin anlatıldığına ve davacıların bu işleme rıza gösterdiğine dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onamının bulunmadığı, davacıların normal doğum uygulanmasına bağlı oluşabilecek istenmeyen durumlar yönünden yeterince aydınlatılmamış olması ve davacılardan küçük ...'nın bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri nedeniyle elem ve üzüntü duymalarına neden olacağı hususu dikkate alındığında, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile takdiren ... için 25.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminatın niteliği göz önüne alındığında, davacılardan ...'nın tazminata konu doğum eylemi sonucunda yeni doğan bebek olarak onam formu alınmamasından kaynaklı manevi tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurularının reddine, davacıların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüyle, ... için 25.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesine, davacılardan ...'nın manevi tazminat istemi ile fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar vekili tarafından, ...'nın iri olmasına ve ...'nın sezaryen ile doğum için yatırılmış olmasına rağmen tıp kurallarına aykırı biçimde normal doğuma zorlandığı, ilk muayenede bebeğin 4.477 gram olarak tespit edildiği, hata payı da dahil edildiğinde sezaryen endikasyonu bulunduğunun açık olduğu, doğumu kolaylaştıracak vakum uygulamasının da yapılmadığı, raporda vakum uygulamasının neden yapılmadığına ilişkin bir değerlendirme bulunmadığı, raporların ara karar ile sorulan soruların cevabını barındırmadığı, iri bebek teşhisinin ne anlama geldiği, iri bebek tanısına uygun olarak neden başlangıçta sezaryen ile doğuma alınmadığı, bebeğin neden solunumu, kalp ritmi olmadan ve mor doğduğu, hastanenin çocuğa neden ağır asfiksi teşhisi koyduğu ve bu teşhisin ne anlama geldiği, hastane kayıtları ile raporların neden çeliştiği, bebeğin mevcut rahatsızlıklarının tamamının doğumdan kaynaklı olup olmadığı, bebeğin neden %98 engelli olduğu ve yargılama aşamasında vefat ettiği hususlarının açıklanmadığı, normal doğuma rıza gösterdiklerine dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onamın alınmadığı, komplikasyonlar hakkında bilgilendirilmedikleri, davalı idare tarafından sezaryen onam formunun alındığının belirtmesinin dahi aslında sezaryen ile doğum planlandığının ve normal doğumun hatalı olduğunun göstergesi olduğu, idarenin kusurunu gizlemek adına bebeğin doğumdan sonra tartılamadığının kayıt altına alındığı, ölü doğumun da kayıtlara canlı doğum olarak yansıtıldığı, hastane kayıtlarının incelenmesinden ...'nın uzun süre içerde kalması nedeniyle solunum güçlüğü yaşadığının, olayda idarenin kusuru bulunduğunun görüleceği, bebekte meydana gelen engellilik halinin doğum sırasında yaşadığı solunum güçlüğüne bağlı olduğu, raporu hazırlayan heyetin uzmanlık alanının uyuşmazlık konusu olay ile ilgisi bulunmadığı, ... için de manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, hükmedilen tazminat için faiz başlangıç tarihi belirtilmemesinin de hukuka aykırı olduğu iddialarıyla; davalı idare tarafından, hastaya tıbbi gereklere uygun olarak müdahalede bulunulduğu, dosyada mevcut olan raporlarda da idarelerinin kusurunun bulunmadığının ortaya konduğu, dava konusu uyuşmazlıkta tazminata hükmetme koşullarının bulunmadığı, hükmedilen tazminatın sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu, daha kapsamlı onam formu bulunuyor iken normal doğum onam formunun aranmayacağı iddialarıyla; davalı idare yanında müdahiller ... ve ... tarafından, bebekte meydana gelen durumun öngörülemez ve önlenemez olduğu, Adli Tıp Kurumu raporlarında da herhangi bir kusur bulunmadığının ortaya konduğu, sezaryen ile doğumun normal doğum şartları bulunmayan gebeler için seçilecek bir yöntem olduğu, işlem öncesi gerekli onamların alındığı, daha kapsamlı onam formu bulunuyor iken normal doğum onam formunun aranmayacağı, sözlü olarak da bilgilendirmelerin yapıldığı, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme vasıtası haline getirildiği iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından davalı idarenin ve davalı yanında müdahillerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare ve davalı yanında müdahil ... tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup müdahil ... tarafından savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi, davalı idare ile davalı idare yanında müdahillerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br><br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Dosyanın incelenmesinden, ...'nın 27/04/2015 tarihinde 40 haftalık gebe iken ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurduğu, yapılan muayenesinde iri bebek bulgularıyla yatışının yapıldığı, normal yoldan doğum için takibe alındığı, 28/04/2015 tarihi saat 15.05'te tam açıklıkla masaya alındığı, spontan solunumu ve kalp atımı olmayan Apgar skorları (1. ve 5. dakikada ölçülen bebeğin iyilik halini tanımlayan 10 üzerinden verilen skor) 1 olarak doğan ...'ya yirmi dakika canlandırma işlemi uygulandığı, ağır oksijensiz kalma tanısı ile yenidoğan yoğun bakım ünitesine gönderildiği, 14 gün boyunca entübe olarak kaldığı, akabinde davacılar tarafından davalı idarenin hizmet kusuru sonucu ...'nın engelli hale geldiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın karşılanması talebiyle 11/04/2016 tarihinde davalı idareye başvuru yapıldığı, başvurunun zımnen reddi üzerine 01/07/2016 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile işbu davanın açıldığı, dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmadığı, 03/08/2016 tarihinde kayıtlara giren ek dilekçe ile hükmedilecek tazminat için idareye başvuru tarihinden itibaren faiz isteminde bulunulduğu görülmektedir.<br> Uyuşmazlık konusu olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla ... İdare Mahkemesince bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı bilirkişi raporunda özetle, "(...) apgar skorları 1. ve 5. dakikalarda 1 olan bebeğin ilk müdahalenin yapılmasının ardından yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılarak tedavi edildiğinin anlaşıldığı, yapılan tüm uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu, genel tıbbi bilgiye göre Hipoksik İskemik Ensefalopatinin prenatal (doğum öncesi), natal (doğum sırasında), postnatal (doğum sonrası) olarak üç grupta incelendiği, her ne kadar anne ...’ya çekilen NST’lerde bebeğin hipokside olduğunu gösteren bulgular yok ise de NST'de meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulgu olduğunun tıbben bilindiği, daha erken dönemde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik bulgu, laboratuar tetkik veya teknolojik yöntemin mevcut olmadığı, serebral palsi hastalığının nedeninin tam olarak bilinemediği, sezaryen ile doğan bebeklerde de görülebildiği, hipoksik iskemik ensefalopati sekelleri tespit edilen bebekte genetik sendromik stigmalar ve ağır mikrosefali bulunduğu da dikkate alındığında, doğum eyleminde ve doğum sonrasında küçüğün tedavisi ile ilgilenen sağlık personelinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığıyla yürüten idarenin hizmet işleyişinde hatasının bulunmadığı (...)" yönünde görüş bildirilmiştir.<br> İdare Mahkemesi tarafından anlan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.<br>Davacılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı ara kararı ile Adli Tıp 7. İhtisas Kurulu Raporunda, iri bebek tanısı konulan çocuğun tanıya uygun olarak neden başlangıçta sezaryen ile doğuma alınmadan normal doğuma alındığı, çocuğun solunumu, kalp ritmi olmadan mor doğmasının nedenlerinin neler olduğu, çocuğa ağır asfiksi teşhisinin neden konulduğu ve bu teşhisin ne anlama geldiği, çocuğun mevcut rahatsızlıklarının tamamının doğumdan kaynaklı olup olmadığı hususlarında yeterli değerlendirilme olmadığı, dolayısıyla anılan raporun bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde yeterli olmadığı belirtilerek, Adli Tıp Üst Kurulundan, davacı ...'nın ikinci gebeliğinden olan ve iri bebek tanısı ile yatışı yapılan davacının normal doğuma alınmasının ve doğumun hemen akabinde geliştiği öne sürülen rahatsızlıkların uygulanan doğum yöntemine ve tıp kurallarına uygun olup olmadığının açıklığa kavuşturulması için gerekçeli raporun gönderilmesinin istenilmesine üzerine Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı raporda özetle; "(...) 33 yaşındaki anne ...’nın ikinci gebeliğinden olan bebeğin normal vajinal yolla doğum kararının doğru olduğu, travayda (doğum eyleminde) çekilen NST'lere ve çocuk kalp sesleri takiplerine göre bebeğin intrauterin sıkıntıda (asfikside) olduğunu gösteren bulguların olmadığı, doğum eyleminde uzama saptanmadığı ve kişide acil sezaryen endikasyonunun bulunmadığı, çıkımda olan bir travayda (doğum eyleminde bebeğin başının doğum kanalında olması) sezaryen ile doğumun anne ve bebek için daha komplike sonuçlar doğurabileceğinin tıbben bilindiği, apgar skorları 1. ve 5. dakikalarda 1 olan bebeğin ilk müdahalenin yapılmasının ardından yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılarak tedavi edildiğinin anlaşıldığı, yapılan tüm uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu, genel tıbbi bilgiye göre Hipoksik İskemik Ensefalopatinin, prenatal (doğum öncesi), natal (doğum sırasında), postnatal (doğum sonrası) olarak üç grupta incelendiği, her ne kadar anne ...’ya çekilen NST’lerde bebeğin hipokside olduğunu gösteren bulgular yok ise de, NST'de meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulgu olduğunun tıbben bilindiği, daha erken dönemde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik bulgu, laboratuar tetkik veya teknolojik yöntemin mevcut olmadığı, serebral palsi hastalığının nedeninin tam olarak bilinemediği, sezaryen ile doğan bebeklerde de görülebildiği, hipoksik iskemik ensefalopati sekelleri tespit edilen bebekte genetik sendromik stigmalar ve ağır mikrosefali bulunduğu da dikkate alındığında, doğum eyleminde ve doğum sonrasında küçüğün tedavisi ile ilgilenen sağlık personelinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığıyla yürüten idarenin hizmet işleyişinde hatasının bulunmadığı (...)" yönünde görüş bildirilmiştir.<br> Öte yandan, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... ve ... tarihli ara kararları ile davacı ...'dan normal doğum konusunda normal doğum aydınlatılmış hasta onam belgesi alınıp alınmadığının sorulmasına karar verilmiş, cevabi yazıda normal doğum aydınlatılmış onam formunun hasta dosyasında bulunamadığı belirtilmiş, akabinde temyize konu karar ile davacıların istinaf başvurusu kısmen kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmiştir.<br> Diğer taraftan, 28/04/2015 tarihinde doğan davacılardan ...'nın 20/06/2018 tarihli muayenesinde, sendromik görünümü (uzun filtrum, burun kökü basıklığı, alında temporal darlık, full cheeks, ağır mikrosefalik, uzun kirpikler, metopik sütür belirginliği, nazal burun tabanı geniş, kulaklarında katlantılı helix yapısı, gingivalar hipertrofik) mevcut olduğu, kranial MR tetkikinde bilateral serebral hemisferlerde yaygın kistik ensefalomalazik değişiklikler ve atrofi saptandığı tespitlerine yer verildiği, yargılama devam ederken 05/05/2020 tarihinde vefat ettiği, davacılar ... ve ... tarafından dosyaya sunulan Büyükçekmece 11. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre vefat eden ...'nın mirasçılarının annesi ... ve babası ... olduğunun görüldüğü, ...'nın tazminat istemi yönünden ... ve ... tarafından veraseten davanın takip edildiği anlaşılmaktadır. <br> <br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> Yasalarla kendisine verilen ve yapmakla yükümlü bulundukları kamu görevlerini yapmayan veya gereği gibi yerine getirmeyen idarelerin, bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi suretiyle hizmetin kötü veya geç işlemesi, gereği gibi işlememesi veya hiç işlememesi ve bu yüzden bir zarara sebebiyet yerilmiş olması, idarelere meydana gelen zararın tazmini sorumluluğunu yüklemektedir. İdare Hukuku öğretisine göre, tazminat davalarında idarelerin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için ortada bir zararın bulunması ve bunun idarelere yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması bir başka deyişle zararla idari faaliyet arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Anlaşılacağı üzere idarenin kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan zarardan sorumlu tutulmasını gerektiren kuramlardan birisi hizmet kusurudur. Genel olarak hizmet kusuru bir kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklık ve bozukluğu ifade etmektedir.<br>İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir deyişle zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunmaması, zararın idari faaliyetten doğmadığını gösterir. Zararın oluşmasında zarara uğrayanın ya da üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde ise idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ya da kusur ölçüsünde azalacağı açıktır.<br>Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>A) Temyize Konu Kararın Davacıların Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>B) Temyize Konu Kararın Davacılar ..., ... ve ...'nın Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:<br> Yukarıda bahsi geçen Adli Tıp Kurumu raporlarında doğum eyleminde ve doğum sonrasında küçüğün tedavisi ile ilgilenen sağlık personelinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığıyla yürüten idarenin hizmet işleyişinde hatasının bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği gözetildiğinde maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır. <br>Davacı ...'dan normal doğum öncesinde normal doğuma yönelik risklerin anlatıldığına ve davacıların bu işleme rıza gösterdiğine dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onamının alınmaması, davacıların normal doğum uygulanmasına bağlı oluşabilecek istenmeyen durumlar yönünden yeterince aydınlatılmamış olması ve davacı ...'nın bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri dikkate alındığında davacılarda sağık hizmetinin gereği gibi işlemediği noktasında oluşan endişe ve üzüntüye karşılık olarak manevi tazminata hükmedilmesi Dairemizce isabetli görülmekle birlikte hükmedilen manevi tazminat miktarının değerlendirilmesine geçilmesi gerekmektedir.<br>Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıstırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte, fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.<br>Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.<br>Temyize konu karar ile ... için 25.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne karar verilmişse de manevi tazminatın, ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde, anılan davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı sonucuna varıldığından, temyize konu kararın belirtilen kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Bu itibarla anılan davacıların manevi tazminat istemlerinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerekirken temyize konu karar ile kısmen kabulüne karar verilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.<br>C) Temyize Konu Kararın Davacı ...'nın Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:<br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Kişiliğin başlangıcı ve sonu" başlıklı 28. maddesinde; kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başladığı ve ölümle sona erdiği, çocuğun hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde ettiği hüküm altına alınmıştır.<br>Hal böyle iken, 28/04/2015 tarihinde doğan, uyuşmazlık konusu olay anında anne karnında olan ve doğum sonrası engelli hale gelen davacı ...'nın, tam ve sağ doğmakla kanuni kişiliği başlayarak hak ehliyetine sahip olduğu dikkate alındığında, davacıların normal doğum uygulanmasına bağlı oluşabilecek istenmeyen durumlar yönünden yeterince aydınlatılmamış olması ve olayın uyuşmazlık konusu olaydan etkilenen asıl kişi olan davacı ...'nın doğumdan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri dikkate alındığında, sağık hizmetinin gereği gibi işlemediği noktasında manevi elem ve üzüntü duyacağı açık olduğundan, doğum eylemi sonucunda yeni doğan bebek olarak onam formu alınmamasından kaynaklı manevi tazminata hükmedilemeyeceğinden bahisle manevi tazminat istemi reddedilen anılan davacı açısından da manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.<br>Öte yandan manevi tazminata hükmedilirken davacı ...'nın 05/05/2020 tarihinde vefat ettiği, tazminat istemi yönünden annesi ... ve babası ...'nın veraseten davayı takip ettiği dikkate alınmalıdır.<br>Ç) Temyize Konu Kararın Davacıların Faiz İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:<br> Davacılar tarafından, davanın konusunun, sebeplerinin, dayanağı delillerin, uyuşmazlık konusu miktarın ve faiz isteminin dava dilekçesinde açıkça belirlenmesi gerekmektedir. Zira idari yargıda, davayı genişletme yasağı vardır. Bu yasak kapsamına, istem sonucunu genişletmek ve değiştirmek ile dava sebebi vakaları genişletmek ve değiştirmek de girmektedir. <br>Bununla birlikte dava açma süresi içerisinde ek dilekçe ile dava dilekçesinde belirtilmeyen istemlerde bulunulması, henüz dava açma süresi dolmadığından davayı genişletme yasağı kapsamında değerlendirilmeyecek, bu istemler dava dilekçesinde belirtilmiş gibi hukuki sonuç doğuracaktır.<br>Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini için 11/04/2016 tarihinde davalı idareye başvuru yapıldığı, başvurunun 60 günlük süre içerisinde cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine 01/07/2016 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile işbu davanın açıldığı, dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmadığı, 03/08/2016 tarihinde kayıtlara giren ek dilekçe ile hükmedilecek tazminat için idareye başvuru tarihinden itibaren faiz isteminde bulunulduğu görülmektedir.<br> Bu durumda, 11/04/2016 tarihinde yapılan başvuruya 60 günlük (2577 sayılı Kanunun idareye başvuru tarihindeki haliyle) zımni ret süresi içerisinde cevap verilmediği dikkate alındığında, 10/06/2016 tarihinde başvurunun zımnen reddedilmiş sayıldığı, bu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresinin son günü 09/08/2016 tarihi olmakla birlikte bu tarih adli ara verme zamanına rastladığı için dava açma süresinin ara vermenin sona erdiği günden itibaren yedi gün uzadığı ve dava açma süresinin son gününün 07/09/2016 tarihi olduğu anlaşılmakta olup dava açma süresi içerisinde 03/08/2016 tarihinde kayıtlara giren ek dilekçe ile talep edilen faiz isteminin, davayı genişletme yasağı kapsamında olduğundan söz edilemeyeceğinden hükmedilen tazminat için faize hükmedilmesi gerekirken faiz istemi hakkında karar verilmemesinde hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, davalı idare ve davalı idare yanında müdahillerin temyiz istemlerinin REDDİNE,<br>2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminat ile manevi tazminat için faiz istemine yönelik kısımlarının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>
tazminat