<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1819 E. , 2025/634 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/1819<br>Karar No : 2025/634 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... adına velayeten ... ve <br> ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. ...<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... İlçe Emniyet Amirliğine ve üzerinde bulunan lojmanlarına ... tarihinde saat 23.40 sıralarında gerçekleştirilen bombalı araç, uzun namlulu ve roketli saldırı eylemi sonucunda yaralandığından bahisle uğradığını ileri sürdüğü zararlarının tazmini amacıyla 28/11/2016 tarihinde İçişleri Bakanlığına yapmış olduğu başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile 1,00 TL (miktar artırımı üzerine 472.653,64 TL) maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. <br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; somut olay ile dosyadaki bilgi belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, Diyarbakır ili, ... ilçesinde ... tarihinde İlçe Emniyet Amirliği ve lojmanlarına yönelik bölücü terör örgütü mensuplarınca bomba yüklü aracın patlatılması ile gerçekleştirilen saldırı öncesinde birden çok istihbari bilgi, rapor ve ihbarın olduğu ve bu bilgiler karşısında davalı idarenin gerekli önlem, tedbir ve emniyeti alarak yapılan saldırıyı önlemekle yükümlü bulunduğu ancak tüm bunlara karşın bu saldırının önlenemediği ve engellenemediği anlaşıldığından idarenin yürütmekle yükümlü olduğu güvenlik hizmetinin işleyişinde aksaklık olduğu kanaatine varıldığından yaşanan olayın önlenememesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu; maddi tazminat talebi yönünden, davacının 13/01/2016 tarihinde maruz kalmış olduğu patlama olayına bağlı gelişen arızası sebebiyle % 36 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı yönünde rapor tanzim edilmesi üzerine, davacının meslekte kazanma gücünden kaybetme oranı dikkate alınarak maddi zararın tespiti amacıyla alınan bilirkişi raporunda toplam tazminatın 472.653,64 TL olarak hesaplandığı, davalı idarenin bilirkişi raporuna itirazlarının yerinde görülmediği, manevi tazminat istemi yönünden, somut olayda davacının olay nedeniyle engelli hale gelmesi sonucu, acı ve ızdırap çektiği ve bunun yanında yaşama sevincinin de azaldığı hususu dikkate alındığında, duyduğu acı ve üzüntüyü bir nebze de olsun rahatlatmak amacıyla olayın oluş şekli ve mahiyeti de dikkate alınarak 80.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği, davacı tarafından zararların tazmini amacıyla 28/11/2016 tarihinde İçişleri Bakanlığına yapılan başvurunun zımnen reddine yönelik işlemin, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca idareden bir "ön karar" alınmasına yönelik başvuruya cevabi nitelikte olduğu, bu kapsamda kesin ve yürütülebilir icrai nitelikte bir işlem olmadığından işlemin iptali yönündeki talebin incelenmeksizin reddi gerektiği gerekçesiyle zımni ret işleminin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine, maddi tazminat istemi yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat istemi yönünden ise kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; uyuşmazlıkta manevi tazminat miktarının benzeri olaylarda hükmedilen manevi tazminattan yüksek belirlenmesini gerektiren farklı ve özel bir sebebin bulunmadığı, davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının benzer olaylara takdir edilen miktardan yüksek olduğu görüldüğünden, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alındığında, olayın oluş şekli, yaralanma boyutu ve verdiği üzüntü ile Dairelerinin manevi tazminat tutarı yönünden ilkesel olarak belirlediği tutarlar ile aile bireylerinin açtığı davalarda hükmedilen tutarlar dikkate alınarak değerlendirme yapılması üzerine, davacı için 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesinin uygun olacağı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun reddine, manevi tazminata yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, bu yönden idare mahkemesi kararının kaldırılmasına davacı için 50.000,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 28/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : <br>Davalı idare tarafından, olayın terör eylemi olması nedeniyle 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği, 5233 sayılı Kanun'da manevi zararların düzenlenmediği, Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br>Davacı tarafından, olayın oluşumunda davalı idarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğu, aynı terör olayı nedeniyle yaralanan ve % 5 oranında meslekte kazanma gücü kaybı olan başka bir kişiye daha yüksek miktarda manevi tazminatın ödenmesine karar verildiği, maddi tazminata uygulanacak faiz başlangıç tarihinin idareye başvuru tarihi olması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca karşılıklı olarak temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin manevi tazminat ile maddi tazminatın miktar artırımı ile artırılan kısmına yürütülecek faizin başlangıç tarihi yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> A) Temyiz istemine konu kararın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmı ile İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın anılan kısımları usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>B) Temyiz istemine konu kararın, İdare Mahkemesi kararının hükmedilen maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 31/01/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.<br> Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir. <br>Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. <br>Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.<br>Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.<br> Bu durumda, artırılan maddi tazminat miktarı bakımından, idareye başvuru tarihi olan 28/11/2016 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasına "İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan maddi tazminatın 1.00-TL lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 28/11/2016 tarihinden, 472.652,64 TL'lik kısmının ise miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 31/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine," ibaresinin "472.653,64 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 28/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine şeklinde düzeltilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir.<br> C) Temyiz istemine konu kararın, manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi:<br> Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br> Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.<br> Temyize konu kararda davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş ise de; dava konusu olay nedeniyle % 36 oranında meslekte kazanma gücü kaybının bulunmasının ve sağ gözünde görme kaybı yaşamasının davacı üzerinde yarattığı etki ve yaşadığı sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda; Bölge İdare Mahkemesince davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacının temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden BOZULMASINA, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü, maddi tazminat istemi yönünden davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi ve maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına yürütülecek yasal faizin başlangıç tarihi yönlerinden yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,<br>3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
tazminat