<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/2938 E. , 2025/565 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/2938<br>Karar No : 2025/565 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : ...'a velayeten kendi adlarına asaleten<br> 1- ...<br> 2- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ... Hukuk Müşaviri ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'ın Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan cerrahi müdahale öncesinde, ameliyatın yapılması esnasında ve sonrasında meydana gelecek komplikasyonlara ilişkin yürüme fonksiyonunu kaybedeceği ihtimali hususlarında anne ve babasının bilgilendirilmediği, yapılan tedavinin tıp biliminin kurallarına uygun yapılmadığı, gereken önlemelerin alınmadığı, tedavi için en uygun ve ileri yöntemlerin seçilmediği, bu nedenlerle yürüme fonksiyonunun kaybedildiği, yaşanan olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla 8.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın 17/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyada var olan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davacıya 09/06/2014 tarihinde başvurduğu Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde mevcut bulgular çerçevesinde uygulanan teşhis ve tedavide eksiklikten bahsetme imkanı olmadığı, yapılan müdahalenin her türlü özene rağmen görülebilen bir komplikasyon olduğu, bu komplikasyonun zamanında fark edilerek uygun tedavinin yapıldığı, dolayısıyla kişinin tedavisini yapan hekimin eylemlerinin güncel tıbbın genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, yapılan işlemler ile eksik uygulandığı iddia olunan tedaviler arasında illiyet bağı bulunduğuna dair yeterli tıbbi delil bulunmadığı, bu haliyle davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine iptaline karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, olayda hizmet kusurunun bulunduğu, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği, tıbbi kayıtların eksik olduğu ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Davacılardan ..., 2013 yılında bel rahatsızlığı nedeniyle (Konjenital Skolyozu) Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin Cerrahi Bölümüne müracaat etmiş, Uzm. Dr. ... tarafından yapılan muayene neticesinde ameliyat olmasına karar verilmiş, Uzm. Dr. ... tarafından 17/06/2014 tarihinde ameliyat gerçekleştirilmiştir.<br> Davacılar, ...'ın operasyon öncesi yürüme fonksiyonlarını yerine rahat bir şekilde getirebilirken operasyon sonrasında sağ ayağında şekil bozukluğu oluştuğu ve yürüme fonksiyonunu kaybettiği, 11/03/2015-05/05/2015 tarihleri arasında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde fizik tedavi görmesine rağmen yürüyemediği, cerrahi müdahaleden önce, ameliyatın yapılması esnasında ve sonrasında meydana gelecek komplikasyonlara ilişkin yürüme fonksiyonunu kaybedeceği ihtimali hususlarında hekim tarafından bilgilendirilmedikleri, takılan platinlerin hatalı monte edildiği, özetle yapılan tedavinin tıp biliminin kurallarına uygun yapılmadığı ve gerekli önlemlerin alınmadığı, tedavi için en uygun ve en ileri yöntemin seçilmemesi nedeniyle yürüme fonksiyonunun kaybına neden olunduğu iddialarıyla olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle bakılan davayı açmışlardır.<br> İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "...09/06/2014 tarihinde aktif yakınması olmadan skolyoz tanısı ile Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurduğu, yapılan muayenesinde belirgin motor duyu defisiti olmadığı, daha önce meningosel nedeniyle opere edilmiş olduğu, skolyozunun ilerlemesi üzerine ameliyat kararı alındığı, preop hazırlıkları sonrası 18/06/2014 tarihinde ameliyata alındığı, artrodez, diskektomi ve stabilizasyon yapıldığı, skolyoz açısı düzetildiği, otolog kemik greftleri konulduğu, ameliyat esnasında yapılan nöromonitörizasyonda bozulma saptanmadığı, ameliyat sonrası takibinde parapleji geliştiği, çekilen tomografide T3 düzeyindeki vidanın spinal kanalı vertikal olarak ortadan katettiği tespit edilerek ameliyat kararı alındığı, 19/06/2014 tarihinde vida revizyonu yapıldığı, ameliyat sonrası takiplerinde konsültasyonlarının yapıldığı, fizik tedavi ve rehabilitasyonun yapılarak taburcu edildiği, 01/12/2017 tarihinde Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan muayenesinde sağ alt ekstremitede spastik monoparazi tespit edildiği, kişiye konulan skolyoz tanısının ve bu tanıya yönelik olarak verilen ameliyat kararının uygun olduğu, Kurulun ... tarih ve ... karar no'lu ve ... tarih, ... karar no'lu müzekkerelerinde istenmiş olduğu halde dosyada görüntüler bulunmadığı, dosyada mevcut raporlara göre yapılan değerlendirme de tespit edilen vida malpoziyonunun bu tür ameliyatlarda her türlü özene rağmen görülebilen bir komplikasyon olduğu, bu komplikasyonun zamanında fark edilerek uygun tedavinin yapıldığı, dolayısıyla kişinin tedavisini yapan hekimin eylemlerinin güncel tıbbın genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği..." yönünde görüş bildirilmiştir.<br> İdare Mahkemesince, anılan raporun hükme esas alınması suretiyle, yukarıda aktarılan gerekçeyle davanın reddine hükmedilmiş, anılan karara karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusu temyize konu karar ile reddedilmiştir. <br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.<br> İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.<br>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetine yönelik tam yargı davalarında, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br>Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminata ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br>Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br>Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı ...'a uygulanan tıbbi müdahalelerde kusur tespit edilememesi, davalı idarenin meydana gelen olayda (vida malpoziyonu) hizmet kusurunun bulunduğunun açıkça ortaya konulamaması karşısında, maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamış ise de; Adli Tıp Kurumunun ... tarih ve ... karar no'lu ve ... tarih ve ... karar no'lu müzekkerelerinde istemiş olduğu halde davacı ...'a ait BT (Bilgisayarlı Tomografi) görüntülerinin davalı idare tarafından dosyaya sunulamaması şeklindeki tıbbi kayıt eksikliği nedeniyle, bilirkişi heyetince eldeki mevcut verilere göre değerlendirme yapıldığı görülmekte olup, hasta kayıtlarının tutulması ve muhafazasına dair yükümlülüğün yerine getirilmemesinden kaynaklı olarak yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacılarda oluşan endişe ve üzüntü nedeniyle meydana gelen manevi zararın karşılanması gerektiği açıktır.<br>Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,<br>2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, manevi tazminat isteminin reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, maddi tazminat isteminin reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, <br>4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
tazminat