<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3129 E.  ,  2025/444 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/3129<br>Karar No : 2025/444 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... <br> 2- ... <br> 3- ... <br> 4- ... <br> 5- ... <br> 6- ... <br> 7- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : I. Huk. Müş. Yrd. V. ...<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından; yakınları ...'in 17/04/1999 tarihinde Bingöl ili, Genç ilçesi, ... Mahallesinde kolluk kuvvetleri tarafından terörist zannedilerek öldürüldüğü, yıllarca murislerinin terör örgütü üyesi olarak anıldığı, ilgililer hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında kasten adam öldürme, tehdit ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından dava açıldığı, yapılan soruşturma sonucunda murislerinin terörist olmadığının anlaşıldığı, bütün bu olayların meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğrakları iddia edilen zararlara karşılık 10.000,00 TL (miktar artırımıyla 85.221,46 TL) maddi tazminat ile baba ... ve anne ... için ayrı ayrı 200.000,00 TL manevi, kardeşler ..., ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, davacı anne ve babanın destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması amacıyla alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, davacıların olay nedeniyle üzüntü ve sıkıntı çektiği, böylece manevi zarara uğradığı dikkate alınarak manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle 85.178,47 TL destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi zararın 10.000,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 27/01/2014 (sehven 30/01/2014 yazılmış) tarihinden, kalan kısmının ise miktar artırım dilekçesinin verildiği 19/12/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılardan baba ... ve anne ...'e ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine; manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine, anne ve baba için ayrı ayrı 75.000,00 TL, kardeşler için ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 275.000,00 TL manevi tazminatın davacılara ödenmesine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; maddi ve manevi tazminat isteminin esasına yönelik istinaf istemlerinin reddine, davalı idare aleyhine hükmedilen maddi tazminata miktar artırım dilekçesinin Mahkeme kayıtlarına girdiği tarihten itibaren faiz işletilmesine yönelik kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, davalı idare aleyhine hükmedilen maddi tazminata miktar artırım dilekçesinin idareye tebliğ tarihi olan 25/12/2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : <br>Davacılar tarafından, benzer olaylarda daha fazla tazminata hükmedilirken bu olayda manevi tazminat miktarının düşük olduğu, olay nedeniyle zorla göç etmek zorunda kaldıkları, ticari hayatlarının sona erdiği, faiz başlangıcında idareye başvuru tarihinin esas alınması gerektiği ileri sürülmektedir.<br>Davalı idare tarafından, ceza yargılaması dikkate alınarak hizmet kusuru yolunda hüküm kurulmuş ise de, bahsi geçen ceza yargılamasında zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle davanın düşürülmesi yolunda usuli bir karar verildiği, olayın esasının incelenerek nasıl gerçekleştiğine dair kesin bir değerlendirme yapılmadığı, müteveffanın asgari ücret alacağı varsayımı ile hesap yapılırken anne ve babasına destek olmasının mümkün olmadığı, idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, manevi tazminatın fazla olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımlarına taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının incelenmesi:<br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın anılan kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hükmedilen maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmının incelenmesi:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.<br>Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştayın içtihatlarıyla kabul edilmiştir. <br> Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. <br><br> Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.<br> Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu, aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.<br> Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurunun yapıldığı tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "Kararın, davalı idare aleyhine hükmedilen maddi tazminata ıslah dilekçesinin mahkeme kayıtlarına girdiği tarihten itibaren faiz yürütülmesine ilişkin kısım yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, davalı idare aleyhine hükmedilen maddi tazminat için ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 25/12/2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesine" ibaresinin, "idare aleyhine hükmedilen 85.178,47 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 27/01/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılardan baba ... ve anne ...'a (...) ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz isteminin yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısım yönünden KABULÜNE, diğer kısımlar yönünden REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek ONANMASINA,<br>3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

tazminat