<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3640 E.  ,  2024/6591 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE <br>Esas No : 2021/3640<br>Karar No : 2024/6591<br><br>KARARIN DÜZELTİLMESİNİ <br>İSTEYEN (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 21/10/2020 tarih ve E:2019/6306, K:2020/4040 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2002 yılında hamileliği esnasında Babaeski Devlet Hastanesi ve Edirne Devlet Hastanesinde yapılan tedavisi sırasında hizmet kusuru bulunduğu belirtilerek uğranıldığı ileri sürülen 5.000,00 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ilgili hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde açılan ceza davası kapsamında alınan Yüksek Sağlık Şurasının ... tarih ve ... sayılı raporunun karşı oy kısmında Edirne Devlet Hastanesinde davacıyı muayene eden Dr. S.S.P.'nin de gerekli müdahaleyi zamanında yapmayarak Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilmesinde kusurunun olduğunun belirtildiği, davacı tarafından bu davada bu kısım yönünden de davalı idarenin hizmet kusuru olduğunun iddia edildiği, ancak davacıya ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasının 16/03/2005 tarihli duruşma tutanağında söz konusu raporun okunduğu, davacının da bu rapordan haberdar olduğu ve dolayısıyla Dr.S.S.P.'nin kusurunun olduğu iddiasının davacı tarafından bu tarihte bilindiğinden bu tarihten itibaren 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca 1 yıl içinde idareye başvuru yapılarak tazminat (tam yargı) davası açılması gerekirken bu süre çokça geçirilerek 01/02/2013 tarihinde açılan davanın bu iddialara yönelik kısmında süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken imkan bulunmadığı, ayrıca, Edirne Devlet Hastanesinde görevli doktor hakkında suç duyurusunda bulunulmadığı ve bu kapsamda soruşturma ve adli kovuşturma yapılmadığından dava açma süresi yönünden yeni bir durum da oluşmadığı, davacının şikayeti üzerine ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... esasına kayden müdahil Dr. ...'in cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında alınan söz konusu Yüksek Sağlık Şurası raporunda, preeklampsi ve erken travay tehdidi nedeniyle Babaeski Devlet Hastanesine yatırılan davacının takip edilen 26 haftalık gebe olduğu, trombositopeni başladıktan sonra takiplerinde yetersiz kalındığı ve hastada komplikasyon gelişebileceği düşünülmeyerek sevk işlemlerinin gecikmeli yapıldığından müdahil Dr. ...'in 1/8 oranında kusurunun bulunduğu, yönünde görüş bildirildiği, Mahkemece bu rapor esas alınarak müdahile ceza verildiği, davacı tarafından, müdahil Dr. ...'e karşı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... esasına kayden açılan tazminat davası kapsamında alınan Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda, zamanında otopsi yapılarak iç organ değişimleri araştırılmamış olmakla birlikte tıbbi belgelere göre bebeğin intrauterin ölümünün preeklampsi ve plasenta dekolmanına bağlı intrauterin anoksi sonucu meydana geldiği, annede tespit edilen ağır preeklampsi hastalığının anne ve bebek hayatını tehdit edici bir durum olduğu, ancak 26. gebelik haftasında annenin durumu kötüleşmediği sürece beklemenin bir seçenek olduğu, müdahil Dr. ...'in erken travay tehdidi ve preeklampsi tanısı ile hastayı dört gün yatırarak takip ve tedavi ettiği, vajinal kanama şikayeti olması üzerine hastayı bir üst merkeze sevk ettiği dikkate alındığında davacının gebeliğinin sona ermesi ile müdahil Dr. ...'in eylemleri arasında illiyet bağının bulunmadığı, yönünde görüş bildirildiği, anılan Yüksek Sağlık Şurası raporu doğrultusunda, davacının bebeğinin ex olarak doğmasında preeklampsi ve erken travay tehdidi nedeniyle Babaeski Devlet Hastanesine yatırılan davacının takip edilen 26 haftalık gebe olduğu, trombositopeni başladıktan sonra takiplerinde yetersiz kalındığı ve hastada komplikasyon gelişebileceği düşünülmeyerek sevk işlemlerinin gecikmeli yapıldığından müdahil Dr. ...'in 1/8 oranında kusurunun bulunduğu dolayısıyla davacının bebeğinin ex olarak doğmasında davalı idarenin hizmetin geç işlemesi nedeniyle kusurunun bulunduğu, davacı tarafından maddi tazminat istenmekle birlikte hangi zarar kaleminin olduğunun gösterilmediği ve belirtilen hususların da somut bilgi ve belgeye dayandırılmadığından maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, davacının bebeğini kaybetmesinde davalı idarenin 1/8 oranında hizmet kusuru bulunduğunun anlaşıldığı, bu olaydan dolayı davacının elem ve üzüntü duyduğu ve davalı idarenin 1/8 oranındaki kusur oranı da dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata Asliye Hukuk Mahkemesinde ilk davanın açıldığı 06/07/2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği, gerekçesiyle davanın Edirne Devlet Hastanesinde yapılan eylemler bakımından süre aşımı nedeniyle reddine, Babaeski Devlet Hastanesinde yapılan eylemler bakımından manevi tazminat istemi yönünden kısmen kabulüne kısmen reddine, maddi tazminat istemi yönünden reddine karar verilmiştir. <br>Daire kararının özeti: Tarafların ve davalı yanında müdahilin temyiz başvuruları üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, uyuşmazlıkta, müdahil doktor hakkında açılan ceza davası neticesinde verilen kararın, kamu davasının düşürülmesine ilişkin olması nedeniyle eylemin idariliğinin bu kararla öğrenilmesinin söz konusu olmadığı; kaldı ki, 06/07/2006 tarihinde Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesinde, müdahil doktor aleyhine tazminat davası açılmış olduğu, dolayısıyla ilgili doktor hakkında ceza davası neticesinde verilen kararın kesinleşme tarihinden itibaren idari yargıdaki dava açma süresinin başlatılmasının kabul edilemeyeceği, davacının Babaeski Devlet Hastanesinde 12-16/06/2002 tarihleri arasında yatarak tedavi gördüğü, 16/06/2002 tarihinde Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bebeğin ex olarak doğurtulduğu, bakılan davanın hem Babaeski Devlet Hastanesi hem Edirne Devlet Hastanesinde sağlık hizmetlerinin kusurlu şekilde yürütülmesi sebebiyle çocuk sahibi olamadığı iddiasından kaynaklandığı dikkate alındığında, 16/06/2002 tarihinden itibaren 2577 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca 1 yıl içinde idareye başvurma süresinin başladığının kabulü gerektiği, davacı tarafından, en geç 16/06/2003 tarihine kadar, davalı idareye tazminat istemiyle başvuruda bulunularak bu istemin reddi üzerine 60 günlük dava açma süresi içerisinde dava açılması gerekirken, bu tarihten sonra 06/07/2006 tarihinde Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde müdahil doktor aleyhine tazminat davası açıldığı, bu dava neticesinde verilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi yolundaki kararın dava açma süresini canlandırmayacağı, aksi yorumun 2577 sayılı Kanun'un süreye ilişkin mevzuat kurallarının işlevsiz bırakılmasına sebebiyet vereceğinin anlaşıldığı, bu itibarla, davacının Babaeski Devlet Hastanesinde yürütülen sağlık hizmetinin kusurlu olduğu iddiası yönünden de davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken, davanın kısmen kabulü, kısmen reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>KARAR_DÜZELTME <br>TALEP_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, davanın süresinde açıldığı, hükmedilen manevi tazminatın az olduğu ileri sürülerek Daire kararının düzeltilmesi istenilmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı ve davalı yanında müdahil tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY_TETKİK_HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br>Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 21/10/2020 tarih ve E:2019/6306, K:2020/4040 sayılı kararı kaldırılarak temyiz istemleri yeniden incelendi:<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Dava dosyasının incelenmesinden, davacının şikayeti üzerine ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esasına kayden müdahil Dr. ...'in cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, Mahkemece Yüksek Sağlık Şurasında doktorun kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti istemiyle bilirkişi raporu istenildiği, bunun üzerine verilen Yüksek Sağlık Şurasının ... tarih ve ... sayılı raporunda, preeklampsi ve erken travay tehdidi nedeniyle Babaeski Devlet Hastanesine yatırılan davacının takip edilen 26 haftalık gebe olduğu, trombositopeni başladıktan sonra takiplerinde yetersiz kalındığı ve hastada komplikasyon gelişebileceği düşünülmeyerek sevk işlemlerinin gecikmeli yapıldığından müdahil Dr. ...'in 1/8 oranında kusurunun bulunduğu yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiş, İdare Mahkemesi tarafından da söz konusu rapor hükme esas alınarak olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu sonucuna varılmış olup, söz konusu gerekçe Dairemizce de uygun bulunmuştur. <br>Diğer taraftan, İdare Mahkemesince anılan raporda belirtilen 1/8 kusur oranının uygulanması suretiyle yapılan hesaplamaya dayanılarak davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, kusur oranlarının belirlendiği Yüksek Sağlık Şurası kararının incelenmesinden; meydana gelen zararın, tümüyle sağlık hizmetinin kusurlu yürütülmesinden kaynaklandığı, raporlarda yazılı kusur oranının, her bir sağlık çalışanının uygulamalarının diğer koşullar ve hekimlerin fiillerinden bağımsız olarak tek başına zararlı sonuca etki ve kusur oranını ifade ettiği, bu anlamda rücu ilişkisi bakımından önem arz ettiği, raporlarda irdelenen müdahil hekimin uygulamaları ve sağlık sisteminin işleyişi birlikte dikkate alındığında, bütün tıbbi işlem ve müdahalelerin birleşerek zararlı sonucun doğmasına neden olduğu, başka bir ifadeyle, olayda davacının herhangi bir kusuru bulunmadığından, Mahkemece zarar hesabına esas alınan Yüksek Sağlık Şurası kararında belirlenen 1/8 oranını aşan zarara davacıların katlanması düşüncesinin hakkaniyet ile bağdaşmayacağı, hükmedilecek tazminat hesabında davalı idarenin tam kusurlu kabul edilmesi ve kusur indirimi uygulanmaması gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Bu durumda, her ne kadar temyize konu İdare Mahkemesi kararında kusur oranının uygulanması suretiyle yapılan hesaplamaya dayanılarak manevi tazminata hükmedilmesi yerinde görülmemiş ise de hükmedilen manevi tazminat miktarı yeterli görüldüğünden, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Tarafların ve davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin REDDİNE,<br>2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 18/12/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br> <br><br></font></p></body></html>

tazminat