<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/7411 E. , 2025/632 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2019/7411<br>Karar No : 2025/632 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br> (DAVACILAR) 1- Kendisine Asaleten Çocukları...,...ya Velayeten A...ve ...<br> 2- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacıların yakını olan E.G.'nin Adana ili, Kozan ilçesinde bulunan ... Havuzunda boğularak ölmesi nedeniyle baba M.G. için 20.000-TL maddi, 50.000-TL manevi, anne A.G. için 40.000-TL maddi, 50.000-TL manevi, kardeşi D.G. için 20.000-TL manevi, kardeşi Ş.A.G. için 15.000-TL manevi, kardeşi D.D.G. için 15.000-TL manevi, kardeşi H.S.G. için 10.000-TL manevi, toplamda 60,000-TL maddi, 160,000-TL manevi olmak üzere toplam 220.000-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açılmıştır.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; mahkemeye sunulan bilirkişi raporu uyarınca davalı idarenin 5/8 kusurlu bulunduğu ve raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, aktüerya bilirkişisi raporu ile davacı vekilinin dosyaya sunduğu uzman görüşünün birlikte değerlendirilmesinden aktüerya bilirkişisi raporunda belirtilenin aksine, ilk evlilik yaşının 25 yaş olarak varsayılması gerektiği, annenin gelirinin bulunmadığı, olmayan gelirden çocuğa yetiştirme gideri ödenmeyeceği, bu yönden anneden kesinti yapılmaması, babadan ise %10 kesinti yapılması gerektiği, bilirkişi tarafından verilen rapor doğrultusunda müteveffanın ilk çocuğu doğduktan sonra anne baba için toplam %25, ikinci çocuk doğduktan sonra toplam %20 gelir ayıracağının varsayılması gerektiği, buna göre re'sen yapılan hesaplama sonunda yetiştirme giderleri ve idarenin 5/8 kusur oranı değerlendirildiğinde baba için 20.000,00-TL anne için 32.903,98-TL destekten yoksun kalma karşılığı toplam 52.903,98-TL maddi tazminat ile, duyulan elem ve ızdırabın karşılığı olarak anne için 50.000-TL, baba için 50.000-TL, müteveffanın kardeşleri olan... için 20.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL ve ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplamda 160.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 09/09/2015 tarihinden itibaren yasal faiziyle davacılara ödenmesine, karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; İdare Mahkemesine sunulan 06/07/2017 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, bilirkişi raporunda yapılan aktüerya hesabı sonunda 5/8 kusur oranı ve yetiştirme giderlerinin mahsubundan sonra, baba için 19.865.13-TL, anne için 24.077.13-TL zararın hesaplandığı, dava dilekçesinde baba için 20.000-TL, anne için 40.000-TL maddi tazminat talep edildiği, hükmün buna göre oluşturulması gerektiği gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat yönünden idarenin istinaf talebinin kısmen kabulüyle fazlaya ilişkin kısmın kaldırılmasına, anne için 19.865.13-TL, baba için 24.077.13-TL olmak üzere toplam 39.942.26-TL tazminat talebinin kabulüne, hükmedilen miktara, idareye başvuru tarihinden (09/09/2025) itibaren yasal faiz işletilmesine, talebin 20.057,74-TL'ye ilişkin kısmının reddine, manevi tazminata ilişkin istinaf istemlerininde reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, temyize konu kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. Davalı idare tarafından usul bakımından davanın Kozan İlçe Belediyesi nezdinde görülmesi gerektiği, esas bakımından ise mevzuata aykırı şekilde oluşturulan bilirkişi raporu esas alınarak verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin maddi tazminat bakımından kısmen kabulüne, manevi tazminat yönünden kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br> Davacıların yakını olan E.G.'nin, Adana ili, Kozan ilçesinde bulunan ... Spor Kompleksi içerisinde yer alan güreş kursuna devam ettiği, 04/05/2015 günü arkadaşlarıyla güreş kursuyla aynı tesis içerisinde bulunan ve atıl haldeki yüzme havuzuna kapalı olmasına rağmen yüzmek için girdiği havuzda boğularak ölmesi üzerine, ölüm olayının davalı idarenin kusurundan kaynaklandığı öne sürülerek, müteveffanın anne ve babası için destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat, kardeşleri için ise manevi tazminat istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br><br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.<br> 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde, ölüm halinde uğranılan zararlar; " 1. Cenaze giderleri, 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar." olarak belirlenmiş, ölüm ve bedensel zararların belirlenmesine ilişkin 55. maddesinde; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır." hükmü yer almıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, hükmedilen manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede; <br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, hükmedilen maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede; <br> Uyuşmazlıkta mahkemece hükme esas alınan, davacıların destekten yoksun kalma zararının tespitine ilişkin 06/07/2017 tarihli hesap bilirkişi raporu incelendiğinde; bakiye ömür belirlenmesinde PMF 1931 Hayat Tablosunun esas alındığı görülmektedir.<br><br><br> PMF 1931 Hayat Tablosu, Fransız nüfus verileri/istatistikleri kullanılarak 1931 yılında hazırlanmış bir tablodur. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesinin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmıştır. <br> Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun esas alınması gerekir.<br> Bu durumda; Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davacı anne ve babanın destekten yoksun kalma zararlarının yukarıda belirtilen şekilde belirlenmesi gerekirken, hükme esas alınacak yeterlilik ve nitelikte bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak davacıların maddi tazminat istemlerine yönelik verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.<br> Öte yandan; faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.<br>Uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu itibarla; meydana gelen zararların tespiti amacıyla Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilen ve davacılar tarafından miktar artırımında bulunulan bu yeni zarar miktarının; olay tarihi veya idareye başvurma tarihi veya dava tarihi itibarıyla elde etmek istedikleri gerçek zararları olduğu açıktır.<br> Diğer taraftan; yargılama giderleri için haklılık oranına göre değerlendirme yapılacağı hususu da göz önünde bulundurulmalıdır.<br> Bu kapsamda, bozulan kısım yönünden yapılacak yargılama neticesinde yeniden bir karar verileceğinden, yasal faiz ve yargılama giderleri yönünden bu aşamada inceleme yapılmamıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının,<br>a) Manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, <br>b) Maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, <br>4. Kesin olarak, 11/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br><br><br>KARŞI OY :<br><br>(X)- Temyize Konu Kararın Manevi Tazminata uygulanacak faize ilişkin kısım yönünden:<br>Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibariyle karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir.<br>Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır. Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.<br>Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiği oyuyla kararın bu kısmına katılmıyorum.<br><br>Temyize Konu Kararın diğer kısımları yönünden:<br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata uygulanan faiz kısmı dışında onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br><br><br></font></p></body></html>
tazminat