<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/3120 E. , 2025/294 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2024/3120<br>Karar No : 2025/294 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>2- (DAVACI) ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca karşılıklı temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, oğlu müteveffa ...'ın 13/09/2009 tarihinde ... Sitesi evleri içerisinde bulunan köprünün kenar parapelerinde otururken 30 metre yükseklikten düşerek vefat ettiği ve olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle şimdilik 70.000,00-TL (10/04/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 93.759,49-TL) maddi tazminat ile 130.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dava konusu uyuşmazlıkta; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde, davalı idarenin müteveffanın ölümünde hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna ulaşıldığı, olayda birden fazla kusurlu ve sorumlu taraf bulunduğundan, idarenin kusurunun tespitinde ... Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlatılan ... tarihli bilirkişi raporu ile ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce tazminat davasında esas alınan 06.08.2015 tarihli bilirkişi raporunun Mahkemece hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu, bu itibarla 06.08.2015 tarihli rapor kapsamında dava konusu olayda ... Büyükşehir Belediyesinin %35 oranında kusurlu olduğu anlaşıldığından, hizmet kusurunun bulunduğunun anlaşılması üzerine, hizmet kusurundan kaynaklanan sebeplerle meydana gelen ölüm olayı nedeniyle davacının destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için yaptırılan bilirkişi incelemesi soncu hazırlanan 29.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda; müteveffanın babasının meçhul olması nedeniyle destekten yoksun kalma zararı hesaplanırken dava dışı babaya pay ayrılmaması durumunda davacının destekten yoksun kalma zararının 93.759,49 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafından 10.04.2019 tarihli dilekçe ile 70.000,00 TL maddi tazminat talebi ıslah edilerek 93.759,49 TL maddi tazminat isteminde bulunduğu nitekim, müteveffa ...'ın nüfus kayıtlarında babası olarak ... isimli kişinin yazılı olduğu, ismine yer verilen kişinin hayatta olup olmadığının, hayatta ise ikametgah adresinin ve iletişim bilgilerinin gönderilmesi amacıyla Ara Kararı ile davacıdan ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden sorulduğu, davacı tarafından bahse konu kişinin gerçekte var olmadığının bildirildiği, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden gönderilen cevabi yazıda ise MERNİS veri tabanında ... isimli kişinin kaydına ulaşılamadığı bildirildiğinden, müteveffanın babasının mechul olduğu ve sadece davacı annenin destekten yoksun kaldığı kabul edilerek hüküm kurulması gerektiği idarenin hizmet kusuru nedeniyle destekten yoksun kalan davacı için bilirkişi raporu ile hesaplanan 93.759,49 TL maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, her ne kadar... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davacıya 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş ise de, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada, davalı tarafın ... Konut Kuleleri ve Kültür Köprüsü Toplu Yapı Üst Yönetimin olduğu, kusur sorumluluğu kapsamında maddi ve manevi tazminat ödemesine karar verildiği, ancak bakılan işbu davada kusuru bulunan tarafın ... Büyükşehir Belediyesi olduğu dikkate alındığında, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle davacının ruhsal elem ve üzüntü duyduğu ve manevi zarara uğradığı; davacının, idarenin hizmet kusuru bulunan olay nedeniyle duyduğu acı ve elemle orantılı olacak şekilde talep edilen ve uğranıldığı takdir olunan 20.000,00 TL manevi zararın da davalı idarece karşılanması gerektiği 20.000,00 TL manevi tazminatın yerleşik Danıştay içtihatları ile kabul edildiği üzere davalı idareye başvuru tarihi olan (... İdare Mahkemesi'nce verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı merciine tevdi kararının idare kayıtlarına girdiği tarih olan) 22.04.2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin yerinde görülmediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 93.759,49 TL maddi tazminatın, 70.000,00-TL'lik kısmının (....İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı merciine tevdi kararının idare kayıtlarına girdiği tarih olan) 22/04/2014 tarihinden, 23.759,49 TL'lik kısmının ise ıslah tarihi olan 10/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, 130.000,00 TL manevi tazminatın kısmen kabulüne, 20.000,00 TL manevi tazminatın (....İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı merciine tevdi kararının idare kayıtlarına girdiği tarih olan) 22/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi ile fazlaya dair faiz talebinin reddine karar verilmiştir. <br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, hükmedilen maddi ve manevi tazminata işletilecek faizlerin başlangıç tarihinin olay tarihi olması gerekirken bu hususa yerel mahkemece riayet edilmediği, hükmedilen manevi tazminat miktarının da yeterli olmadığı ileri sürülmektedir.<br>Davalı idare tarafından; idareleri aleyhine atfedilecek hizmet kusurunun bulunmadığı, müteveffanın vefat ettiği tarihte 15 yaşında olduğundan düştüğü yerin oturmak için yapılmadığını bilecek yaşta olması hususunun mahkemece dikkate alınmadığı, hükmedilen manevi tazminata faiz işletilmemesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Anılan Kanun'un 13. maddesinde; İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne; 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin idari merci tecavüzü yönünden inceleneceği, 15. maddesinin 1. fıkrasının e bendinde, idari merci tecavüzü bulunması halinde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine karar verileceği,15. maddenin 2. fıkrasında ise, "Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul edilir." hükmüne yer verilmiştir. <br>Aynı Kanun'un "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı, hükme bağlanmıştır.<br><br>Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile; "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde ile "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." hükmü eklenmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar, davalı idarenin olaydaki hizmet kusurunun tespiti, kusur oranlarının tayini, müterafik kusur oranı ve hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarları yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Öte yandan, temyize konu istinaf kararı taraflarca temyiz edilmiş olup; uyuşmazlıkta, idare mahkemesince hükmedilen maddi tazminatın 70.000,00-TL'lik kısmı ile kabul edilen 20.000,00-TL manevi tazminat tutarlarına (...İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:... K:...sayılı merciine tevdi kararının idare kayıtlarına girdiği tarih olan) 22/04/2014 tarihinden, ıslah edilen 23.759,49 TL tutarındaki maddi tazminata ise ıslah tarihi olan 10/04/2019 tarihinden itibaren, yasal faiz işletilmesine karar verildiği görülmektedir.<br>Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.<br>Uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu itibarla; meydana gelen zararların tespiti amacıyla İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilen ve davacı tarafından ıslah edilen bu yeni zarar miktarının; olay tarihi veya idareye başvurma tarihi veya dava tarihi itibarıyla elde etmek istediği gerçek zararı olduğu açıktır.<br>Uyuşmazlıkta; davanın ilk olarak 25/02/2014 tarihinde açıldığı, dava açılmadan önce davalı idareye ön başvuru yapılmadığından bahisle... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla dava dilekçesinin davalı idareye tevdiine karar verildiği, bu kararın 22/04/2014 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği, davalı idarece herhangi bir cevabın verilmediği, bunun üzerine de bakılan davanın açıldığı, dava dilekçesinde toplam 70.000,00 TL maddi ve 130.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. <br>Yasal mevzuat uyarınca dava dilekçesinin görevli mercie tevdii halinde, ilgili Mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul edildiğinden, davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarının tamamına ... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:... K:... sayılı merciine tevdi kararı verilen dosyada dava açma tarihi olan 25/02/2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekmektedir.<br>Bu itibarla, temyize konu Mahkeme kararının "davanın kısmen kabulü ile 93.759,49-TL maddi (ıslah ile birlikte) ve 20.000,00-TL manevi tazminat tutarının dava tarihi olan 25/02/2014 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 30/01/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br> <br><br>KARŞI OY :<br>(X)- Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibariyle karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir.<br>Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır. Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.<br>Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiği oyuyla kararın bu kısmına katılmıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>
tazminat