<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/1890 E. , 2025/4926 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İKİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2021/1890<br>Karar No : 2025/4926<br><br>DAVACI : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ... 2- ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. ...<br> 3- ... Genel Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Dava, davacının ... İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde görev yaptığı dönemde, "Belge niteliği taşıyan bilgisayar programlarını, dosyalarını, verilerini hukuka aykırı olarak ele geçirmek" suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesi gereğince "24 Ay Uzun Süreli Durdurma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, K:... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesinin iptali ve yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : (Mülga) Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), Kanuni Dinleme Modülü (KDM) üzerinden dinlenen kişilere ait tapelerde yer alan bilgilerin bu sistem üzerinden alınarak, TİB-NOT programına bilgi notu olarak girildiği, anılan programın Kanuni Dinleme Modülü programından tamamen bağımsız, hiçbir şekilde bu programa entegre edilemeyen ve aidiyet numarasına gerek kalmadan yetki verilen personelin sicil numarası ve şifresi ile girip üzerinde sadece adli dinleme kararı alınan hedef şahısların adli delil teşkil edebilecek telefon görüşmelerinin personelin anlayacağı şekilde not olarak paylaşıldığı basit bir ofis programı olduğu, büroların birbirlerinin soruşturma dosyasını, hedef şahıslarını, bilgi notlarını göremediği ve bu programın halen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde kullanıldığı,<br> Kanuni Dinleme Modülü üzerinden yapılan dinleme içeriklerinde geçen ve takibi yapılan konu ile ilgili delil teşkil edebileceği düşünülen bilgilerin TİB-NOT projesine işlendiği, TİB-NOT'ta KDM üzerinden ulaşılan bilgiler haricinde farklı bir bilgiye yer verilmediği, okuma yetkisine sahip olanların alınmış notları değiştiremediği, ekleme ve çıkarma yapamadığı, TİB-NOT programının bir gizlilik ihlaline sebebiyet vermediği, müfettişlerce de gizli bilgilerin açıklandığının ispat edilemediği, program üzerinde yapılan her hareketin kayıt altına alındığı, Türk Ceza Kanunu'nun 285. maddesi kapsamında bir suçun oluşmadığı, TİB-NOT'u kullanan personel hakkında tesis edilen işlemlerde eşitliğe aykırı davranıldığı, savunma ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, diğer personelin aksine kendisine bir alt cezanın uygulanmadığı, Tüzük maddesinin Anayasal ilkelere, 657 sayılı Kanun ile 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : TİB-NOT programının; bir mevzuat hükmüne dayanmadan ve idari düzenleme olmadan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde 2012-2014 yılları arasında kullanıldığı, bu uygulama çerçevesinde yaklaşık 300 adet bilgisayar ve dijital ekipmanda, mevzuat hükümlerine aykırı olarak bilgisayar programı ve kütüklerde silme, kayıt alma, kopyalama vb. eylem ve işlemler yapıldığı ve bu suretle ilgili büroda görevli olmayan yetkisiz kişilere şifre tanımlanarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. ve 137. maddelerine göre yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması işlemlerinde elde edilen dinleme verilerinin saklanıp depolandığı ve bir arşiv haline getirilerek gizli kalması gereken verilerin yetkisiz kişilerce öğrenilmesine neden olunduğu,<br> (Mülga) Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, Kanuni Dinleme Modülünden (KDM) alınan seslerin ve diğer tüm verilerin arayüz programı olan TİB-NOT'a aktarılması ile TİB-NOT'a erişim imkanı olan POL-NET bağlantılı tüm bilgisayarlardan da TİB-NOT'un bulunduğu server üzerinden bu adli verilere erişimin sağlandığı,<br> Emniyet Genel Müdürlüğünün 573 sayılı Genelgesindeki; “İnternet bağlantılarının yapılmaması, dosyalara paylaşım verilmemesi, yönetici şifresinin kimseyle paylaşılmaması ve gizliliğin ihlal edilmemesi” yazılı emrine aykırı bir şekilde Kanuni Dinleme Modülü bilgisayarlarında, TİB-NOT isimli programın kurulduğu, adli dinleme merkezi dışındaki bürolara dosya paylaşım yetkisi verilerek elde edilen kişisel bilgilerin depolandığı ve soruşturmalar sona ermesine rağmen bilgilerin imha edilmeyip sunucuda saklanarak diğer bürolarda görevli personelin de görmesine neden olunduğu,<br> Davacının; şubede görev yaptığı süre içerisinde defalarca TİB-NOT programını kullandığı, dinlemelere ilişkin kayıtları sakladığı, depoladığı ve arşiv oluşturduğu, bu suretle mahkeme tarafından verilen yetkinin aşıldığı, davacıya hakkında isnat edilen fiillerin bildirildiği, soruşturmacı ve yetkili disiplin kurulunca gerekli süre verilerek mevzuata uygun olarak savunmasının alındığı, Tüzük'te izah edilen kriterler yönünden durumunun değerlendirilerek bir alt cezanın uygulanmaması sonucuna varıldığı, derdest olan disiplin cezaları dahil 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davacının; Mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesinin iptali istemine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına, "24 ay uzun süreli durdurma" cezasıyla tecziyesine dair Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali istemi ile parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin ise reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davacının Emniyet Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu’nun ... tarihli ve ... sayılı kararıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 12. maddesi gereğince 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin ve dayanağı olan Tüzük hükmünün iptaline, mahrum kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. <br> 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Anayasa Mahkemesinin Kararları" başlıklı 153. maddesinde, "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir.<br> 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 83. maddesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralı yer almıştır.<br>Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün "Kapsam" başlıklı 1. maddesinde, emniyet örgütünde çalışan her sınıftan memura verilecek disiplin cezalarını gerektiren eylem, işlem tutum ve davranışlarla cezaların derece ve miktarının Tüzükte gösterildiği belirtilmiş; 12. maddesinde de, “Belge niteliğini taşıyan bilgisayar programlarını, dosyalarını, verilerini hukuka aykırı olarak ele geçirmek” 24 ay uzun süre durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.<br> 08/03/2018 tarihli ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun "Yürürlükten Kaldırılan Hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır…" kuralı getirilmiştir. "Geçiş Hükümleri" başlıklı geçici 1. maddesinde ise, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur…" hükümlerine yer verilmiştir. <br> Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 tarihli ve 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "...disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hareketlerin, düzenlenecek tüzükte belirlenmesini öngören itiraz konusu kural, yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememekte ve bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımamaktadır. Bu yönüyle kural, Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen 'suçta kanunilik' ilkesine ve Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan 'kanuni düzenleme' ilkesine aykırılık oluşturmaktadır." gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve aynı kararda; iptal kararının, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 1 yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup, halihazırda söz konusu iptal kararı yürürlüğe girmiş durumdadır. <br> 3201 sayılı Kanunun 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasanın 121. maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 tarihli, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir. <br> 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı hükmüne yer verilmiştir.<br> 08/03/2018 günlü ve 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile de; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiş, Kanunun geçici 1. maddesinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı kurala bağlanmıştır.<br> Bu hukuki süreç karşısında, davacı hakkında uygulanan 24 ay uzun süreli durdurma cezasının dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün yasal dayanağı bulunduğu, Tüzük hükümleri uyarınca tesis edilen disiplin cezalarının da, gerek 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, gerekse bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7068 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmiş kabul edileceğinin kurala bağlandığı anlaşıldığından, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 12. maddesinde hukuka aykırılık olmadığı sonucuna varılmıştır. <br> Davacının 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işleme gelince; <br> Dosyadaki mevcut belge ve bilgilerden; akipsizlik kararı verilen veya yargılamanın başladığı 68 ayrı soruşturma dosyasına ilişkin hakkında tedbir kararı uygulananlara ait ses, tape, not, hedef şahıs bilgileri, iletişim bilgileri açıklama gibi adli verilerin; Ceza Muhakemeleri Kanunu hükümleri uyarınca TİB-KDM üzerinden imha edilerek imha tutanaklarının düzenlenmiş olmasına, suç unsuru olan iletişimlerin çözümlerinin yapılarak iletişim tespit tutanakları düzenlenmek suretiyle soruşturma evraklarıyla birlikte Cumhuriyet Savcılıklarına gönderilmiş olmasına, dinleme ve kayda almaya ilişkin alt veri taşıyıcısına nakledilen tüm kayıtların Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmesine, kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın sistem içinde bu bilgi ve verilerin yok edilmeyerek, TİBNET adlı projede depolanıp saklanmak suretiyle bir arşiv oluşturulduğunun, teknik takip (adli dinleme) sırasında elde edilen, suç ve suçluyu ortaya çıkartmaya katkısı olmayacak kişisel veriler (açıklama-özel not) ile iletişim verilerinin (ses, tape, not) yasalara aykırı olarak başka bir bilgisayar sistemine kaydedilmesi ve istenildiği kadar saklanıp depolanarak bir arşiv oluşturulmasının TİB-KDM'nin yerine oluşturulan TİBNOT-TİBNET arayüz programı ile mümkün kılındığının, hiçbir yasal düzenlemede yer almayan TİBNOT-TİBNET programlarının hiçbir makamdan onay alınmadan oluşturulması ve adli dinleme sırasında TİB-KDM'den alınan seslerin ve diğer tüm verilerin TİBNOT ve TİBNET'e aktarılması ile TİB tarafından teknik takip yapan tüm birimlerde tanımlanan ve sadece adli dinlemede kullanılabilen TAT (Teknik Adli Takip) bilgisayarlarının dışında TİBNOT-TİBNET'e erişim imkânı olan POL-NET bağlantılı tüm bilgisayarlardan da bu verilere erişimi sağlayarak, belge niteliği taşıyan ve TİB tarafından iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması amacıyla kurulan TİB-KDM bilgisayar programının ve sisteminin değiştirilerek yanlış biçimde işlemesinin sağlandığının tespiti üzerine disiplin soruşturması başlatıldığı görülmüştür. Olayda, TİB-NOT ismi verilen bu programın, herhangi bir mevzuat ve idari düzenleme olmadan 2012-2014 yılları arasında kullanıldığı, bu uygulama çerçevesinde mevcut olan yaklaşık 300 adet bilgisayar ve dijital ekipmanda, mevzuat hükümlerine aykırı olarak bilgisayar programı, kütüklerden silme, kayıt alma, kopyalama eylem ve işlemlerinin yapıldığı ve ilgili büroda görevli olmayan yetkisiz kişilere şifre tanımlanarak TİB-NOT programına giriş imkanı sağlandığı ve gizli kalması gereken verilerin yetkisiz kişilerce öğrenilmesine neden olunduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü bünyesinde de, TİB-NOT ismi verilen programın herhangi bir mevzuat ve idari düzenleme olmadan 2012-2014 yılları arasında kullanıldığı, polis memuru olan davacının da anılan şubede, 28.6.2012-19.3.2015 tarihleri arasında görev yaptığı, 31.8.2015 tarihli bilirkişi raporu ile TİB-NOT isimli tablo içeriği ve kullanıcı tablosu içeriği ile birlikte ifadesine göre, 2012-2014 yılları arasında TİB-NOT programını kullandığı, bu suretle dinlemelere ilişkin kayıtları sakladığı, depoladığı ve arşiv oluşturduğu, POL-NET bağlantılı tüm bilgisayarlardan da TİB-NOT’un bulunduğu server üzerinden bu adli verilere erişim sağlandığı tespit edildiğinden, davacının eylemine uyan ve işlemin tesis edildiği tarihteki Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 12. maddesi uyarınca 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle, davacının Emniyet Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu’nun ... tarihli ve ... sayılı kararıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 12. maddesi gereğince 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin ve dayanağı olan Tüzük hükmünün davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. 09/07/2020 <br><br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 1. fıkrası uyarınca Danıştay Beşinci Dairesine, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından da Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası gereğince ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY : <br>Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararıyla, davacının Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığı dönemdeki fiili nedeniyle hakkında yürütülen soruşturma sonucunda; "Belge niteliği taşıyan bilgisayar programlarını, dosyalarını, verilerini hukuka aykırı olarak ele geçirmek" disiplin suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesi gereğince "24 ay uzun süreli durdurma" cezasıyla tecziyesine, suçun işleniş biçimi ve mesleğin özelliği dikkate alındığında aynı Tüzük'ün 15. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. <br>Bunun üzerine davacı, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesinin iptali ve yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle bakılan davayı açmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br>İLGİLİ MEVZUAT : <br>2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasa Mahkemesinin Kararları" başlıklı 153. maddesinde, "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.<br>Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.<br>Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.<br>İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.<br>İptal kararları geriye yürümez.<br>Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir.<br>6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 66. maddesinin 3. fıkrasında da, yukarıda anılan düzenleme doğrultusunda, Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi, bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmiştir. <br>3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralı yer almıştır.<br>Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesinde yer alan, "Belge niteliği taşıyan bilgisayar programlarını, dosyalarını, verilerini hukuka aykırı olarak ele geçirmek" fiili, 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.<br>08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Yürürlükten Kaldırılan Hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır...";<br>"Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.<br>(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır. <br>(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur..." hükümlerine yer verilmiştir.<br>Anılan Kanun'un 8/5-ç-11. maddesinde de "belge niteliği taşıyan bilgisayar programlarını, dosyalarını, verilerini hukuka aykırı olarak ele geçirmek" fiili, Mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde olduğu gibi 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>I - Dava Konusu Düzenlemenin İncelenmesi : <br>Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "...disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hareketlerin, düzenlenecek tüzükte belirlenmesini öngören itiraz konusu kural, yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememekte ve bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımamaktadır. Bu yönüyle kural, Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen 'suçta kanunilik' ilkesine ve Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan 'kanuni düzenleme' ilkesine aykırılık oluşturmaktadır." gerekçesiyle iptaline ve aynı kararda; iptal kararının, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.<br>3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa'nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir. <br>08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiştir. <br>23/03/1979 günlü, 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve 7068 sayılı Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği görüldüğünden, halihazırda uygulama kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.<br>Bu itibarla, davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.<br>Ancak, dava konusu bireysel işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre irdeleneceği; bireysel işlemin tüm hukuki sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmadığı sürece, anılan işlemin dayanağı olan düzenleyici işlemin sonradan yürürlükten kaldırılmasının, söz konusu bireysel işlemle ilgili olarak açılan davanın sonuçlanmasına engel oluşturmayacağı da açıktır.<br>II - Dava Konusu Bireysel İşlemin İncelenmesi :<br>Anayasa Mahkemesinin "suçta kanunilik" ve "yasal düzenleme" ilkelerine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle verdiği iptal kararı sonrasında çıkarılan ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'ne göre üst hukuk normu niteliğinde olan 7068 sayılı Kanun'da, anılan Tüzük'ün dava konusu 12. maddesindeki düzenlemeye aynen yer verilmesi ve Tüzük'te öngörülen cezayla aynı cezanın öngörülmesi, ayrıca anılan düzenlemenin polislik mesleğinin önem ve özelliği dikkate alınarak, toplum nazarındaki saygınlığının korunması ve teşkilat personeline duyulan güvenin sarsılmamasını sağlamak amacını haiz olduğu ve personel ile disiplin hukuku ilkelerine aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından, Tüzük'ün dava konusu 12. maddesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesi gereğince "24 ay uzun süreli durdurma" cezasıyla tecziyesine ilişkin işlem incelendiğinde; ... İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğündeki gizli haber alma ödeneğine ve demirbaş kayıtlarına ilişkin yapılan araştırma sırasında mahkeme kararlarına istinaden yapılan teknik dinlemelere ilişkin verilerin depolandığı ve paylaşıldığı bir programın bulunduğu, bu programın mevzuata aykırı olduğu kullanılmasının yasaklandığı, ancak bu program ile kayıt altına alınan bazı bilgilerin şubeden ayrılan personel tarafından silinmiş olabileceğinin bildirilmesi üzerine yapılan inceleme sonucu; TİB-NOT programının herhangi bir mevzuat hükmüne dayanmadan ve idari düzenleme olmadan 2012-2014 yılları arasında kullanıldığı, bu uygulama çerçevesinde mevcut olan yaklaşık 300 adet bilgisayar ve dijital ekipmanda, mevzuat hükümlerine aykırı olarak, bilgisayar programı ve kütüklerde silme, kayıt alma, kopyalama gibi eylem ve işlemler yapıldığı ve bu suretle ilgili büroda görevli olmayan yetkisiz kişilere şifre tanımlanarak iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması işlemlerinde elde edilen dinleme verilerinin saklanıp depolandığı ve bir arşiv haline getirildiği, davacının da bu programı kullanarak kusurlu bulunduğunun anlaşılmaso üzerine Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesi gereğince "24 ay uzun süreli durdurma" cezasıyla tecziye edildiği görülmüştür.<br>Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile soruşturma kapsamında alınan ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının 12/08/2013 - 20/02/2014 tarihleri arasında Ankara İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesinde görev yaptığı, 31/08/2015 tarihli bilirkişi raporunda yer alan TİB-NOT isimli tablo içeriği, kullanıcı tablo içeriği ve davacının ifadesinden TİB-NOT programını defalarca kullandığı, dinlemelere ilişkin kayıtları sakladığı, depoladığı ve arşiv oluşturduğu, bu suretle Mahkeme tarafından verilen yetki aşılarak bilgilerin TİB-NOT'a aktarıldığı, TİB-NOT'a erişim imkanı olan POL-NET bağlantılı bilgisayarlardan da TİB-NOT'ta yer alan adli verilere erişim sağlandığı anlaşıldığından, davacının anılan fiili nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesi uyarınca 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının işlem sebeiyle uğradığını ileri sürdüğü maddi kayıplarının tazmini isteminin de reddi gerekmektedir.<br>Davacı tarafından, savunma ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de; soruşturma kapsamında davacıya isnat edilen fiiller açıkça belirtilmek suretiyle savunmasının alındığı soruşturma dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden anlaşıldığından, davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir.<br>Diğer taraftan; dava konusu bireysel işlemin hukuki denetimi yapılırken, bireysel işlemin dayanağı olan ve yürürlükten kalkan veya uygulanma kabiliyeti bulunmayan düzenleyici işlemin hukuki incelemesi yapılarak, bu düzenlemenin hukuka ve mevzuata aykırı olmadığı yönünde tespitlerde bulunulması halinde, yürürlükten kalkmasına veya uygulanma kabiliyetinin bulunmamasına bağlı olarak hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilen düzenleyici işlem nedeniyle davalı idarenin, davada haksız çıkan taraf olarak kabulüyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim, benzer bir konudaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/04/2016 günlü, E:2015/234, K:2016/1432 sayılı kararı da bu yöndedir.<br><br>KARAR SONUCU : <br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesinin iptali istemine ilişkin olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA oybirliğiyle,<br>2. Davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesi gereğince 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali ile mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oybirliğiyle,<br>3. Aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına oyçokluğuyla,<br> 4. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/11/2025 tarihinde karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY :<br>Bakılmakta olan davada, dava konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin ardından, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırılması ve 7068 sayılı Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulüne ilgili hususların düzenlenmesi sonucunda, uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.<br>Söz konusu karar, dava konusu kuralın hukuka aykırı veya uygun olduğunu ortaya koyar nitelikte bir karar türü olmadığı gibi, davanın taraflarından herhangi birinin haklılığını ya da haksızlığını ortaya koyacak nitelikte bir karar da değildir. <br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; yargılama giderlerinin kapsamı tarif edilmiş, 326. maddesinin 1. fıkrasında; kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 2. fıkrasında; davada, iki taraftan biri kısmen haklı çıkarsa, Mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı, 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği, 332. maddesinin 1. fıkrasında ise; yargılama giderlerine Mahkemece re'sen hükmedileceği kurala bağlanmıştır.<br>İşbu uyuşmazlıkta, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesine yönelik olarak verilen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki karar, davanın taraflarından hangisinin haklı olduğu hususunda sarih bir sonuç çıkarmaya imkan vermemekle birlikte, anılan Tüzük'ün dayanağı olan Kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği dikkate alındığında, davanın bu kısmına ilişkin yargılama giderlerinden davalı idarelerin sorumlu tutulmasının adalete, hakkaniyete ve hukuk devleti ilkesine uygun olacağı sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla; dava kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığı şeklinde sonuçlandığından, yargılama giderlerinin davanın tarafları arasında paylaştırılması gerekirken, tamamının davacı üzerinde bırakılması yolundaki çoğunluk kararına katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>
tarife