<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/2484 E. , 2025/4735 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2025/2484<br>Karar No : 2025/4735 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği (E-Tebligat)<br>VEKİLİ : Av....<br><br>KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1-... 2- ... 3- ... 4- ...<br> <br><br>İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ve davacılardan ... aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısımlarının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Rize ili, Merkez ilçesi, ... Köyü'nde DSİ 22. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan "Taşlıdere Vadisi Andon Sel Kapanı Projesi Kapsamında ER:... ve ER:... No'lu Patlatmalı Kaya Malzeme Ocakları ve Kırma Eleme Tesisi" projesine ilişkin olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Rize Valiliğince verilen ... tarih ve E-... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; ... dışındaki diğer davacılar yönünden, yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; proje kapsamında taş ocağı olarak faaliyet yürütülecek olan alanlar içerisinde heyelan riski çok yüksek sahaların mevcut olduğu, PTD kapsamında patlatmalı faaliyetlerin ocak dışında ve özellikle Taşlıdere Vadisi çevresinde bulunan yamaç molozları içerisinde gözlenen aktif heyelanlar ile aktif heyelanlar nedeniyle deformasyona uğrayan yollar üzerindeki etkisinin ne olacağının jeolojik açıdan incelenmediği, “taşkın yayılım modelinin” bulunmaması nedeniyle PTD'nin yeterli içeriğe haiz olmadığı, PTD’nin hazırlanmasında zooloji alanında uzmanlardan yeterince yararlanılmadığı, alandaki türlerin belirlenmesinde kullanılan kaynakların çok eski olduğu, alanda tespit edilen canlı türlerinin güncel bilgileri, isimleri ve dağılımlarının değiştiği ve dolayısı ile güncel tür bilgilerini içermediği, bu nedenle alanı doğru bir şekilde yansıtmadığı, fauna ve flora yönünden proje alanında uygun habitatları görülen türlerin eksik belirlendiği, alandaki hayvan türlerinin projeden kaynaklı olarak ortaya çıkabilecek olumsuzluklardan etkilenmemesi için öngörülen önlemlerin yeterli düzeyde olmadığı, bu hususta proje tanıtım dosyasının yetersiz kaldığı, bu haliyle proje tanıtım dosyası içeriğinin eksik ve yetersiz olduğu, projede öngörülen faaliyet için hazırlanan raporun içeriğinin eksik olması ve etkilerin tam değerlendirilmemesi nedeniyle çevreyi korumak için gerekli önleyici önlemleri içermediği, bilimsel ve teknik yönden yeterli olmadığı anlaşıldığından, dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Davacılardan ... yönünden ise, anılan davacının 15/08/2024 tarihinde kayda giren dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirdiği ve feragatın talep sonucunun tamamına yönelik kayıtsız ve şartsız olarak yapıldığı; bu nedenle, anılan davacı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış; öte yandan, davacılardan ... yönünden feragat nedeniyle esas hakkında bir karar verilmemekte ise de; diğer davacılar yönünden işin esasına girilerek bir değerlendirme yapılmak suretiyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı tespit edilerek işlemin iptaline karar verildiği dikkate alındığında, davada haksız çıkan davalı idare lehine salt davadan feragat ettiği gerekçesiyle vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmayacağı değerlendirildiğinden, feragate ilişkin kısım yönünden de vekalet ücretine hükmedilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçelerle,... dışındaki diğer davacılar yönünden dava konusu işlemin iptaline, davacılardan ... yönünden ise feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bilirkişi raporuna yapılan itirazların aynen tekrar edildiği, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği; öte yandan, davacılardan... yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesine karşın, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde usul ve hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılardan ... tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş; diğer davacılar tarafından cevap verilmemiştir.<br><br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile, ... dışındaki diğer davacılar yönünden dava konusu işlemin iptali, davacılardan ... yönünden ise feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının temyiz edilen iptale ve davacılardan ... aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>Temyize konu İdare Mahkemesi kararının ... dışındaki diğer davacılar yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının temyiz istemi yönünden;<br>İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Kararın davacılardan ... aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmına gelince;<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz İncelemesi Üzerine Verilecek Kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararın düzeltilerek onanmasına karar verileceği hükmü yer almaktadır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda feragat konusu özel olarak düzenlenmemiş; 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; anılan Kanun'un 447. maddesinin ikinci fıkrasında ise, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan göndermelerin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.<br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinde, feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı; 311. maddesinde feragat ve kabulün, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı; 312. maddesinde, feragat beyanında bulunan tarafın, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceği kurala bağlanmıştır.<br> 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği hüküm altına alınarak avukatlık ücretinin davaya katkısı bulunan avukata ödenmesi öngörülmüş olup; anılan Kanun'un 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı düzenlenmesine yer verilmiştir. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin göndermede bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde, vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu, 326. maddesinin birinci fıkrasında, kanunda açıkça öngörülen haller dışında yargılama giderlerinin aleyhinde hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde ise, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin, taraf lehine hükmedileceği kurala bağlanmıştır.<br>03/10/2024 tarih ve 32681 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret" başlıklı 6. maddesinde "Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz." kuralına; "Danıştayda, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde görülen dava ve işlerde ücret" başlıklı 15. maddesinde ise, "(1) Danıştayda ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat, kabul, davanın konusuz kalması ya da herhangi bir nedenle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedilir. (2) Şu kadar ki, dilekçelerin görevli mercie gönderilmesine veya dilekçenin reddine karar verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmolunmaz." kuralına yer verilmiş; anılan Tarife Ek'inin İkinci Kısım İkinci Bölümü'nde yargı yerleri ile icra ve iflas dairelerinde yapılan ve konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen hukuki yardımlara ödenecek ücretin belirlendiği, söz konusu bölümünün 17. maddesinde ise, "İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar" duruşmasız ise 18.000,00-TL; duruşmalı ise 36.000,00-TL" vekalet ücreti ödeneceğinin kurala bağlandığı görülmektedir.<br>Tarafların, avukat aracılığı ile davalarını takip etmesi ve lehine davanın sonuçlanması halinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca avukatlık ücretine hak kazanacağı açıktır.<br>Uyuşmazlıkta; davalı idarenin yargılama sürecinde vekil aracılığıyla temsil edildiği, davacılardan ... tarafından verilen ve 15/08/2024 tarihinde kayda giren dilekçe ile davadan feragat edilmesi üzerine; İdare Mahkemesince, anılan davacı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği; diğer davacılar yönünden ise, işin esasına girilerek dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir. Temyize konu kararda, salt davadan feragat edildiği gerekçesiyle feragat eden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmayacağı, zira işin esasının incelenmesi suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği belirtilerek, feragate ilişkin kısım yönünden de vekalet ücretine hükmedilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görülmektedir.<br>Bu durumda; feragat beyanında bulunan tarafın, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesi gerektiği, diğer davacılar yönünden işin esasına girilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş olmasının daha önce davadan feragat eden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi sonucunu doğurmayacağı; davacılardan ... tarafından 15/08/2024 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiği ve dava dilekçesinin tebliği üzerine yasal süresi içerisinde (söz konusu feragat dilekçesinin verilmesinden önce) davalı idare vekili tarafından savunma dilekçesinin verildiği hususları göz önüne alındığında, davalı idare lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararının temyiz edilen davalı idare lehine (davacılardan ... aleyhine olacak biçimde) vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.<br>Öte yandan; temyize konu karar verilmeden 19/03/2025 tarihinde yapılan duruşmaya davalı idare vekili Av....'un katıldığı görülmekte ise de; feragatin hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı ve davacılardan ... tarafından verilen feragat dilekçesinin 15/08/2024 tarihinde kayda girdiği hususu gözetildiğinde; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen vekalet ücretinin hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla, ivedi yargılama usulüne tabi olan bu uyuşmazlıktaki söz konusu yanlışlığın, yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca; İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına "karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen 18.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan ...'den alınarak davalı idareye verilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. <br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalının temyiz isteminin esasa ilişkin kısmının reddine, vekalet ücretine ilişkin kısmının ise kabulüne,<br>2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:...K:... sayılı kararının esasa ilişkin kısmının oyçokluğuyla ONANMASINA,<br> 3. Temyize konu kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının ise, "karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacılardan ...'den alınarak davalı idareye verilmesine" şeklinde oybirliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA<br>4.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>5.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 23/09/2025 tarihinde karar verildi.<br><br><br>(X) KARSIOY:<br>Dava; Rize ili, Merkez ilçesi, ... Köyü'nde DSİ 22. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan "Taşlıdere Vadisi Andon Sel Kapanı Projesi Kapsamında ER:... ve ER:... No'lu Patlatmalı Kaya Malzeme Ocakları ve Kırma Eleme Tesisi" projesine ilişkin olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Rize Valiliğince verilen ... tarih ve E-... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle açılmıştır.<br>Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince ... dışındaki diğer davacılar yönünden, yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; "proje kapsamında taş ocağı olarak faaliyet yürütülecek olan alanlar içerisinde heyelan riski çok yüksek sahaların mevcut olduğu, PTD kapsamında patlatmalı faaliyetlerin ocak dışında ve özellikle Taşlıdere Vadisi çevresinde bulunan yamaç molozları içerisinde gözlenen aktif heyelanlar ile aktif heyelanlar nedeniyle deformasyona uğrayan yollar üzerindeki etkisinin ne olacağının jeolojik açıdan incelenmediği, “taşkın yayılım modelinin” bulunmaması nedeniyle PTD yeterli içeriğe haiz olmadığı, PTD’nin hazırlanmasında zooloji alanında uzmanlardan yeterince yararlanılmadığı, alandaki türlerin belirlenmesinde kullanılan kaynakların çok eski olduğu, alanda tespit edilen canlı türlerinin güncel bilgileri, isimleri ve dağılımlarının değiştiği ve dolayısı ile güncel tür bilgilerini içermediği, bu nedenle alanı doğru bir şekilde yansıtmadığı, fauna ve flora yönünden proje alanında uygun habitatları görülen türlerin eksik belirlendiği, alandaki hayvan türlerinin projeden kaynaklı olarak ortaya çıkabilecek olumsuzluklardan etkilenmemesi için öngörülen önlemlerin yeterli düzeyde olmadığı, bu hususta proje tanıtım dosyasının yetersiz kaldığı, bu haliyle proje tanıtım dosyası içeriğinin eksik ve yetersiz olduğu, projede öngörülen faaliyet için hazırlanan raporun içeriğinin eksik olması ve etkilerin tam değerlendirilmemesi nedeniyle çevreyi korumak için gerekli önleyici önlemleri içermediği, bilimsel ve teknik yönden yeterli olmadığı anlaşıldığından, dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; anılan bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerden, "PTD’nin hazırlanmasında zooloji alanında uzmanlardan yeterince yararlanılmadığı, alandaki türlerin belirlenmesinde kullanılan kaynakların çok eski olduğu, alanda tespit edilen canlı türlerinin güncel bilgileri, isimleri ve dağılımlarının değiştiği ve dolayısı ile güncel tür bilgilerini içermediği, bu nedenle alanı doğru bir şekilde yansıtmadığı, fauna ve flora yönünden proje alanında uygun habitatları görülen türlerin eksik belirlendiği, alandaki hayvan türlerinin projeden kaynaklı olarak ortaya çıkabilecek olumsuzluklardan etkilenmemesi için öngörülen önlemlerin yeterli düzeyde olmadığı, bu hususta proje tanıtım dosyasının yetersiz kaldığı" şeklinde eksiklik olarak belirtilen hususların, bu haliyle proje tanıtım dosyasını kusurlandırmayacağı; başka bir ifadeyle, yalnızca temyize konu İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde yer verilen "proje kapsamında taş ocağı olarak faaliyet yürütülecek olan alanlar içerisinde heyelan riski çok yüksek sahaların mevcut olduğu, PTD kapsamında patlatmalı faaliyetlerin ocak dışında ve özellikle Taşlıdere Vadisi çevresinde bulunan yamaç molozları içerisinde gözlenen aktif heyelanlar ile aktif heyelanlar nedeniyle deformasyona uğrayan yollar üzerindeki etkisinin ne olacağının jeolojik açıdan incelenmediği, “taşkın yayılım modelinin” bulunmaması nedeniyle PTD yeterli içeriğe haiz olmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle onanması gerektiği görüşüyle, anılan kısmın aynen onanmasına dair Dairemiz çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.<br> <br><br></font></p></body></html>
tarife