<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/91 E.  ,  2025/2001 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2025/91<br>Karar No : 2025/2001<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br><br> KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu <br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 13/06/2024 tarih ve E:2023/16478, K:2024/10514 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/06/2024 tarih ve E:2023/16478, K:2024/10514 sayılı kararıyla;<br>2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 62. ve 69. maddelerine yer verilerek,<br>Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı dönemde disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında anılan örgütün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiğinin görüldüğü,<br>Dairelerince, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğunun belirtildiği,<br>1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıktığı,<br>Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiğinin anlaşıldığı, nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulduğu,<br>Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptığı dönemde davacının, dönemin Adalet Bakanı B.B. hakkında, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne ... tarih ve ... sayılı yazıyla gönderdiği fezleke ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı K.İ. hakkında, Hâkimler ve Savcılar Kuruluna aynı tarih ve sayı ile gönderdiği ihbar yazısı ekinde, Adalet Bakanı ve Müsteşarı ile herhangi bir ilgisi bulunmayan ve 32 klasörden oluşan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasının fotokopisini göndererek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 157. maddesine göre gizli olarak yürütülmesi gereken soruşturmayı ilgisiz kişi ve kurumların öğrenmesine sebebiyet vermek suretiyle soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği, Adalet Bakanı B.B. ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı K.İ. hakkında düzenlediği fezleke ekinde sadece onlarla ilgili evrakı göndermek yerine, Adalet Bakanı ve Müsteşarı ile herhangi bir ilgisi bulunmayan ve 32 klasörden oluşan bahse konu soruşturma dosyasının fotokopisini de göndermek suretiyle, gereksiz kağıt ve posta masrafına sebebiyet verdiği tespit edilerek disiplin cezasına dayanak teşkil eden söz konusu kararları, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan irtibat ve iltisakı kapsamında anılan örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda verdiği ve böylece yargıya duyulan güven ve saygınlığı zedeleyerek, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozduğu gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığının görüldüğü,<br>Kararın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" başlıklı kısmında da yer verildiği üzere, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin de aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından, söz konusu kararların iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın, Dairelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile;"... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2022 tarih ve E:2022/1418, K:202/2359 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği , dolayısıyla, davacının FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu hususunda kesinleşmiş yargı kararının bulunduğunun görüldüğü,<br>Ayrıca, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üyelik suçundan" yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 7 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan mahkumiyet kararının Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğinin görüldüğü,<br>Öte yandan, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağının kurala bağlandığı,<br>Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği; toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında, yargı mensuplarının kişiliklerine duyulan saygı ve güvenden de kaynaklandığı; yargı görevini yerine getiren kişilerin adaleti gerçekleştirdikleri kadar, bunu görüntü olarak da sağlamaları gerektiği; yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliğinin, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu; hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmalarıyla korunan hukuki değerin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarından kaynaklandığı; bu mesleğin saygınlığı ve onurunun ise hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığına hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygıya dayandığı,<br>Hukuk devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışı suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu; bu nedenle yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini zedeleyici eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağladığı,<br>Dava dosyasında mevcut disiplin soruşturma raporu ve ekleri incelendiğinde, söz konusu soruşturma kapsamında davacı hakkında verilen tanık beyanlarında özetle; davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt adına himmet topladığına yer verildiği,<br>Ayrıca, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"da, davacının ... ID numarasıyla, bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğuna yer verildiği,<br>Dava dosyasında mevcut tüm bilgi-belgeler, tanık ifadeleri ile yer verilen açıklamalar ve davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" bir bütün olarak değerlendirildiğinde; hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunduğu noktasında kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu da dikkate alındığında, davacının, dava konusu disiplin cezasına dayanak teşkil eden eylemlerini irtibat ve iltisaklı olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek gerçekleştirdiği ve sûbut bulan söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varıldığı, <br>Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu eylem nedeniyle hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda beraat kararı verildiği, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile meslekten ihraç edildiği, bu karara karşı açılan davada Dairece değerlendirilen delillere işbu davada da yer verildiği, Daire tarafından aynı gerekçeyle mükerrer biçimde iki kez ret kararı verildiği; ayrıca, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptığı dönemde ... sayılı dosyada gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu’ndan kaynaklanan hukuki takdir yetkisi kapsamında yargısal ve hukuki nitelikte olduğu belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY :<br>Davacı hakkında "İzmir Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptığı dönemde; dönemin Adalet Bakanı B.B. hakkında, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne ... tarih ve ... sayılı yazıyla gönderdiği fezleke ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı K.İ. hakkında, Hâkimler ve Savcılar Kuruluna aynı tarih ve sayı ile gönderdiği ihbar yazısı ekinde, Adalet Bakanı ve Müsteşarı ile herhangi bir ilgisi bulunmayan ve 32 klasörden oluşan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasının fotokopisini göndererek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 157. maddesine göre gizli olarak yürütülmesi gereken soruşturmayı ilgisiz kişi ve kurumların öğrenmesine sebebiyet vermek suretiyle soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği,<br>Adalet Bakanı B.B. ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı K.İ. hakkında düzenlediği fezleke ekinde sadece onlarla ilgili evrakı göndermek yerine, Adalet Bakanı ve Müsteşarı ile herhangi bir ilgisi bulunmayan ve 32 klasörden oluşan bahse konu soruşturma dosyasının fotokopisini de göndermek suretiyle, gereksiz kağıt ve posta masrafına sebebiyet verdiği" iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.<br>Soruşturma neticesinde düzenlenen 13/04/2015 tarihli inceleme ve soruşturma raporu ile davacının soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, anılan disiplin soruşturma raporunu değerlendiren Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile de; "... Dairemizin 30/11/2017 Tarih ve 2017/523 Karar sayılı kararıyla, ilgililer hakkındaki disiplin dosyasında karar verilmesi için kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmiş ise de, Danıştay 12. Dairesi'nin 26/05/2010 Tarih, 2007/6148 Esas ve 2010/2851 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, disiplin ve suç kavramları birbirlerinden farklı kavramlar olup ceza uygulaması ile disiplin uygulaması arasında amaç, kapsam, usul ve sonuçlar bakımından temel nitelikte farklılıklar bulunduğu, disiplin soruşturması ve yargılamasının ceza soruşturma ve kovuşturmasından bağımsız ve ayrı olduğu, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 72. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hâkim ve savcılar hakkında ceza soruşturması veya kovuşturmasına başlanmış olmasının, aynı olaydan dolayı disiplin soruşturmasını gerektirmeyeceği gibi, ilgilinin ceza soruşturmasından mahkûm olması veya olmamasının da ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmediği, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nda hâkim ve savcıların disiplin soruşturmasına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yapıldığı ancak disiplin cezası verilmesi sırasında devam eden kovuşturma sonucunun beklenmesi gerektiğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, nitekim Kurul'un kovuşturma izni verdiği halde sonucunu beklemeden meslekten çıkarma cezaları da dahil olmak üzere disiplin cezası tertip ettiği bir çok kararının bulunduğu, anılan gerekçelerle dosyanın disiplin yönünden karar verilmek üzere Daire gündemine alınmasına ve disiplin cezası tayinine bir engel bulunmadığı, kovuşturma izni kararından itibaren uzunca bir süre geçmiş olmasına karşın yargılamanın ulaştığı safahat nazara alındığında kovuşturma sonucunun beklenmesinin, disiplin soruşturmasını akamete uğratacağı anlaşıldığından Dairemizin 30/11/2017 Tarih ve 2017/523 Karar sayılı kovuşturma sonucunun beklenmesi kararından vazgeçilerek yapılan incelemede; <br>...<br>Somut olayda; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, yönetmek, örgüte üye olmak, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, irtikap ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından yürütülen ... sayılı soruşturma evrakı kapsamında çok sayıda şüpheli hakkında arama ve yakalama kararları çıkarılması üzerine, konudan haberdar olan Adalet Bakanlığı Müsteşarı Sn. K. İ'yi 06/01/2014 günü saat 19.38'de, eylem tarihi itibariyle İzmir C. Başsavcısı olarak görev yapan ...'ı cep telefonundan arayarak, soruşturma hakkında bilgi alması ve bilgi aldıktan sonra da soruşturmanın derhal durdurulmasını ve mahkeme kararlarının kolluktan geri alınmasını, soruşturma yürüten Cumhuriyet savcısını değiştirmesini istediği, aynı gece saat 22.31'de adı geçeni tekrar arayarak taleplerini yinelediği, 07/01/2014 tarihinde de Adalet Bakanı Sn. B. B.'nin ilgili C. Başsavcısı ...'ı arayarak anılan soruşturmadan söz ederek kişilerin lekelenmemesini ve soruşturmada dikkatli davranmasını dosyanın mevcut Cumhuriyet savcısından alınarak bizzat kendisi tarafından yürütülmesini istediği, bu yöndeki beyan ve talepler üzerine her iki görüşmeyle ilgili olarak 07/01/2014 tarihinde tek yanlı tutanak düzenleyerek, 10/01/2014 tarihinde kapalı zarf içerisinde işlem yapılmak üzere İzmir C. Başsavcıvekili olarak görev yapan ilgili A. H'ya gönderdiği, adı geçenin de fezleke düzenleyerek gerek Adalet Bakanı, gerekse müsteşarın telefonla aramalarının yargı görevini etkilemeye teşebbüs suçu kapsamında değerlendirebileceği düşüncesiyle, Adalet Bakanı Sn. B. B'nin bakan sıfatı nedeniyle, Anayasa'nın 100/1. ve TBMM İçtüzüğünün 107/12. maddesi uyarınca, hakkında yapılacak işlemlere esas olmak üzere TBMM Başkanlığına, yine aynı şekilde Adalet Bakanı Müsteşarı için de, Hâkimler ve Savcılar Kuruluna gönderildiği, gönderilen fezlekeye İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı 32 klasörden oluşan dosyanın fotokopilerinin eklendiği, fotokopi gideri olarak 43656 sayfa ve 2.933.44-TL harcama yapılmasına sebebiyet verildiği, Adalet Bakanı Sn. B. B. tarafından dile getirilen talebin her hangi bir suç içermeyen yasal bir talep olduğu, <br>Sonraki süreçte FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüyle irtibat ve iltisakları sebebiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca meslekten çıkarılmalarına karar verilen, (...) ...’ın, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Tarih, ... E. ve ... K. sayılı kararıyla TCK'nın 314/2, 62/1, 3713 Sayılı Yasanın 5/1. maddelerinin tatbikiyle neticeten 7 yıl 13 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... Tarih, ... E. ve ... K. sayılı kararıyla istinaf incelemesinden geçtikten sonra, Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... Tarih, ... E. ve ... K. sayılı ilâmıyla onanarak kesinleştiği göz önüne alındığında ilgililerin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda sırf kamuoyunda siyasi iktidarın yargıya müdahale ettiği algısını oluşturmak amacıyla tutanak düzenleyerek bu tutanağa da soruşturma için gerekli olmayan 43.656 sayfa evrakın fotokopisini ekledikleri, bu şekilde hem kamuyu zarara uğrattıkları hem de Adalet Bakanının yargıya müdahale ettiği algısını oluşturmaya çalıştıkları, <br>Yine, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 30/11/2017 tarihli kararı ile kovuşturma izni verilmesine ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunun 89. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesinden sonra, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 19/01/2018 tarihli iddianamesiyle her iki sanık hakkında 'gizliliğin ihlali ve kamu malına zarar verme' suçlarından 2802 sayılı yasanın 89. maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması talep edildiği ve ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas ... sayılı kararı ile her iki ilgili hakkında son soruşturma açılmasına ve yargılamanın Yargıtay Ceza Dairesince yapılmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... Tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararında, sanıklar hakkında düzenlenen ve suçlama belgesi olarak iddaname yerine geçen son soruşturmanın açılmasına dair kararda, zarar verme suçunu oluşturan fiilin; ' ...Adalet Bakanlığı ve müsteşarı ile yaptığı görüşmelerin tek taraflı olarak şüpheli ... tarafından düzenlenen tutanaklar ile irtibatlandırılan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı ve 32 klasörden oluşan soruşturma dosyasının 4 takım haline gelecek şeklinde 43.656 sayfa fotokopilerini çektirdiği adalet dairesini 2993,44 TL harcama yaptırarak zarara uğrattıkları" şeklinde, gizliliğin ihlali suçunu oluşturan fiilin ise "gizlilik kararı verilen 2011/12445 sayılı soruşturma dosyası fotokopilerini ilgisiz kişi ve kurumların öğrenmesini sağladıkları' şeklinde tarif edildiğine vurgu yapılarak Yerleşik Ceza Genel Kurul kararlarında belirtildiği üzere iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanmasının zorunlu olması, bir olayın (suç oluşturan fiilin) açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesinin o olay hakkında dava açıldığını göstermemesi, dava konusu yapılan eylemin bir başka olaya dayalı olmadan, bağımsız olarak açıklanması gerektiği belirtilerek ilgililer hakkında görevi kötüye kullanma suçundan usulüne uygun şeklinde açılmış bir dava bulunmaması sebebiyle bu suçtan hüküm kurulmasının mümkün olmadığı belirtilerek, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca son soruşturmanın açılması talebinin yapıldığı iddianame ve iddianame yerine geçen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas ... sayılı kararında, ilgililere isnat edilen eylemlerin nitelendirilmesindeki soruna değinildiği, '…sanıkların son soruşturmanın açılmasına dair kararda suç olarak gösterilen fiilleri mütalaada belirtildiği gibi örgütten aldıkları talimat ile bir çok yer Cumhuriyet Başsavcılıkları ile paralel şekilde gerçekleştirdikleri sabit ise de; zarar verme ve gizliliğin ihlali suçlarını oluşturmadığı sonucuna varılan bu davranışların örgütsel faaliyet olduğunda kuşku bulunmamaktadır." tespitlerine yer verilmiş, bu itibarla ilgililerin görevlerini yerine getirirken vicdani kanaatlerinden başka herhangi bir dürtü ya da etki altında kalmadan sadece hukuku uygulayacakları yönündeki beklentiden uzak şekilde, birer devlet görevlisi oldukları hususunu göz ardı ettikleri, görevlerini tarafsız, ön yargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceklerini soruşturmaya konu işlem ve tasarruflarıyla açıkça ortaya koydukları soruşturma dosyası kapsamından anlaşılmakla, davacının eylemlerine uyan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br>Davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş, böylece davacı hakkında verilen meslekten çıkarma cezası kesinleşmiştir.<br>Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Öte yandan, dava konusu disiplin cezasına dayanak fiiller nedeniyle davacı hakkında, Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin 30/11/2017 tarihli kararıyla kovuşturma izni verilmesine ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği; Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 19/01/2018 tarihli iddianamesiyle davacı hakkında "gizliliğin ihlali" ve "kamu malına zarar verme" suçlarından, aynı Kanun’un 89. maddesi uyarınca son soruşturmanın açılmasının talep edildiği; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacı hakkında son soruşturma açılmasına ve yargılamanın Yargıtay Ceza Dairesince yapılmasına hükmedildiği; ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, "gizliliğin ihlali" ve "kamu malına zarar verme" suçlarından davacı hakkında isnat edilen fiillerin unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatine kararı verdiği; anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verildiği ve yargılamanın hâlen devam ettiği anlaşılmıştır.<br>Diğer taraftan, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı bulunduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği; bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedildiği; davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 23/06/2021 tarih ve E:2016/56812, K:2021/2255 sayılı kararıyla, "... davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; anılan kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2022 tarih ve E:2022/1418, K:2022/2359 sayılı kararıyla onandığı ve kararın kesinleştiği görülmüştür.<br>Ayrıca, davacının ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; anılan mahkûmiyet kararının, Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmüştür.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde, "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." kuralı yer almaktadır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.<br>1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.<br>Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.<br>Dosyanın incelenmesinden; davacının İzmir Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptığı dönemde, dönemin Adalet Bakanı B.B. hakkında, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne ... tarih ve ... sayılı yazıyla gönderdiği fezleke ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı K.İ. hakkında, Hâkimler ve Savcılar Kuruluna aynı tarih ve sayı ile gönderdiği ihbar yazısı ekinde, Adalet Bakanı ve Müsteşarı ile herhangi bir ilgisi bulunmayan ve 32 klasörden oluşan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasının fotokopisini göndererek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 157. maddesine göre gizli olarak yürütülmesi gereken soruşturmayı ilgisiz kişi ve kurumların öğrenmesine sebebiyet vermek suretiyle soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği, Adalet Bakanı B.B. ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı K.İ. hakkında düzenlediği fezleke ekinde sadece onlarla ilgili evrakı göndermek yerine, Adalet Bakanı ve Müsteşarı ile herhangi bir ilgisi bulunmayan ve 32 klasörden oluşan bahse konu soruşturma dosyasının fotokopisini göndermek suretiyle, gereksiz kağıt ve posta masrafına sebebiyet verdiği tespit edilerek, disiplin cezasına dayanak teşkil eden söz konusu kararları, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan irtibat ve iltisakı kapsamında anılan örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda verdiği ve böylece yargıya duyulan güven ve saygınlığı zedeleyerek, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozduğu gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>Olayda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu sabit olan davacının, fezleke niteliğindeki suç ihbarı yazılarına, dönemin Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı hakkında düzenlenen iddia temelli tutanaklarla birlikte; bu kişilerle ilgisi bulunmayan, 32 klasörden oluşan soruşturma dosyasını dört takım hâlinde çoğaltarak (43.656 sayfa fotokopi ve 2.993,44-TL harcama yaparak) eklediği ve ilgili kurumlara gönderdiği; söz konusu eylemlerin yargısal takdire ilişkin olmayıp, görev gereklerine aykırı olduğu ve planlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine yönelik olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla örgütsel motivasyonla hareket ederek anılan eylemde bulunan davacının mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını zedeleyecek nitelikte davrandığının sabit olduğu anlaşıldığından, eylemine uyan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Bu durumda, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 13/06/2024 tarih ve E:2023/16478, K:2024/10514 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,<br>3. Kesin olarak, 20/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

tarife