<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/717 E. , 2025/2286 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/717<br>Karar No : 2025/2286 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ...'a velayeten ... ve ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ...,<br> Hukuk Müşaviri ...<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin yakını ...'un ... Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ve ... Toplum Sağlığı Merkezine bağlı ... no'lu Aile Sağlığı Merkezinde görevli kişilerin ihmali sebebiyle vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık kardeş ... için 500.000.00 TL manevi ve 25.000,00 TL destekten yoksun kalma, anne ... için 1.000.000.00 TL manevi ve 50.000.00 TL destekten yoksun kalma, baba ... için ise 1.000.000.00 TL manevi ve 50.000.00 TL desten yoksun kalma olmak üzere toplam 125.000,00 TL maddi ve 2.500.000,00 TL manevi tazminatın olayın meydana geldiği 19/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; maddi tazminat istemi yönünden Adli Tıp Kurumunun raporlarında, ... Hastanesi yönünden, davacılar yakını müteveffa bebek ...'a yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, ölümde bebeğin takip ve tedavisine katılan ... Hastanesinde görevli uzman doktorlara kusur atfedilemeyeceği, ... Toplum Sağlığı Merkezine bağlı ... no'lu Aile Sağlığı Merkezinde görevli doktor yönünden ise, bebeğin vefat ettiği ... tarihinde ... no'lu Aile Sağlığı Merkezinde doktor ... tarafından muayene edildiği, herhangi bir tıbbi kayıt tutulmadığı, kayıt tutulmamasının tıbben eksiklik olduğu, ancak bebeğin gün içerisindeki genel durumu, fizik muayenesi, vital bulguları hakkında tıbbi belge olmadığından ölümü ile bu eksiklik arasında illiyet bağı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı tespitlerinde bulunulduğu görülmekle, dolayısıyla davacıların uğradığını iddia ettikleri zararın davalı idarenin kusuru nedeniyle meydana geldiği yolunda hukuken geçerli somut bir tespit bulunmadığından, diğer bir ifadeyle zararla idare arasında idarenin sorumluluğunu gerektirecek nitelikte uygun bir nedensellik bağının varlığından söz edilemeyeceğinden, davacıların maddi tazminat taleplerinin karşılanmasına hukuken olanak bulunmadığı, manevi tazminat istemi açısından olayın vuku buluş şekli, dava konusu olaya ilişkin olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ön inceleme raporuna ve buna dayalı olarak; "Aile Hekimi ...'nın hastayı muayene ettiği, ishal durumunun hastaya verilen antibiyotikten kaynaklanmış olabileceğinin söylendiği, aynı gün hastanın vefat ettiği, hakkında ön inceleme yapılan aile hekiminin hastaya ilaç yazmadığı için muayene kaydı oluşturmadığı, ancak yapılan her türlü muayenede kayıt alınması gerektiği, muayene sonrasında önerilen tetkik ve tedavinin kayıt altına alınmadığı, adı geçen görevlinin görevini ihmal ettiği iddiası sübuta erdiğinden, hakkında soruşturma izni verilmesi" gerekçeleriyle Üsküdar Toplum Sağlığı Merkezine bağlı ... no'lu Aile Sağlığı Merkezi hekimi Dr.... hakkında soruşturma izni verilmesine dair Üsküdar Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliğinin ... tarih ve ... sayılı kararı, Adli Tıp Kurumu 8.Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı, ... karar no'lu raporunda söz konusu doktorun kayıt tutulmamasının tıbben eksiklik olduğu şeklindeki tespitleri, diğer taraftan davacılar çocuğunun ölüm olayına ilişkin olarak İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün "Önlenebilir Ölüm" raporunun bulunması birlikte değerlendirildiğinde verilen sağlık hizmetinde özensizlik bulunduğu sonucuna ulaşıldığından ve davacıların çocuklarını kaybetmiş olması nedeniyle yaşadıkları elem ve üzüntü de göz önünde bulundurulduğunda, davacıların olay nedeniyle duydukları acı, üzüntü ve ruhsal sıkıntılarının kısmen de olsa dindirilmesi için anne ... için 250.000,00 TL, baba ... için ise 250.000.00-TL ve kardeş ... için ise 100.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 600.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, olayda yakınları ...'un durumuna ilişkin tıbbi kayıt tutulmaması ve kayıt tutmayan aile sağlığı merkezinde görevli hekimin idare tarafından uyarılmaması, kontrol edilmemesinin başlı başına hizmet kusuru teşkil ettiği, annesinin ifadesine göre aşırı ishal nedeniyle hiç uyumamış olan, çok sıvı kaybeden, gözleri hep açık duran ve kırpmayıp donuk bakan çocuğun Dr. ... tarafından, fiziki olarak alınıp muayene edilmemesi, gözlerine ve diline bakılmaması, ateşinin ölçülmemesi, kilosunun kontrol edilmemesinin hayati bir görev ve hizmet kusuru olduğu, eğer doktorun, çocuğu tam anlamıyla muayene etseydi belki çocuğun durumunun ciddiyetini farkedilebileceği, büyük kilo kaybının görülebileceği ve onu sabahtan hastaneye sevk edebileceği ve böylelikle bebeğin ölmeyebileceği, nitekim Üsküdar ... nolu Aile Sağlığı Merkezinde görev yapan Dr. ... hakkında; İddianamede yazıldığı ifadeyle "...Yukarıda da belirtildiği üzere ölen bebeğin önce şüphelinin görev yaptığı aile sağlığı merkezine götürüldüğü, bebeğe muayene kaydı dahi açılmadığı, resmi işlemlerin yapılmadığı, ayrıca ölen bebeğin annesinin ifadesinden de anlaşılacağı üzere bebeğin rahatsızlığının ne olduğu hususunda gerekli muayene ve tetkik işlemlerinin yapılmadığı, yüzeysel olarak şüpheli tarafından anne kucağında bulunan bebeğe bakıldığı ve sadece bol su ve mama verilmesi gerektiği ifade edilerek bebeğin eve gönderildiği, şüphelinin, mesleğinin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmek suretiyle bebeğin ölümüne sebebiyet verdiği, tüm soruşturma evrak kapsamından anlaşılmakla..." gerekçeleriyle ve ... Asliye Ceza Mahkemesinde ... esas sayılı dosyayla kamu davasının açıldığı, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün heyet halinde verdiği “Önlenebilir Ölüm” raporunun da yine idarenin ağır hizmet kusurunun diğer bir göstergesi olduğu,<br> hükmolunan manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu, davalı idare tarafından, ağır hizmet kusuru bulunmadığından olayda tazmin koşullarının oluşmadığı, hükmolunan manevi tazminat miktarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir. <br><br>TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Dosyanın incelenmesinden, davacılar yakını ...'un öksürük şikayetiyle 12/02/2014 tarihinde Üsküdar Küplüce Tıp Merkezine götürüldüğü, yapılan ilk müdahalenin ardından ... Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, akut alt solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle 2 gün yatırılarak tedavi edildiği, 14/02/2014 tarihinde söz konusu hastaneden kontrole gelmek üzere taburcu edildiği, çocuğun evde kusmaya başlaması ve ishal olması üzerine kontrol günü olan 17/02/2014 tarihinde tekrar anılan Hastaneye gidildiği, çocuğa yapılan tetkikler neticesinde dışkısında "rotavirus" tespit edildiği ve "akut gastroenterit" tanısı konulduğu, kan ve idrar tahlili yapılarak çocuğun hastaneden kontrole gelmek üzere taburcu edildiği, ishalin durmaması nedeniyle 19/02/2014 tarihinde Üsküdar Toplum Sağlığı Merkezine bağlı ... no'lu Aile Sağlığı Merkezine götürüldüğü, 19/02/2014 tarihinin akşamında çocuğun durumunun fenalaşması üzerine acilen Küplüce Tıp Merkezine götürüldüğü, çocuğa yapılan müdahalenin ardından ambulans ile Haydarpaşa Numune Hastanesine sevk sağlanırken yolda hayatını kaybetmesi üzerine, davacılar tarafından, ... Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ve Üsküdar Toplum Sağlığı Merkezine bağlı ... no'lu Aile Sağlığı Merkezinde görevli kişilerin ihmali sebebiyle 19.02.2014 tarihinden çocuklarının ölmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğradıkları ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br> İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 05/10/2016 tarih ve 24/03/2017 tarihli raporlarda -özetle- "hastanın ölüm nedeninin kesin olarak gastroenterite bağlı vücuttan ağır sıvı kaybına bağlı olma olasılığının dışlanamayacağı, ancak ailenin ifadesine göre çocuktaki ani solunum değişikliğinin otopsi bulguları, kayıt olmasa bile ilgili aile hekiminin ifade ettiği muayene bulguları ölüm nedeninin ani kusma ile mide içeriğinin solunum yollarına kaçması sonucu gelişen ani solunum yetmezliği olasılığının kuvvetle desteklediği" şeklinde tıbbi görüşlere yer verildiği, bunun üzerine İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı bilirkişi raporunun yeterli görülmeyerek, Mahkemece 10/05/2017 tarihinde kusur ve oranının tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ilgili ihtisas dairesi tarafından dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... karar sayılı raporda, "yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu cihetle ölümde bebeğin takip ve tedavisine katılan ... Hastanesinde görevli Uzman Doktorlara kusur atfedilemeyeceği, ... Hastanesi İdaresi'ne kusur atfedilemeyeceği" şeklinde tıbbi görüşlere yer verilmesi üzerine, Mahkemenin 25/10/2017 tarihli ara kararı ile; "1.Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 26/05/2017 tarihli rapor içeriği ile ... Hastanesinde görevli hekim ve hastane idaresinin kusurunun tıp sanatı yönünden irdelendiği, ancak ölümün gerçekleştiği 19.02.2014 tarihi itibariyle Üsküdar Toplum Sağlığı Merkezine bağlı ... no'lu Aile Sağlığı Merkezinde yapılan tıbbi girişim, teşhis ve tedaviye ilişkin bir değerlendirmenin yapılmadığı anlaşılmakla; anılan sağlık merkezi ve hekiminin kusur ve oranının belirlenmesi için ek rapor alınmasına" karar verildiği, dosyanın Adli Tıp Kurumana gönderilmesi üzerine, Mahkeme kayıtlarına 15.12.2017 tarihinde giren 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporunda özetle; "bebeğin medikal tedavisinin ... Çocuk Hastanesinde düzenlenmiş olduğu, 19.02.2014 tarihine dair herhangi bir tıbbi kayıt bulunmadığı, çocuğun klinik durumunun nasıl olduğuna dair bir bulgu mevcut olmadığı cihetle sorulduğu üzere 'Üsküdar Toplum Sağlığı Merkezine bağlı ... no'lu Aile Sağlığı Merkezinde yapılan tıbbi girişim, teşhis ve tedaviye ilişkin olarak müteveffa bebek ...'a yapılan veya yapılması gereken sağlık hizmetinde, çalışanlara veya sağlık merkezine izafe edilebilecek bir kusur bulunup bulunmadığı, davacıya uygulanan tedavide bir eksiklik ve/veya gerekli dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediği, bir hizmet kusuru bulunması durumunda bunun davacıların müşterek çocuğu olan müteveffa bebeğin "ölümü" üzerindeki etkisinin ne olduğu' hususlarında değerlendirme yapılamadığı" yönünde görüş bildirildiği, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmesi üzerine, davacı vekilinin 22/01/2018 tarihli dilekçesinde; "-Üsküdar Toplum Sağlığı Merkezine bağlı ... no'lu Aile Sağlığı Merkezi hekimi Dr....'nın çocuğu fiziki olarak muayene etmeyip hastanın göz ve boğazına bakmamasının, ateşini ölçmemesinin, çocuğu tartmamasının, kan testlerini yaptırmamasının, muayene kaydını tutmamasının, çocuğu hastaneye sevk etmemesi yönünden kusurunun bulunup bulunmadığı, davacılarının çocuğuna uygulanan tedavide bir eksiklik ve/veya gerekli dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediği, bir hizmet kusuru bulunması durumunda bunun davacıların müşterek çocuğu olan müteveffa bebeğin "ölümü" üzerindeki etkisinin ne olduğu hususunda değerlendirme yapılması, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün "önlenebilir ölüm" raporunun idarenin hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkeleri yönünden değerlendirme yapılması, raporda "... Hastanın ölümü akciğer enfeksiyonu, gastroenterit ve ona bağlı gelişen sıvı elektrolit kaybı" olarak belirtilmesi ve 17/02/2014 tarihinde ... Hastanesindeki Dr....'ın hastalık teşhisinin Adli Tıp Kurumunun ölüm sebebiyle aynı olması karşısında iki gün sonra ölüme götüren bu hayati teşhise ve doktorun acilde tedavileri düzenlenip takip edilmesi notuna rağmen çocuğun aynı gün taburcu edilip ağır antibiyotik ilaçlarla evde tedavisine devam ettirilmesinin hekimlik ihmalinin olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılması, yönünde itirazlarda bulunulduğu, bu kapsamda uyuşmazlığın çözüme bağlanabilmesi ve davacı vekilinin itirazlarının karşılanabilmesi için Mahkemenin 11/03/2019 tarihli ara kararı ile "1-... Hastanesinde ve Üsküdar Toplum Sağlığı Merkezine bağlı ... no'lu Aile Sağlığı Merkezinde yapılan tıbbi girişim, teşhis ve tedaviye ilişkin olarak müteveffa bebek ...'a yapılan veya yapılması gereken sağlık hizmetinde, çalışanlara veya sağlık merkezine izafe edilebilecek bir kusur bulunup bulunmadığı, davacılar çocuğu/kardeşine uygulanan tedavide bir eksiklik ve/veya gerekli dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediği, 2- Bir hizmet kusuru bulunması durumunda bunun davacıların müşterek çocuğu olan müteveffa bebeğin "ölümü" üzerindeki etkisinin ne olduğunun tıbbi dayanaklarının gerekçeleri ile açıklandığı, (dava dosyası içeriğinde mevcut ... tarih ve ... sayılı ön inceleme raporuna ve buna dayalı olarak; "Aile Hekimi ...'nın hastayı muayene ettiği, ishal durumunun hastaya verilen antibiyotikten kaynaklanmış olabileceğinin söylendiği, aynı gün hastanın vefat ettiği, hakkında ön inceleme yapılan aile hekiminin hastaya ilaç yazmadığı için muayene kaydı oluşturmadığı, ancak yapılan her türlü muayenede kayıt alınması gerektiği, muayene sonrasında önerilen tetkik ve tedavinin kayıt altına alınmadığı, adı geçen görevlinin görevini ihmal ettiği iddiası sübuta erdiğinden, hakkında soruşturma izni verilmesine" gerekçeleriyle Üsküdar Toplum Sağlığı Merkezine bağlı ... no'lu Aile Sağlığı Merkezi hekimi Dr.... hakkında soruşturma izni verilmesine dair Üsküdar Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliğinin ... tarih ve ... sayılı kararı da dikkate alınarak)" hususlarında da değerlendirme yapılması amacıyla dava dosyasının Adlî Tıp Üst Kurulu'na gönderilmesine karar verilmesi üzerine, Adli Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporda sonuç olarak; "bebeğin vefat ettiği ... tarihinde Üsküdar Toplum Sağlığı Merkezine bağlı ... no'lu Aile Sağlığı Merkezinde Doktor ... tarafından muayene edildiği, herhangi bir tıbbi kayıt tutulmadığı, kayıt tutulmamasının tıbben eksiklik olduğu, ancak bebeğin gün içerisindeki genel durumu, fizik muayenesi, vital bulguları hakkında tıbbi belge olmadığı için ölümü ile bu eksiklik arasında illiyet bağı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı" şeklinde tıbbi görüşlere yer verildiği görülmüştür.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. <br>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.<br>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır. <br>Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br> Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere ya da kişilerin vücut bütünlüğünde meydana gelen sakatlık haline veya ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. <br>Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde; adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu, 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu, 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 304794 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir. <br>Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.<br> Hükme esas alınan raporlarda, ... Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönünden, davacılar yakını müteveffa bebek ...'a yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, ölümde bebeğin takip ve tedavisine katılan görevli uzman doktorlara kusur atfedilemeyeceği, Üsküdar Toplum Sağlığı Merkezine bağlı ... no'lu Aile Sağlığı Merkezinde görevli doktor yönünden ise, bebeğin vefat ettiği ... tarihinde ... no'lu Aile Sağlığı Merkezinde doktor ... tarafından muayene edildiği, herhangi bir tıbbi kayıt tutulmadığı, kayıt tutulmamasının tıbben eksiklik olduğu, ancak bebeğin gün içerisindeki genel durumu, fizik muayenesi, vital bulguları hakkında tıbbi belge olmadığından ölümü ile bu eksiklik arasında illiyet bağı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı yönünde değerlendirmede bulunulmuş ise de; davacılar tarafından temyiz dilekçesinde, olayda yakınları ...'un durumuna ilişkin tıbbi kayıt tutulmaması ve kayıt tutmayan aile sağlığı merkezinde görevli hekimin idare tarafından uyarılmaması, kontrol edilmemesinin başlı başına hizmet kusuru teşkil ettiği, annesinin ifadesine göre aşırı ishal nedeniyle hiç uyumamış olan, çok sıvı kaybeden, gözleri hep açık duran ve kırpmayıp donuk bakan çocuğun Dr. ... tarafından, fiziki olarak alınıp muayene edilmemesi, gözlerine ve diline bakılmaması, ateşinin ölçülmemesi, kilosunun kontrol edilmemesinin hayati bir görev ve hizmet kusuru olduğu, eğer doktorun, çocuğu tam anlamıyla muayene etseydi belki çocuğun durumunun ciddiyetini farkedilebileceği, büyük kilo kaybının görülebileceği ve onu sabahtan hastaneye sevk edebileceği ve böylelikle bebeğin ölmeyebileceği, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün heyet halinde verdiği “Önlenebilir Ölüm” raporunun da yine idarenin ağır hizmet kusurunun diğer bir göstergesi olduğu, bununla birlikte davacılar tarafından, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı, ... karar no'lu raporuna itiraz dilekçesinde; "İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün "önlenebilir ölüm" raporunun idarenin hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkeleri yönünden değerlendirme yapılması, raporda "... Hastanın ölümü akciğer enfeksiyonu, gastroenterit ve ona bağlı gelişen sıvı elektrolit kaybı" olarak belirtilmesi ve ... tarihinde ... Hastanesindeki Dr. ...'ın hastalık teşhisinin Adli Tıp Kurumunun ölüm sebebiyle aynı olması karşısında iki gün sonra ölüme götüren bu hayati teşhise ve doktorun acilde tedavileri düzenlenip takip edilmesi notuna rağmen çocuğun aynı gün taburcu edilip ağır antibiyotik ilaçlarla evde tedavisine devam ettirilmesinin hekimlik ihmalinin olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerektiği" hususlarının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.<br> Bu nedenle, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanının da yer aldığı Adli Tıp Üst Kurulundan tarafların iddialarının dikkate alındığı, tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. <br> Bu durumda; uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. <br> <br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/04/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
soruşturma