<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/7154 E. , 2025/1768 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/7154<br>Karar No : 2025/1768 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...<br> 2- ... <br> 3- ... <br> 4- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın 08/12/2018 tarihinde Osmaniye Devlet Hastanesinin 3. katında göğüs hastalıkları servisinde bulunan odanın penceresinden düşerek vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık eşi ... için 110.000,00 TL manevi, 1.000,00 TL maddi, çocukları ... için 30.000,00 TL manevi, ... için 30.000,00 TL manevi, ... için 30.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi ve 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosya içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, davacılar yakını müteveffa ...'ın Osmaniye Devlet Hastanesinin 3. Kat penceresinden düşerek/atlayarak ölmesi nedeniyle açılan savcılık soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, inceleme raporunda hastane personelinin ihmal, kusur ve kastının olmadığı kanaatine varıldığı ve davalı idarenin de kusurlu olduğunu gösterir bir emarenin bulunmadığı hususları dikkate alındığında, davacılar yakını müteveffanın ölümü nedeniyle, uğranıldığı ileri sürülen zararların kusurlu/kusursuz sorumluluk ilkesi kapsamında tazmininde davalı idarenin sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığından, davacıların maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, kararın hukuka aykırı olduğu, yaşama hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br> MADDİ OLAY : <br> Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, yakınları ...'ın 08/12/2018 tarihinde Osmaniye Devlet Hastanesinin 3. katında bulunan göğüs hastalıkları servisinde bulunan odanın penceresinden düşerek/atlayarak vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, hastane odalarının pencerelerinin güvenlik gerekçesiyle kilitlendiği ve pencere pervazlarının söküldüğü, KOAH hastası olan müteveffanın kaldığı odanın pencere kilidinin arızalı olduğu, normal şartlarda bu kilidin sadece hastane görevlilerince bir tür alet kullanılarak açılabildiği, olayın oluş şekli ile müteveffanın sağlam ve kapalı olduğu bilinen pencereye sırtı dönük şekilde yaslandığı, ancak arızalı pencere kilidi nedeniyle camın aniden açıldığı ve müteveffanın dengesini kaybederek aşağı düştüğü, hayatının hiçbir döneminde herhangi bir psikiyatrik rahatsızlığının bulunmadığı, olay yeri inceleme raporunda da hastane odası penceresinin açma kolunun yerinin boş olduğu, pencere açma kolu altında vida deliğinin olduğu; ancak üzerinde vida olmadığı ve zemin üzerinde yapılan araştırmada vidaya rastlanılmadığının açıkça yazıldığı iddialarıyla uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br><br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br> İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.<br>Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br>Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli olması ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br>Olayda, maddi tazminata hükmedilmesinin koşulları oluşmamakla birlikte dosyanın incelenmesinden, dava dilekçesinde, davacılar tarafından, yakınları ...'ın, ölümünde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, hastane odalarının pencerelerinin güvenlik gerekçesiyle kilitlendiği ve pencere pervazlarının söküldüğü, KOAH hastası olan müteveffanın kaldığı odanın pencere kilidinin arızalı olduğu, normal şartlarda bu kilidin sadece hastane görevlilerince bir tür alet kullanılarak açılabildiği, olayın oluş şekli ile müteveffanın sağlam ve kapalı olduğu bilinen pencereye sırtı dönük şekilde yaslandığı, ancak arızalı pencere kilidi nedeniyle camın aniden açıldığı ve müteveffanın dengesini kaybederek aşağı düştüğü, hayatının hiçbir döneminde herhangi bir psikiyatrik rahatsızlığının bulunmadığı, olay yeri inceleme raporunda da hastane odası penceresinin açma kolunun yerinin boş olduğu, pencere açma kolu altında vida deliğinin olduğu; ancak üzerinde vida olmadığı ve zemin üzerinde yapılan araştırmada vidaya rastlanılmadığının açıkça yazıldığı hususlarının iddia edilmesi, bununla birlikte dosya kapsamında verilen ifadeler incelendiğinde, tanık ...'in "Tedavi odasının kapısının açık vaziyette olduğunu, pencere önünde altmışlı yaşlarda bir şahsın pencereden dışarıya baktığını gördüm. Pencere kapalı vaziyetteydi. Ben kirli çarşafları koridorun sonunda bulunan odaya bıraktım ve tekrar geri döndüm. Tedavi odasının önünden geçerken görmüş olduğum şahıs pencere eteğine oturmuş, yüzü odadan tarafa bakıyordu. Ben şahsa tam ne yapıyorsun orada diyeceğim esnada şahıs ellerini uzatarak kendini aşağıya bıraktı." şeklinde ifadesinin bulunması, hemşirelerin ise "pencerenin sağlam olmadığı, pencere kolunun olmadığı, vidayla tutulduğu, düştüğünde de vidanın bulunamadığı" şeklinde ifadelerinin bulunması karşısında, davacıların tedavi odası penceresinin sağlam olması durumunda murislerinin kurtarılıp kurtarılamayacağı hususunda ömür boyu şüphe duyacakları açıktır.<br>Bu durumda, olayın etkisi nedeniyle davacılarda meydana gelen manevi zararın karşılanmasına yönelik makul bir tutarın ödenmesine karar verilmesi gerekmekte iken, manevi tazminat isteminin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.<br> Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının, maddi tazminata ilişkin kısmının oy birliğiyle ONANMASINA, manevi tazminata ilişkin kısmının ise oy çokluğuyla BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 24/03/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi. <br><br><br>(X) - KARŞI OY :<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmı da usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının da bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Bu nedenle, davacıların temyiz isteminin reddedilerek temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>
soruşturma