<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/4255 E.  ,  2025/3188 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/4255<br>Karar No : 2025/3188 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ...Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ...<br> 2-...<br>VEKİLLERİ : Av.... - Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacıların oğlu ...'ın, 12/10/2016 tarihinde okuldan çıktıktan sonra bindirildiği... plakalı okul servis aracından tedbirsiz ve gözetimsiz şekilde Manyas-Gönen karayolu üzerinde indirilerek, ... plakalı tırın çarpması suretiyle ölümünde davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek 1.000,00-TL maddi, (miktar artırımı ile 244.345,10 TL) anne ... için 50.000 TL, baba... için 50.000 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; adli yargı yerinde olayla ilgili görülen davalarda alınan kusur belirlemesine ilişkin bilirkişi raporları incelendiğinde, anılan raporlarda idare makamlarına herhangi bir kusur izafesinde bulunulmadığı, kusurun tamamının idare makamları dışındaki kişilere izafe edildiği, bu sebeple meydana gelen destekten yoksun kalma zararında davalı idarenin kusurunun bulunmadığı, ayrıca öğrencilerin farklı bir araçla taşınmasının acil ve zorunlu bir ihtiyaçtan kaynaklandığı, bu ihtiyaca binaen öğrencilerin başka bir araçla taşınmalarının söz konusu olduğu, bu gibi durumların hayatın akışı içerisinde oluşabilmesinin mümkün olduğu, mütevvefa çocuğun ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...'a teslimi sonrasında meydana gelen olaydan dolayı anılan raporlar uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı bakımından davalı idarenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı belirtilerek idare aleyhine maddi tazminata hükmedilmesine olanak bulunmadığı; manevi tazminat istemi yönünden olayın olduğu gün öğrencileri taşıması gereken esas aracın gelmediği, aracı gönderme sorumluluğu olan ... tarafından başka bir aracın gönderildiği, gönderilen aracın ve şoförün niteliklerini değerlendirme hususunda idare personelinin gerekli ihtimamı göstermediği, bu suretle servis hizmetlerinin organizasyonunda bir takım eksikliklerin ve özensizliklerin bulunduğu, bu husus gözönüne alındığında eğitim ve servis hizmetindeki eksiklikler ve özensizlikler karşısında meydana gelen olayda davalı idarenin kusurunun bulunmadığı ifade edilse de idarenin manevi tazmin sorumluluğunun ortadan kalkmayacağı, bu durumda oluşan eksikliğin ve özensizliğin niteliği gereği davacı tarafın manevi tazmin taleplerinin değerlendirilmesini gerektirecek türden bir zarara sebebiyet verildiği, davacılara olay sebebiyle duydukları ve duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, özensizliğin derecesi, niteliği ve davacıların sosyal durumu dikkate alınarak, fazlaya ilişkin taleplerinin reddi ile davacı anne ... ve davacı baba ... için ayrı ayrı 25.000,00 TL, olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında açılan davanın tarihi olan 17.04.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine kabul edilen kısmın 17.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinafa konu İdare Mahkemesi kararı kaldırılarak, kazanın müteveffanın durak yeri olmayan işlek bir kara yolu kenarında indirilmesi neticesinde gerçekleşmiş olması, araçta okul taşıtı ibaresinin, arkasında -DUR- yazılı uyarıcı lambanın bulunmaması hususları kazanın meydana gelmesinde doğrudan etkili olduğundan, "Milli Eğitim ile hiçbir ilgisi bulunmayan araç ve şoförüne öğrencilerin teslim edilmesi, Planlama Komisyonunca indirme ve bindirme duraklarının belirlenmemesi, araçların kontrolü sağlanmadan talebe uygunluk verilmesi, yüklenici firmanın dosya kapsamına yansıyan birden fazla usulsüz iş ve işlemi olmasına karşın araç ve şoförler kontrol edilmeyerek sözleşmenin fesih edilmemesi" şeklinde saptanan fiillerin kazanın meydana gelmesine doğrudan etkisi bulunduğundan, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ve kusur oranının %100 olduğu sonucuna varılarak davacı ... için 136.120,75 TL, davacı ... için 108.224,35 TL olmak üzere toplam 244.345,10 TL maddi tazminat ile davalı idarenin hizmet kusurundan dolayı çocuğu ölen davacıların duyduğu elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmek amacıyla idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek ve insanlık onurunu koruyacak düzeyde olması gerektiği dikkate alınmak suretiyle; sebepsiz zenginleşmeye yol açacak miktarda olmadığı kanısına varılan 50.000,00 TL'nin davacı ...'a; 50.000-TL'nin davacı ...'a idareye başvuru tarihi yerine geçen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasında davanın açıldığı 17.04.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava dosyasında yer alan bilirkişi raporlarında, kendilerine herhangi bir kusur atfedilmediği, Bakanlıkla ilgisi olmayan şahısların kişisel kusurundan kaynaklanan olay sebebiyle aleyhlerine maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği, idarenin kendi eylemlerinden doğmamış zararlardan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı, öte yandan Harçlar Kanunu uyarınca harçtan muaf oldukları göz ardı edilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte adli yargıda görevsizlik kararı verilmesinde kendilerine bir kusur atfedilemeyeceğinden faiz başlangıç tarihinin de adli yargıda dava açılma tarihinden itibaren değil, idari yargıda dava açılma tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği ve miktar artırımı sonucu istenen tazminat açısından da miktar artırımı tarihi itibarıyla faizin başlatılması gerektiği ileri sürülmüştür. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Tazminata konu ölüm olayı ile ilgili yürütülen adli soruşturmada,... plaka sayılı aracın sürücüsü ...'ın asli kusurlu olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın kusursuz olduğu, ...'in ise tali kusurlu olduğu yönünde Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan ... tarih ve... sayılı bilirkişi raporu ile ...'ın %50 oranında kusurlu olduğu, ...'ın kusursuz olduğu, ...'in %50 oranında kusurlu olduğuna dair Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan ... tarih ve... sayılı bilirkişi raporunun mevcut olduğu görülmektedir.<br> Davalı idarenin, Milli Eğitim ile hiçbir ilgisi bulunmayan araç ve sürücüsüne öğrencilerin teslim edilmesi, Planlama Komisyonunca indirme ve bindirme duraklarının belirlenmemesi, araçların kontrolü sağlanmadan talebe uygunluk verilmesi, yüklenici firmanın dosya kapsamına yansıyan birden fazla usulsüz iş ve işlemi olmasına karşın, araç ve şoförler kontrol edilmeyerek sözleşmenin fesih edilmemesi şeklinde saptanan fiillerinin kazanın meydana gelmesine doğrudan etkisi bulunduğu, dolayısıyla yaşanan olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ve kusur oranının %100 olduğu sonucuna varılmakla birlikte, olay ile ilgili adli yargıda yürütülen soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, davalı idare ile yapılan sözleşme sonucu okuldaki öğrencileri taşımakla görevli servis sürücüsü ile birlikte olay günü herhangi bir taşıma görevi olmayan ve öğrencileri taşımakla görevli servis sürücüsünün ricası üzerine öğrencileri taşıyan sürücünün de yaşanan olayda kusurlarının bulunduğu anlaşılmıştır.<br><br><br>Bu kapsamda; davalı idarenin, yaşanan olayda kusuru bulunan dava dışı kişilere adli yargıda açacağı bir dava ile davacılara ödediği tazminat tutarlarını bu kişilerin kusurları oranında rücu edebileceği tartışmasızdır. <br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, belirtilen açıklama ile onanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen açıklamayla ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 24/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br> <br><br>KARŞI OY :<br><br>(X)- Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında tazminat faizi kişinin malvarlığındaki zararının oluştuğu an itibarıyla karşılanması gerekirken, gecikerek ödenmesi karşısında bu gecikmeden dolayı para değerinde enflasyon nedeniyle meydana gelecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak hükmedilmektedir.<br> Maddi zararlar malvarlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeniyle de kayba uğrayacağı aşikardır. Manevi zararlar ise malvarlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararı meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.<br> Bu itibarla ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi manevi tazminatın esasen bütün bu hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlenmesi nedeniyle de kararın manevi tazminata faiz uygulanması gerektiği yolundaki kısmının düzeltilerek onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.<br> <br><br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

soruşturma