<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2024/5231 E.  ,  2025/1865 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2024/5231<br>Karar No : 2025/1865 <br><br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Valiliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Özel Akasya Samanyolu Anadolu Lisesi'nde coğrafya öğretmeni olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca çalışma izni iptal edilen davacı tarafından, çalışma izninin iadesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine dair ... tarih ve E... sayılı işlemin iptali istenilmektedir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen beraat kararında davacı hakkında yapılan tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ya da irtibatı bulunduğu hususunun ortaya konulması açısından yeterli olduğu, davacının çalışma izni verilmesi için gerekli olan milli güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine irtibatı ve iltisakı bulunmama koşulunu sağlamadığı, 667 sayılı KHK ile kapatılan bir okulda görev yapan davacının, söz konusu beraat kararı üzerine çalışma izninin tekrar iade edilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen "istinaf başvurusunun reddine" ilişkin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, Dairemizin 12/12/2023 tarih ve E:2021/1593 K:2023/7097 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak davacının çalışma izninin çalıştığı okulun KHK ile kapatılması doğrultusunda iptal edildiği, "örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulunulan hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendine yarar sağlamak ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde olmak suretiyle" örgüt ile irtibat ya da iltisak seviyesinde bağlantısının olduğuna dair hakkında somut bir tespit de bulunmadığı, davacının çalışma izninin geri verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun herhangi bir somut tespite dayandırılmaksızın reddedilmesine dair dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK ile kapatılan bir okulda görev yapan davacının, milli güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine irtibatı ve iltisakı bulunmama koşulunu sağlamadığı, temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br> 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özel Akasya Samanyolu Anadolu Lisesi'nde öğretmen olarak görev yapmakta iken çalışma izni iptal edilen davacının çalışma izninin geri verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinde "Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır." hükmü yer almaktadır.<br> Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve E.7762886 sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülen ve Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu, bütün Valilikler bünyesindeki İl Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen Genelge'nin 3. maddesinde (Davacının çalışma iznin iptal edildiği tarihteki halinde) "..Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilecek ve bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." düzenlemesine yer verilmiştir.<br> Milli Eğitim Bakanlığı'nın 11/10/2016 tarih ve E.11116419 sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülen ve ... tarih ve E... sayılı işlem ile bütün Valilikler bünyesindeki İl Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen yazıda ise; "..Bu yöndeki uygulamalar sonucunda bazı personellerin mağdur duruma düştüğü yönündeki başvuruların Bakanlığımıza ve valiliklere iletildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle; 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarla ilgili yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılan personeller hakkında valilikler tarafından komisyon oluşturulacaktır. Milli Eğitim Müdürlüklerine müracaat edenlerden 667 sayılı KHK kapsamında millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisaki, bunlarla irtibatı olmadığı; oluşturulan bu komisyon marifetiyle belirlenen personellerin ekteki tabloya işlenerek Bakanlığımızca değerlendirmek üzere Valilikler tarafından Genel Müdürlüğümüze bildirilmesi gerekmektedir." açıklamalarına yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> İptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. <br> Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi neticesinde; Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinlerinin valiliklerce iptal edileceği, bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyeceği, bireysel değerlendirme yapılmaksızın tesis edilen bu işlemlerden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik valilikler bünyesinde komisyonlar oluşturulacağı ve bu komisyonlarca yapılacak bireysel inceleme neticesinde anılan kişilerin millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisaki, bunlarla irtibatı olup olmadığının tespit edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.<br> Diğer yandan; 2018 yılında 5580 sayılı Kanunun 4. maddesinde yapılan değişiklik ile özel öğretim kurumu personelinde aranacak şartlar, terör örgütlerine üyelikle sınırlı tutulmamış olup; esasen ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibatın varlığı hali de personelin çalışma izninin iptalinin hukuki gerekçeleri arasında sayılmıştır.<br> Bakılan dava bir ceza davası değildir. Bu nedenle işlem tesis edilirken ceza hukuku ilkelerinin ve kurallarının uygulanıp uygulanmadığını iş bu davada denetlenme imkanı yoktur. Diğer bir ifadeyle bu davada ''suç ve suçlu bulunma halleri'' değil, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumda görev alan kişinin çalışma izninin iptalini haklı kılan nedenlerin var olup olmadığı denetlenmektedir. Bununla birlikte, kimi durumlarda çalışma izni iptal edilenler hakkında başlatılmış ceza kovuşturmaları bulunabilmektedir. İlgililerin ceza yargılamasında terör örgütlerine üyelik veya yardım nedeniyle ceza almaları ve bu cezanın kesinleşmesi halinde, idari yargı mercilerince, başka bir delile ve araştırmaya ihtiyaç duyulmaksızın; çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.<br> Zira; 5580 sayılı Kanun'a göre "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan ceza almamış olmak" şartı açısından "terör örgütüne üyelik" unsuru, bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmaktadır.<br> İlgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda ise; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir.<br> Bununla birlikte, ceza kovuşturmasının devam ediyor olması ya da davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini engellemeyecektir. <br> Bu bağlamda; ilgililer hakkında ceza yargılaması kapsamında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya üyelik/yardım etme suçlamalarıyla açılan ceza davalarında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlar verilmiş olsa dahi, idari yargı yeri irtibat ve iltisak unsurları yönünden de işlemi incelemek zorunda olduğundan, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.<br> Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. <br> Uyuşmazlığın esası; görev yaptığı okulun KHK ile kapatılması nedeniyle çalışma izni iptal edilen davacının terör örgütüyle irtibat ve iltisak düzeyinde bir ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususundan kaynaklanmakta olup; uyuşmazlığın çözümü için; Dairemizin 12/12/2023 tarihli bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesince verilen Ara Kararı gereği dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş.'den (Bank Asya) gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi:<br> Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/06/2019 tarihli E:2018/16-418, K:2019/513 sayılı kararında; "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgüt lideri Fethullah Gülen'in talimatıyla, para toplama ve mali kaynak oluşturma amacıyla, yasal görünüm altında kurulan Bank Asya'nın örgütün finans kaynaklarından biri olduğu, 2013 yılı Aralık ayı sonrasında mali olarak zor duruma düşen bu bankanın parasal kaynak yönünden iyi durumda olduğunu göstermek, bankacılık sektöründeki faaliyetlerinin ve böylelikle örgüte para aktarımının devamlılığını sağlamak amacıyla, bizzat örgüt liderinin bankaya para yatırılmasına yönelik 25/12/2013 tarihli çağrısı doğrultusunda, bu çağrıya uyan kişilerce özellikle 2014 yılının başından itibaren gerek bir kısım mal varlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin örgüt yararına para yatırılması, katılım hesapları açılması, döviz ve altın alım satımı gibi işlemler yapıldığının tespit edildiği" belirtilmiştir.<br> Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya'ya para yatırma fiili terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilmiş; Anayasa Mahkemesince de, örgütün mali kaynağını oluşturan ve bu yolla gelir elde ettiği anlaşılan Banka'ya, örgüt liderinin ve yöneticilerinin çağrıları üzerine para yatırmanın somut olayın koşullarına göre silahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak değerlendirilebileceği kabul edilmiştir (AYM, Metin Evecen, B. No: 2017/744, 04/04/2018, § 59). <br> FETÖ/PDY lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden, bankanın TMSF'ye devir edildiği 29/05/2015 tarihine kadar, yeni hesaplar açma, para yatırma ve açılmış olan hesaplardaki mevduat tutarlarını artırma işlemlerine devam edildiği, 29/05/2015 tarihinden sonra hesap açma ve para yatırma işlemlerinin büyük ölçüde azaldığı dikkate alındığında; belirtilen tarih aralığında bankacılık açısından tamamen riskli konuma geldiği bilinebilen bankada yeni hesaplar açtırmanın ve para yatırmanın, "eylemlerini bir grubun, örgütün ya da yapının bireysel iletişim, yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları, işaretleri, talimatları veya yönlendirmeleri çerçevesinde belirleme hali" şeklinde tanımlanan iltisak ve irtibat düzeyinde FETÖ/PDY ile ilişkinin varlığını ortaya koyduğu, parası bulunmasa bile başka bankalardan faizli kredi kullanmak suretiyle elde ettikleri kaynakları örgüt liderinin talimatlandırdığı bankaya yatıranların durumunun ise ancak örgüt liderine samimi bir bağ ve örgütle kurulmuş olan kuvvetli irtibat ile izah edilebileceği, FETÖ/PDY liderinin talimatını yerine getirme uğruna maddi varlıklarını ve manevi değerlerini aşındıran bu kişiler bakımından, iltisak ve irtibat düzeyinin ötesine geçildiği açıktır.<br>Gelen talimatlar doğrultusunda; örgüte üye, örgüt mensubu veya örgütle irtibat veyahut da iltisaklı kişilerce, başka bankalarda bulunan vadeli/vadesiz mevduat hesaplarındaki paraların çekilerek Bank Asya'ya yeni hesap açmak ve/veya mevcut hesaplara para yatırmak veya bu bankalardan kredi çekmek suretiyle elde edilen paraların Bank Asya'ya aktarmak suretiyle bankanın likidite durumunda artış sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Yine, Bank Asya'da vadeli mevduat hesabı açarak, bu hesapları vadesinden önce temdit etmek suretiyle müşteri tarafından alınması gereken kar payının bankada kalmasının sağlanması yoluyla da likidite artışının desteklendiği bilinmektedir. Bunların dışında; ziynet eşyası veya yastık altı birikim mahiyetindeki altınların da talimat döneminde bankaya getirilerek "hurda altın alımı" adında işlemler yapılması suretiyle bir başka destekleme yöntemi de geliştirilmiştir. <br> Görüldüğü üzere; yukarıda açıklanan faaliyetler, örgüte üye, örgüt mensubu veya örgütle irtibat veyahut da iltisaklı kişilerce rutin bankacılık iş ve işlemlerinin dışına çıkılarak, örgütsel amaç için belirlenen yöntemlerin talimatlar doğrultusunda uygulanması mahiyetindedir. Bir başka ifadeyle; Bankasya'ya para yatırmanın iltisak veya irtibat hali olarak kabul edilmesinin gerekçesi, FETÖ/PDY sözde liderinin çağrısı üzerine bu bankanın bozulan finansman yapısının düzeltilmesine katkı amacıyla hareket edilmiş olmasıdır ki, bu nedenle; ancak 25/12/2013 tarihinden sonra ve anılan bankanın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden önce para yatırma işlemleri değerlendirmeye alınmakta, bu tarih aralığı dışındaki para yatırma işlemleri gerek idari yargı gerekse ceza yargısı tarafından hiç bir şekilde değerlendirmeye dahi alınmamaktadır. <br><br> Davacının Bank Asya hesap hareketlerinin tetkiki;<br> Bölge İdare Mahkemesince verilen ara kararı üzerine Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. İflas İdaresi tarafından dava dosyasına sunulan elektronik belgenin incelenmesinden; davacının Bank Asya ilk hesap açılış tarihinin 12/03/1999 olduğu, 2013 yılı Aralık ayına ilişkin hesap özetinde 15.719,68 TL, 2014 yılına ilişkin hesap özetinde 2014/Ocak ayında 18.520,03 TL, 2014/Şubat ayında 18.850,04 TL, 2014/Mart ayında 18.584,30 TL, 2014/Nisan ayında 19.967,14 TL, 2014/Mayıs ayında 20.742,03 TL olduğu, 2014/Haziran ayında 21.093,52 TL; 2014/Temmuz ayında 21.133,90 TL, 2014/Ağustos ayında 22.179,71 TL, 2014/Eylül ayında 21.496,61 TL, 2014/Ekim ayında 21.328,59 TL, 2014/Kasım ayında 22.102,03 TL, 2014/Aralık ayında 22.342,74 TL, 2015 yılına ilişkin hesap özetinde ise 2015/Ocak ayında 22.916,48 TL, 2015/Şubat ayında 23.778,04 TL, 2015/Mart ayında 24.667,87 TL, 2015/Nisan ayında 24.866,84 TL, 2015/Mayıs ayında 25.804,82 TL olduğu görülmektedir.<br> Davacı tarafından, terör örgütünce verilen birinci talimat döneminde 31/01/2014 tarihinde açılan 7.700 TL katılım hesabının temdit edilerek vadesinden önce 05/08/2014 tarihinde kapatıldığı, 07/05/2014 tarihinde açılan ikinci katılım hesabına 3000 TL yatırıldığı, bu hesabın vadesinden önce 03/10/2014 tarihinde kapatıldığı, 05/08/2014 tarihinde 7.919 TL yatırılarak vadeli katılım hesabı açıldığı ve bu hesabın vadesinden önce 15/08/2014 tarihinde kapatıldığı, 03/10/2014 tarihinde 11.500 TL yatırılarak açılan katılım hesabının vadesinden önce 21/05/2015 tarihinde kapatıldığı, 15/08/2014 tarihinde 7918 TL karşılığı döviz satın alındığı, 03/10/2014 tarihinde 8.249 TL karşılığı döviz satın alındığı görülmektedir. <br> Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında; davacının örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte Bank Asyada katılım hesabı açarak ve bu dönemde açtığı katılım hesaplarını vadesinden önce bozarak yeniden hesap açmak suretiyle kar payını bankada bıraktığı ve bu yöntemle anılan bankaya finansal destek/yardım sağlandığı anlaşılmaktadır.<br> Nitekim Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 23/05/2023 tarihli ve E:2021/17230, K:2023/3329 sayılı kararıyla; silahlı terör örgütüne üye olmak suçu kapsamında yargılanan sanık hakkında "...ekonomik gerçeklik ile bağdaşmayacak ve hayatın olağan akışına aykırı olacak şekilde başka bankalardan kredi çekmek suretiyle Bank Asyada katılım hesabı açması, bazı katılım hesaplarını vadesinden önce bozarak yeniden hesap açmak suretiyle kar payını banka bünyesinde bırakması" hususu deliller arasında değerlendirilerek verilen mahkumiyet kararının istinaf isteminin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.<br> Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi;<br> Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dava Dairesi, 3. Ceza Dairesi ve 9. Ceza Dairesi'nin istikrar bulan kararlarında ifade edildiği üzere; FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasının katmanlar halinde olduğu, okul dershane, yurt,(...) görevlilerinden oluşan katmanın; "İkinci Kat, Sadık Tabaka" olarak nitelendirildiği, zira; anılan kurumların, örgüte insan kaynağı temininde önemli bir yerinin olduğu, dolayısıyla bu katmanda görev yapan kişilerin, sistemli ve amaçlı bir şekilde örgüte müzahir kurumlar arasında atama ve tayin usulüne göre görev yaptıkları, örgüt içi tayin sistemi ile yapılan görevlendirmenin amacı, niteliği, örgüt içerisindeki ehemmiyeti nazara alındığında; ceza yargılamalarında "terör örgütüne üye olma suçunun" maddi unsurları arasında ifade edildiği, hatta başkaca delil olarak değerlendirilebilecek verilerin beklenilmeden örgüt içi tayine tabi olarak görev yapmanın hüküm kurulmasına helal getirmeyeceğinin değerlendirildiği, (bkz: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 16/10/2018 tarih E:2017/3729; K:2018/3393), örgüt içi tayin olarak ifade edilen atama ve rotasyon sisteminin sorunsuz ve etkili bir şekilde işletilmesini sağlamaya yönelik olan ve örgüt içinde "üst kurul" olarak ifade edilen "tayin heyetinin" oluşturulduğu hususları bir bütün olarak irdelendiğinde; örgüte müzahir okul, yurt, dershanelerde görev yapan personelin belirli aralıklarla yine örgüte müzahir kurumlar arasında atamasının yapılarak rotasyona tabi tutulması durumunun; Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen ve silahlı terör örgütü olduğu Yargıtayın yerleşik içtihadıyla da kabul edilen FETÖ/PDY ile davacının iltisak veya irtibatının varlığına karine teşkil edeceğinin kabulü gerekmektedir.<br> Öte yandan; burada ifade edilen atama ve tayin sisteminin; örgütün amaçlarının gerçekleştirilebilmesine yönelik şahsına münhasır bir yapı olarak oluşturulduğu, bir başka ifadeyle; örgütün gizli amaçlarının gerçekleştirilmesi yolunda, dönemsel olarak verilen örgüte matuf görevlerin ifasını gerçekleştirme amacını perdeleyen, görünürde "görev yeri değişikliği" olarak ifade edilse de sistemsel bir döngü olduğu anlaşılan "rotasyon sisteminin" Anayasa'nın 48. maddesinde ifade edildiği üzere Anayasal bir hak olan "çalışma ve sözleşme hürriyeti" uyarınca hukuken korunabilmesi de mümkün görünmemektedir. <br> Bölge İdare Mahkemesince verilen Ara Kararı üzerine Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce gönderilen "Özel Öğretim Kurumları Hizmet Cetveline" göre; davacının 20/05/2008-30/06/2013 tarihleri arasında Özel Maltepe Dershanesi Şereflikoçhisar Şubesi'nde, 15/08/2013-23/10/2014 tarihleri arasında Özel Polatlı Maltepe Dershanesi Vatan Şubesi'nde, 23/10/2014-30/06/2015 tarihleri arasında Özel Polatlı Fem Dershanesi'nde, 18/09/2015-23/07/2016 tarihleri arasında Özel Akasya Samanyolu Anadolu Lisesi'nde öğretmen olarak görev yaptığı, son görev yaptığı kurumun 667 sayılı KHK ile kapatıldığı, diğer kurumların da FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir kurumlar arasında yer aldığı anlaşılmaktadır.<br> Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında; davacının 2008 ile 2016 yılları arasında örgüte müzahir kurumlarda belirli aralıklarla atama ve tayin sistemi olarak ifade edilen rotasyona tabi olarak görev yaptığı, bu durumun dosyada yer alan özel öğretim kurumları hizmet cetvelinde de sabit olduğu anlaşılmaktadır.<br> Davacıya ilişkin diğer bilgi ve belgenin incelenmesi: <br> Davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ... sayılı soruşturma kapsamında K.M.'nin, davacının FETÖ/PYD terör örgütünü savunan, destekleyen kişilerden olduğu yolunda ifade verdiği görülmektedir. <br> Bu itibarla; örgüt liderinin talimatından sonraki tarihlerde davacının Bank Asya'da katılım hesapları açtığı ve katılım hesaplarını vadesinden önce bozmak suretiyle kar payını bankada bıraktığı, dolayısıyla davacının bu eyleminin bireysel anlamda maddi kaynaklarını arttırma veya tasarruf etme amacının dışında örgütün finans kaynaklarından biri olan Bank Asya'ya finansal destek sağlama amacına hizmet ettiği, ayrıca 2008-2016 yılları arasında örgüte müzahir kurumlarda rotasyon sistemine tabi öğretmen olarak görev yaptığı ve davacı hakkında örgütü savunan ve destekleyen kişilerden olduğuna ilişkin verilen ifade bir bütün olarak dikkate alındığında; bu hususların davacının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile olan iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisini ortaya koymak için yeterli olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Bu durumda, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulüyle Mahkeme kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline ilişkin verilen temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 10/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br> <br> <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

soruşturma