<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/2395 E.  ,  2025/44 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/2395<br>Karar No : 2025/44 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Anonim Şirketi <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Huk. Müş. Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 21/05/2024 tarih ve E:2019/201, K:2024/2311 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 24/06/2016 tarih ve 29752 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Enerjisi Üreten Tesislerde Kullanılan Yerli Aksamın Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik"in Geçici 1. maddesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 21/05/2024 tarih ve E:2019/201, K:2024/2311 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarenin usule yönelik itirazı geçerli görülmemiş,<br> Öte yandan, 28/05/2021 tarih ve 31494 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yerli Aksam Yönetmeliği'nin 10. maddesi ile 24/06/2016 tarih ve 29752 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Enerjisi Üreten Tesislerde Kullanılan Yerli Aksamın Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik'in yürürlükten kaldırıldığı görülmekle birlikte, iptali istenen mülga Yönetmeliğin Geçici 1. maddesi uyarınca davacı hakkında uygulama işlemi tesis edildiğinden esasın incelenmesine geçildiği belirtilerek,<br> Sözlük anlamı ile "düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme"nin, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlı olduğu, kuralın ise, sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahip bulunduğu,<br>İdarelerin, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahip olduğu, "kural işlemler"in (ya da diğer adıyla genel düzenleyici işlemler), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemler olduğu, düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar getirmiş olması gerektiği, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesinin zorunlu olduğu,<br> İdarenin düzenleme yetkisine dayanılarak tesis edilen düzenleyici idarî işlemlerin ilgili oldukları alanlara yönelik olarak tıpkı kanunlar gibi genel ve soyut hukuk kurallarını içerdiği, ancak maddî içerikleri bakımından özdeş sayılan kanunlar ve düzenleyici idarî işlemler arasında hiyerarşi farkı bulunduğu, bu nedenle bakanlıklar veya diğer kamu kurumları tarafından tesis edilen düzenleyici idarî işlemlerin üst hukuk kurallarına uygun olması gerektiği,<br> Bu kapsamda, davalı idare tarafından yürürlüğe konan Yönetmelik'te yer verilen düzenlemelerin, 5346 sayılı Kanun'un 1. maddesinde öngörülen yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımının yaygınlaştırılması, bu kaynakların güvenilir, ekonomik ve kaliteli biçimde ekonomiye kazandırılması, kaynak çeşitliliğinin artırılması, sera gazı emisyonlarının azaltılması, atıkların değerlendirilmesi, çevrenin korunması ve bu amaçların gerçekleştirilmesinde ihtiyaç duyulan imalat sektörünün geliştirilmesi amacına uygun olması ve 5346 sayılı Kanun'un 6/B maddesinin, dava konusu uygulama işleminin tesis edildiği tarihte ikinci fıkrasında (02/12/2020 tarih ve 31322 sayılı Resmî Gazete yayımlanan 7257 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle yapılan değişiklik sonrasında üçüncü fıkrasında) yer verilen "yurt içinde imalatın kapsamının tanımı, standartları, sertifikasyonu ve denetimi ile ilgili usul ve esaslar, Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir" kuralı ile belirlenen kapsamda olması gerektiği,<br> Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında, "Ek-1'de Rüzgâr Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi başlığında yer alan “3.1.Rotor ve Nasel Gruplarını Taşıyan Kule” bütünleştirici parçasının 3.1.(b)’de tanımlanan iç donanım için"; 3. fıkrasında, "Ek-1'de Rüzgâr Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi başlığında yer alan “Kule Bağlantı Elemanları” bütünleştirici parçasının Kule parçalarını birbirine bağlamada kullanılan bağlantı elemanları (Kule-Kule) için" yerli imalat şartının 1/11/2018 tarihine kadar aranmayacağı kurala bağlanmışken, "Jenaratör ve güç elektroniği" için de muafiyet uygulanması gerektiği iddia edildiğinden, Dairelerinin 26/04/2019 tarihli ara kararıyla Enerji Kaynaklarından Elektrik Enerjisi Üreten Tesislerde Kullanılan Yerli Aksamın Desteklenmesi Hakkında Yönetmeliğin Geçici 1. maddesine ihtiyaç duyulmasının nedenlerinin ayrıntılı olarak açıklanarak, varsa Yönetmelik değişikliğine ilişkin diğer kurum ve kuruluşların görüşlerinin, inceleme raporu, bilimsel çalışma ve benzeri belgelerin gönderilmesinin istenilmesine, rotor ve nasel gruplarını taşıyan kule bütünleştirici parçası ile kule bağlantı elemanları bütünleştirici parçası için muafiyet getirilirken, davacının başvurusuna konu "jenaratör ve güç elektroniği" için muafiyet getirilmemesinin gerekçesinin sorulmasına karar verildiği,<br>Davalı idare tarafından ara kararına verilen cevapta, ilgili Yönetmelik değişiklikleri ile "Yerli İmalat Durum Belgesi" yerine nitelik bakımından daha üstün bir belge olan "Yerli Malı Belgesi" uygulamasına geçiş yapıldığı, "Jeneratör ve Güç Elektroniği" aksam imalatlarının, alt bileşenleri yurt dışından ayrı parçalar halinde ithal edilip içinde basit birleştirme ile oluşturulan ürün olmaktan öteye geçemediği, bir an önce yerliliğin artırılmasının ülkemiz için kritik bir önem arz ettiği, "Yerli Malı Belgesi" uygulamasının elektrik üretim sektöründeki lisans sahibi tüzel kişiler için geniş ürün aralığında ilk defa uygulanacak olmasından dolayı geçiş dönemindeki muhtemel zorlukların önüne geçilmesi için tüm elektrik üretim santrallerinde ortak bir aksam olması nedeniyle "Jeneratör ve Güç Elektroniği" aksamı için “Yerli Malı Belgesi" uygulamasının tercih edildiği, böylece elde edilecek tecrübeler ile 01/11/2018'den sonraki dönemde herhangi bir karışıklığa mahal vermeden diğer aksamlara da uygulamanın kolay bir şekilde aktarılmasının amaçlandığının belirtidiği,<br>5346 sayılı Kanun'un 1. maddesinde yer verilen "ihtiyaç duyulan imalat sektörünün geliştirilmesi" ile amaçlananın olabildiğince yurt dışına bağımlılığın azaltılarak, üretim için gerekli olan aksamın ağırlıklı olarak yurt içinde üretilmesinin sağlanması olduğundan, bu kapsamda yurt dışında üretilen aksamın ana parçalarının yurt içinde faaliyet gösteren firmalarca sadece montajının yapılmasından ibaret imalatın bu hedefi gerçekleştirmeyeceğinin açık olduğu,<br>Bu kapsamda, uyuşmazlık konusu Geçici 1. maddenin 1. fıkrası ile 01/11/2018 tarihine kadar EK-1’de yer alan "Jeneratör ve Güç Elektroniği" aksamı için EK-8’deki “Yerli İmalat Durum Belgesi” yerine EK-4’teki Yerli İmalat Kullanım Belgesinin Lahikaları içinde yer alan “Yerli Malı Belgesi”nin sunulmasının zorunlu hale getirilmesinin, 5346 sayılı Kanun'un 1. maddesindeki amaçla uyumlu olduğu, bu amaç doğrultusunda Kanun'un 6/B maddesi ile verilen yetki kullanılarak yürürlüğe konulan Yönetmelik maddesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,<br>Öte yandan, davacı tarafından, Geçici 1. maddeye eklenen hükümlerle bazı parçalar için 01/11/2018 tarihine kadar yerli imalat şartı aranmayacağı yönünde düzenleme getirilirken, "Jeneratör ve Güç Elektroniği" aksamı için böylesi bir kurala yer verilmediği iddia edilmiş ise de olabildiğince daha fazla parçanın yerli imalatını sağlama ve bu geçiş sürecini üretimi aksatmayacak şekilde yönetme görevi davalı idareye verildiğinden ve Yönetmelik'in asıl amacının da yerli imalatı teşvik etmek olduğundan, bu doğrultudaki düzenlemelerin uygulamada herhangi bir aksama olmadan gerçekleştirilmesi için bazı istisnalar getirilebileceği, bu nedenle, yerli imalatın sağlanması bakımından önceliğin en önemli parça olan "Jeneratör ve Güç Elektroniği" aksamına verilmesi yönündeki belirlemede de hukuka aykırılık bulunmadığı,<br> Yerli katkı ilave fiyatı için başvuruda bulunan davacının başvurusu henüz neticelenmeden mevzuat değişikliği ile birlikte dava konusu işlemlerin tesis edildiği dikkate alındığında, rüzgar türbininin kurulumu için yerli imalat yapan bir şirketle Temmuz/2015'te sözleşme imzalanmış olmasının davacı açısından kazanılmış hak olarak değerlendirilemeyeceği,<br> İdarenin, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmelerine karşın bu beklentinin korunmaması için baskın bir kamu yararının varlığını ortaya koyması durumunda haklı beklentiden söz edilemeyeceğinden, yapılan değişiklikliklerin gerekçesinde de baskın kamu yararı olduğu anlaşıldığından, davacının haklı beklentisinin olduğundan bahsedilemeyeceği,<br> Bu itibarla, hukuka uygun bulunan Yönetmelik düzenlemesi uyarınca tesis edilen "Jenaratör ve güç elektroniği" için de muafiyet uygulanması talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yürürlükteki Yönetmeliğe göre iş ve işlemlere başlanmasına karşın bu işlemler devam ederken Yönetmelik değişikliği yapıldığı, yeni Yönetmelik'te geçiş hükümlerinin öngörülmediği ve devam eden işlemlerin dikkate alınmadığı, kanuni düzenlemelerin düzenleyici işlem ile kısıtlandığı, 01/07/2015 tarihinde rüzgar tribünleri satış-kurulum-başlatma sözleşmesinin imzalandığı, jeneratörün yerli üretim olarak yapılması için daha fazla para ödendiği, hukuki güvenlik ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 21/05/2024 tarih ve E:2019/201, K:2024/2311 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3.Kesin olarak, 15/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

sözleşme