<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2019/449 E.  ,  2025/464 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2019/449<br>Karar No:2025/464<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Alternatif Akaryakıt Sistemleri Yedek Parça Nakliye İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: ... LPG Dağıtım Ticaret ve Sanayi A.Ş. (...) ile yapmış olduğu bayilik sözleşmesi kapsamında dağıtım şirketi lehine tanınan on yıllık intifa hakkının 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğini ihlal ettiğinin tespiti, ihlale son verilmesi ve beş yılı aşan intifanın kaldırılması için gerekli işlemlerin yapılması hakkında karar verilmesi istemiyle davacı şirket tarafından yapılan başvurusu üzerine alınan, anlaşmaya 28/12/2010 tarihinden itibaren on yıl süreyle bireysel muafiyet tanınmasına ve şikayetin reddedilerek soruşturma açılmamasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmektedir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; her ne kadar davacı tarafından, uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde kurulan istasyona ait alt yapı ve tesisin, ... tarafından yapılmadığı, kendi imkanları ile yapıldığı, bu nedenle sıfırdan kurulan istasyon kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi davalı kurumun emsal uyuşmazlıklar hakkında verdiği karalarında on yıllık muafiyetin, tüm tesis ve alt yapının karşı/güçlü petrol şirketi tarafından yapılması durumunda kabul edildiği belirtilerek kararın 2002/2 sayılı Tebliğ düzenlemlerine ve emsal kararlara aykırı olduğu iddia edilmiş ise de; davacı şirketin 01/11/2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile 15 yıllık süre ile dava dışı üçüncü kişiden boş arsa olarak kiraladığı taşınmaz üzerinde kuracağı akaryakıt istasyonu için, kira sözleşmesinin "hususi şartlar" bölümünün 7. maddesine; "dağıtıcı firmanın irtifak hakkı istemesi durumunda, malikin dağıtıcı firma lehine intifa hakkı tesis edeceği" şeklinde düzenleme bulunduğu, ... lehine henüz intifa hakkı söz konusu değilken 28/12/2010 tarihinde beş yıl süreli "LPG Otogaz İstasyonu ve Bayilik Sözleşmesi" akdedildiği, akabinde taşınmaz üzerinde, taşınmaz maliki dava dışı üçüncü kişi tarafından, dağıtıcı lehine ... tarih ve ... yevmiye numarası ile on yıl süreli intifa hakkı verildiği ve tapuya tescil edildiği, bayilik sözleşmesinin üçüncü maddesine istinaden ... tarafından davacı şirkete faaliyetini yürütmesi için 81,500-Amerikan Doları+%18 KDV tutarındaki ekipman ve tesisatın verildiği görülmekte olup, taşınmaz üzerinde kira sözleşmesinin yapıldığı tarih itibariyle herhangi bir istasyonun bulunmadığı, boş arsa niteliğinde olduğu, kira sözleşmesi sonrasında davacı tarafından inşaat faaliyetine başlandığı, bu nedenle uyuşmazlığa konu istasyonun yeni istasyon statüsünde olduğu; <br> Davacının yatırımın tamamen kendisi tarafından yapıldığı yönündeki iddiasının ise, dağıtım şirketi tarafından sözleşme uyarınca ekonomik değeri olan bir katkının sağlanmış olması ve Kurulun istikrar kazanan kararlarında da belirtildiği üzere, sağlayıcı ile bayi arasındaki yatırım ilişkisinin tarafların değerlendirmesinde bulunan bir husus olması ve bireysel muafiyette göz önünde bulundurulmaması karşısında bu iddiaya da itibar edilemeyeceği;<br> Öte yandan, davacı tarafından sunulan emsal Yargıtay kararlarında belirtilen husus aksine, olayda, davacı şirket tarafından henüz herhangi bir dağıtıcı şirket ile bayilik sözleşmesi yapılmamış ve istasyon mevcut değil iken imzalanan kira sözleşmesine muhtemel dağıtıcı şirket lehine talep halinde "intifa hakkı" kurulacağı yönünde ibare eklendiği, bayilik sözleşmesinin yapıldığı tarihte dahi intifa hakkının henüz kurulmadığı açık olup, emsal gösterilen kararlardan da bu yönüyle ayrıldığı;<br> Bu itibarla, dava konusu akaryakıt istasyonunun daha önce üzerinde akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış arsa/arazi üzerinde kurulduğu, yeni bir akaryakıt istasyonu niteliği taşıdığı, dağıtıcı şirketçe de yatırımda bulunulduğu dikkate alındığında, anılan dikey anlaşmaya taraflar arasında yapılan protokol tarihi olan 28/12/2010 tarihinden itibaren on yıla kadar bireysel muafiyet tanınabileceği ve bu durumun rekabet kurallarına ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, intifa bedelinin ödendiğine dair herhangi bir delilin bulunmadığının açılan davada tespit edildiği, dağıtım şirketinin herhangi bir şekilde ödeme ve katkısının bulunmadığı, intifa sözleşmesinin tekel yaratmak için yapıldığı, intifa sözleşmesinin beş yıldan fazla olamayacağının 2002/2 sayılı Tebliğde belirtildiği, beş yıldan fazla süreli intifa sözleşmesinin hukuka aykırı olduğu, emsal Danıştay kararlarının da bu yönde olduğu, alt yapı ve tesisisin tamamının kendisince yapıldığı, bağımsız bir intifa sözleşmesinin bulunmadığı, on yıllık bireysel muafiyetin ancak tüm tesis ve alt yapının dağıtım şirketi tarafından yapıldığı hallerde kabul edilebileceği, ...’ın bir kuruş katkısının bulunmadığı, dava konusu Kurul kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı tarafından önceki dilekçelerindeki iddiaların tekrarlandığı, dava konusu Kurul kararı ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : <br> A. Maddi Olay ve Olgular<br> Davacı akaryakıt bayii ile dava dışı malik arasında 01/11/2007 tarihinde on beş yıl süreyle kira sözleşmesi akdedilmiştir. Bu kira sözleşmesinde, taşınmazın halihazırdaki durumunun "boş arazi" olduğu ve "akaryakıt ve LPG istasyonu" olarak kullanılmak üzere kiralandığı belirtilmiş, aynı zamanda dağıtım şirketinin istemi üzerine malik tarafından dağıtım şirketine on beş yıl süreli intifa hakkı tanınacağı ve bu hususta sözleşme yapılacağı düzenlenmiştir.<br> Davacı şirketin LPG bayii olarak gerekli izinleri almasından sonra, ... ile 28/12/2010 tarihinde LPG Otogaz İstasyonu ve Bayilik Sözleşmesi akdedilmiştir. Anılan 28/12/2015 tarihine kadar geçerli olup, bu sürenin sonuna üç ay kalaya kadar bayi tarafından sözleşmenin yenilenmesinin talep edilmemesi halinde sözleşme kendiliğinden sona erecektir. <br> Öte yandan, akaryakıt istasyonun bulunduğu taşınmazın maliki ile ... arasında 18/01/2011 tarihinde yapılan sözleşme uyarınca, ... lehine on yıl süreli intifa hakkı tanınmış ve tapuya tescil edilmiştir. <br> Davacı şirket ile ... arasındaki bayilik sözleşmesinin, davacının sözleşmeyi yenileme iradesi göstermemesi üzerine 28/12/2015 tarihinde sona ermesi nedeniyle, 07/04/2016 tarihinde davacı tarafından, 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi, ihlale son verilmesi ve beş yılı aşan intifa hakkının kaldırılması için ... nezdinde gerekli işlemlerin yapılması talebiyle davalı idareye başvurulmuştur. Bu başvuru üzerine davalı idare ise, ... ile davacı arasındaki muhtelif sözleşmelerin 28/12/2015 tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlandığına ve bu tarihten sonra ise grup muafiyeti kapsamı dışında kaldığına; bununla birlikte, dikey anlaşma öncesinde akaryakıt istasyonun bulunduğu taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu bulunmadığından ve anlaşmanın yeni bir akaryakıt istasyonu kurulması amacıyla yapıldığından bahisle, dikey anlaşmaya 28/12/2010 tarihinden itibaren on yıl süreyle bireysel muafiyet tanınmasına ve davacının şikayetinin reddedilerek soruşturma açılmamasına ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla karar verilmiştir. <br> Bunun üzerine, anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br> B. İlgili Mevzuat<br> 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 5. maddesinde, "Aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı halinde, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları 4 üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaftır:<br> a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,<br> b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,<br> c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,<br> d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması.<br> İlgili teşebbüs veya teşebbüs birlikleri, 4 üncü madde kapsamındaki anlaşma, uyumlu eylem veya teşebbüs birliği kararının muafiyet şartlarını taşıdığının Kurul tarafından tespit edilmesi amacıyla Kuruma başvuruda bulunabilir.<br> Muafiyet belirli bir süre için verilebileceği gibi, muafiyetin verilmesi belirli şartların ve/veya belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlanabilir. Muafiyet kararları anlaşmanın ya da uyumlu eylemin yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı yahut bir koşula bağlanmışsa koşulun yerine getirildiği tarihten itibaren geçerlidir.<br> Kurul, birinci fıkrada gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde, belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkarabilir." kuralına yer verilmiştir.<br> 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin 5. maddesinde, "Bu Tebliğ ile tanınan muafiyet anlaşmada yer alan, aşağıda belirtilen yükümlülüklere uygulanmaz:<br> a) Alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğü.<br> Rekabet etmeme yükümlülüğünün yukarıda belirtilen süreyi aşacak şekilde zımnen yenilenebileceğinin kararlaştırılması halinde, rekabet etmeme yükümlülüğü belirsiz süreli sayılır.<br>Alıcının anlaşmaya dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesisin mülkiyeti arazi ile birlikte veya alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst hakkı çerçevesinde sağlayıcıya ait ise, yahut alıcı bu faaliyetini sağlayıcının alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu olan bir tesiste sürdürecekse, alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü, söz konusu tesisin alıcı tarafından kullanıldığı süreye bağlanabilir; şu kadar ki, rekabet etmeme yükümlülüğü, bu sürenin beş yılı aşan kısmı bakımından, sadece alıcının söz konusu tesiste yürüteceği faaliyetini kapsar.<br> b) Anlaşmanın sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak, alıcıya getirilen, mal ya da hizmet üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını yasaklayan doğrudan ya da dolaylı herhangi bir yükümlülük.<br> Ancak yasaklamanın, anlaşma konusu mal ya da hizmetlerle rekabet halindeki mal ve hizmetlere ilişkin olması, anlaşma süresince alıcının faaliyette bulunduğu tesis ya da arazi ile sınırlı olması ve sağlayıcı tarafından alıcıya devredilen know-how'ı korumak için zorunlu olması koşullarıyla, alıcıya, anlaşmanın sona ermesinden itibaren bir yılı aşmamak kaydıyla rekabet etmeme yükümlülüğü getirilebilir. Kamuya mal olmamış know-how'ın kullanılması ve açıklanmasına ilişkin süresiz yasaklama hakkı saklıdır.<br> c) Seçici dağıtım sistemi üyelerine getirilen, belirlenmiş rakip sağlayıcıların markalı ürünlerini satmama yükümlülüğü.” kuralına yer verilmiştir.<br> C. Hukuki Değerlendirme<br> 4054 sayılı Kanunun 4. maddesiyle, belirli bir mal ve hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı bulunarak açıkça yasaklanmış ancak 4. madde kapsamında bulunan anlaşmaların; malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması, tüketicinin bundan yarar sağlaması, ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması, rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması şartlarının bir arada gerçekleşmesi halinde anılan yasaktan muaf olacağı düzenlenmiştir.<br> Akaryakıt sektöründe yer alan dikey anlaşmaların rekabet hukuku çerçevesinde sorunlu hale gelmesindeki en önemli unsur, uzun süreli anlaşmalar ve bu sürelere ilişkin mülk sahibi bayiden alınan kira/intifa hakları oluşturmaktadır. Özellikle rekabet etmeme yükümlülüğünün süresinin tespiti ve bu tespitin sözleşmenin süresine bağlı olması, işletme ve kira sözleşmesinin arasındaki bağlantının ortaya konulmasını gerektirmektedir.<br> Uygulamada; akaryakıt sektöründe dağıtım şirketi ile bayii arasında akaryakıt satış ve servis istasyonlarına ilişkin işletme sözleşmesi yapıldığı, dağıtıcının öncelikle mülkiyeti bayilere ait olan yerleri uzun süreler için (15-20 yıl) kiraladığı ve tapuya şerh verdirerek bu hakkını güçlendirdiği, daha sonra kiralamış olduğu yerlerin maliklerine bu yerlerde satış/servis istasyonu işletme hakkını tanıdığı, dolayısıyla, dağıtıcı ile bayiler arasındaki hukukî ilişkinin temelini, işletme sözleşmesi ve kira sözleşmesi olmak üzere iki ayrı sözleşme oluşturduğu, başka bir anlatımla, dağıtıcının öncelikle araziyi sahibi olan bayiden uzun süreliğine kiraladığı, daha sonra aynı bayiye istasyonun işletmesini verdiği, işletme sözleşmesinin ve kira sözleşmesinin bazı maddelerinin bu iki sözleşme arasındaki ilişkiyi ortaya koyduğu, böylece, şerh edilmiş kira sözleşmeleri ile bayinin işletme sözleşmelerini feshetmesinin önlendiği ve dağıtıcı tarafından yapılmış olan yatırımların bir tür teminat altına alındığı, bayi işletme sözleşmesini feshetse bile, dağıtıcının şerh edilmiş kira sözleşmeleri sayesinde kira sözleşmesi süresince kiracının sahip olduğu hakları elinde bulundurabildiği ve başkasına verebildiği anlaşılmaktadır.<br> Davalı idare bu kapsamda, alıcıya getirilen rekabet yasağının süresinin bayi ile dağıtım şirketi arasında kurulan ilişkinin sektörde rekabetin sağlanması açısından büyük önem taşıması nedeniyle, 2002/2 sayılı Tebliğ'in 5. maddesinin (a) bendi ile rekabet yasağı içeren dikey anlaşmaların süresinin, belirsiz süreli veya beş yılı aşması halinde bu tür sözleşmelere grup muafiyetinin uygulanmayacağı kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte, bayinin anlaşmaya dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesisin mülkiyeti arazi ile birlikte veya bayii ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst hakkı çerçevesinde dağıtıcıya veya bayi bu faaliyetini dağıtıcının bayi ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu olan bir tesiste sürdürecekse, bayiye getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü, söz konusu tesisin bayi tarafından kullanıldığı süreye bağlanabilir; şu kadar ki, rekabet etmeme yükümlülüğü, bu sürenin beş yılı aşan kısmı bakımından, sadece bayinin söz konusu tesiste yürüteceği faaliyeti kapsamaktadır.<br> Uyuşmazlık konusu olayda, davacı tarafından grup muafiyetine yönelik bir iddia bulunmadığından, ve uyuşmazlık dava konusu Kurul kararının dağıtım şirketine ait intifa hakkı kurulmasına ilişkin dikey anlaşmaya on yıl süreyle bireysel muafiyet verilmesine yönelik kısmından kaynaklandığından bu kısım incelenecektir.<br> 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde Kurula, anılan maddede belirtilen koşulların tamamının varlığı halinde teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarının 4. madde düzenlemelerinin uygulanmasından muaf tutulmasına karar verme yetkisi verilmiştir. Kurul tarafından ise akaryakıt sektöründeki dikey anlaşmalara bireysel muafiyet verilebilmesinin şartları ... tarihli, ... sayılı ... ve ... sayılı ... ile ... tarihli, ... sayılı ... kararlarıyla belirlenmiş; anılan ve izleyen kararlarda dikey anlaşmaların, daha önce üzerinde hiçbir gerçek ve/veya tüzel kişi tarafından akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış arsalar/araziler üzerinde kurulmuş yeni akaryakıt istasyonlarına ilişkin olmaları ve akaryakıt istasyonlarına özgü yatırımların dağıtım şirketi tarafından üstleniliyor olması dikkate alınarak, bayilerin beşinci yılın sonunda, dağıtım şirketi tarafından üstlenilen ilişkiye özgü yatırımın varsa kalan süreye tekabül eden bedelini ödeyerek anlaşmaları sona erdirebilmeleri konusunda tarafların anlaşmaları koşuluyla 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen şartları taşıyacağına ve dolayısıyla on yıla kadar muafiyet tanınabileceğine karar verilmiştir. Bu kararlarlar Dairemizce de hukuka uygun bulunmuştur.<br> Kurul tarafından, tarafların dikey ilişkiye devam etme hususunda anlaşamamaları halinde ise, bahse konu dikey anlaşmaya bireysel muafiyet tanınamayacağı ve anılan dikey anlaşmanın 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanabileceği beş yıllık sürenin sonunda tarafların aralarındaki dikey ilişkiyi sonlandırmaları gerektiği, aksi takdirde, haklarında 4054 sayılı Kanun çerçevesinde işlem başlatılacağı yönünde görüş bildirilmesi şeklinde bir uygulama benimsenmiştir.<br> Kurul, akaryakıt sektöründeki dikey anlaşmalara ilişkin bu yaklaşımı dört yıl boyunca sürdürmüş ancak ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, -bu karar Dairemizin 16/12/2020 tarih ve E:2014/4202, K:2020/3711 sayılı kararıyla onanmıştır.- ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının sonuç bölümünde yer alan "Tarafların yukarıda belirtilen hususlarda anlaşamamaları halinde ise, bahse konu anlaşmaya bireysel muafiyet de tanınamayacağına; bu nedenle gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren altmış gün içinde aralarındaki dikey anlaşmayı sonlandırmaları gerektiği, aksi takdirde haklarında 4054 sayılı Kanun çerçevesinde işlem başlatılacağı"na ilişkin kısmının iptal edilmesiyle bu yaklaşım değiştirmiştir.<br> Anılan Mahkeme kararında, "müdahil tarafa tek taraflı yetki verildiği, hem davacı lehine bireysel muafiyet tanındığı hem de bireysel muafiyetin gerçekleşebilmesi için 60 günlük anlaşma şartı getirildiği, bu şekilde müdahil tarafa anlaşmama hakkı verilerek bireysel muafiyetin uygulanmamasının önünün açıldığı, dava konusu işlemin ikinci kısmında zaten müdahil tarafa üstlenilen ilişkiye özgü yatırımın varsa kalan süreye tekabül eden kısmını ödeyerek anlaşmayı sona erdirme imkanı tanındığı, müdahil tarafça yatırım bedeli ödenerek anlaşmanın sonlandırılabileceği, böyle bir hakkın verildiği bir durumda ayrıca müdahil tarafa anlaşmayarak bireysel muafiyetin sona erdirebilmesinin önünün açılmasının davacı tarafından yatırım bedelini alamaması sonucunu doğuracağı, bu durumun ise hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığından, dava konusu işlemin anılan kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır." ifadelerine yer verilmesi nedeniyle Kurul, 20/08/2014 tarih ve 14-29/586-254 sayılı kararında, bireysel muafiyet koşullarına ilişkin yeni değerlendirmelerde bulunulmuş ve mevcut uygulamada dikkate alınan "tarafların dikey ilişkiye devam etme hususunda anlaşamamaları halinde dikey anlaşmaya bireysel muafiyet tanınmaması" yönündeki koşulun bireysel muafiyet ile amaçlanan yatırımların teşviki ve yeni istihdam yaratılması aracılığıyla yeterli etkinliğin sağlanması sonucuna ulaşılması açısından zorunlu olmaktan çıktığı, dolayısıyla söz konusu koşulun terk edilmesi gerektiği, öte yandan, sıfırdan yeni kurulan bir istasyona ilişkin yapılması gereken yatırım tutarının ne olacağı ve ne kadarlık bir sürede bu yatırımın geri dönüşünün sağlanacağı dikey ilişkinin taraflarınca kararlaştırılabilecek hususlar olduğu kabul edilerek, on yıla kadar bireysel muafiyet verilebilmesi için söz konusu anlaşmanın, "daha önce üzerinde akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış arsa/arazi üzerinde kurulmuş yeni bir akaryakıt istasyonuna ilişkin olması"nın yeterli olacağı sonucuna varmıştır.<br> Kurul, ... tarih ve ... sayılı kararını bir ilke kararı olarak almış ve daha sonra birçok kararında bu karara atıf yaparak yatırımın dağıtım şirketi tarafından yapılıp yapılmadığı veya yapılan yatırımın kendisine ne kadar sürede amorti edeceğini araştırmaksızın intifa hakkının "daha önce üzerinde akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış arsa/arazi üzerinde kurulmuş yeni bir akaryakıt istasyonuna ilişkin olması" yeterli görerek on yıl süreli bireysel muafiyet tanımıştır. Kurulun bu ilke kararına karşı dava açılmışsa da, ilk derece ve istinaf mahkemesi tarafından reddedilmiş ancak temyiz isteminde bulunulmamış olduğu için temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiştir.<br> Dava konusu Kurul kararında da, yukarıda açıklanan ilke kararı uyarınca "davacının yatırımın kendisi tarafından yapıldığı, dağıtım şirketinin hiçbir katkısının olmadığı" yönündeki iddiasını araştırmaksızın, sırf uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde yeni bir akaryakıt istasyonunun kurulduğundan bahisle on yıl süreli bireysel muafiyet tanınmıştır.<br> Akaryakıt istasyonları işletilmesi yapılan anlaşmalara yönelik bireysel muafiyet şartlarından ilki daha önce üzerinde hiçbir gerçek ve/veya tüzel kişi tarafından akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış arsalar/araziler üzerinde kurulmuş yeni akaryakıt istasyonlarına ilişkin olmasıdır. Zira yeni bir akaryakıt istasyonunun tüketicinin kullanıma açılması hem istihdam yaratılması hem de tüketicinin akaryakıta daha kolay ulaşmasını sağlayacaktır. Böylece 4054 sayılı Kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bendindeki şartlar gerçekleşecektir.<br> Bir diğer şart ise, akaryakıt istasyonlarına özgü yatırımların dağıtım şirketi tarafından üstleniliyor olması dikkate alınarak, bayilerin beşinci yılın sonunda, dağıtım şirketi tarafından üstlenilen ilişkiye özgü yatırımın varsa kalan süreye tekabül eden bedelini ödeyerek anlaşmaları sona erdirebilmeleri konusunda tarafların anlaşmalarıdır. Akaryakıt istasyonlarının kurulması aşamasında birçok masraf yapılması gerekli olduğundan, bu konuda ekonomik yeterliliği olmayan bayii, dağıtım şirketiyle anlaşarak, akaryakıt istasyonunun kurulmasında maliyetin bir kısmını dağıtım şirketiyle bölüşebilmektedir. İşte bu nedenle dağıtım şirketleri yatırımlarının karşılığını alabilmek için uzun sürelere varan ayni haklar tanınmasını talep etmektedir. Bu nedenle, Kurul, ... tarih ve ... sayılı kararına kadar, bireysel muafiyet verilebilmesi için dağıtım şirketi tarafından akaryakıt istasyonunun kuruluşuna yatırım yapılıp yapılmadığı araştırarak yapılmış ise tarafların kalan süreye ilişkin olarak bayinin yatırım bedelini ödeyerek ayni hakkın kaldırılabilmesi şartıyla, bireysel muafiyet tanımaktaydı. Dağıtım şirketinin yapmış olduğu yatırımın kalan süresi için bedel ödenerek ayni hakkın ortadan kaldırılabilmesi ise 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin gereğidir. Aksi takdirde, rekabet gerekenden fazla sınırlanacaktır.<br> Kurul, ... tarih ve ... sayılı kararıyla bu görüşten dönerek dağıtım şirketinin yatırım yapıp yapmadığına ve bayiinin bedel ödeyerek ayni hakkı kaldırma imkanı olup olmadığına bakılmaksızın on yıllık bireysel muafiyet vermeye başlamıştır. Kurul bunun gerekçesi için, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararını -ki bu karar Dairemizin 16/12/2020 tarih ve E:2014/4202, K:2020/3711 sayılı kararıyla onanmıştır.- göstermekteyse de, anılan karardan böyle bir anlam çıkarılması mümkün de değildir. Zira, anılan Mahkeme karardaki uyuşmazlıkta, dağıtım şirketi tarafından yeni kurulan akaryakıt istasyonuna yatırım yapılmış ve taraflara arasındaki sözleşmede yatırımın kaç senede dağıtım şirketine döneceği hususu belirlenmiştir. Böyle bir belirlemenin yapılıp yapılamayacağı ayrıca tartışılabilirse de, dikey anlaşmaya bireysel muafiyet tanına bilmesi için, dağıtım şirketi tarafından yatırım yapılıp yapılmadığının sorgulanması ve yatırımın kaç senede dağıtım şirketine döneceğinin araştırılması 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğidir. <br> Öte yandan Mahkeme kararında, bayilik sözleşmesinin üçüncü maddesine istinaden ... tarafından davacı şirkete faaliyetini yürütmesi için 81,500-Amerikan Doları+%18 KDV tutarındaki ekipman ve tesisatın verildiğinin görüldüğünden bahsedilmişse de, sözleşmeden anılan ekipmanların emanet olarak verildiği ve sözleşmenin sona ermesi halinde aynen iade edileceğinin kararlaştırıldığı ve davalı idare tarafından da dağıtım şirketince akaryakıt istasyonuna yatırım yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeksizin karar verildiği göz önüne alındığında, 5054 sayılı Kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında araştırma yapılmadığı gerçeğini değiştirmediği sonucu varılmaktadır.<br> Bu itibarla, bayinin faaliyette bulunduğu taşınmaz üzerinde yeni kurulan akaryakıt istasyonuna dağıtım şirketi tarafından yatırım yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bayinin kalan süreye ilişkin bir bedel ödeyerek uyuşmazlık konusu ayni hakkın kaldırılmasını isteme imkanı olup olmadığı araştırılmaksızın yani 4054 sayılı Kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında bir araştırma yapılmaksızın verilen dava konusu ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının hukuka uygunluk bulunmadığı ve aksi yöndeki Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br> Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle; <br> 1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, <br> 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 30/01/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

sözleşme