<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/10782 E. , 2025/173 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/10782<br>Karar No : 2025/173 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : K...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Kayseri Yamula Arazi Toplulaştırma Projesi kapsamında, Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, ... mahallesinde yer alan ve davacının hissedar olduğu ... ada, ... (yeni ... ada, ...) parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu taşınmazın toplulaştırma alanına alınması gereken nitelikte olduğu, ancak davacı murisine ait taşınmaz üzerinde gerçekleştirilen toplulaştırma işlemi sonucunda kök kadastral parselin bulunduğu alandan tahsis yapılmadığı, kök kadastral parselin bulunduğu yerden 2600 metre uzakta ulaşımın tamamen tali yollardan sağlandığı bir yerden tahsis yapıldığı, başka bir alandan arazi tahsis edilmesini gerektirecek teknik zorunluluk bulunmadığı, bu hususun taşınmazların bulunduğu yerden tahsis yapılması ilkesine uygun olmadığı anlaşıldığından, dava konusu toplulaştırma işleminde anılan taşınmaz yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Toplulaştırma işlemi yapıldığı zaman taşınmazın davacının babası ... adına kayıtlı olduğu, davacının malik olmadığı, proje uygulama aşamasında malik ... adına kızı ...in hisseli olmayan ... ada ... parsel sayılı taşınmaz için talepte bulunduğu, ancak davacının da içinde bulunduğu diğer mirasçıların kendi payına düşen kısım için askı listelerine herhangi bir itirazda bulunmadığı, Mahkemece davacının taşınmaza toplulaştırma işleminden sonra mirasen iştirak halinde malik olduğunun göz ardı edildiği, iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre, davacının tek başına dava açması ve davayı yürütmesinin mümkün olmadığı, davanın öncelikle husumetten reddi gerektiği, eski taşınmaz köye Kayseri'den ulaşım sağlanan yolun girişinde yakınken yeni taşınmaz ise köy yerleşim yerine daha yakın bir yerden verilerek dengenin sağlandığı, köy yerleşim yerine yakınlığın taşınmaza arsa vasfı kazandıracağı gibi ulaşım, ekilen ürünün korunması gibi maliyetleri düşüreceğinin ortada olduğu, bu yönden bilirkişilerce bilimsel esaslara dayalı hiçbir kıyaslama yapılmadan değerlendirme yapıldığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. <br><br>TETKİK HÂKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Temyiz isteminin reddine,<br>2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, <br>3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/01/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.<br> 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı" başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir.<br>Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır.<br>Dosyanın incelenmesinden; davacı ... Köylüce'nin 4 kişi ile birlikte dava konusu taşınmazda verasette iştirak şeklinde malik olduğu anlaşılmıştır.<br>Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğundan bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.<br> Bu durumda elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu bakılan davada, bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, iştirak halinde diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>
sözleşme