<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/4712 E.  ,  2025/1727 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/4712<br>Karar No : 2025/1727<br> <br>Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... <br>Vekili : Av. ...<br><br>Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>Vekili : Hukuk Müşaviri ...<br><br>İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br> <br>Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Geçmişteki tamamen hukuk içindeki davranışlarının sonradan terör örgütü ilan edilen yapıyla irtibat için delil olarak kabul edilemeyeceği, siyasi iktidar mensupları ve MGK'nın soyut ve muğlak açıklamalarının yargı yeri tarafından bağlayıcı olup olmadığının tespitinin gerektiği, FETÖ/PDY yapılanmasının ilk kez 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararıyla terör örgütü ilan edildiği, terör suçlamasının 15 Temmuz 2016 tarihinden önceki eylemlere geriye dönük olarak uygulanamayacağı, AİHM tarafından yakın dönemde FETÖ/PDY dosyalarına ilişkin verilen kararlarda, başvurucular hakkında mahkûmiyete esas alınan olay ve olguların gerçekleştiği iddia edilen tarihlerde yapının bir silahlı terör örgütü olarak tespit edildiğine dair hiçbir mahkeme kararı olmadığının vurgulandığı, göreviyle hiçbir ilgisi bulunmayan ve özel hayatına ilişkin fişleme bilgilerinin gerekçe olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğu, hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Bank Asya’ya ilişkin 2014 yılı öncesi ve sonrası hesap hareketlerinin Mahkemece objektif bir değerlendirmeye tabi tutulmadığı, Devletin gözetim ve denetiminde faaliyet yürüten bir bankaya para yatırmasının suç delili olarak gösterilemeyeceği, 2016 yılına kadar Bank Asya'nın terör örgütüyle finansal bağlantısı olduğuna ilişkin herhangi bir tespitin olmadığı, geçmişte üyesi olduğu sendika nedeniyle kamu görevinden çıkarılmış olmasının Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, iltisaklı basın yayın kuruluşlarına ödeme yaptığına yönelik iddianın hangi kaynaktan elde edildiğinin belli olmadığı, 2016 yılına kadar banka, sendika, basın yayın kuruluşu gibi tercihlerin suç olduğunu düzenleyen herhangi bir hüküm bulunmadığı, 15 Temmuz darbe girişimine doğrudan ya da dolaylı bir katkısının olmadığı, çekirdek haklara müdahale edilemeyeceği, Anayasa'nın 15. ve 121. maddeleri uyarınca OHAL KHK’ları ile sadece durumun gerektirdiği ölçüde OHAL’in neden olduğu konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, 18 Temmuz 2018 tarihinde olağanüstü halin sona erdiği ve hakkında uygulanan tedbirin hükmünün ortadan kalkması gerektiği, OHAL Komisyonunun ve İdare Mahkemelerinin etkili bir hukuk yolu olma beklentisini karşılayamadığı, dava konusu işlem ile suç ve cezaların kanuniliği ile geçmişe yürümezliği ilkeleri, öngörülebilirlik ilkesi, hukuk devleti ilkesi, dernek ve sendika kurma ve üye olma hürriyeti, ifade özgürlüğü, basın ve haber alma hürriyeti, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, orantılılık ilkesi, masumiyet karinesi, doğal yargıçlık ilkesi, adil yargılanma hakkı gibi temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.<br><br>Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>Danıştay Tetkik Hakimi : ...<br>Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.<br>Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 18/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. <br> <br><br>(X) KARŞI OY :<br>672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br>6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmektedir. Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de kapatılmıştır.<br> Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması; ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16.Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde ...Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı kararın 62. sayfasında; Sendika Genel Başkanının wi-fi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock programı kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin arızi durumlar haricinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak noktasında delil olarak değerlendirileceği açıktır.<br>Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası'nda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15/07/2016 tarihine kadar üyeliğin devam ettirilmesi hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu tarihten önce herhangi bir sebepten dolayı istifa etmek suretiyle sendika üyeliği sonlandıran kişiler yönünden sendika üyeliğinin irtibat ve iltisak noktasında delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir.<br> Uyuşmazlıkta, davacının Şubat/2014-Kasım/2015 dönemleri arasında Aktif Eğitimciler Sendikasına toplam 22 ay üyeliğinin bulunduğu belirtilmiş ise de, davacının 06/11/2015 tarihinde sendika üyeliğinden istifa etmesi ve davalı idare tarafından, davacının anılan sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve sendikanın protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında salt sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. <br>Öte yandan, Bank Asya hesap hareketlerinin incelenmesinden; davacının Bank Asya hesabının örgüt liderinin talimat tarihinden önce 15/07/2008 tarihinde açıldığı, bu tarihten itibaren katılım hesabı açma, proje geri ödemesi, kart borcu ödeme, döviz alış satış ve otomatik ödeme işlemleri gibi bankacılık işlemlerinin Ağustos 2015'e kadar devam ettiği, Nisan 2016'ya kadar okul taksiti ödeme işlemleri yapıldığı, örgüt liderinin 25/12/2013 tarihli "Bank Asya'ya para yatırın" talimatından çok önce bankacılık işlemlerinin mevcut olduğu dolayısıyla davacıya ait Bank Asya hesabının rutin olarak kullanıldığı anlaşıldığından söz konusu hesap hareketlerinin davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.<br>Ayrıca, dava konusu işlemde davacının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı bulunduğu sonucuna ulaşılırken; FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumunda çocuğunun 2014-2015 / 2015-2016 tarihleri arasında öğrenim kaydının olduğu, Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ve Ulusu Eğitim Öğretim Yayıncılık A.Ş.'ye ödeme bilgisinin bulunduğu tespitlerine yer verilmiş ise de, davacının çocuğunu bu okula gönderirken eğitim saiki dışında örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında yer almadığı, FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan şirketlere davacı tarafından yapılan söz konusu ödemelerin ise örgüte yardım amacıyla yapıldığına yönelik somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla, dava dosyasında davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan istinaf isteminin reddine ilişkin İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>

sözleşme