<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1539 E. , 2024/3572 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/1539<br>Karar No : 2024/3572 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Huk. Müş. Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... San. ve Tic. Ltd. Şti.<br> (Yeni Unvanı: ... ve Ticaret AŞ ) <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 27/12/2022 tarih ve E:2017/3069, K:2022/6565 sayılı kararının davalı idare tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 08/03/2017 tarih ve 30001 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği (Tebliğ No: 2017/15)"nin 42. maddesinde yer alan "01/01/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere" ibaresinin iptali ile anılan düzenleme nedeniyle düşük faizli kredi imkanından yararlanılamaması ve yüksek faizli kredi kullanılmak zorunda kalınmasından dolayı uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 138.591,00 TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 27/12/2022 tarih ve E:2017/3069, K:2022/6565 sayılı kararıyla;<br>Dava konusu Tebliğ maddesi yönünden:<br> 2016/9665 sayılı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile bu Kararın uygulama usul ve esaslarını düzenleyen dava konusu "T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği (Tebliğ No: 2017/15)"nin 01/01/2017-31/12/2017 tarihleri arası dönemi kapsadığı, 01/01/2018 tarihinden itibaren, 2018/11188 sayılı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının ve buna ilişkin uygulama usul ve esaslarını düzenleyen "T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği (Tebliğ No: 2018/16)"nin uygulanmaya başlandığının görüldüğü,<br> Bu itibarla, davacı tarafından iptali istenen düzenlemenin yer aldığı Tebliğ'in 31/12/2017 tarihinden sonra yürürlükten kalkmış olması nedeniyle, anılan düzenlemenin iptali istemi yönünden esasının incelenme olanağı kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı,<br>Tazminat istemi yönünden:<br>Her ne kadar karar tarihi itibariyla yürürlükten kaldırılmış ise de, davacı tarafından doğduğu ileri sürülen zarara yönelik olarak idarenin sorumluluk sebebinin bulunup bulunmadığının tespiti için davaya konu zararın doğmasına neden olduğu iddia edilen Tebliğ maddesinin de hukuka uygunluk denetiminin yapılması gerektiği, <br>Öncelikle, dava konusu Tebliğ'in, 27/12/2016 tarih ve 2016/9665 sayılı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının yukarıda yer verilen 8. maddesinin 8. fıkrası ile verilen yetki uyarınca (mülga) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlandığı, bu bağlamda, Bakanlığın anılan Tebliğ'in tesis edilmesinde yetkili olduğunun anlaşıldığı, <br> Anayasa Mahkemesi'nin 22/05/2013 tarih ve E:2013/39, K:2013/65 sayılı kararında, kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektiği; belirlilik ilkesinin ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade ettiği yönünde saptamalarına yer verildiği, <br> Hukuk devleti ilkesi ile yakından ilişkili bir başka idare hukuku kavramı olan idari istikrar ilkesinin ise; vatandaşların idarenin işlem ve eylemlerine karşı kendilerini hukuki güvenlik içerisinde hissetmeleri ve ayrıca idarenin düzgün işlemesini sağlayarak düzenli idare ilkesinin gerçekleşmesi şeklinde iki temel anlamda ele alınması gereken bir ilke olduğu; buna göre vatandaşların kendilerini hukuki güvenlik içerisinde hissetmeleri için idarenin belirlilik, idari ve yargısal teamüllere uygunluk, kazanılmış haklara saygı, haklı beklentilere uygunluk ve geriye yürümezlik gibi alt ilkelere uygun hareket etmesi gerektiği; bu alt ilkelerin her birinin hukuki güvenlik anlamında idari istikrarı gerçekleştirmeye yönelik ilkeler olduğu, <br> Bu açıklamalar ışığında, idarelerin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, her zaman yönetmelik, tebliğ, genelge çıkarabilme ve bu düzenlemelerle, değişen koşullar dikkate alınarak, daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip bulundukları; ancak idarelerin, bu konudaki yetkilerini kullanırken önceki düzenlemeler kapsamında kişilerin kazanılmış haklarını ve haklı beklentilerini korumak zorunda oldukları; bu durumun, hukuk güvenliğinin ve hukuki istikrarın sağlaması açısından vazgeçilmez nitelikte olduğu, <br> Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, 2016 yılına ilişkin T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla sağlanan düşük faizli kredi imkanından yararlanma usul ve esaslarının belirlenmesine yönelik davalı Bakanlıkça hazırlanan 2016/8 sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca, yurt dışından holstein ırkı damızlık belgeli süt sığırı alımı için kredi sözleşmesi imzalanması üzerine Avusturya'da bulunan bir firma ile hayvan satış sözleşmesinin imzalandığı, 08/03/2017 tarihinde yayımlanarak (dava konusu 42. maddesi hükmü uyarınca 01/01/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere) yürürlüğe giren 2017/15 sayılı Tebliğ ile düşük faizli kredi imkanından yararlanabilmek için holstein ırkı hayvanların yurt içinde doğmuş olması şartı getirildiğinden bahisle daha önce düşük faizli kredinin davacıya tahsis edilmesine ve buna yönelik sözleşmenin imzalanmasına rağmen düşük faizli krediden yararlandırılmadığı ve yüksek faizli kredi kullanılmak suretiyle hayvan alım işleminin tamamlandığının anlaşıldığı, <br> Dava konusu düzenlemeden önce yayımlanan 2016/8 numaralı Tebliğ kapsamında damızlık belgeli holstein ırkı süt sığırları alımları için sağlanan düşük faizli kredi imkanından yararlanabilmek için hayvanların yurt içinde doğmuş olması şartı aranmazken, 2017/15 numaralı Tebliğ ile yurtiçinde doğmuş olma şartının aranması konusunda davalı idarenin takdir yetkisi olmakla birlikte, düşük faiz imkanından yararlanmak amacıyla başvuruda bulunan ve bu konuda haklı beklenti içerisinde olan kişilerin haklarını koruyucu ve gözetici biçimde düzenleme yapılması gerektiği; bu yönüyle dava konusu düzenleme ile hayvancılık işiyle iştigal edenlerin haklı beklentilerinin karşılanması amacıyla düşük faizli krediye başvuru tarihi esas alınmak suretiyle, daha önceki Tebliğ kapsamında krediye başvuran kişilerin hakkını koruyacak nitelikte düzenleme yapılmadığından, dava konusu Tebliğ'in 42. maddesinde yer alan hukuk güvenliğini zedeleyici nitelikteki eksik düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı,<br> Öte yandan, 14/09/2017 tarih ve 30180 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 2017/15 numaralı Tebliğ'de değişiklik yapan 2017/24 numaralı Tebliğ'in 01/01/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren 1. maddesi ile holstein ırkı hayvan alımlarında, Banka veya Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kredi limitleri 01/01/2017 tarihinden önce onaylanan ancak, hayvan tedariki ve serbest dolaşıma giriş işlemleri 2017 yılına kalan üreticiler için, serbest dolaşıma giriş işlemlerinin 31/12/2017 tarihine kadar tamamlanması kaydıyla, yurt içinde doğmuş olma şartının aranmayacağına ilişkin geçiş hükmü getirilmişse de, bu hükmün 08/03/2017-14/09/2017 tarihleri arasında düşük faizli kredi imkanından yaralanamayarak yüksek faizli kredi kullanan davacı açısından herhangi bir yararının bulunmadığı,<br> Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, Dairelerinin 13/10/2022 tarihli ara kararı ile davacı şirketin yüksek faizli kredi kullanması nedeniyle uğramış olduğu zararlarının belirlenebilmesi amacıyla davalı idareye ve T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'ye, davacı şirket ile Banka arasında 2016/8 sayılı Tebliğ kapsamında imzalanan 03/03/2017 tarihli sözleşmeye konu kredi faizleri ile 2017/15 sayılı Tebliğ kapsamında kullandırılan kredi faizleri arasındaki fark tutarın sorulduğu; Ziraat Bankası A.Ş. tarafından verilen cevabi yazıda, davacıya 04/05/2017 tarihinde %13,5 faiz oranı ile 325.000,00 TL büyükbaş hayvancılık kredisi kullandırıldığı, davacıya düşük faizli (%11) kredi kullandırılsa idi her iki ödeme planı arasında 79.010,85 TL fark bulunacağı belirtilmiş, davalı idare tarafından ara kararına cevap verilmediği,<br> Davacı tarafından, 28/04/2017 tarihinde de 250.000,00 TL yüksek faizli kredi kullanıldığı belirtilmiş ise de, bu tarihte kullanılan kredinin ... Dönüşüm Ltd. Şti. adına kullanıldığı, davacı şirket ile anılan şirketin ortakları aynı olsa dahi ayrı tüzel kişiliği bulunan ... Dönüşüm Ltd. Şti. tarafından kullanılan kredi nedeniyle davacı şirketin zararının bulunduğu kabul edilerek tazminat ödenmesine hukuki olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek; davacı şirket tarafından düşük faizli kredi imkanından yararlanılamaması nedeniyle kullanılan daha yüksek faiz oranlı 325.000,00 TL tutarlı kredi faizi nedeniyle uğranıldığı anlaşılan 79.010,85 TL'lik maddi zararın tazminat olarak davalı idarece davacıya ödenmesi, fazlaya ilişkin talebin reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle, dava konusu Tebliğ maddesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve tazminat isteminin 79.010,85 TL'lik kısmının kabulüne, 59.580,15 TL'lik kısmının reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Bakanlar Kurulu kararının verdiği yetki kapsamında teknik kriterleri kapsayan Tebliğin hazırlandığı, davacının Tebliğin yayımlanmasını bekleyip ona göre yatırım yapmasının gerektiği, idare olarak mağduriyetlerin giderilmesi için 2017/24 sayılı ayrı bir Tebliğin hazırlandığı, davacının bu kapsamda yer almamasında idarenin kusurunun olmadığı, holstein cinsi süt ineklerinin sayıca fazla olduğu, süt üretiminde fazlalık yaşandığı ve pazarlama sorunları yaşandığı için bu cins ineklerde yurt içinde doğmuş olma şartının arandığı, davalı idarenin işlemlerinin hukuka uygun olduğu, Daire kararının tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının usule ve hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın kabule ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2. Dava konusu Tebliğ hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tazminat isteminin ... TL'lik kısmının kabulüne, ... TL'lik kısmının reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 27/12/2022 tarih ve E:2017/3069, K:2022/6565 sayılı kararının kabule ilişkin kısmının ONANMASINA, <br>3. Kesin olarak, 30/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY<br>X- Dava, 08/03/2017 tarih ve 30001 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği (Tebliğ No: 2017/15)"nin 42. maddesinde yer alan "01/01/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere" ibaresinin iptali ile anılan düzenleme nedeniyle düşük faizli kredi imkanından yararlanılamaması ve yüksek faizli kredi kullanılmak zorunda kalınmasından dolayı uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 138.591,00 TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br> 14/09/2017 tarih ve 30180 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği (Tebliğ No: 2017/15)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2017/24)"in 1. maddesiyle, 2017/15 sayılı Tebliğ'in 4. maddesine, holstein ırkı hayvan alımlarında, Banka veya TKK tarafından kredi limitleri 01/01/2017 tarihinden önce onaylanan ancak, hayvan tedariki ve serbest dolaşıma giriş işlemleri 2017 yılına kalan üreticiler için, serbest dolaşıma giriş işlemlerinin 31/12/2017 tarihine kadar tamamlanması kaydıyla, yurt içinde doğmuş olma şartı aranmayacağı şeklindeki dördüncü fıkra eklenmiştir. <br>Uyuşmazlıkta, davacı tarafından düşük faizli kredi imkanından yararlanmak amacıyla Ziraat Bankası A.Ş.'ye yapılan başvuru neticesinde, banka ile davacı arasında 03/03/2017 tarihinde kredi sözleşmesinin imzalandığı görülmüş olup; davacının durumunun yukarıda anılan 2017/24 sayılı Tebliğde aranılan, "Banka veya TKK tarafından kredi limitleri 01/01/2017 tarihinden önce onaylanan" şartını taşımadığı sonucuna varılmaktadır.<br>Bu sebeple, davalı idare tarafından yetkisi kapsamında hazırlanarak yürürlüğe konulan Tebliğ hükümlerinin hukuka uygun olduğu görüldüğünden; Tebliğde düşük faizli kredi imkanından yararlanılması için belirtilen şartları taşınmayan davacının iddia ettiği zararlarının idare tarafından ödenmesi hukuken mümkün görülmediğinden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın kısmen kabüle ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum. <br><br></font></p></body></html>
sözleşme