<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/10276 E.  ,  2025/1547 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/10276<br>Karar No : 2025/1547<br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği / ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Aydın İli, Efeler İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, ilgili taşınmazda faaliyet gösteren ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılan Özel Aytepe Öğrenci Yurdunun bağlı bulunduğu Aksiyon Özel Eğitim Kurumları A.Ş.nin mülkiyetinde iken 10/12/2015 tarihinde davacıya satılarak devredilen taşınmazın, devrinin 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 12. maddesi kapsamında muvazaalı kabul edilerek her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak resen Hazine adına tescili sonrasında taşınmazın tarafına iade edilmesi istemiyle Aydın İl Deftedarlığı KHK Bürosu'na yapılan 11/02/2021 tarihli başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. <br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dava konusu taşınmazın, tapuda Aksiyon Özel Eğitim Kurumları A.Ş. adına kayıtlı iken, satış işlemi gerekçesiyle 10/12/2015 tarihinde davacıya devredildiği, davacı tarafından satın alındıktan sonra bu taşınmaz üzerinde bulunan Özel Aytepe Öğrenci Yurdunun faaliyetine aynı şekilde devam ettiği, söz konusu yurdun 22/07/2016 tarih ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince Milli Eğitim Bakanı onayıyla kapatıldığı, dava konusu taşınmazın davacıya devrinin ise 01/01/2014 tarihi ile kapatma tarihi arasında yapılmış olması, yurt faaliyetinin de aynı şekilde kapatma tarihinde kadar devam etmesi hususları ile davacının "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilen ... tarihli ve K:... sayılı kararında; "FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir kurum olan ve KHK ile kapatılan Aytepe kız öğrenci yurdunu muvazalı şekilde satın aldığı bu muvazaalı işlemin, Bylock tespit ve değerlendirme içeriklerinde ... id ... adına kayıtlı bylock kullanıcısı ve ... id ... adlı bylock kullanıcılarının yaptıkları görüşme içeriklerinden de anlaşıldığı, bu görüşmelerde muvazaalı satışı yapılacak olan kurumla tapu devri yapılacak olan kurumlar bahsedilirken dosyamız sanığının muvazaalı şekilde satın aldığı Aytepe yurdundan da bahsedildiği ve bunun akabinde yurdun muvazaalı şekilde satışı işleminin yapıldığı" şeklinde gerekçeye de yer verilerek mahkumiyetine karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda bahsedilen 7082 sayılı Kanun'un (675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname) 12. maddesinde konulmuş emredici kural gereğince, üzerindeki bina ile birlikte dava konusu taşınmazın 10/12/2015 tarihinde davacıya yapılan devrin muvazaalı olduğunun kabulü ile mülkiyeti hazine geçen taşınmazın iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, muvazaa koşullarının gerçekleşmediği, Hazine adına tescil için gerekli olan sebebin gerçekleşmediği, mülkiyet hakkının ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesinin istinaf başvurusunun reddine dair kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>Aydın İli, Efeler İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz 667 sayılı KHK ile kapatılan Özel Aytepe Öğrenci Yurdunun bağlı bulunduğu Aksiyon Özel Eğitim Kurumları A.Ş. adına kayıtlı iken10/12/2015 tarihinde davacıya satılmıştır.<br> 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Muvazaalı devir işlemleri" başlığını taşıyan 12. maddesi uyarınca söz konusu satışın muvazaalı olduğundan bahisle, taşınmaz, davacı adına olan tescili terkin edilerek, tüm kısıtlamalardan ve taşınmaz yükünden ari olarak Maliye Hazinesi adına tescil edilmiştir.<br> Davacı tarafından, taşınmazın devrinin 675 sayılı KHK'nın 12. maddesi kapsamında muvazaalı kabul edilerek Hazine adına tesciline ilişkin işlemin yeniden değerlendirilerek önceki tespitin geri alınması ve taşınmazın iadesi istemiyle 11/02/2021 tarihinde Aydın Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosuna yapılan başvuru, cevap verilmeyerek zımnen reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> 7082 sayılı, Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Muvazaalı devir işlemleri" başlığını taşıyan 12. maddesinin 1. fıkrasında, "1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonlarının faaliyetlerinin sürdürüldüğü dönemde üzerlerinde bulundukları, mülkiyeti kapatılanların sahibi gerçek veya tüzel kişilere ait taşınmazlardan 1/1/2014 tarihi ila bahse konu yerlerin kapatılma tarihleri arasında üçüncü kişilere devri yapılmış olan ve üzerinde kapatılanlar tarafından aynı faaliyete kapatılma tarihi itibarıyla devam edilen taşınmazların devir işlemleri muvazaalı kabul edilir ve tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak resen tescil edilir." kuralı; anılan KHK'nın 12. maddesine 7088 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasıyla eklenen 2. ve 3. fıkralarında ise, "2) Birinci fıkrada belirtilen taşınmazların devredildiği üçüncü kişilerin terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı olması halinde, taşınmaz üzerinde aynı faaliyete devam edildiğine bakılmaksızın devir işlemleri muvazaalı kabul edilir ve tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak resen tescil edilir. (3) Bu madde kapsamında görülmekte olan davalarda konusuz kalma nedeniyle davanın esası ve yargılama giderleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir.” kuralı yer almakta idi.<br> 7082 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının ve 7088 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasıyla 675 sayılı KHK'nın (7082 sayılı Kanun ile kanunlaştı) 12. maddesine eklenen 2. ve 3. fıkralarının iptali istemiyle yapılan başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesinin, 22/11/2023 tarih ve 32377 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 31/05/2023 tarih ve E:2018/77, K:2023/105 sayılı kararıyla; dava konusu kurallar ile 7086 sayılı Kanun'un 4. maddesinin benzer nitelikte olduğu, Mahkemelerinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla söz konusu maddenin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline hükmedildiği, anılan kararın gerekçesinde; kural kapsamındaki devir ve temliklerin (sözleşmeler) aksinin iddia ve ispat edilmesi mümkün olmayan kanuni bir karine oluşturulmak suretiyle geçersiz hale getirildiğinin, başka bir ifadeyle kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve hakkını devralan iyi niyetli üçüncü kişilerin kuralla getirilen kanuni karinenin aksini, yani işlemin muvazaalı olmadığını iddia ve ispat etme imkânlarının bulunmadığının, bu yönüyle kuralın ihdas amacına uygun kullanılmasını sağlayacak ve bu konudaki keyfilikleri önleyecek yasal güvencelerin temin edilmediğinin, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibarıyla yürürlükte olan kanun hükümlerine uygun olarak kazanılan şirket ortaklık pay ve hakkının aksinin iddia ve ispat edilmesi mümkün olmayan kanuni bir karineyle muvazaalı olduğu kabul edilerek ortadan kaldırılmasını öngören kuralın kişilere aşırı bir külfet yükleyerek mülkiyet hakkına ve sözleşme özgürlüğüne orantısız ve dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlama getirdiğinin belirtildiği, dava konusu kurallar açısından söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun'un 4. maddesinin Anayasa'ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçelerin bu kurallar yönünden de geçerli olduğu, bu nedenle anılan kuralların Anayasa’nın 13., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan (7082 sayılı Kanunla kanunlaşan) yukarıda yer verilen 675 sayılı KHK kuralı, yine yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce, Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilmiş olan işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.<br> Anayasa'nın, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır.<br> Anayasa Mahkemesince bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur.<br> Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır.<br> Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 22/11/2023 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmü dayanak alınarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından, anılan hüküm uygulanarak verilen temyize konu kararın bozulması gerekmektedir. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; <br> 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, <br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 13/02/2025 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

sözleşme