<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2793 E. , 2025/256 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/2793<br>Karar No : 2025/256 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... <br> 2-... <br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 02/07/2024 tarih ve E:2024/3402, K:2024/4510 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Isparta ili, Merkez ilçesine yönelik Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 13/10/2022 tarihinde onaylanan Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 02/07/2024 tarih ve E:2024/3402, K:2024/4510 sayılı kararıyla; <br>Birbirinden farklı taşınmazlarda malik olan taşınmaz sahipleri açısından, 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi kapsamında her bir taşınmaza ilişkin incelemenin ayrı ayrı yapılması gerekeceğinden ve bu nedenle de aralarında maddi ve hukuki anlamda bağlılık bulunmadığından, her bir taşınmaz için taşınmaz sahipleri veya hissedarları tarafından ayrı ayrı dava dilekçesi düzenlenerek, dilekçeye mülkiyet bağını gösteren belgelerin veya tapu kayıtlarının da eklenmesi suretiyle dava açılması gerektiği, bununla birlikte, bir davacının birden fazla taşınmazı bulunması halinde, taşınmazları açısından tek dilekçe ile planın iptali istemiyle dava açmasının da mümkün olduğu,<br>Dosyanın incelenmesinden; dava konusu plan değişikliğinin iptali istemiyle ... ve ... tarafından açılan davada; davacılardan ... tarafından dava konusu planın geneline yönelik itirazlar ile davacı ... tarafından planlama alanında bulunan taşınmazlarına yönelik yapılan plan değişikliğine itirazlar ile planın geneline yönelik yapılan itirazlarla verilen dava dilekçesi üzerine, Dairelerinin 15/01/2024 tarih ve E:2023/7620, K:2024/285 sayılı kararı ile 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca aranan her bir davacının ayrı taşınmazlarda malik olduğu görüldüğünden, davalarının bir arada görülmesinin anılan Kanun maddesi hükmü gereği hukuken mümkün olmadığından, her bir davacı tarafından ayrı ayrı dava açılmak üzere dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine hükmüne uygun olmadığı gerekçesiyle aynı Kanun'un 15. maddesinin 1/d bendi uyarınca reddine ve yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun davacılara bildirilmesine ilişkin kararın, davacılara tebliğ edilmesi üzerine, yasal süresi içerisinde yenilenen davanın yine ... tarafından dava konusu planın geneline yönelik itirazlar ile davacı ... tarafından planlama alanında bulunan taşınmazlarına yönelik ve planın geneline yönelik itirazlarla aynı dilekçeyle planın iptalinin istenildiği,<br> Bu durumda, ilk dava dilekçesinde hem planın geneline hem de davacıların malik olduğu taşınmazlara yönelik ayrı ayrı itiraz edildiği, iddiaların ve itirazların her bir davacı tarafından ayrı incelenmesi için dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine hükmüne uygun olmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı dava açılmak üzere reddine karar verildiği hususu dikkate alınmadan, aynı yanlışlığın tekrarlanması suretiyle açılan davanın mevzuat gereği reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle,<br>2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.<br> <br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından; taşınmaza yönelik olarak dava açılmayıp, Anayasa'nın 56. maddesine dayalı ve hemşehri hukuku çevresinde dava açıldığı, zira, yapılan plan değişikliği ile Isparta ilinde korunması gereken bir çok alanın yapılaşmaya açıldığı, Isparta ilinin etrafının büyük ova koruma alanı ilan edildiği, tarım arazilerinin ve toprağın korunması gerektiği, revizyon niteliğinde parçacıl plan değişikliklerinin mevzuata aykırı olduğu, plan bütünlüğüne yönelik iddialar ile açılan dava açısından, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY :<br> Isparta Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile, Isparta ili açısından, Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda değişiklik yapılmasının davalı Bakanlıktan talep edildiği, davalı tarafından uygun görülerek planın ... sayılı plan paftasında dava konusu edilen değişikliğin onaylandığı, 01/11/2022-01/12/2022 tarihleri arasında Isparta Valiliğinde (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü) askıda ilan edildiği görülmektedir.<br> Davacılar tarafından; plan değişikliğine askıda itiraz edilmediği, her iki davacı tarafından 02/06/2023 tarihinde davalı Bakanlığa, yine davacılardan ... tarafından 14/06/2023 tarihinde Isparta Belediye Başkanlığına başvuruda bulunularak, çevre düzeni planı değişikliğinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.<br> Bunun üzerine; ilk olarak 12/07/2023 tarihinde, temyizen incelenen dava açılmış, ... İdare Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararı ile davanın yetki yönünden reddine ve dosyanın Isparta İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, ... İdare Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinde açılan davada, Dairenin E:2023/7620, K:2024/285 sayılı kararı ile 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine uygun bulunmayan dilekçenin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde; Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş, "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde de; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." üst hukuk normlarına yer verilmiştir.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari davaların açılması" başlıklı 3, maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde; dava dilekçelerinde davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği; 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dilekçelerin sırayla a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği belirtilmiş; 5. maddesinin birinci fıkrasında, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı, ancak aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceği, ikinci fıkrasında ise, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerektiği, 15. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde, dilekçelerde 14. maddenin 3/g bendine aykırılık görülmesi halinde otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlemek veya noksanları tamamlamak üzere dilekçenin reddine karar verileceği; beşinci fıkrasında ise, 1. fıkrasının (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, birden fazla şahsın aynı dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekmektedir.<br> Temyize konu kararda, Dairelerince verilen dilekçe ret kararının tebliği üzerine yenilenen davada, aynı yanlışlıklar yapıldığından bahisle, davanın reddine karar verilmiştir.<br> Her ne kadar, 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 4. fıkrası, aynı maddenin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca verilen dilekçe ret kararlarına karşı temyiz yoluna gidilmesine imkan vermemekte ise de; bu husus, bu kararlar üzerine yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıkların yapıldığı gerekçesiyle verilen davanın reddi yolundaki kararların temyiz edilmesi üzerine, bu kararlarla birlikte dilekçe ret kararlarının da incelemeye tabi tutulmasına engel teşkil edici bir nitelik taşımamaktadır.<br> Bu nedenle, davacılar tarafından aynı dilekçe ile dava açılıp açılamayacağı hususu, davacıların iddiaları ile mahkemeye erişim hakkına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları göz önünde bulundurularak incelenmelidir.<br> Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1. maddesinde; "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." kuralı yer almıştır.<br> Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı ve 14/10/2008 tarihli Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşme'nin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları mevcut olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru usulü kapsamında vermiş olduğu kararlarda, mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiği ifade edilmiştir. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerektiği vurgulanmıştır. (Özkan Şen Başvurusu, B.No:2012/791; Kamil Koç Başvurusu, B.No:2012/660)<br> Dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince, 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her bir davacının ayrı taşınmazlarda malik olduğu görüldüğünden, davalarının bir arada görülmesinin anılan Kanun maddesi hükmü gereği hukuken mümkün olmadığı ve her bir davacı tarafından ayrı ayrı dava açılmak üzere, dava dilekçesinin reddine karar verilmesi üzerine yenilen dava dilekçesinde aynı yanlışlar yapıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacılar tarafından esasen, Kirazlıdere Mevkii, Sidre Mahallesi'nin güney kısmı, Çünür, Aliköy ve Deregümü Mahallelerinde "orman, ağaçlandırılacak alan, tarım alanı ve bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan" gibi kullanımların "kentsel gelişme alanı" kullanımına ayrıldığı, bazı alanların jeolojik açından yapılaşmaya açılmasının uygun olmadığı, yapılaşma yoğunluğu arttırılarak korunması gereken alanların korunmadığı, tarım arazilerinin geri dönüşü olmayan şekilde kaybedileceği, il genelinde sosyal donatı dengesinin bozulduğu ve plan değişikliklerinin mevzuata uygun olarak gerekçelerinin ortaya konulamadığı, kaldı ki var olan gelişme alanlarının yeterli olduğu iddialarıyla görülmekte olan davayı açtıkları, bir diğer ifadeyle, temyize konu kararda da belirtildiği üzere, plan geneline yönelik iddialarda bulunulduğu, her ne kadar, yenilemeye ilişkin dava dilekçesinin üçüncü sayfasında, ...'nin ikamet ettiği evin arkasında belirlenen büyük kentsel yeşil alan kullanımının kaldırılması nedeniyle, gayrimenkulün zarar gördüğü ifadesine yer verilmiş ise de, dava konusu çevre düzeni planı değişikliklerinin, maliki bulunulan taşınmazlar yönünden iptalinin istenilmediği anlaşılmaktadır.<br> Olayda; ilk dava dilekçesinde davacılar tarafından, maliki bulunulan taşınmazlara dayalı olarak, dava konusu plan açısından menfaat bağının ortaya konulduğu, bununla birlikte, taşınmazlara ilişkin olarak plan değişikliğinin iptali istenilmeyip, plan genelinde yapılan değişikliklerin sağlıklı çevrede yaşama hakkına dayalı olarak dava konusu edildiği, nitekim, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı geneline yönelik birden fazla şahıs tarafından açılan davaların hem Daire hem Kurulumuzca incelendiği, belirtilen nedenlerle, usule aykırı olarak verilen dilekçe ret kararı üzerine, davacıların dava açma hakkının dolayısıyla mahkemeye erişimi hakkının engellendiği sonucuna varılmıştır.<br> Bu itibarla; usul hükümlerinin aşırı katı ve şekilci yorumlanması suretiyle verilen temyize konu kararda, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden hukuki isabet bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davacıların temyiz istemlerinin kabulüne;<br>2.Davanın, 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 02/07/2024 tarih ve E:2024/3402, K:2024/4510 sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, <br>4.Kesin olarak, 06/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
sözleşme