<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/1477 E.  ,  2025/4759 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/1477<br>Karar No : 2025/4759 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: I- (DAVACILAR) 1-...<br> 2- ...<br> 3- ...<br> 4- ...<br> 5- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br> II- (DAVALILAR) <br> 1- ... Valiliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br> 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>3- ... Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Adana ili, Aladağ ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde ... Derneği'ne bağlı ... Kız Yurdunda 29/11/2016 tarihinde meydana gelen yangında yurtta bulunan ...'un yaralanması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen ... için 134.551,48-TL (miktar artırımı dilekçesi sonrası) maddi, 500.000,00-TL manevi, babası ... için 100.000,00-TL manevi, annesi ... için 100.000,00-TL manevi, kardeşi ... için 30.000,00-TL manevi ve kardeşi ... için 30.000,00-TL manevi zararın 29/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; meydana gelen yangın olayı nedeniyle idarelerin kusur durumu ve kusur oranlarının tespiti amacıyla dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, Adana Valiliğinin, Aladağ Belediyesinin ve Adana Büyükşehir Belediyesinin kusurlu olduğu, idarelerin eylemi ile kız öğrenci yurdu işletenlerin faaliyetleri arasında müterafık kusur bulunduğu, yangın sonrası ortaya çıkan zararda; kız öğrenci yurdu işletenlerin, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik ve 3194 sayılı İmar Kanunu hükümlerine göre binanın düzenlemesini yapmadığı için % 50 oranında; Adana Valiliğinin, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kontrol-denetleme görevini yapmadığı için %30 oranında; Adana Büyükşehir Belediyesinin, Belediye İtfaiye Yönetmeliğinin 11. bölüm 42/b fıkrasına göre yeterli sayıda ve nitelikte yangına müdahale araç-teçhizatı bulundurmadığı için %10 oranında sorumlu olduğu, Aladağ Belediyesinin ise, 1972’li yıllardan beri kullanılan dava konusu yapı hakkında yapı ruhsatı ile ilgili bir işlem yapmadığı için %10 oranında sorumlu olduğu yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmişse de, yeterli tespit ve değerlendirmelere yer verildiği sonucuna varılan bilirkişi raporuna yapılan itiraz yerinde görülmeyerek, raporun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, öte yandan bilirkişi raporunda davalı idareler dışında 3. kişi konumundaki yurt işletenlerin %50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu haliyle maddi zararın hesabında bu oranın zarardan mahsup edilmesi gerektiği, hiç kimsenin bir başkasının kusurundan kaynaklanan zararı tazmin etmek zorunda bırakılamayacağı ilkesinden hareketle, davalı idarelerin kusurlarına isabet eden miktardan daha fazla maddi zararı tazminle yükümlü tutulması mümkün olmadığından, maddi zararın davalı idarelerce kusurları nispetinde tazminine karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan davacılara sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik amacıyla yapılan yardımların, sosyal içerikli insani yardım niteliğinde olan ve karşılıksız hibe amacıyla verildiği görüldüğünden, bu tutarların uğranılan zarardan düşülmek suretiyle maddi tazminatın hesaplanamayacağının açık olduğu, somut olayda, ...'un dumandan dolayı nefes alması zorlaşınca bir anlık karar ile pencereden aşağıya atlayarak kurtulduğu anlaşıldığından, ...'un dava konusu olay nedeniyle efor ve iş gücü kaybının olup olmadığı, var ise yüzde kaç olduğu hususunun ortaya konulabilmesi için dosya üzerinde Adli Tıp Kurumu aracılığıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı raporda özetle; "...'un % 6.3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı yönünde tespitte bulunulduğu, uğranılan zararın tespit edilebilmesi amacıyla hazırlanan hesap bilirkişi raporunda ise; iş gücüne karşılık oluşan toplam zararın davalı idarelerin kusur oranlarına göre paylaştırılması durumunda, Adana Valiliğinin 40.365,44-TL, Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığının 13.455,14-TL, Aladağ Belediye Başkanlığının 13.455,14-TL zarardan sorumlu olduğu yönünde tespit ve görüşte bulunulduğu, taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporlarına itiraz edilmiş ise de, yeterli tespit ve değerlendirmelere yer verildiği sonucuna varılan bilirkişi raporlarına yapılan itiraz yerinde görülmeyerek, raporlar hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, davacı vekilince, Mahkemeye sunulan 16/04/2021 tarihli miktar artırım dilekçesi ile, maddi tazminat istemine ilişkin olarak dava değerinin 134.551,48-TL olarak belirlendiği, buna göre; a) maddi tazminat istemi yönünden; ... için Adana Valiliğince 40.365,44-TL, Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 13.455,14-TL, Aladağ Belediye Başkanlığınca 13.455,14-TL olmak üzere toplam 67.275,72-TL iş göremezlik tazminatının davalı idarelerce belirtilen oranlarda ödenmesi, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin ise reddi gerektiği; b) manevi tazminat istemi yönünden ise; doğal olmayan bir afet olarak nitelendirilebilecek olan dava konusu yurt yangını sonucunda 12 kişinin hayatını kaybetmesi olayının kamu vicdanında yaralayıcı izler bırakması, olayın oluş biçimi, vehameti, benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı olması gerektiği, henüz 12 yaşında olan bir çocuğun eğitim almak amacıyla ailesinden ayrı, yurtta barınmakta iken yangın gibi vahim bir olayda arkadaşlarının yanarak hayatını kaybetmesi hususu ile davacı ...'un söz konusu yangın olayı nedeniyle ciddi bir ölüm tehlikesi altında pencereden atlamak zorunda kaldığı, bu nedenle vücudunda kırık meydana geldiği, yaşanan bu travmatik olayın gerek ... için, gerekse anne ve babası ile kardeşlerinde psikolojik bir çöküntüye yol açacağı ve ömürleri boyunca unutamayacakları derin üzüntü yaşatacak olması hususları dikkate alındığında, meydana gelen olayın anne, baba, kardeşler ve zarara uğrayan ... üzerinde büyük elem ve ızdırap uyandırdığı ve davacıları manevi zarara uğrattığı açık olduğundan, davalı Adana Valiliğinin %30 oranında, davalı Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığının %10 oranında ve davalı Aladağ Belediye Başkanlığının %10 oranındaki kusur oranları da dikkate alındığında, ... için 60.000,00-TL, baba ... için 30.000,00-TL, anne ... için 30.000,00-TL, kardeşi ... için 10.000,00-TL ve kardeşi ... için 10.000,00-TL olmak üzere toplamda 140.000,00-TL manevi tazminatın davalı idarelerce ödenmesi, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçelerle; davanın kısmen kabulü ile davacıların 134.551,48-TL'lik maddi tazminat isteminin, 67.275,72-TL'lik kısmının kabulüne, kabul edilen miktara idarelere yapılan başvuru tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin ise reddine; Davacıların 760.000,00-TL'lik manevi tazminat isteminin, 140.000,00-TL'lik kısmının kabulüne, kabul edilen miktara idarelere yapılan başvuru tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :<br>Davacıların İddiaları: İdare Mahkemesince, davacılardan ...'un yaralandığı tespit edilerek maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, oysa ki davalı kamu idarelerinin, ... Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği'nin kusuru nedeni ile ortaya çıkan zararın tümünden müştereken ve müteselsilen sorumlu olması gerektiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 61. maddesinde, birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağının düzenlendiği, Danıştay kararlarında idarenin hizmet kusurundan doğan davalarda, meydana gelen zararda üçüncü kişilerin de kusurunun bulunması durumunda, davalı idarelerin özel hukuk kişileri ile birlikte zarardan müteselsil sorumlu olacaklarına hükmedildiği, buna göre ortaya çıkan zarardan, tüm kusurluların müştereken ve müteselsilen sorumluluğu söz konusu iken bu husus gözetilmeden maddi tazminat talebinin kısmen reddine yönelik verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığı; öte yandan davacılardan ...'un yaralanması nedeni ile takdir ve tayin edilen manevi tazminat miktarının caydırıcı ve cezalandırıcı olmaktan uzak, kabul edilemeyecek ölçüde düşük olduğu belirtilerek temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.<br>Davalı Adana Valiliğinin İddiası: Hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda, Adana Valiliğinin Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliğinin 39/b maddesinden kaynaklanan “yurtların denetlenmesinin mülki amirlerin sorumluluğunda olduğuna ilişkin” düzenleme gereği Valiliğin denetleme görevini yerine getirmediği, binanın Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olmamasına rağmen yangın önlemlerinin alındığı yönünde denetleme raporlarının düzenlendiğinden bahisle %30 oranında kusur verilmiş ise de; Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin 124. ve Geçici 1. maddeleri uyarınca tedbir alması gerekenlerin söz konusu yurdun işletenleri olduğu, Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliği uyarınca İl ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerince yapılan denetimlerin eğitim-öğretim faaliyetleri yönünden yapılan denetimlerle sınırlı olduğu, özel yapı, bina, tesis ve işletmelerin Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılacak denetimleri ise, mezkur Yönetmeliğin 131. maddesi uyarınca mahalli itfaiye teşkilatı ve itfaiye teşkilatının bağlı olduğu kuruluşların müfettişi, kontrolörü veya denetim elemanları tarafından yapılması gerektiği, bu hükmün varlığına rağmen Adana Valiliğine %30; Adana Büyükşehir Belediyesi ve Aladağ Belediyesine %10’ar kusur verilmesinin hukuka aykırı olduğu, öte yandan; İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliğinin 6. maddesinin 16. fıkrası gereğince, sadece ilgili mevzuata uygun yangın merdiveni, yangına karşı söndürme malzemesi ve tesisatının bulunup bulunmadığı yönünden bir denetleme yapabildiği, dava konusu olay ile ilgili muhtelif bilirkişi raporlarında yangının elektrik panosundan yahut elektrik tesisatından kaynaklandığının ifade edildiği, Özel Öğrenci Yurtları Denetleme Formlarında, elektrik panosunun yahut tesisatının kontrolü ile ilgili herhangi bir maddenin bulunmadığı, dolayısıyla bu husus, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin yapacağı denetimin kapsamı dışında kaldığı, olay tarihinde yürürlükte bulunan Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliğinin “Yurt açacaklarda aranacak şartlar ve istenecek belgeler” başlıklı 7. maddesinin (m) bendine göre; yurt açmak ve işletmek isteyenlerin “yetkili kuruluştan alınan, binanın yangına karşı yeterli güvenliğe sahip olduğuna dair rapor” ile müracaat edilebilmekte olduğu, davaya konu yangının yaşandığı yurdun açılmasında yangın yönünden sakınca olup olmadığı hususunun Aladağ Belediye Başkanlığından sorulduğu, Belediyenin bina hakkında “itfaiye yönünden bir sakıncası yoktur.” şeklinde rapor düzenlediği, bu itibarla; Aladağ Belediyesinin bina hakkında yangın yönünden sakıncası yoktur raporu düzenlemesi, yine olay anında itfaiyenin brandasının ve merdiveninin bulunmadığının tespit edilmesine rağmen Aladağ Belediyesine %10 ve il düzeyinde itfaiye hizmetlerini yürütmekten sorumlu Adana Büyükşehir Belediyesine %10 kusur verilirken Adana Valiliğine %30 kusur tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğu, öte yandan hükmedilen manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğu, diğer taraftan Harçlar Kanunu gereğince harçtan muaf olduklarından nispi karar harcından idarelerinin sorumlu olmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. <br>Davalı Adana Büyükşehir Belediyesinin İddiası: Adana Büyükşehir Belediyesine verilen %10 kusura yönelik atfedilen eksikliklerin hiçbirinin davacıların yakını da dahil olmak üzere ölüm ve yaralanmalara sebebiyet vermediği, yangının 19:00 civarında başladığı, ihbarın 19:24'te yapıldığı, 19:25'te yangına müdahale edildiği, ilk etapta üzerinde 2 adet portatif yangın merdiveni bulunan 2 arasöz, 5-6 battaniye ve 4 personel ile müdahale edildiği, daha sonra aynı birimde diğer vardiyada görevli 5 personelin de iştirakiyle 1. kata çıkan öğrencilerden 12 tanesinin uzatılan yangın merdivenleri ile kurtarıldığı, idarenin hiçbir kusurunun bulunmadığı, yangın sebebiyle oluşan zarar ile eksiklik tespit edilen hususlar arasında illiyet bağı bulunmadığı, yangının ihbar edildiği esnada merdivenli araç kullanılmış olsa dahi sahanın fiilen bu aracın kullanımına hazır edilmesinin belirli bir zaman alacağı, bu durumun da acilen yapılması gereken tahliye işlemlerini sekteye uğratacağından, bu aracın kullanılıp kullanılmamasının hiçbir anlam ve öneminin bulunmadığı, sorumluluğun, yurdu işleten Dernek yönetimi, inşaat ruhsatı olmayan yapının kullanılmasına müsaade eden ilçe belediyesi ve yurdun denetim ve kontrolünü yapmakla yükümlü olan Valilikte olduğu, öte yandan hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğu belirtilerek temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.<br>Davalı Aladağ Belediyesinin İddiası: Tam yargı davasında tazminatın nereden ve nasıl isteneceği hususunun dava dilekçesindeki davacı iddiaları doğrultusunda belirlenmesi gerektiği, dava dilekçesinde davacıların söz konusu olayın meydana gelmesinde dava konusu yapının ruhsatına yönelik herhangi bir iddialarının bulunmadığı, bilirkişi raporu doğrultusunda davalı ilçe belediyesi hasım mevkiine alınarak hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, yurt binasının 1972 yılında yapıldığı, Aladağ Belediyesinin ise 1973 yılında kurulduğu, belediyenin, binanın yapımı ve yurt olarak kullanımı aşamalarında hiçbir şekilde yer almadığı, il ve ilçe belediyelerinde binaların denetlenmesi gibi yerleşik bir uygulamanın bulunmadığı, olayda yapı ruhsatı alınmadan davaya konu yurdun özel yurt olarak kullanılmasına onay veren İl Milli Eğitim Müdürlüğünün kusurlu olduğu, öte yandan hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğu belirtilerek temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : <br>Davalı ... Valiliğinin Savunması: Davaya konu olayda, öğrenci yurdu işletenlerin, ... Belediyesinin ve ... Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunun söz konusu olduğu, ... Valiliğine yükletilebilecek herhangi bir sorumluluğun bulunmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br>Davalı ... Büyükşehir Belediyesinin Savunması: Savunma verilmemiştir.<br>Davalı ... Belediyesinin Savunması: Savunma verilmemiştir.<br>Davacıların Savunması: Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz istemlerinin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ...-TL temyiz YD harcının istemi halinde davalı Aladağ Belediye Başkanlığına; posta gideri avansından artan tutarın ise Mahkeme tarafından taraflara iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 16/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br><br><br></font></p></body></html>

ruhsat