<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/2235 E. , 2025/5884 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2025/2235<br>Karar No : 2025/5884 <br><br>TEMYİZ EDENLER : <br>1- (DAVALI) ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... İnşaat ve Eğitim Hizmetleri Anonim Şirketi<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİLLER (DAVACI YANINDA): <br>1- ... Derneği<br> 2- ... Odası Başkanlığı <br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Muğla İli, Milas İlçesi, ... Köyü Mevkiinde, ... İnşaat Eğitim Hizmetleri A.Ş. tarafından gerçekleştirilmesi planlanan "Turizm Kenti" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemece 18/09/2023 tarihinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 15/01/2024 tarihli bilirkişi raporuna taraflarca yapılan itirazlar ile Mahkemece tespit edilen çelişkiler nedeniyle 09/02/2024 tarihli ara kararıyla hazırlanmasına karar verilen 16/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan incelemede, 12/01/2024 tarihli kök bilirkişi raporundaki eksikliklerin ve çelişkilerin 16/04/2024 tarihli ek bilirkişi raporuyla giderilemediğinin tespiti üzerine 31/05/2024 tarihli ara kararıyla yeni bir bilirkişi heyetiyle yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 01/10/2024 tarihinde mahallinde yeni bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 01/01/2025 havale tarihli bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, mülkiyeti müdahil ... İnşaat ve Eğitim Hizmetleri Anonim Şirketi'ne ait olan 3.399.860 m2lik tapulu alanda konut, golf tesisi, otel, alışveriş merkezi, sağlık, günübirlik tesisler, parklar, yollar, refüjler yapılmasına ilişkin davaya konu Turizm Kenti projesine ait koordinatlar ile proje alan koordinatlarının zemin ile uyumlu olduğu, proje alanında tescilli I. ve III. derece arkeolojik sit alanlarının bulunduğu ve ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, ilk ÇED Olumlu kararına esas ÇED Raporunda arkeolojik alanlarla ilgili tespitlerin ve alınacak önlemlerin yetersiz olduğu gerekçesine yer verildiği görülmüş ise de anılan Mahkeme kararından sonra Arkeolojik Sit Alanları İçin Bilimsel Arkeolojik Alan İnceleme ve Değerlendirme Raporunun hazırlandığı ve Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünden 28/04/2023 tarihinde görüş alındığı, söz konusu yazıda müdahil şirketçe taahhütlere uyulması durumunda söz konusu projenin yapılmasında bir sakınca olmadığının belirtildiği, yine bu alanlara isabet eden kısımlarda herhangi bir yapılaşmanın öngörülmediği, alanda Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nden izin alınmaksızın hiçbir uygulamanın yapılmayacağı ve alandaki fiziki-inşai uygulamalarda herhangi bir kültür varlığına rastlanılması hâlinde çalışmaların ivedilikle durdurularak en yakın Müze Müdürlüğüne veya köyde muhtara veya diğer yerlerde mülki idare amirlerine bildirileceği yönünde taahhüt verildiği anlaşıldığından, ... İdare Mahkemesince verilen kararda arkeolojik alanlarla ilgili iptal gerekçesi dikkate alınarak revize edildiği görülen ÇED Raporuna istinaden tesis olunan dava konusu işlemde arkeolojik açıdan hukuka aykırılık bulunmadığı, proje kapsamında gerçekleşecek inşai faaliyetlerle ilgili olarak gerekli tedbirlerin alındığı, inşai faaliyetler sonucu çıkabilecek hafriyata ilişkin farklı değerlendirmelerin mevcut olduğu ancak genel olarak bu hususta ÇED Raporunda bir eksiklik olduğu belirtilmekle yetinildiği, bu durumun projenin yapılmasının önünde kati bir engel teşkil ettiği yönünde bir tespitin bulunmadığı, hidrobiyolojik açıdan yapılan değerlendirmede deniz çayırlarıyla ilgili tespitlerin yetersiz olduğu belirtilmişse de tek başına bu hususun da ÇED Raporunun ilgili kısmını ve dolayısıyla dava konusu işlemi sakatlayacak mahiyette bulunmadığı, nitekim hidrobiyoloji alanında uzman bilirkişi tarafından ÇED Olumlu kararının hukuka uygun olduğunun değerlendirildiği, yine flora ve fauna konusunda uzman bilirkişilerce (de) ÇED Raporunda belli eksiklikler (karasal omurgasız hayvanlara yer verilmemesi, minimum 2 yıl boyunca arazi çalışması yapılmaması vb. gibi eksiklikler) olduğunun ifade edildiği, devamında ise bu eksikliklerin davaya konu kararı hukuka aykırı kılacak nitelikte bulunmadığının değerlendirildiği görülmekte ise de; proje alanında bulunan Sarımehmet Deresinin önüne inşa edilen betonarme setin su akışını etkileyeceği ve derenin doğal akışına yapılan bu müdahalenin alanın flora ve fauna dengesinin devamlılığı bakımından tehdit oluşturacağı, bu nedenle bu setin kaldırılarak su akışının sağlanması gerektiğinin açıkça belirtildiği, dolayısıyla projeye mevcut hâliyle devam edilmesinin flora ve fauna disiplinleri açısından uygun bulunmadığı, yine derenin önünde bulunan ve geçirimsiz malzemeden yapıldığı değerlendirilen bu setin tatlı su özelliğindeki yağmur suyunun tutulmasına ve proje için kullanılmasına sebebiyet vereceği ve dolayısıyla suyun Tuzla Sulak Alanına akışının kesileceği, Tuzlanın su dengesinin yılın büyük bir bölümünde -özellikle de tarımsal bitkilerin su ihtiyacının en çok olduğu ve yağışın bulunmadığı sıcak yaz aylarında- denizden tamamlanması nedeniyle proje alanı çevresinde düz/düze yakın eğimde yer alan tarım alanlarının sulanmasında kullanılan yeraltı suyuna bu tuzlu sudan girişimler olacağı, özellikle proje alanında yüzey akış sularının bir bölümünün tutulması nedeniyle de Tuzla alanındaki su seviyesinin düşmesinin kıyıya yakın bölgede yeraltı suyunun tuzlu deniz suyu ile yer değiştirmesine neden olabileceği, söz konusu değişen ekosistem dinamikleri sonucu özellikle alanın çevresinde konumlanan yetersiz drenaja sahip alanlarda toprağın tuzlanmasına sebep olabileceği, proje alanında tarım alanı bulunmasa da çevredeki tarım alanlarının bu durumdan olumsuz etkilenebileceği tespiti nedeniyle tarımsal yapı/arazi kullanımı açısından da uygun bulunmadığı, Ulusal Sulak Alan Komisyonunun teklifi üzerine 31/07/2019 tarihinde Ulusal Önemi Haiz Sulak Alan olarak tescil edilen ve Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, 22/09/2021 tarihinde yönetim planı ve koruma bölgeleri onaylanan Metruk-Tuzla Sulak Alanının tampon bölgesinde yer alan proje alanının tatlı-su tuzlu dengesinin çok hassas olduğu dalyan (lagüner sistem) ekosisteminde olduğu, bu nedenle sulak alana tatlı su girdisinin hem kalite, hem miktar olarak büyük önem taşıdığı, proje kapsamında yapılacak faaliyetler yüzey suyu akışının miktar, kalite ve yönünü değiştirecek olursa koruma altındaki Metruk-Tuzla Sulak Alanının durumdan olumsuz yönde etkileneceği, kaldı ki yukarıda belirtildiği üzere halihazırda inşa edilmiş betonarme gölet ve diğer yapay göletlerin sulak alana ulaşması gereken tatlı suyu bünyesinde tuttuğu ve bu durumun dalyanın tatlı-tuzlu su dengesine zaman içerisinde zarar verebileceği, yüzey sularını yıkayıp sulak alana ulaştırma riskinden dolayı hafriyat malzemelerinin depolanacağı alanların da uygun olmadığı tespitleri nedeniyle hidrojeolojik açıdan da uygun bulunmadığı ve son olarak göletlerden kullanım suyu sağlanmasının yaratacağı sağlık ve teknik risklerin değerlendirilmemiş olması ve ters osmoz sisteminden çıkan konsantre tuzlu suyun derin deniz deşarjı ile ilgili herhangi bir projelendirme sunulmamış olması nedeniyle bu deşarjın deniz ortamındaki etkileri değerlendirilmeksizin alınan kararda çevre disiplini açısından da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Mahkemece, ayrıca, 2008 yılında yapımına başlanan ve 2010 yılında yapımı tamamlanan (ve bu kapsamda her ne kadar dava konusu projeden önce faaliyete geçmiş bulunmakta ise de; uyuşmazlık konusu ÇED raporunun tetkikinden, dava konusu proje içinde önemli bir yer teşkil eden ve bu nedenle işbu ÇED raporu kapsamında da değerlendirilmesi gereken) betonarme setin projeye olumsuz etkilerine ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında da yer verildiği, buna rağmen söz konusu setin kaldırılmadığı ve bu bakımdan Mahkemece verilen iptal kararının yerine getirilmediği, kaldı ki Nihai ÇED raporunun "Göller ve Sulak Alanlar" başlıklı 133. sayfasında söz konusu betonarme göletin yeraltı suyuna, içme suyuna, tarım alanlarında kullanılan su miktarlarına, tatlı su-tuzlu su dengesine herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığından söz edildiği görülmüş, konuyla ilgili olarak bilirkişilerce tespit edilen olumsuzluklar karşısında, ÇED raporunun bu kısmının yeterli teknik ve bilimsel inceleme yapılmaksızın hazırlandığı davaya konu ÇED Olumlu kararında bu nedenle de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 1-(Davalı) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, dava konusu projeye ilişkin olarak verilen ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararının iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ardından danışman firma tarafından başvuru üzerine anılan Mahkeme kararının gerekçeleri doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde projenin Bakanlıklarının 2009/7 sayılı genelgesi kapsamında değerlendirilmesinin uygun bulunduğu, anılan Genelge gereği hazırlanan ÇED Raporunun 13/04/2023 tarihinde Bakanlığa sunulması üzerine inceleme ve değerlendirme komisyonunun oluşturulduğu, bu komisyona önceki ÇED Olumlu kararı verilirken dahil olmayan bazı kurumların da dahil edildiği, yapılan değerlendirmeler sonucu dava konusu işlemin tesis edildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.<br>2-Davalı Yanında Müdahil tarafından, bilirkişi raporuna itirazlarının Mahkemece dikkate alınmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir yeterlilikte olmadığı, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlar ile plan raporlarının incelenmesi halinde (1997 tarihli) Varvil göletinin onaylı tüm imar planlarında yer aldığının ve göletin yer aldığı ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın lejantının özel spor alanı ve sulama, rekreatif amaçlı gölet olduğunun görüleceği, betonarme setin üzerinden Güllük-Bodrum bağlantısının sağlanacağı imar yolunun geçtiği,, bu setin altına yapılan su savaklarının suyun Sarımehmet deresinin yatağına akışına imkan sağladığı, bu sistemin 1/1000 ölçekli imar planına göre imar yolunun inşa edildiği, 2008 tarihinden bu yana çalıştığı ve taşma savağından kuru dere yatağına su akışının sağlandığı, söz konusu setin imar yolu olduğu, betonarme setin 1/1000 ve 1/5000 ölçekli planlar uyarınca yapılması zorunlu nitelikteki yol olduğu, kaldırılması gerektiği yönündeki tespitin yürürlükteki imar planları ile çeliştiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY : <br>Muğla İli, Milas İlçesi, ... Köyü Mevkiinde, ... İnşaat Eğitim Hizmetleri A. Ş. tarafından gerçekleştirilmesi planlanan "Turizm Kenti" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. <br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. <br> 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve başvuru tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. <br>Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır. <br> 04/04/2014 tarihli, 28962 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Tampon bölge; "Sulak alan havzasının coğrafi durumu, topoğrafik özellikleri ve arazinin mevcut kullanım durumuna göre; sulak alan ekosistemini korumak maksadı ile tanımlanan ve sulak alanın su toplama sınırını geçmeyen veya topoğrafik, coğrafik olarak bir sınır değeri bulunmayan düz alanlarda ise varsa sürdürülebilir kullanım bölgesi, yoksa hassas koruma bölgesi sınırından itibaren en az 2500 metre mesafeden geçen bölge" olarak tanımlanmış, "Tampon Bölge Uygulama Easları" başlıklı 24. maddenin (b) bendinde de "Ek-2’de belirtilen faaliyetlerin yapımı ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün, mahalli öneme haiz sulak alanlarda ise ilgili Bölge Müdürlüğünün iznine tabidir. Bu listede yer alan faaliyetler için Bakanlıkça belirlenecek başvuru formu çerçevesinde, bu Yönetmelik kapsamındaki alanlar için gerekli ekosistem değerlendirme raporu ile birlikte Bölge Müdürlüğüne müracaat edilir, müracaat başvuru tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde sonuçlandırılır. Ek-2 listesinde yer alan faaliyetlerin hangilerinden ekosistem değerlendirme raporu isteneceğine faaliyetin alana ve ekosisteme olan etkisi dikkate alınarak Bakanlıkça karar verilir. ÇED süreci kapsamında Ekosistem Değerlendirme Raporu hazırlanan faaliyetlerden tekrar rapor hazırlanması istenmez. Ekosistem değerlendirme raporunda telafi edici ve önleyici tedbirlerin yeterli görülmesi halinde başvuru sahibine izin belgesi verilir. Bu faaliyetler için verilecek izin belgeleri beş yıl süre ile geçerli olup, süre bitiminde Bakanlıkça belirlenen şartlara uyulduğunun tespitini müteakip yenilenir. Gerektiğinde ilave tedbirlerin alınması sağlanır ya da faaliyete son verilir. İzin belgelerinde belirtilen şartlara uyulmaması halinde Bakanlık verilen belgeleri iptal yetkisine sahiptir. Mevcut izinli tesislere yapılacak ilave tesisler için izin belgesinin yenilenmesi gerekmektedir. Faaliyetin uzun süreli bir yatırım olması halinde, faaliyet sahibi tarafından, Bakanlıkça belirlenecek ilave tedbirlerin alınacağı taahhüt edildikten sonra faaliyete izin verilir." düzenlemesine, Yönetmeliğin EK-2 Listesinde de; 10.13. Golf tesisleri, 10.14. Turizm konaklama tesisleri (100 oda ve üzeri oteller, tatil köyleri, turizm kompleksleri ve benzeri) düzenlemesine yer verilmiştir. <br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Çevresel etki değerlendirmesi süreci ile gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.<br>Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. <br>Dosyanın incelenmesinden; dava konusu "Turizm Kenti" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarihli, ... sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının iptali yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ardından anılan Mahkeme kararındaki gerekçeler dikkate alınarak hazırlandığı belirtilen ve 13/04/2023 tarihinde idareye sunulan ÇED Raporuna ilişkin ÇED sürecinin başlatılmasının davalı idarenin 2009/7 sayılı Genelgesi kapsamında uygun görüldüğü ve inceleme ve değerlendirme süreci sonunda söz konusu projeye ilişkin olarak dava konusu ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının verildiği, bunun üzerine bakılan davanın açıldığı, Mahkemece, 18/09/2023 tarihinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 15/01/2024 tarihli bilirkişi raporuna taraflarca yapılan itirazlar ile Mahkemece tespit edilen çelişkiler nedeniyle 09/02/2024 tarihli ara kararıyla hazırlanmasına karar verilen 16/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan incelemede, 12/01/2024 tarihli kök bilirkişi raporundaki eksikliklerin ve çelişkilerin 16/04/2024 tarihli ek bilirkişi raporuyla giderilemediğinin tespiti üzerine 31/05/2024 tarihli ara kararıyla yeni bir bilirkişi heyetiyle yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 01/10/2024 tarihinde mahallinde Harita Mühendisi,Arkeolog, İnşaat Mühendisi, Fauna Uzmanı Biyolog, Ziraat Mühendisi, Hidrobiyolog, Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi, Çevre Mühendisi ve Flora Uzmanı Biyologdan oluşan yeni bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 01/01/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu” kararının raporda bilirkişi uzmanlık alanlarına ilişkin başlıklar altında belirtilen tespit ve gerekçelerle uygun olduğu yolunda Harita Mühendisi, Arkeolog, İnşaat Mühendisi Fauna Uzmanı Biyolog, Hidrobiyolog ve Flora Uzmanı Biyolog tarafından; uygun olmadığı yolunda ise Ziraat Mühendisi, Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi ve Çevre Mühendisi tarafından görüş bildirildiği, Mahkemece 01/01/2025 havale tarihli bilirkişi raporları esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.<br><br>A) BİLİRKİŞİ RAPORUNUN İNCELENMESİ <br>Harita Mühendisi tarafından, proje alanı koordinatlarının zemin ile uyumlu olduğu, dava konusu işlemin harita mühendisliği uzmanlık alanı yönünden uygun olduğu yolunda kanaat bildirildiği, Arkeolog tarafından, proje alanı içerisinde bulunan ve sit alanı olarak belirlenen alanlarda ve yakın çevresinde yeni bir yerleşimin olmadığı, keşif tarihi itibarı ile bir ekili- dikili tarım alanının bulunmadığı, her hangi bir tarımsal faaliyetin bulunmadığı, doğal bitki örtüsü olan orta-yoğun arasında değişen ... bitki örtüsü olan maki-funda doğal bitki örtüsünün bulunduğu ve alanın doğal halini koruduğu hususlarının keşif sırasında görüldüğü, ÇED ÇED raporunda yer verilen önlemlere uyulduğu takdirde projenin arkeolojik sit alanlarına olan etkisinin, proje alanının yakın çevresindeki yapılaşmalar ve diğer turizm tesisleri ile aynı olacağı, ÇED raporunda, 2863 Sayılı Kanun kapsamında belirlenen Arkeolojik Sit Alanlarına ilişkin olarak, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun ilgili maddelerine ve Kültür ve Turizm Bakanlığı, Koruma Yüksek Kurulunun ilgili ilke kararlarına uyulacağının taahhüt edildiği, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 28/04/2023 tarihli yazısında ÇED raporuna esas olan Turizm Kenti Projesi'nin yapılmasında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun kültür varlıkları yönünden herhangi bir sakınca bulunmadığının bildirildiği, dava konusu işlemin arkeoloji uzmanlık alanı yönünden uygun olduğu yolunda kanaat bildirildiği, İnşaat Mühendisi tarafından, ÇED raporu üzerinde ve keşif esnasında yerinde yapılan incelemeler göz önünde bulundurulduğunda, inşaat işlerinin yapılması ve planlanmasında dikkate alınan malzeme, yapım tekniği gibi unsurların genel olarak hem ülkemizde hem de yörede yapılmış veya yapılmakta olan yapılarla benzer malzeme, işçilik ve yapım tekniği ile yapılacağı, proje kapsamında yapılacak her türlü inşai işlemlerin taahhütler, ülkemizde geçerli olan standartlar, yönetmelikler çerçevesinde yapılmasının zorunlu olması, bu standartlara bağlı projelendirilip inşa edilecekleri ve inşaat aşmalarının da yetkili mercilerce denetleneceği de göz önüne alındığında söz konusu inşai işlemlerin çevreye kayda değer olumsuz etkisinin olmayabileceği, genel olarak ÇED olumlu kararının uygun olduğu tespit ve kanaatine yer verildiği, Fauna Uzmanı Biyolog tarafından, proje faaliyet alanının faunasının (amfibi, sürüngen, kuş ve memeli) ve ekolojik yapısının her biri alanlarında uzman ve oldukça deneyim sahibi bilim adamları tarafından araştırılmış olduğu, arazi çalışmalarından başlayarak, listelerin oluşturulması, proje faaliyetlerinin olası etkileri ile alınması gereken tedbirlerin titiz birer çalışma sonucu ortaya konmuş olduğu, karasal fauna elemanları belirlenirken proje uygulama alanı ve yakın çevresi birlikte ele alınarak en az iki farklı mevsimde (2020 yılı İlkbahar ve 2021 Sonbahar) olmak üzere bulunabilecekleri habitatlarda gözlem ve incelemelerde bulunulduğu ve fauna listeleri oluşturulmaya çalışıldığı, ayrıca proje uygulama alanı ve yakın çevresinde daha önce gerçekleştirilmiş bilimsel çalışmalarda tespit edilen fauna unsurlarının da belirlenerek listelere eklendiği, oluşturulan listelerde, IUCN (Uluslararası Doğayı Koruma Birliği), Bern ve CITES sözleşmelerine göre karasal omurgalı türlerinin ulusal/uluslararası tehlike/korunma durumlarına da yer verildiği, bunun yanı sıra ulusal düzeyde Merkez Av Komisyonu (MAK) 2021-2022 kararlarına göre değerlendirmelerin yapılmış olduğu, proje sahasından, 4 ikiyaşamlı (Amphibia), 14 sürüngen (Reptilia), 197 kuş (Aves) ile 20 memeli (Mammalia) olmak üzere toplam 235 karasal omurgalı hayvan türünün listelendiği, kuş türlerinin, geniş yayılımlı türler olması ve proje sahalarında bulunan kuşların çoğunun yerli türler olması göz önünde bulundurulduğunda, proje sahası çevresinin stok popülâsyonların üremesi için alternatif alanlara sahip olduğu, bu alternatif alanların proje faaliyetlerinden zarar görmeden korunmuş, proje tamamlandıktan sonra stok popülâsyonların rehabilite edilecek proje sahalarına geri dönüşünü sağlamak için uygun göründüğü, fauna listelerinde karasal omurgasız hayvan türlerine rastlanılmadığı, karasal omurgasız hayvanlara ait bilimsel verilerin eksik olmasının önemli olduğu ancak proje çalışmalarının gerçekleştirilemesine etki edecek düzeyde olmadığı, projeye ilişkin ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davada daha önce açılan davada hazırlanan bilirkişi raporu kapsamında karasal omurgasız hayvanlara ilişkin oluşturulan listede yer verilen 84 karasal omurgasız hayvanın tamamının ulusal ve uluslararası seviyede “LC( LeastConcern =En Düşük Derecede Tehdit Altında) koruma kategorisinde yer aldığı, proje alanında proje çalışmalarından olumsuz yönde etkilenebilecek omurgasız hayvan grubuna dâhil endemik, hassas ve nesli tehlikede olan bir türün yer almadığı, bu bağlamda omurgasız hayvan türlerine ait eksikliğin bir sorun teşkil etmeyeceği kanaatine varıldığı, “Sulak alanların Korunması Yönetmeliği Tampon Bölgede Uygulama Esasları” başlıklı 24. madde (b) bendinde belirtildiği üzere bölgede yapılacak faaliyetler sonucu ortaya çıkabilecek olası olumsuz etkilerin ve alınacak önlemlerin Ekolog, Fauna, Flora, Hidrobiyoloji ve Hidrojeolog uzmanlarından oluşan bir ekip tarafından ele alınarak ÇED Raporunun “4.13 Projenin Flora ve Fauna Üzerine Etkileri, Alınacak Önlemler, Önemli Olabilecek Türlerin Yaşam Ortamlarına Etkiler ve Koruma Kriterleri” başlığı altında verildiği, buna göre planlanan faaliyetlerin uygulama alanındaki ekosistem ve habitatlarda sebep olabileceği muhtemel etkileşimler/değişimler ile alınacak önlemlerin Planlama (Hazırlık), Uygulama (inşaat), Uygulama sonrası (işletme) olmak üzere 3 grupta toplanarak ele alındığı, her bir aşamada detaylı değerlendirmelere yer verildiği, söz konusu proje kapsamında yapılacak faaliyetlerin yaban hayatına fauna unsurları ile bunların habitatları üzerindeki etkinin tipi, süresi, şiddeti ve önemi ile bu etkilerin ortadan kaldırılması veya asgari düzeyde kalması konusunda alınması gereken önlemlerin detaylı bir şekilde belirlendiği, ÇED Raporunun 98. ve 100. sayfalarında; Sürdürülebilir Kullanım Bölgesine hiçbir şekilde müdahale edilmeyeceği, Sürdürülebilir Kullanım Bölgesinin bitişiğinde ve/veya yakınında olan yerlerde eğer yapılacaksa yere yakın ışık şiddeti düşük olmak üzere sadece ışıklandırma yapılacağı, Metruk Tuzlası Sulak Alan Koruma Bölgelerine hiçbir suretle katı atık ve atık su bırakılmayacağı, Metruk Tuzlası Sulak Alan Koruma Bölgeleri içinden yüzeysel su veya yeraltı suyu kullanılmayacağı hususlarının taahhüt edildiği, proje alanında zeminine jeomembran serilerek geçirimsiz hale getirilen 7 adet göletin yağmur suyu biriktirme amaçlı kullanılacağının, biriktirilen suyun ise sulamada kullanılacağının ÇED raporunda belirtildiği, söz konusu kaplamadan dolayı bu göletlerde biriken suyun yeraltı suyuna, tarım alanlarına ve sulak alana karışmasının mümkün görünmediği, bu göletlerin dışında Sarımehmet Deresi’nin önüne dere suyunu biriktirme amaçlı betonarme bir set inşa edilerek daha büyük bir gölet oluşturulduğu, önemli miktarda suyun da birikmiş olduğu gözlenen Varvil göletinin başta Karabatak kuşları olmak üzere pek çok kuşun da yaşam alanı haline gelmiş olduğu, Sarımehmet Deresi önüne imar yolu açmak ve dere suyunu biriktirmek amaçlı olduğu düşünülen betonarme bir set yapılmış olduğu, proje etki alanı içinde yer alan derelerin yağışlı mevsimlerde Tuzla Sulak Alanına önemli ölçüde tatlı su taşıdığı, Metruk Tuzlasına doğru tatlı su akışının kesilmemesi gerektiği, sulak alandaki yaşamın bu su akışına bağlı olduğu, yapılan bu setin ortadan kaldırılması veya su akışını engellemeyecek şekilde yeniden düzenlenmesinin gerektiği, ÇED raporunun fauna uzmanlık alanı yönünden uygun olduğu yolunda tespit ve kanaate yer verildiği, Ziraat Mühendisi tarafından, keşif sırasında proje alanı ve yakın çevresinde yerleşim birimi bulunmadığının tespit edildiği, proje alanı içerisinde ekili-dikili tarım alanı bulunmadığı, herhangi bir tarımsal faaliyet izi görülmediği, parsel vasfı arsa olarak belirlenen proje alanında, ... bitki örtüsüne özgü maki-funda formasyonuna ait doğal bitki örtüsünün hakim olduğu, bu durumun, proje alanının ve çevresinin büyük bir kısmının doğal yapısını koruduğunu gösterdiği, “Turizm Kenti” olarak planlanan arazilerin arsa niteliğinde olduğu, proje alanı içinde tarım alanları bulunmadığı, büyük bir alanının orta-yoğun arasında değişen maki-funda bitki örtüsü ile yağışa bağlı tek yıllık otsu bitki türlerinden oluştuğu yapılması planlanan projenin proje alanında herhangi bir tarım alanı bulunmadığı bu nedenle de tesisin tarım alanlarına etkisinin olmayacağı, ancak dava konusu alanın keşfi esnasında kuzeydeki dağlık alanlardan güneydeki düz eğimli alanlara doğru akış gösteren tatlı su özelliğindeki yağmur sularının çeşitli kuru derelerce metruk tuzla alanını beslerken yapılan gölet yapıları ile yağmur ve sonrasında oluşan yüzey akış sularının tutuldukları ve bu suyun proje kapsamında kullanılmasının planlandığının görüldüğü, bu bağlamda suyun biriktirilerek tuzla alanına akışı çevreden gelen su kazancının bir bölümünün de kesileceğinin öngörüldüğü, Metruk Tuzlanın özellikle yağışsız dönem olan 7-8 aylık periyotta bileşik kaplar ilkesine göre yazın buharlaşma ile kaybettiği suyun tuzlanın bağlantılı olduğu Güllük Körfezi’nde (Ege Denizi) tamamlandığı, bu nedenle tuzlanın su dengesinin yılın büyük bir bölümünde özelliklede tarımsal bitkilerin su ihtiyacının en çok olduğu ve yağışın bulunmadığı sıcak yaz aylarında denizden tamamlandığı/dengelendiği, dolayısıyla proje alanı çevresinde düz/düze yakın eğimde yer alan tarım alanlarının sulanmasında kullanılan yeraltı suyuna bu tuzlu sudan girişimler olacağı, özellikle proje alanında yüzey akış sularının bir bölümünün tutulması nedeniyle de tuzla alanındaki su seviyesinin düşmesinin kıyıya yakın bölgede yeraltı suyunun tuzlu deniz suyu ile yer değiştirmesine neden olabileceği, söz konusu değişen ekosistem dinamikleri sonucu özellikle alanın çevresinde konumlanan yetersiz drenaja sahip alanlarda toprağın tuzlanmasını hızlandırabileceği, golf alanları ve rekreasyon alanlarından proje kapsamında oluşturulacak yeşil alanların sürekli olarak verimli ve sağlıklı bir halde tutulması için gerekli olan suyun da yüzey akıştan pay sahibi olunan göletlerden ve barajdan sağlanacağı, bu suyun aynı zamanda ovada tarımsal sulama için kullanılan yeraltı sularını da beslediği dolayısıyla tarımsal üretimde kullanılan su ile sürekli rekabet halinde olacağı, dava konusu işlemin ziraat mühendisliği uzmanlık alanı yönünden uygun olmadığı yolunda tespit ve kanaate yer verildiği, Hidrobiyolog tarafından, davaya konu olan bölge için konunun uzmanları tarafından hazırlanan Ekolojik Değerlendirme Raporunun Hidrobiyoloji ile ilgili olan kısmının ayrıntılı bir şekilde incelendiği, hazırlanan rapordaki türlerin incelenmesi sonucunda bölgede kirlilik indikatörü olarak bilinen tür/türlerin olmadığını ve buna bağlı olarak da bölgenin herhangi bir kirleticinin etkisinde olmadığını ve sağlıklı bir dip yapısına sahip olduğunu söylemenin mümkün olduğu, Ekolojik Değerlendirme Raporundaki türler içinde raporda da belirtildiği üzere koruma ve nesli tehlike altında olan tür/türlerin bulunmadığı, Ekolojik Değerlendirme Raporundaki tür listelerinin incelenmesi sonucunda, tespit edilen türlerin Ege ve ...‟in bilinen türleri olduğu ve bu türler içinde endemik, hassas ve nesli tehlikede olan tür/türlerin yer almadığı, Ekolojik Değerlendirme Raporunda bölgenin Deniz Çayırları açısından değerlendirilmediği, Posidonia oceanica topluluklarının varlığı ya da yokluğunun bildirilmediği, bununla birlikte tür listesinde Cymodocea nodosa adı verilen başka deniz çayırlarının Ege Denizi ile bağlantı noktalarında bulunduğunun belirtildiği, hidrobiyoloji uzmanlık alanı yönünden dava konusu işlemin uygun olduğu yolunda tespit ve kanaate yer verildiği, Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi tarafından, proje alanının, sulak alan tampon bölgesinde olduğu, sulak alanın olduğu Milas-Muğla bölgesi iklim verileri değerlendirildiğinde sıcaklığın arttığı, yağışın zamanla azaldığı iklim krizi yaşayacak bir bölgede olduğu, koruma altındaki sulak alan, tatlı-su tuzlu dengesinin çok hassas olduğu dalyan (lagüner sistem) ekosisteminde olduğundan sulak alana tatlı su girdisinin hem kalite hem miktar olarak büyük önem taşıdığı, proje alanının sulak alan tampon bölgesinde olması nedeniyle dava konusu işlemin ilişkin olduğu proje yüzey suyu akışının miktar, kalite ve yönünü değiştirecek olursa koruma altındaki Metruk-Tuzla sulak alanının olumsuz yönde etkilenebileceği, hali hazırda inşa edilmiş betonarme gölet ve diğer yapay göletlerin sulak alana ulaşması gereken ve iklim krizi kaynaklı düşük debili de olsa tatlı suyu bünyesinde tuttuğu, bu durumun dalyanın tatlı-tuzlu su dengesine zaman içerisinde zarar verebileceği, topografya eğimi Metruk-Tuzla sulak alanına doğru olan proje alanında hafriyat malzemesinin depolanacağı alanların yüzey sularının yıkayıp sulak alana ulaştırma riskinden dolayı uygun olmadığı, yeni yerler önerilmesi gerektiği, proje kapsamında yaklaşık 20.000 kişinin çalışıp-yaşaması planlanan bölgede içme suyu kaynağının sadece damacana su olarak gösterildiği, bu durumun yılda 1.342.105 adet damacanaya tekabül ettiği, bu içme suyu ihtiyacının tümünün hem pet şişe hem de damacana sudan karşılanmasının ekonomik olarak sürdürülebilir olmadığı, çevresel olarak zarar verici ve lojistik açıdan verimsiz bir yöntem olduğu, ÇED raporunda buna alternatif olabilecek çözüm önerilerinin getirilmesi gerektiği, dava konusu işlemin jeolojik/hidrojeolojik açıdan uygun olmadığı yönünde tespit ve kanaate yer verildiği, Çevre Mühendisi tarafından, ÇED raporunda proje etki alanının sadece hava kirliliği kontrolü açısından değerlendirilerek belirlendiği, toprak ve su kaynakları kirliliği, ekosistem, flora ve fauna üzerindeki doğrudan veya dolaylı etkiler değerlendirilmeden belirlenmiş olduğu, proje etki alanının tanımlanmasında ÇED esasları ve bilimsel kaynaklarda belirtilen doğrudan ve dolaylı etki bileşenlerinin tam anlamıyla karşılanmadığı, dolayısıyla bu konunun daha detaylı bir inceleme ile desteklenmesi gerektiği, ÇED raporunda verilen Su Yönetim Planında, göletlerin kent nüfusunun su ihtiyacını karşılayan doğrudan bir kaynak olarak kullanılacağının görüldüğü, bu durumun atıksuyun arıtılarak ve tuzsuzlaştırılmış deniz suyu ile karıştırılarak (paçallanarak) kullanım suyu olarak yeniden kullanılacağı anlamını taşıdığı, bu yolla su temininin insan tüketimi için kullanılması teknik olarak mümkün görünse de sağlık açısından ciddi riskler taşıdığı, bu yöntemin uygulanması durumunda, ileri arıtma teknolojileri ve sürekli kalite kontrol mekanizmalarının devreye sokulmasının şart olduğu, aksi takdirde, bu yaklaşımın halk sağlığı üzerinde uzun vadeli olumsuz etkiler yaratabileceği, böyle bir sistemin uygulanabilirliği üzerinde detaylı fizibilite çalışmaları ve risk analizleri yapılmasının önerildiği, ÇED raporunda konsantre atık suyun deniz ortamına deşarj edileceğinin belirtildiği, ancak konsantre atık suyun denize deşarjıyla ilgili bir projelendirme (ya da ön projelendirme) sunulmadığı, oysa deşarj edilecek konsantre atık su miktarı ve tuzluluk oranı gibi bilgilerin üretilmiş olduğu, deşarjın hangi bölgeye / hangi yönde yapılacağı, deniz içindeki konumu, deşarj hattının uzunluğu, deşarj derinliği ve derin deniz deşarjı ile elde edilebilecek seyrelme oranı hakkında somut bilgi verilmediği, dava konusu işlemin çevre mühendisliği uzmanlık alanı yönünden uygun olmadığı yolunda tespit ve kanaate yer verildiği, Flora Uzmanı Biyolog tarafından, mevcut hali ile proje uygulama alanının antropojenik etki altında ekosistem servisleri anlamında en yaygın habitat tipi olan maki vejetasyonunda enerji akışının sağlandığı niş ortamları ile doğal özelliklerini korumaya devam ettiği, Sarımehmet Deresi önüne imar yolu açmak ve dere suyunu biriktirmek amaçlı olduğu düşünülen betonarme bir set inşa edilmiş olduğu, bu setin derenin önünden kaldırılarak derenin doğal akışının mutlaka sağlanması gerektiği, Ekosistem Değerlendirme Raporunda verilen tüm önlem ve koruma önerilerine kesinlikle uyulmasının ve proje alanında bulunan özellikle sulak alanların (akarsu ve dereler dahil) doğal niteliklerinin korunmasının proje alanında bulunan floristik yapının devamlılığı bakımdan oldukça önemli olduğu, dava konusu işlemin flora uzmanlık alanı yönünden uygun olduğu yolunda tespit ve kanaate yer verildiği, İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin uygun olmadığı yolunda bildirilen kanaatlerin dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirilerek dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.<br><br>B) BİLİRKİŞİ TESPİTLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Bilirkişi raporunun, dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı yönünde kanaat içeren kısımları dosya kapsamıyla bir arada değerlendirildiğinde;<br>Ziraat Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, proje alanı içerisinde ekili-dikili tarım alanı bulunmadığı, herhangi bir tarımsal faaliyet izi görülmediği bu nedenle faaliyetin tarım alanlarına etkisinin olmayacağı, parsel vasfı arsa olarak belirlenen proje alanında ... bitki örtüsüne özgü maki-funda formasyonuna ait doğal bitki örtüsünün hakim olduğu belirtilmiştir.<br>ÇED raporu ekinde yer alan Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün bila tarih ve 9630814 sayılı yazısında proje alanına ait onaylı imar planı bulunduğundan, 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığı, faaliyetin yapılmasında ÇED Yönetmeliği kapsamında sakınca bulunmadığı hususlarının bildirildiği görülmektedir.<br>Bilirkişi tarafından, yüzey akış sularının proje alanındaki gölet yapıları ile tutulmalarının tuzla alanınının su kazancının bir bölümünün kesilmesi anlamına geldiği, bu durumun metruk tuzlanın su dengesinin değişmesine, proje alanı çevresinde yer alan tarım alanlarının sulanmasında kullanılan yeraltı suyuna bu tuzlu sudan girişimler olmasına, kıyıya yakın bölgede yeraltı suyunun tuzlu deniz suyu ile yer değiştirmesine neden olabileceği, bu suyun aynı zamanda ovada tarımsal sulama için kullanılan yeraltı sularını da beslediği dolayısıyla tarımsal üretimde kullanılan su ile sürekli rekabet halinde olacağı belirtilmiş ise de söz konusu değerlendirmenin ziraat mühendisliği uzmanlık alanına dahil olmadığı, kaldı ki bilirkişi tarafından bu değerlendirmenin herhangi bir somut veriye de dayandırılmadığı anlaşılmaktadır. <br>Bilirkişinin, proje alanında herhangi bir tarım alanı bulunmadığı bu nedenle de tesisin tarım alanlarına etkisinin olmayacağı yolundaki tespit ve kanaati göz önünde bulundurulduğunda, olumsuz değerlendirme içeren ve yukarıda belirtilen bilirkişi kanaatine itibar edilmemiştir.<br>Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, proje alanının sulak alan tampon bölgesinde olması nedeniyle projenin gerçekleştirilmesinin yüzey suyu akışının miktar, kalite ve yönünü değiştirmesi halinde koruma altındaki Metruk-Tuzla sulak alanının olumsuz yönde etkilenebileceği, hali hazırda inşa edilmiş betonarme gölet ve diğer yapay göletlerin sulak alana ulaşması gereken tatlı suyu bünyesinde tuttuğu, bu durumun dalyanın tatlı-tuzlu su dengesine zaman içerisinde zarar verebileceği belirtilmiştir.<br> ÇED raporu ekinde sunulan Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı "metruk tuzlası" konulu yazısında, turizm kenti projesinin ekolojik etkilenme bölgesi ile kesişen kısımlarında aynı yazıda belirtilen faaliyetler dışında hiçbir faaliyet yapılmaması, tampon bölge ile kesişen yerlerde de 100 oda üzeri faaliyet olacaksa Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği kapsamında Sulak Alan Faaliyet İzin Belgesi başvurusunda bulunulması kaydıyla projenin yapılmasında sakınca bulunmadığının bildirildiği, bu kapsamda golf sahası ve oteller için düzenlenmiş 16/03/2022 tarihli Sulak Alan Faaliyet İzin Belgelerinin ÇED raporu ekinde sunulduğu görülmektedir.<br>Öte yandan, ÇED raporunda, "Topografik eğimle yağışlar sonrası Metruk Tuzlası Sulak Alanı’na doğru olan yüzeysel akış ile tuzlak alanı tatlı su beslemesi kesintiye uğramamaktadır. Halihazırda gerçekleşen yağışlar Metruk Tuzlasını beslemektedir. Proje sahası zemininin Güllük formasyonuna ait geçirimsiz yapıdaki metamorfik seviyelerden oluşması nedeniyle; alt havzada tuzlak alana doğru olan beslenim, topografik eğimle yüksek kotlardan alt kotlara doğru (özellikle tuzlak alana doğru) yüzeyden akışlarla olacaktır. Gerek hidrolojik sistemin korunması, gerek denizden kara iç kesimlerine doğru tuzlu su girişinin artmaması ve Tuzlak alan yapısının korunması için yağışlar sonrası yüzeysel beslenimin devam ettirilmesi gerekmektedir. Yan havzada yer alan sürekli akar ve kuru derelerin farklı hidrolojik sistemde yer almaları nedeniyle; projeden olumsuz etkilenmeleri sözkonusu değildir. Proje etki alanı içerisinde yer alan derelerin tamamı mevsimsel akış özelliğine sahip kuru derelerdir." şeklinde değerlendirmeye yer verildiği, söz konusu değerlendirmenin doğru olduğunun hidrojeoloji mühendisi bilirkişi tarafından ifade edildiği, sınırları çizilen alt havza içerisinde, özellikle yapılacak çalışmalar sırasında ve sonrasında; proje alanı civarında bulunan mevsimlik yağışlarla beslenen dere yataklarına DSİ direktiflerine göre hareket edileceği, dere yataklarına herhangi bir atık bırakılmayacağı, atık su deşarjı olmayacağı ve "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği" ve ek değişiklik yönetmelik hükümlerine uyulacağı hususlarının ÇED raporunda taahhüt edildiği görülmektedir.<br>Çevre Mühendisi bilirkişi tarafından, proje kapsamında yer alan 7 göletin zeminlerinin geçirimsiz özellikte olduğu ve 1 büyük göletin ise betonarme yapıda tasarlandığı, geçirimsiz malzeme ile desteklenmiş olan göletlerin yönetmelikte belirlenen parametre değerlerini sağlayan arıtılmış su ile beslenmesi açısından herhangi bir uygunsuzluğa yol açmadıkları kanaatine yer verilmiştir.<br>Diğer taraftan, ÇED raporu ekinde, jeoloji mühendisi, hidrojeoloji mühendisi ve meteoroloji mühendisi tarafından hazırlanan Hidrojeolojik Değerlendirme Raporunun sunulduğu, yine farklı uzmanlık alanlarından üniversite öğretim üyelerince hazırlanan Ekosistem Değerlendirme Raporunun ÇED raporu ekinde sunulduğu, söz konusu raporlarda gerçekleştirilmesi planlanan projenin jeolojik ve hidrojeolojik açıdan çevresel etkilerinin değerlendirildiği görülmektedir.<br>Hidrojeoloji mühendisi bilirkişi tarafından, Hidrojeolojik Değerlendirme Raporu ile Ekosistem Değerlendirme Raporunda yer alan değerlendirmelerin bilimsel açıdan yeterli düzeyde olmadığı ya da saha gerçekleriyle uyumlu olmadığı yönünde somut ve bilimsel verilere dayalı bir tespitte bulunulmadığı anlaşılmakta olup yukarıda belirtilen hususlar da göz önünde bulundurulduğunda bilirkişi kanaatine itibar edilmemiştir.<br>Çevre Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, proje etki alanının tam olarak belirlenmediği, proje kapsamında atıksuyun arıtılarak ve tuzsuzlaştırılmış deniz suyu ile karıştırılarak (paçallanarak) kullanım suyu olarak yeniden kullanılmasının öngörüldüğü, bu yolla su temininin insan tüketimi için kullanılması teknik olarak mümkün görünse de sağlık açısından ciddi riskler taşıdığı, ÇED raporunda konsantre atık suyun deniz ortamına deşarj edileceğinin belirtildiği, ancak konsantre atık suyun denize deşarjıyla ilgili bir projelendirme (ya da ön projelendirme) sunulmadığı belirtilmiştir.<br>Bilirkişi tarafından, ÇED Raporunda, proje etki alanı, doğrudan etkilerin ve dolaylı etkilerin tam ele alınarak belirlenmediği belirtilmiş olmakla birlikte, hangi çevresel etkiler dikkate alınarak hangi alanın projenin etki alanına dahil edilmesi gerektiğine ya da mevcut etki alanının uygun belirlenmemesi nedeniyle hangi alanların çevresel etkilerinin değerlendirme dışı kaldığına dair bir tespite yer verilmemiştir.<br>ÇED raporunda, proje alanı sınırları içerisinde yapılması planlanan golf sahalarının sulanması için farklı lokasyonlarda küçük ölçekli göletler yapıldığı, proje alanındaki sulama suyunun, golf sahası için oluşturulacak göletler ile ters ozmos yoluyla Deniz Suyu Arıtma Tesisinden temin edileceği, göletler için gerekli suyun Atıksu Arıtma Tesisinden gelen su ve otel havuzlarından gelecek sular ile sağlanacağı, tesiste inşaat ve işletme aşamasında kullanılacak kullanma suyunun Reverse Osmosis Tesisi ile deniz suyunun arıtılması yoluyla ve göletlerden sağlanacağı, proje alanında 31.12.2004 Tarih ve 25687 Sayılı (17.12.2022 Tarih ve 32046 Sayı ile değişiklik) Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinin; Evsel Nitelikli Atıksular İçin Deşarj Standartlarını karşılayacak şekilde biyolojik atık su arıtma tesisi kurulacağı ve arıtılan suyun peyzaj unsurlarının sulanması, toz indirgeme için yolların ve arazinin sulanması ve kullanma suyu olarak değerlendirileceği, projede oluşacak atıksuların kurulacak olan Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisinde arıtıldıktan sonra "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği" hükümlerince peyzaj unsurlarının sulanmasında ve alanda yer alacak golf sahaları için oluşturulacak göletlere deşarj edileceği hususlarının belirtildiği görülmektedir.<br>Öte yandan, ÇED raporunda, 20.03.2010 Tarih ve 27527 Sayılı (25.10.2022 tarih ve 31994 sayılı değişiklik) Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Atıksu Arıtma Tesisleri Teknik Usuller Tebliğinde belirtilen sulamada tekrar kullanılacak arıtılmış atıksularda aranan özelliklerin tablo halinde verildiği ve anılan tebliğ ekinde "Arıtılmış Atıksuların Yeniden Kullanım Alanları ve Kriterleri"ne uyulacağının taahhüt edildiği görülmektedir.<br>Bilirkişi tarafından, proje kapsamında atıksuyun arıtılarak ve tuzsuzlaştırılmış deniz suyu ile karıştırılarak (paçallanarak) kullanım suyu olarak yeniden kullanılmasının öngörüldüğü ve bu durumun sağlık açısından risk taşıdığı, bu yöntemin uygulanması durumunda, ileri arıtma teknolojileri ve sürekli kalite kontrol mekanizmalarının devreye sokulmasının şart olduğu, böyle bir sistemin uygulanabilirliği üzerinde detaylı fizibilite çalışmalarının ve risk analizleri yapılmasının önerildiği belirtilmiş olup, bilirkişi tarafından belirtilen hususların büyük bölümünün ÇED raporuna getirilen eleştirel yorum ve tavsiye niteliğinde değerlendirmeler olduğu anlaşılmakta olup söz konusu değerlendirmeler ÇED raporunu kusurlandırıcı nitelikte görülmemiştir.<br>Diğer taraftan, ÇED raporunda, projedeki en önemli su kaynağının, deniz suyu olduğu, deniz suyunun infiltre olduğu denize yakın bölgelerde açılacak kuyulardan ters osmoz yoluyla arıtılarak kullanıma hazır hale getirilmesinin sağlanacağı, bu sisteme göre günlük denizden elde edilecek toplam su üretim debisinin 4.000 m3/gün olup 4 adet Deniz Suyu Arıtma Tesisi kullanılacağı, her bir arıtma tesisinin debisisinin 1.000 m3/gün, bir ünitenin kaplayacağı alanın ise en fazla 4m x 14m olacağı, 5. Deniz Suyu Arıtma Tesisinin yedek olarak kurulacağı hususlarının belirtildiği, tesise ilişkin gerekli bilgilerin ÇED raporunun 3.10.1 kısmında verildiği, Deniz Suyu Çekim Noktası ve Reverse Osmoz Sistemi Konumunun (taslak) gösterildiği, Biyolojik Atık Su Arıtma Ünitesi ve Reverse Osmosis Tesisi ile ilgili olarak Mülga Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 20.11.2018 Tarih ve 2018/14 Sayı ile yürürlüğe giren "Atıksu Arıtma / Derin Deniz Deşarjı Tesisi Proje Onayı Genelgesi" kapsamında proje onayı alınacağının ve ayrıca 31.12.2004 Tarih ve 25687 Sayılı (17.12.2022 Tarih ve 32046 Sayı ile değişiklik) Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine uyulacağının taahhüt edildiği görülmektedir.<br>Planlanan proje kapsamında faaliyette bulunulabilmesi için gerekli izin ve ruhsat süreçlerinin, yetkili idare ya da idarelerce proje kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan tesiste ilgili mevzuat kapsamında bulunması zorunlu niteliklerin sağlanıp sağlanmadığına ilişkin ölçüm ve değerlendirmeler yapılarak sonuçlandırılacağı, bu kapsamda ters ozmos sisteminin tüm izinler alındıktan sonra kullanılmaya başlanacağı, projenin yeri ve kapasitesi itibarıyla alıcı ortamda çevresel etkileri kabul edilebilir düzeyde olacak şekilde bir ters ozmos tesisinin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı yönünde bir bilirkişi tespitinin de bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu eksikliğin ÇED raporunu kusurlandırmayacağı sonucuna varılmıştır. <br>Sonuç olarak; bilirkişi raporunda olumsuz yönde kanaat bildiren bilirkişilerin görüşleri, yukarıda belirtilen nedenlerle kabul edilmemiştir.<br>Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idare ile davalı idare yanında müdahillerin temyiz istemlerinin kabulüne, <br> 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE, <br> 3. Davacı tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde, davacı yanında müdahil ... Derneği tarafından yapılan ve aşağıda ayrıntısı gösterilen ...-TL yargılama gideri ile davacı yanında müdahil Mimarlar Odası Başkanlığı tarafından yapılan ve aşağıda ayrıntısı gösterilen ...-TL yargılama giderinin davacı yanında müdahiller üzerinde bırakılmasına, <br> 4. Davalı idare tarafından yapılan ve aşağıda ayrıntısı gösterilen ... TL yargılama giderinin ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız yargılama için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine; davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan ve aşağıda ayrıntısı gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idare yanında müdahile verilmesine,<br> 5. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, <br> 6. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br> 7. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak,11/11/2025 tarihinde karar verildi.<br> <br><br>(X) KARŞI OY :<br>Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz bozma kararına katılmıyorum.<br> <br><br><br><br></font></p></body></html>
ruhsat