<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/1241 E. , 2025/1555 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2025/1241<br>Karar No : 2025/1555 <br><br>TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Valiliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... İşletmeleri Anonim Şirketi<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Köyü Tüzel Kişiliği <br>VEKİLİ : Av. ... <br> <br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Giresun ili, Alucra ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "S:... Ruhsat Nolu Kompleks Cevher Madeni (Au-Cu-Zn-Pb) Açık Ocak İşletmesi" projesi ile ilgili olarak Giresun Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile uyuşmazlığın çözümü amacıyla yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu proje alanında jeolojik olarak granit-granodiyorit, kuvars diyorit, andezit- bazalt lav ve piroklastları ile Eosen ve Üst Kretase volkanik kayaçların yüzeylenme verdiği, Asit Kaya Drenajı (AKD) oluşumu ve AKD potansiyelinin belirlenmesine yönelik yapılması gereken analizler ve olası AKD oluşması durumunda alınması gereken önlemler bakımından, literatür bilgilerine ve dava konusu PTD’de AKD oluşumuna yönelik yer alan bilgilere bakıldığında, proje alanında ortaya çıkacak pasa atıklarının asit kaya drenaj olasılığının, asit kaya drenajına karşı pasa depolama sahasında alınan önlemlerin çevresel açıdan uygunluğunun, pasa atığı ve depolama alanının sınıf ve niteliğinin, atık depolama sahasının yer seçiminde dikkate alınan kriterlerin proje tanıtım dosyasında tartışılmadığı, potansiyel AKD oluşumunu belirleyebilmek için stok sahası temel kayacı, cevherin yerleştiği yan kayaç ve cevherli numuneler üzerinde maden işletme ve depolama alanlarında olası sızıntı karakteristikleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunmak amacıyla temas sızıntı testlerinin yapılmadığı, malzemelerin oksijen ve suya maruz kaldığı durumlarda AMD/AKD oluşturacak mineral aşınma potansiyellerini belirleyebilmek için kullanılan kompozisyonel analizlerden ve hesaplamalardan oluşan bir değerlendirme ile Asit Baz Muhasebe testlerinin yapılmadığı, stok sahasında yer alan kayaçlarda sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak yapılacak sızma analizi (Seepage Analizi) ile ortamın geçirimsizliğinin sayısal olarak modellenmediği, bu haliyle dava konusu PTD’nin AKD potansiyelinin belirlenmesine yönelik yapılması gereken çalışmalar özelinde bilimsel ve teknik olarak eksiklikler içerdiği, projenin inşaat ve faaliyet sürecinde çevrede geri dönüşü olmayan tahribatlara neden olabileceği, bu tahribatlar nedeniyle de bitki ve hayvan yaşamının olumsuz yönde etkilenebileceği, alanın yaylacılık faaliyetlerinin yapıldığı alanlar içerisinde yer aldığı ve bölgeye özgü bitki ve hayvan türlerinin proje tanıtım dosyasında yeterince değerlendirilmediği, faaliyet alanının tarım alanları ile ormanlık bölgeler içerisinde kaldığı, endemik ve nesli tehlike altındaki bitki ile hayvan türlerinin belirlenmediği, proje tanıtım dosyasında flora ve fauna listesine yönelik herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı, PTD incelendiğinde; tarım alanları ve arıcılık lokasyonları özelinde yayılan tozlanma etkilerinin dikkate alınmadığı, basamak genişliği ve yüksekliğinin genel kabul edilebilecek parametreler olmadığı, kazı yapılacak alandaki kayacın cinsine, mekanik dayanım değerlerine, stabil kalabilme kabiliyetine göre hesaplanması gerektiği, 90 derecelik patlatma delikleri ile 60 derecelik basamak aynasının teknik açıdan oluşturulamayacağı, patlatma tasarımında dip şarj uzunluğu değerini karşılayacak sıkılama boyunun toplam delik boyunu aştığı, delik boyundan fazla sıkılama yapılamayacağından verimli bir patlatma gerçekleştirilemeyeceği, yükseklik değerinin eksi değer olmasının hesaplamada hata yapıldığının bir göstergesi olduğu, bu haliyle patlatma tasarımın tekrardan ele alınması gerektiği, ocak sahası için yapılan toz modelleme çalışmalarında oluşacak toz miktarının yönetmelik sınır değerlerinin altında kaldığı hesaplanmışsa da ocak sahasına çok yakın yerleşimlerin (H1 için 40 m, H2 için 165 m) toz oluşumundan olumsuz etkileneceği, proje alanının floristik yapısı dikkate alındığında, oluşacak olumsuz etkilerin toz indirgeme sistemi, spreyleme ve savurma yapmama gibi yöntemlerle azaltılması mümkünse de kabul edilebilir sınırlarda olamayacağı, inşaat hazırlık aşaması yanı sıra özellikle işletme aşaması için hesaplanan gürültü düzeyinin 40 m mesafedeki en yakın hassas yerleşim için (84,10 dBA) olarak hesaplandığı ve sınır değerin (65,00 dBA) oldukça üzerinde olduğu, ocak üretim mesafesi de dikkate alındığında (190 m de 69,80) bu yerleşkede yaşayan insanların işletme dönemi boyunca yüksek bir gürültü düzeyi ile karşı karşıya kalacağı, işletme aşamasında yönetmelik sınır değerinin 310 m mesafede ancak sağlanabileceği ve bu mesafeden yakın yerleşimlerin gürültüden etkilenmemesinin söz konusu olmayacağı, dava konusu kompleks cevher madeni (Au, Cu, Zn, Pb) ocağı için hazırlanan proje tanıtım dosyasında ocağın işletilmesi sırasında su kaynaklarının görebileceği zararlar ve bu kaynakların korunmasına yönelik alan özelinde alınacak tedbirlere değinilmediği, Tarım ve Orman Bakanlığı ve DSİ Jeoteknik Hizmetler ve YAS Daire Başkanlığı başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlarla yeraltı sularının nicelik-nitelik profili oluşturulmadığı, PTD’deki teorik yönden kabul ve varsayımlara dayalı incelemeler dışında faaliyetin etkilerinin bu yönüyle incelenmediği, projeden etkilenmesi muhtemel yerüstü ve yeraltı su kaynaklarının kalitelerine ilişkin analizlerin Su Kalitesi Yönetmeliği dikkate alınmak suretiyle yaptırılarak faaliyetin su kalitesine etkilerinin izlenmesine yönelik ön çalışmaların yapılmadığı, yüzey ve yeraltı suları ile yağışların ocak ve depolama (pasa-üst toprak-stok) alanlarından drenajının-tahliyesinin nasıl yapılacağının bilimsel yöntemlerle yer ve boyutlandırma olarak projelendirmediği, proje etki alanına yönelik bir Hidrojeolojik-Hidrolik Etüt Raporunun hazırlanmasının, ruhsat sahası ve etki alanında bölgedeki ilksel hidrolojik ve hidrojeolojik veriler toplanması esasına dayanan hidrosensus çalışmaları gerçekleştirilmemesinin eksiklik olduğu; açıklanan gerekçelerle Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporunda yapılan incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırılmadığı, projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelenmediği, çevreye olabilecek olumsuz etkilerin kabul edilebilir düzeyde bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu projeye ilişkin olarak düzenlenen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 1-)Davalı idare tarafından; bilirkişi raporunun aksine Proje Tanıtım Dosyasında, üretim çalışmaları sırasında farklı formasyonlara geçişlerde belirli periyotlarla numuneler alınacağının ve pasaların asit kaya maden drenajı oluşturup oluşturmayacağının sürekli kontrol edileceğinin belirtildiği, projenin ÇED süreci ile ilgili olarak uzman, kurum ve kuruluşların bildirdikleri görüşlerin olumlu olduğu, şirket tarafından proje kapsamında gereken tüm izinlerin alınacağı ve izin gereklerinin yerine getirileceği yönünde taahhütte bulunulduğu, proje tanıtım dosyasında flora ve fauna listesine yönelik herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı belirtilmiş ise de, Proje Tanıtım Dosyası incelendiğinde, flora ve fauna çalışmalarının alanında uzman öğretim görevlilerince hazırlandığının anlaşılacağı, bilirkişilerce kasıtlı olarak yanıltıcı/yanlış bir yönlendirme yapıldığı, gürültü konusunun değerlendirilebilmesi için teorik bilgiler yerine sahada ölçüm yapılması gerektiği, ancak bilirkişilerce keşif günü buna ilişkin bir ölçüm yapılmadığı, yine PTD'de, ocakta oluşacak olan basamak yüksekliği, genişliği, basamak şev açısının, iş güvenliği açısından tehlikeli olmayacak şekilde uygulanacağının belirtildiği, bilirkişilerin patlatma tasarımın hatalı olduğu ve tekrardan ele alınması gerektiği iddiasının yerinde olmadığı, Proje Tanıtım Dosyasında çevresel etkilerin kapsamlı ve detaylı olarak incelendiği, olumsuz etkilerin giderilmesi için alınacak önlemlerin çevre mevzuatı çerçevesinde öngörülen modelleme çalışmaları ile desteklendiği, bu haliyle nihai Proje Tanıtım Dosyası ve eklerinin yeterli ve uygun olduğu, yapılan incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin gereken düzeyde bilgi ve belgeye dayandırıldığı, dolayısıyla dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının hukuka uygun olduğu ve iptalini gerektiren hiçbir sebebin bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ile aksi yöndeki Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br>2-)Davalı idare yanında müdahil tarafından; dosyada bulunan kurum görüşlerinden de anlaşılacağı üzere, projede aykırı bir hal, çevre veya insan sağlığına olumsuz bir etki bulunmadığı, proje faaliyete geçmeden önce alınması gereken tüm izinlerin ve işlemlerin ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda gerçekleştirileceği, Mahkeme kararında yer alan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporunda yapılan incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırılmadığı, projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelenmediği, çevreye olabilecek olumsuz etkilerin kabul edilebilir düzeyde bulunmadığı" yönündeki açıklamaların kabul edilemeyeceği, yine Mahkeme kararının güncel ve yürürlükteki mevzuata göre değil de mülga Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği uyarınca verildiği, bu durumun tek başına bir bozma sebebi olduğu; öte yandan, Mahkemenin temel gerekçesinin asit kaya drenajı (AKD) yönünden eksiklik olduğu iddiasına dayandığı, ancak proje tanıtım dosyasında bu konuya ilişkin gerekli ve yeterli incelemenin yapıldığı, üretim çalışmaları sırasında farklı formasyonlara geçişlerde belirli periyotlarla numuneler alınacağının ve pasaların asit kaya maden drenajı oluşturup oluşturmayacağının sürekli kontrol edileceğinin belirtildiği, yine Mahkemenin flora-fauna, orman ve tarım alanları, tozuma, gürültü, patlatma taasarımı konusunda yapmış olduğu değerlendirmelerin de gerçeğe ve tekniğe aykırı hususlar içerdiği, yapılacak madencilik faaliyeti, proje alanı içinde tepe ve yamaç kısımlarda gerçekleşeceği için drenaj hatlarına müdahale olmayacağı ve dolayısıyla herhangi bir sellenme ve taşkın durumunun da gerçekleşmeyeceği, faaliyet başlanmadan önce Hidrojeolojik Raporun DSİ 22. Bölge Müdürlüğüne sunulacağı, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu, bu haliyle, eksik veya yetersiz olduğu ileri sürülen hususların PTD'de yeterli bir biçimde değerlendirildiği, ilgili kurumların görüşleri çerçevesinde davalı idarece PTD yeterli bulunarak verilen dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. <br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin reddine,<br> 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br> 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 11/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
ruhsat