<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2025/3022 E. , 2025/2982 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2025/3022<br>Karar No : 2025/2982 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Birliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 24/04/2025 tarih ve E:2025/2385, K:2025/4008 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 24/09/2024 tarih ve 32672 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin Uygulanması Hakkında Yönetmelik'in 3. maddesinin 1. fıkrasının (öö) bendinin, 4. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "gen koruma alanları, tohum meşcereleri ve verimli orman alanlarındaki" ibaresi ile 4. fıkrasında yer alan "ile mevzuatı kapsamında alınması gerektiği heyetçe tespit edilen görüş yazıları" ibaresinin, 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Bakanlıkça uygun görülenlere ruhsat/rödövans süresi dikkate alınarak izin verilir." ibaresi ile 8. fıkrasında yer alan “İzin başlangıç tarihi; izin olurunda izin başlangıç tarihi belirtilmiş ise izin başlangıç tarihi bu tarihtir. İzin olurunda belirtilmemiş ise izin başlangıç tarihi izin olurunun verildiği tarihtir.” cümlelerinin, <br>8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Süre uzatımının Bakanlıkça uygun bulunması halinde teminat ve arazi izin bedeli bu Yönetmelik hükümlerine göre yeniden hesaplanır, onaylı taahhüt senedi alınır.” cümlesinin, 11. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin, 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "ormancılık bürosu tarafından” ibaresinin, 15. maddesinin 1. fıkrasının, 22. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin, <br>28. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “serbest yeminli ormancılık bürolarına” ibaresinin, 29. maddesinin 5., 6., 7., 8., 9., 11. ve 14. fıkralarının iptali istenilmiştir.<br><br>Daire kararının özeti:Danıştay Sekizinci Dairesinin 24/04/2025 tarih ve E:2025/2385, K:2025/4008 sayılı kararıyla,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (a) bendinde, idari işlemler hakkında; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davaların, iptal davası olarak tanımlandığı,<br>İdare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği, aksi halin dava konusu işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğuracağı,<br>Kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı taraf ilişkisinin kurulmasında yeterli olup bu hususun davanın niteliğine ve özelliğine göre belirlendiği, Tüm Mermer, Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliğinin, Birlik Tüzüğü'nde belirtildiği gibi ekonomik ve teknik alanlarda işbirliğini geliştirmek, ülkemizin mermer ve diğer doğal taşlarının en uygun ekonomik metotlarla üretimini sağlamak amacı ile yeni teknolojileri takip ederek, Birliğe üye kuruluş ve kişilerin istifadesine sunmak, doğal taş makinalarının üretimi ile ilgili uluslararası teknolojik gelişmeleri üyelerine duyurmak ve ülkemiz mermer, doğal taş sektörünün birlik ve beraberlik içinde geliştirilmesini sağlamak, karşılaşılan sorunların çözümüne yardımcı olmak ve doğal taş üretim ve ticaretinin mesleki ahlak ve kamu yararına uygun, ahenkli ve verimli tarzda gelişmesini temin etmek amacı ile kurulduğunun anlaşıldığı,<br>Tüm Mermer, Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliğinin, bizzat taraf olduğu hukuki ilişkiler dolayısıyla mensuplarının ortak çıkarlarının korunması için davada taraf olabileceği, ancak üyelerinin bir kısmının menfaatlerini ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Nitekim, Birlik Tüzüğü'nün 2/B-34 maddesinde "Birlik ve Birlik üyelerinin tümünü ilgilendiren konularda doğabilecek idari ve kazai ihtilaflara taraf olmak, dava açmak, müdahil sıfatıyla davaya katılmak, icra takipleri yapmak ve tüm hukuki işlemler için yeteri kadar vekil nasp ve tayin etmek" Birliğin çalışma konuları arasında sayıldığı,<br>Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/04/2016 tarih ve E:2014/4680 K:2016/1649 sayılı kararı ile 18/04/2016 tarih ve E:2014/3917 K:2016/1650 sayılı kararının da bu yönde olduğu,<br>Bu durumda, dava konusu düzenleme ile ilgili olarak, hakları ve menfaatleri ihlal edilmiş kişiler tarafından dava açılabileceğine kuşku bulunmamakla birlikte davacı Birliğin doğrudan hak ve menfaatlerini ilgilendiren bir düzenleme içermeyen, dava konusu Yönetmelik'in iptali hususunda dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle,davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, doğal taş madenciliği alanında faaliyet gösteren bir kısım dernek ve tüzel kişiliği haiz tacirlerden müteşekkil olan Birliğin tüm bileşenlerinin istisnasız doğal taş madenciliği alanında faaliyet gösterdiği, iptali istenen Yönetmelik hükümlerinin tamamının 3213 sayılı Maden Kanunu’nun ilgili maddelerinde öngörülen düzenlemelerin ötesinde, ek sınırlandırma ve yükümlülükler ihdas ettiği, bu manada; davacı Birliklerinin menfaatinin ihlal edildiği, üyelerinin ortak çıkarının korunması amacıyla dava açma ehliyetinin bulunduğu, kaldı ki daha önceden benzer davalarda Birliklerinin dava ehliyetinin mevcudiyetinin tespit edilmiş olduğu, ehliyet yönünden davanın reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra, ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde dilekçenin ehliyet yönünden de inceleneceği, 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, bu hususta Kanun'a aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Hukuk devletinde idarenin işlemlerinin hukuka uygunluğunun ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanmaktadır.<br>Bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca dava dilekçeleri "ehliyet" yönünden de incelenmektedir. Dolayısıyla, iptal davası açılabilmesinin ön koşullarından biri davacının objektif ve subjektif dava ehliyetinin olmasıdır. <br>Danıştayın istikrar bulan kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari işlemin davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir. <br>Davacı Birlik Tüzüğü'nün incelenmesinden; Birliğin amacının, ekonomik ve teknik alanlarda işbirliğini geliştirmek, ülkemizin mermer ve diğer doğal taşlarının en uygun ekonomik metotlarla üretimini sağlamak amacı ile yeni teknolojileri takip ederek, Birliğe üye kuruluş ve kişilerin istifadesine sunmak, doğal taş makinalarının üretimi ile ilgili uluslararası teknolojik gelişmeleri üyelerine duyurmak ve ülkemiz mermer, doğal taş sektörünün birlik ve beraberlik içinde geliştirilmesini sağlamak, karşılaşılan sorunların çözümüne yardımcı olmak ve doğal taş üretim ve ticaretinin mesleki ahlak ve kamu yararına uygun, ahenkli ve verimli tarzda gelişmesini temin etmek olduğu; doğal taş rezervlerimizin verimli bir şekilde üretimini temin etmek amacı ile çalışmalar yapmak, uygun projeler konusunda üyelerine yardım etmek, sektördeki üretimlerin iç ve dış pazarlarda daha fazla talep görmesini temin etmek amacı ile uluslararası normlara uygun üretim yapılması konusunda Birlik üyeleri arasında<br><br> koordinasyonu sağlamak, sektörün gelişmesini engelleyen sorunları tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmek; mermer, doğal taş ve makina sektörünü ilgilendiren her türlü konuda yetkililerce yapılacak yasal ve idari düzenlemelere yardımcı olmak, gerektiğinde bu amaçla araştırma ve incelemeler yaptırarak bu sonuçlara göre önerilerde ve bu önerilerin yaşama geçirilebilmesi için gerekli girişimlerde bulunmak, Birlik ve Birlik üyelerinin tümünü ilgilendiren konularda doğabilecek idari ve kazai ihtilaflara taraf olmak, dava açmak, müdahil sıfatıyla davaya katılmak, icra takipleri yapmak ve tüm hukuki işlemler için yeteri kadar vekil nasp ve tayin etmek hususlarının Birliğin çalışma konularından olduğu; sektörde faaliyet gösteren dernekler ve oda gibi sivil toplum kuruluşları ile mermer, doğal taş veya makinelerini üretip yönetim kurulunca belirlenen limit üzerinde kapasiteye sahip olan firmaların, şirketlerin veya kişilerin Birliğe üye olabileceği ve bu Tüzük'te yer almayan konularda Dernekler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlık konusu olayda, 24/09/2024 tarih ve 32672 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin Uygulanması Hakkında Yönetmelik'in dava konusu hükümlerinin; devlet ormanlarındaki madencilik faaliyetlerini hukuka ve kamu yararına aykırı şekilde sınırlandırdığı ve yasakladığı ileri sürülerek açılan davada davacı Birliğin amaç ve çalışma konuları gözetildiğinde ve iddiaları bağlamında üyelerinin menfaatinin etkileneceği dikkate alındığında subjektif ehliyet şartının gerçekleştiği görülmekle dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmaktadır.<br>Öte yandan, Daire kararında bahsi geçen Kurulumuz kararlarında davacı konumunda bulunan "Madencilik Sektörü Başkanlar Konseyi Birliği"nin üyelerinin sendikalar, birlikler ve dernekler olduğu gözetildiğinde, söz konusu kararların işbu uyuşmazlığa emsal teşkil etmeyeceği anlaşılmaktadır.<br>Bu itibarla, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 24/04/2025 tarih ve E:2025/2385, K:2025/4008 sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, <br>4. Kesin olarak, 02/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>
ruhsat