<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/3034 E.  ,  2025/10049 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/3034<br>Karar No : 2025/10049 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR:1- (DAVALI) ... Genel Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br> 2- (DAVACI) ... Mücevherat A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından; 2017 yılından 2018 yılına devreden diaspor kristali stoğunun 43 kg olarak beyan edilmesine rağmen yapılan denetimde 19 kg diaspor kristali tespit edildiğinden bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca 62.743,00 TL, 12. maddesi uyarınca toplam 162.489,60 TL idari para cezası verilmesine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca 62.743,00 TL idari para cezası yönünden yapılan değerlendirmede, davacıya isnad edilen fiilin tek olduğu, bu fiil ile birden fazla kabahat işlenmesi halinde idari para cezası öngörülmüş fiillere ilişkin olarak ağır olanın uygulanması gerektiği, dolayısıyla davacıya 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca 162.489,60 TL idari para cezası verilmiş olduğu hususu dikkate alındığında dava konusu işlemin Maden Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca tesis edilen 62.743,00 TL'lik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığından bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca toplam 162.489,60 TL para cezası yönünden yapılan değerlendirmede, davacıya isnad edilen fiilin subüta ermiş olduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, şirket ortağının katılımı ile denetimin gerçekleştirildiği, idari para cezası hesaplanırken idarece baz alınan satış fiyatının piyasa fiyatlarına uygun olduğu hususları dikkate alınarak dava konusu işlemin Maden Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca tesis edilen 162.489,60 TL'lik kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, sahada yapılan tetkik hakkında şirket yetkilisine hiçbir bilgi, belge, davet, tutanak veya rapor tebliğ edilmediği, yapılan tespitlerden tamamen habersiz olduğu, bu durumda Anayasa ile tanınmış, savunma ve adil yargılanma hakkının bir parçası olan raporun içeriği hakkında bilgi sahibi olma ve gerektiğinde müdahale etme hakkının ihlal edildiği, madenleri temsile yetkilisi bir kimse bulunmaması nedeni ile stok madenlerinin teslim edilemediği, teslim edilmemesinin nedeninin stok durumunun hatalı olmasından değil, yetkili kişinin hazır bulunmaması nedeni ile hukuki imkânsızlıktan kaynaklandığı, verilen kararın davanın reddine yönelik kısmının hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu, verilen kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>TARAFLARIN SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br> MADDİ OLAY : <br> Davacı şirket uhdesinde bulunan ... sicil numaralı maden sahasının ... tarihli makam oluru üzerine denetlendiği, yapılan denetimde diaspor kristali olarak üretim-satış-stok beyanlarının uygun olmadığı, 2017 yılından 2018 yılına devreden 43 kg diaspor kristali stok olarak beyan edilmesine rağmen ilgili heyet tarafından sadece 19 kg diaspor kristalinin stokta olduğu ve 24 kg diaspor kristalinin satışının yapılmasına rağmen beyan edilmediğinin tespit edilmesi sebebiyle Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işlemiyle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin yedinci ve sekizinci fıkrası uyarınca 62.743,00-TL idari para cezası ve aynı Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrası uyarınca 162.489,60- TL idari para cezası tesis edilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Temyiz incelemesine konu dava konusu işlemin 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 62.743,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının incelenmesi:<br>3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7. fıkrasında dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte geçerli olan haliyle 04/02/2015 t. 6592 s. K. M.6 "Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve haksız surette hak iktisap eden ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası verilir. Bu fıkranın ikinci kez ihlâli halinde bir önceki ceza katlanarak uygulanır. Üç yıl içinde madde hükümlerinin üç kez ihlâl edilmesi halinde ruhsat iptal edilir." hükmü yer almaktadır. Güncel halinde ise "(...) Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve/veya haksız surette hak iktisap eden ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası verilir. Bu fıkranın ikinci kez ihlâli halinde bir önceki ceza katlanarak uygulanır. (Değişik cümle:14/2/2019-7164/10 md.) İlk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde madde hükümlerinin üç kez ihlâl edildiğinin tespiti hâlinde ruhsat iptal edilir. (...) Bu Kanuna göre; (...) e) Ruhsat sahasında yapılan üretim veya satışların beyan edilmemesi, (...) haksız yere hak iktisabı sayılır. Haksız yere hak iktisabına imkan veren bu hususlarla ilgili yapılmış beyanlar da gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlar olarak kabul edilir." hükmüne; 12. maddesinin 4. fıkrasında, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte geçerli olan haliyle, (04/02/2015 t. 6592 s. K. m.8) "Denetim ve inceleme sonucunda, yaptığı üretim ve sevkiyatı bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idarî para cezası verilir." hükmü, güncel haliyle, "(Değişik fıkra:14/2/2019-7164/12 md.) "Denetim ve inceleme sonucunda, yaptığı üretim ve sevkiyatı sevk fişi ile kayıt altına almadığı veya bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idari para cezası verilir. Bu fıkranın ihlalinin tekrarı hâlinde bildirilmeyen miktar için madenin ocak başı satış bedelinin on katı tutarında idari para cezası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.<br>3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 7. fıkrasında yer alan, karşılığında idari para cezası yaptırımı öngörülen ve yasaklanan davranışın, "gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasının engellenmesi ve/veya haksız surette hak iktisap edilmesi" olduğu anlaşılmaktadır. Aktarılan bu kanunî tanım uyarınca, gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle haksız surette hak iktisap edilmesi halinde ihlâl ortaya çıkacaktır.<br> Davalı idarece, 2017 yılından 2018 yılına devreden 43 kg diaspor kristali stok olarak beyan edilmesine rağmen ilgili heyet tarafından sadece 19 kg diaspor kristalinin stokta olduğu ve 24 kg diaspor kristalinin satışının yapılmasına rağmen beyan edilmediği gerekçesi ile davacı hakkında 62.743,00-TL idari para cezası uygulanmıştır.<br> Tek fiile tek ceza bir genel hukuk ilkesi olup, bir kimsenin aynı fiilinden dolayı birden fazla yargılanamamasını ve cezalandırılamamasını ifade etmektedir. Bu ilke kural olarak idarî cezalar için de geçerlidir. Bu bağlamda bir kimseye aynı fiili nedeniyle birden fazla idarî ceza verilmesi durumunda, non bis in idem ilkesine aykırılık nedeniyle ilk cezadan sonraki ceza veya cezalar hukuka aykırı kabul edilecektir. Bu ilkenin arka planında yatan düşünce, bir kimsenin aynı fiilinden dolayı birden fazla yargılanması durumunda, yargılamanın birinde suçlu diğerinde suçsuz görülmesi veya farklı yargılamalarda sorumluluğunun ağırlığının farklı seviyelerde görülmesi gibi olası kaotik sonuçların engellenmesi ve ayrıca, aynı fiil nedeniyle mükerrer cezalandırmanın adil görülmemesidir. Bu konuda Kabahatler Kanunu'nun m.15/1 hükmü özel bir düzenleme getirmektedir. Buna göre, aynı fiil nedeniyle iki ayrı idarî para cezası öngörülmüşse, bu cezaların her ikisi de uygulanamayacak ve sadece biri ve en ağırı uygulanacaktır.<br>Maden Kanunu ve yönetmelikleri ile madencilik faaliyetleri bir takım izin ve şartlara bağlanmıştır. <br>Yukarıda yer alan ve somut uyuşmazlığa uygulanan Maden Kanunu hükümlerinden "Beyan usulü" başlıklı 10. maddesinin 7. fıkrasında, madencilik faaliyetlerinin bu Kanun hükümlerine göre devamı süresince teknik ve mali konularda yapılan beyanlar ile yetkili kişilerce tanzim edilen raporların doğru kabul edileceğinin, ancak, gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engellenmesi ve/veya haksız surette hak iktisap edilmesi halinde kanun koyucu tarafından ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası idari yaptırımı öngörülmüştür.<br> 12. maddesinin 4. fıkrasında ise; yaptığı üretim ve sevkiyatı sevk fişi ile kayıt altına almadığı veya bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idari para cezası düzenlenmiştir. Dolayısıyla, üretim ve sevkiyatın sevk fişi ile kayıt altına alınmaması veya bildirilmemesi halinde yaptırım uygulanması öngörülmüştür.<br>Her iki maddede de genel olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne bildirim yapılmaması halinde yaptırım uygulanması öngörülmüş ise de; 12. maddesinin 4. fıkrasında yapılan üretim ve sevkiyatın sevk fişi ile kayıt altına alınmaması veya bildirilmemesi nedeniyle oluşan Devlet hakkı kaybı esas alınırken , 10. maddesinin 7. fıkrasında ise; genel olarak idarenin teknik ve mali konularda gerçek dışı beyanda bulunularak yanıltılması halinde idari yaptırım uygulanması öngörülmüştür. <br> Bu nedenle tüm açıklamalardan hareketle, iki maddenin farklı durumları düzenlediği, farklı koşullara bağlanan idari yaptırımları öngördüğü anlaşıldığından, söz edilen iki madde arasında fikri içtima olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br> Bu itibarla, 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrasında, denetim ve inceleme sonucunda tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idarî para cezası verilmesi, maden istihracı ile sağlanacak gelirden Devlet payına düşen ve ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olan kısım olan devlet hakkının ödenmemesi fiili ile oluşurken; 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7. fıkrasında, maden ruhsat sahiplerinin beyanlarının aksi sabit oluncaya kadar doğru kabul edilmesi sonrasında ise gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle haksız surette hak iktisap edilmesi fiilinin kabahat olarak düzenlendiği ve birden fazla farklı fiil ile farklı kabahatin oluştuğu açık<br> olduğundan davacının fiilinin anılan fıkra kapsamında değerlendirilerek yaptırım uygulanmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Temyiz incelemesine konu dava konusu işlemin 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12. maddesinin 4. fıkrası uyarınca 162.489,60- TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının incelenmesi:<br>3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrasında, denetim ve inceleme sonucunda yaptığı üretim ve sevkiyatı bildirmediği tespit edilenlere idari para cezası verileceği düzenlenmiş olup, dava konusu olayda, 2017 yılından 2018 yılına devreden 43 kg diaspor kristali stok olarak beyan edilmesine rağmen ilgili heyet tarafından sadece 19 kg diaspor kristalinin stokta olduğu ve 24 kg diaspor kristalinin satışının yapılmasına rağmen beyan edilmediği tespit edilmiştir. Her ne kadar, davalı idarece, davacıya 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7. fıkrası uyarınca idari para cezası tesis ederken davacının 43 kg yerine 19 kg diaspor kristalinin stokta olduğu ve 24 kg diaspor kristalinin satışının yapılmasına rağmen beyan edilmediği gerekçesine dayanmış ise de, davacı tarafından üretimin bildirildiği ancak satış ve sevkiyatın bildirilmediği görülmektedir.<br>3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrasında, "üretim ve sevkiyatı bildirmeme" yaptırıma bağlanmış olup, yalnızca sevkiyatı bildirmediği anlaşılan davacı hakkında anılan düzenlemeden hareketle işlem tesis edilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.<br>Bu itibarla, kısmen dava konusu işlemin iptali, kısmen davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemlerinin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, <br>4. Kesin olarak 17/12/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br> <br><br>KARŞI OY :<br>(X)- Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>

ruhsat