<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/4245 E.  ,  2025/2722 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/4245<br>Karar No : 2025/2722 <br><br>DAVACI : ... Sendikası <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. ...<br> Huk. Müş. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (e) bendlerinin, 11. maddesinin 9. fıkrasının, 12. maddesinin 5. ve 6. fıkralarının, 18. maddesinin 1. ve 7. fıkralarının iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ_İDDİALARI_ : Davacı sendika tarafından, Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin 15. maddesinde radyasyon alanlarının sınıflandırılmasının yapıldığı, Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde denetimli alanların, (b) bendinde gözetimli alanların tanımlandığı, bu tanımlamalar içerisinde sadece doz limitleri bakımından ayırıcı özellikler belirtildiği, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğindeki tanımlamalar ile dava konusu Yönetmelikteki tanımlamalar arasında farklılıklar ve uyumsuzluklar bulunduğu, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki denetimli alan tanımı içerisinde iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazının bulunduğu ve doğrudan radyasyona maruz kalınan alanın tanımlandığı, radyasyon cihazının bir parçası olan kumanda makinası ve o kumanda makinasının bağlantılı olduğu alanın tanıma dahil edilmemiş olduğu, cihaz ile cihazın kumanda edildiği aletin aynı mekanda bulunmasına rağmen her iki mekanın ayrılarak cihazın bulunduğu alana denetimli alan, kumandanın bulunduğu alana gözetimli alan tanımı getirilmiş olmasının oldukça riskli bir durum yarattığı, röntgen ünitesi içerisine girildiğinde içeride makinanın bulunduğu yer ile makinanın kumandasının bağlı olduğu bölümün aynı oda içerisinde olduğu, sadece kapısı olan bir bölme ile camekanla ayrıldığı, hatta çoğu yerde bölmelerde kapı bile olmadığı, kumanda bölümünün bu şekilde ayrı tanımlamalar içerisine alınmasının çalışan sağlığı bakımından oldukça risk teşkil ettiği, uygulamada film çektiren kişinin filmi çeken teknisyenin komutlarını duyabilmesi için camekanlı bölümün yetmemekte olduğu, genellikle kapının aralıklı bırakıldığı, bu durumda gözetimli alan içerisine alınan kumanda bölümünün esasında denetimli alanın maruz kaldığı radyasyon riskine maruz kaldığı, kaldı ki Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinde bu tarz tanımlamaların yer almadığı, daha çok maruz kalınan radyasyon dozuna göre bir tanımlama yapılarak daha doğru bir niteleme yapıldığı, dava konusu Yönetmelikteki denetimli alan tanımının bilimsel gerçekliklerden uzak ve Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği ile de uyumsuz olduğu, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendindeki gözetimli radyoloji birimi tanımının da hukuka aykırı olduğu, Yönetmelikteki bu tanımla açıkçası ne kastedildiğin belli olmadığı, gözetimli radyoloji biriminin olabilmesi için mutlaka denetimli alanın olması gerektiği, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre çıkarılmış bulunan yönetmeliklerde radyasyon kaynakları ile çalışanların tehlikeli ve çok tehlikeli işler yaptığının kabul edilmiş olduğu ve bu çalışanların günlük 7,5 saatten az çalışması gerektiği, bu kişilere başka iş verilemeyeceği ve fazla çalışmanın yasaklandığının belirtildiği, ayrıca Radyoloji Tüzüğünde bu çalışanların gece uykularını bozacak şekilde çalıştırılamayacaklarının düzenlendiği, dava konusu Yönetmelik'te radyasyon kaynakları ile çalışanlara vardiya veya nöbet şeklinde düzenleme getirildiği, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğine göre yataklı tedavi kurumlarında nöbetin 16 veya 24 saatlik çalışma biçiminde yürütüldüğü, pratikte günlük 7 saat olacak şekilde nöbet uygulamasının olmadığı, bu düzenleme ile radyasyon kaynakları ile çalışanlara “gönüllülük” adı altında fazla çalışmanın önünün açıldığı, radyasyon kaynakları ile çalışanların daha fazla gelir elde etmek amacı ile fazla çalıştırılmalarının ve bunun kendi isteklerine bağlanmasının uygulamada mümkün olduğu, hayat şartlarının insanları bu şekilde çalışmaya zorladığı, oysa radyasyon kaynakları ile çalışanların sağlık hakkının yaşam hakkı ile bağlantılı olduğu için öncelikli hak olduğu, bu kişilerin kesinlikle fazla çalıştırılmaması ve gece çalıştırılmaktan uzak tutulmaları gerektiği, uygulamada sorunun vardiyalı çalıştırma ile çözülmüş gibi gözükmekte olduğu, bu düzenleme ile nöbetin getirilmesinin fazla çalıştırmanın tamamen önünü açacağı, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 9. fıkrasının ve 12. maddesinin 5. fıkrasının yapılan bu açıklamalar doğrultusunda hukuka aykırı olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 12. maddesinin 6. fıkrası yönünden bu husus ile ilgili olarak halen Danıştay 10. Dairesinin E:2022/180 sayılı kaydında görülmekte olan bir dava olduğu, davalı idarenin 20/11/2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile yeniden düzenlenen (f) ve (g) bendlerinin bir benzerini iş bu yönetmelikte de düzenlediği, söz konusu davada ileri sürülen hukuka aykırılık gerekçelerinin bu madde bakımından da geçerli olduğu, Yönetmeliğin 18. maddesinin 1. ve 7. fıkraları yönünden radyoloji merkezlerinin hizmet alımı yapabilmesi ile ilgili hiçbir kriterin düzenlenmediği, hizmet alımında uyulması gereken kamu yararı ve hizmet gereklerinin ne olduğunun düzenlenmediği, öyle ki Yönetmeliğin 18. maddesinin 7. fıkrasında yıllık %70'e kadar hizmet alımı yapılmasının öngörülmesinin bir yönetmelik maddesi ile sağlık hizmetinin neredeyse özelleştirilmesi anlamına geldiği, kamu yararı, hizmet gerekleri gibi kriterler öngörülmeden düzenleme yapılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, radyasyon alanlarının, denetimli alan ve gözetimli alan olarak ikiye ayrılmasında esas olarak radyasyon kaynaklarının özellikleri ile kaynağın ve kullanıldıkları alanın zırhlama özelliklerinin göz önüne alındığı, uygulamaya ve radyasyon kaynağının türüne göre değişmekle birlikte, genellikle radyasyon kaynaklarının bulunduğu yerlerin denetimli alanlar, bu yerlere bitişik alanların da gözetimli alanlar olarak sınıflandırılabildiği, radyasyon dozu alma olasılığı açısından, denetimli alanlarda çalışmanın gözetimli alanlarda çalışmaktan daha riskli olduğu, aynı şekilde, gözetimli alanlarda çalışanların radyasyon dozu alma olasılığının, radyasyon alanı olmayan alanlarda çalışanlardan daha yüksek olduğu, bu alanlarda çalışan kişilerin alabileceği radyasyon dozunun azaltılması için kuralların oluşturulduğu ve önlemlerin alındığı, radyasyon alanlarının belirlenmesi ve sınıflandırılmasında, kişiler tarafından alınan radyasyon dozlarının değil de, bu dozların alınma olasılığının esas alındığının dikkatten kaçmaması gerektiği, bu nedenle sınıflandırma yapılırken potansiyel ışınlanma durumlarının da dikkate alınması gerektiği, radyasyondan korunmaya ilişkin radyasyon uygulamalarının yürütüleceği alanların mekânsal tasarımı, teknik hususlar ve uygunluk ölçütlerinin Nükleer Düzenleme Kurumu mevzuatı kapsamında düzenlendiği, bu nedenle Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından hazırlanmış kılavuzların büyük önem taşıdığı, dava konusu Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki “denetimli alan” tanımı ile İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik’in “denetimli alan” ile “gözetimli alan” tanımlarına bakıldığında dava konusu Yönetmelik ile Türkiye Atom Enerjisi Kurumu mevzuatında yer alan tanımlar arasında herhangi bir çelişki bulunmadığının görüleceği, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği ile radyasyon görevlileri için etkin dozun ardışık beş yılın ortalamasının 20 mSv'i, herhangi bir yılda ise 50 mSv'i geçemeyeceğinin açıkça belirtilmiş olduğu, bahse konu Yönetmelikte “denetimli alan” tanımında belirtilen ardışık beş yılın ortalama yıllık doz sınırlarının 3/10'undan fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri alan olarak tanımlandığı da göz önünde bulundurulduğunda yapılan hesaplama neticesinde (20 mSv x3/10—6 mSv) 6 mSv değerine ulaşıldığı, böylece, Radyasyon Güvenliği Tüzüğü'ne ve Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'ne uygun olarak “denetimli alan” tanımının yapılmış olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde kamuya ait sağlık kurumlarında radyoloji hizmetinin sunulacağı daha küçük birimlere ilişkin bir tanımlama yapıldığı, vardiya ve nöbet usulü çalışmaya yönelik düzenlemenin dava konusu Yönetmelik ile yeni bir düzenleme olmadığı, 05/07/2012 tarih ve 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mülga Sağlık Hizmetlerinde İyonlaştırıcı Radyasyon Kaynakları ile Çalışan Personelin Radyasyon Doz Limitleri ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik'in 8. maddesinin 2. fıkrası kapsamında 2012 yılından beri uygulanmakta olduğu, 19/04/1937 tarihli ve 3153 sayılı Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun'un Ek 1. maddesi hükmünde ve İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. ve 3. fıkralarında yer alan düzenlemelerde açıkça ifade edildiği gibi radyasyon kaynakları ile çalışanların çalışma şeklinin kanuni süre olan “haftalık süre” 35 saati aşmamak kaydı ile vardiya ve nöbet şeklinde düzenlenebileceği, 1219 sayılı Kanun, Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik ve Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliklerinde yer alan hükümlere bakıldığında dava konusu Yönetmeliğin 12. maddesinin 6. fıkrası yönünden mevzuata aykırı bir tanımlama yapılmadığı, dava konusu Yönetmeliğin 18. maddesinin 1. fıkrası ile 7. fıkrasınına yönelik olarak; Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte sağlık kurumlarının artan hasta potansiyeli, hastalıkların tanı ve tedavisinde yüksek teknoloji ürünü ve yüksek maliyetli tıbbi cihazların kullanımı nedeniyle kamu kaynaklarının etkin ve verimli olarak kullanılması zorunluluğunun bulunmakta olduğu, ülkemizde “tıbbi cihaz ve hizmet alımları”nın öncellikle Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık hizmeti sunan 4734 sayılı Kanun kapsamındaki diğer kurumlardan “Sağlık Hizmeti Sunan 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu Kapsamındaki İdarelerin Teşhis ve Tedaviye Yönelik Olarak Birbirlerinden Yapacakları Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Yönetmelik" ve bu konudaki Bakanlık düzenlemeleri uyarınca temin edilmekte olduğu, hali hazırda radyolojik görüntüleme ve raporlama hizmet alımının ülkemizde Bakanlığa bağlı tıpta uzmanlık eğitimi verilen üçüncü basamak sağlık hizmet sunucuları tarafından gerçekleştirildiği, radyoloji hizmetlerinde görüntüleme hizmeti, raporlama hizmeti ile görüntüleme ve raporlama hizmetinin bir arada sunulduğu haliyle üç türlü hizmet alımı yapıldığı, Bakanlık verilerine göre tıpta uzmanlık eğitimi verilen sağlık kurum/kuruluşlarında tıbbi görüntüleme hizmetlerinin büyük bir bölümünün hizmet alımı yoluyla karşılandığı, tıpta uzmanlık eğitimi alan radyoloji asistan doktorlarının eğitim müfredatında tanımlı yetkinlikleri kazanabilmesi için sağlık hizmet sunumunun gerçekleşmesi esnasında hem tıbbi cihazları hem de cihazlar ile yapılan işlem ve uygulamaları gözlemleyebilmesi ve tatbik etmesinin gerektiği, ancak radyoloji hizmetlerinin, hizmet alımı yolu ile karşılandığı sağlık kurum/kuruluşlarında hizmet alımlarının özel şartlara bağlı olması nedeni ile eğitim faaliyetlerinin aksamakta olduğu, bu nedenle dava konusu Yönetmelikte tıpta uzmanlık eğitimi kapsamında radyoloji uzmanlık eğitimi verilen sağlık kuruluşlarının raporlama hizmet alımı için sağlık kuruluşunun bir yıllık raporlama hizmetine esas radyolojik görüntüleme sayısının %70'i geçemeyeceğine yönelik düzenleme yapılarak radyoloji uzmanlık eğitimlerinin tıpta uzmanlık çekirdek eğitim müfredatına uygun olarak ve aksamadan sürdürülmesinin amaçlandığı, dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın ve yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (e) bendlerinin, 11. maddesinin 9. fıkrasının, 12. maddesinin 5. ve 6. fıkralarının, 18. maddesinin 1. ve 7. Fıkralarının Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin 15. maddesinde radyasyon alanlarının sınıflandırılmasının yapıldığı, Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde denetimli alanların, (b) bendinde gözetimli alanların tanımlandığı, bu tanımlamalar içerisinde sadece doz limitleri bakımından ayırıcı özellikler belirtildiği, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğindeki tanımlamalar ile dava konusu Yönetmelikteki tanımlamalar arasında farklılıklar ve uyumsuzluklar bulunduğu, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki denetimli alan tanımı içerisinde iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazının bulunduğu ve doğrudan radyasyona maruz kalınan alanın tanımlandığı, radyasyon cihazının bir parçası olan kumanda makinası ve o kumanda makinasının bağlantılı olduğu alanın tanıma dahil edilmemiş olduğu, cihaz ile cihazın kumanda edildiği aletin aynı mekanda bulunmasına rağmen her iki mekanın ayrılarak cihazın bulunduğu alana denetimli alan, kumandanın bulunduğu alana gözetimli alan tanımı getirilmiş olmasının oldukça riskli bir durum yarattığı, röntgen ünitesi içerisine girildiğinde içeride makinanın bulunduğu yer ile makinanın kumandasının bağlı olduğu bölümün aynı oda içerisinde olduğu, sadece kapısı olan bir bölme ile camekanla ayrıldığı, hatta çoğu yerde bölmelerde kapı bile olmadığı, kumanda bölümünün bu şekilde ayrı tanımlamalar içerisine alınmasının çalışan sağlığı bakımından oldukça risk teşkil ettiği, uygulamada film çektiren kişinin filmi çeken teknisyenin komutlarını duyabilmesi için camekanlı bölümün yetmemekte olduğu, genellikle kapının aralıklı bırakıldığı, bu durumda gözetimli alan içerisine alınan kumanda bölümünün esasında denetimli alanın maruz kaldığı radyasyon riskine maruz kaldığı, kaldı ki Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinde bu tarz tanımlamaların yer almadığı, daha çok maruz kalınan radyasyon dozuna göre bir tanımlama yapılarak daha doğru bir niteleme yapıldığı, dava konusu Yönetmelikteki denetimli alan tanımının bilimsel gerçekliklerden uzak ve Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği ile de uyumsuz olduğu, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendindeki gözetimli radyoloji birimi tanımının da hukuka aykırı olduğu, Yönetmelikteki bu tanımla açıkçası ne kastedildiğin belli olmadığı, gözetimli radyoloji biriminin olabilmesi için mutlaka denetimli alanın olması gerektiği, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre çıkarılmış bulunan yönetmeliklerde radyasyon kaynakları ile çalışanların tehlikeli ve çok tehlikeli işler yaptığının kabul edilmiş olduğu ve bu çalışanların günlük 7,5 saatten az çalışması gerektiği, bu kişilere başka iş verilemeyeceği ve fazla çalışmanın yasaklandığının belirtildiği, ayrıca Radyoloji Tüzüğünde bu çalışanların gece uykularını bozacak şekilde çalıştırılamayacaklarının düzenlendiği, dava konusu Yönetmelik'te radyasyon kaynakları ile çalışanlara vardiya veya nöbet şeklinde düzenleme getirildiği, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğine göre yataklı tedavi kurumlarında nöbetin 16 veya 24 saatlik çalışma biçiminde yürütüldüğü, pratikte günlük 7 saat olacak şekilde nöbet uygulamasının olmadığı, bu düzenleme ile radyasyon kaynakları ile çalışanlara “gönüllülük” adı altında fazla çalışmanın önünün açıldığı, radyasyon kaynakları ile çalışanların daha fazla gelir elde etmek amacı ile fazla çalıştırılmalarının ve bunun kendi isteklerine bağlanmasının uygulamada mümkün olduğu, hayat şartlarının insanları bu şekilde çalışmaya zorladığı, oysa radyasyon kaynakları ile çalışanların sağlık hakkının yaşam hakkı ile bağlantılı olduğu için öncelikli hak olduğu, bu kişilerin kesinlikle fazla çalıştırılmaması ve gece çalıştırılmaktan uzak tutulmaları gerektiği, uygulamada sorunun vardiyalı çalıştırma ile çözülmüş gibi gözükmekte olduğu, bu düzenleme ile nöbetin getirilmesinin fazla çalıştırmanın tamamen önünü açacağı, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 9. fıkrasının ve 12. maddesinin 5. fıkrasının yapılan bu açıklamalar doğrultusunda hukuka aykırı olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 12. maddesinin 6. fıkrası yönünden bu husus ile ilgili olarak halen Danıştay 10. Dairesinin E:2022/180 sayılı kaydında görülmekte olan bir dava olduğu, davalı idarenin 20/11/2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile yeniden düzenlenen (f) ve (g) bendlerinin bir benzerini iş bu yönetmelikte de düzenlediği, söz konusu davada ileri sürülen hukuka aykırılık gerekçelerinin bu madde bakımından da geçerli olduğu, Yönetmeliğin 18. maddesinin 1. ve 7. fıkraları yönünden radyoloji merkezlerinin hizmet alımı yapabilmesi ile ilgili hiçbir kriterin düzenlenmediği, hizmet alımında uyulması gereken kamu yararı ve hizmet gereklerinin ne olduğunun düzenlenmediği, öyle ki Yönetmeliğin 18. maddesinin 7. fıkrasında yıllık %70'e kadar hizmet alımı yapılmasının öngörülmesinin bir yönetmelik maddesi ile sağlık hizmetinin neredeyse özelleştirilmesi anlamına geldiği, kamu yararı, hizmet gerekleri gibi kriterler öngörülmeden düzenleme yapılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.<br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun, "Temel Esaslar" başlıklı 3. maddesinde, Sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar arasında; a) bendinde; "Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir.", c) bendinde; "Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır. Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları veya sağlık işletmelerinde verilen her türlü hizmetin fiyatları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit ve ilan edilir." hükmü yer almış, aynı Yasanın "Yönetmelikler" başlıklı 9. maddesinin c) bendinde; Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir." hükmü getirilmiştir.<br> 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi' nin, "Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü" başlıklı 355. maddesinde; "(1) Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri; a) Her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak, c) Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek, h) Sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak, l) Mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek," olarak sıralanmıştır.<br>Anılan Mevzuat hükümleri ile davalı idareye tanınan yetkiye istinaden, 3359 sayılı, 3153 sayılı Kanunlar ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355 ., 506. ve 508. maddelerine dayanılarak, Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği hazırlanmış ve yürürlüğe konulmuştur.<br>3153 sayılı Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun’un 3. maddesinde, ''Birinci maddede yazılı müesseselerin bina vasıfları ve hastalarla mütehassısları ve orada çalışan veya bulunan başkalarının elektrik cereyanı ve röntgen şuaı ve radiyom arızalarından korunacak tertiplerle bunlara ait levazımın şartları ve radiyom için bir müessesede bulunması lazımgelen en az miktar ve elektrikle tedaviye mahsus aletlere ait vasıf ve şartlar hakkında Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.'' kuralına; Ek-1. maddesinde ise, ''İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin haftalık çalışma süresi 35 saattir. Bu süre içerisinde, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilen radyasyon dozu limitleri de ayrıca dikkate alınır. Doz limitlerinin aşılmaması için alınması gereken tedbirler ile aşıldığı takdirde izinle geçirilecek süreler ve alınacak diğer tedbirler Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.'' kuralına yer verilmiştir.<br>Davalı idarece; mevzuatın öngördüğü şekilde hizmetin gerekleri esas alınarak, "sağlık hizmet sunumu kapsamında tetkik, teşhis ve tedavi amaçlı uygulanan radyoloji hizmetlerinin planlanması, sınıflandırılması ile bu hizmetlerin sunulduğu sağlık kurum ve kuruluşların faaliyetlerine, standartlarına ve denetlenmesine" ilişkin usûl ve esaslar ile kriterlerin belirlenerek, hizmetin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini temin etme amacına yönelik çıkarılan uyuşmazlık konusu düzenlemelerde, 3153 sayılı Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanunun 10,, 11., 12., 13. ve ek 1. maddelerine, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3., 9. ve ek 11. maddelerine, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355., 506. ve 508. maddeleri hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, dolayısıyla üst hukuk normlarına uygun olduğu anlaşıldığından, iptali istenilen anılan düzenlemelerde, dayanağı mevzuata, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu ve Onikinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na 3619 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen Ek 1. madde uyarınca yapılan müşterek toplantıda, 2577 sayılı Kanunun 17. maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşma için taraflara önceden bildirilen 27/05/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'ın geldiği, davalı Sağlık Bakanlığı vekili Hukuk Müşaviri ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülerek açık duruşmaya başlandı.<br> Taraflara usulüne göre söz verilip, dinlenildikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alınarak, taraflara son kez söz verildikten sonra duruşmaya son verildi.<br>Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü: <br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br> Davacı Sendika tarafından, 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (e) bendlerinin, 11. maddesinin 9. fıkrasının, 12. maddesinin 5. ve 6. fıkralarının, 18. maddesinin 1. ve 7. fıkralarının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın, 5. maddesinde; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamanın Devletin temel amaç ve görevleri arasında olduğu belirtilmiş, 17. maddesinde; herkesin, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu düzenlenmiş olup bu bağlamda devlet kişilerin sağlık hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri amacıyla her türlü tedbiri ve önlemi almak ve düzenlemeyi yapmak durumundadır. Bu durum Anayasanın 56. maddesinde; herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu vurgulanarak, Devletin, kişilerin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyerek ve denetleyerek yerine getireceği belirtilerek düzenlenmiştir.<br> Anayasanın ''Yönetmelikler'' başlıklı 124. maddesinin birinci fıkrasında, ''Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.'' kuralına yer verilmiştir.<br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde sağlık hizmetlerinin, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği, (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı belirtilmiştir.<br>Anılan Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde ise; bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarının belirlenmesinin, sağlık kurum ve kuruluşlarının sınıflandırılmasının ve sınıflarının değiştirilmesinin, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarının, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasının, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.<br>1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin, 352. maddesinde; herkesin bedeni, zihni ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hali içinde hayatını sürdürmesini sağlamak amacıyla Bakanlığa verilen görev ve yetkiler sayılmış, 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; , h) bendinde, Sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak,; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde, Mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek", Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında belirtilmiştir.<br> Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.<br> 3153 sayılı Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun’un 3. maddesinde, ''Birinci maddede yazılı müesseselerin bina vasıfları ve hastalarla mütehassısları ve orada çalışan veya bulunan başkalarının elektrik cereyanı ve röntgen şuaı ve radiyom arızalarından korunacak tertiplerle bunlara ait levazımın şartları ve radiyom için bir müessesede bulunması lazımgelen en az miktar ve elektrikle tedaviye mahsus aletlere ait vasıf ve şartlar hakkında Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.'' kuralına; Ek-1. maddesinde ise, ''İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin haftalık çalışma süresi 35 saattir. Bu süre içerisinde, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilen radyasyon dozu limitleri de ayrıca dikkate alınır. Doz limitlerinin aşılmaması için alınması gereken tedbirler ile aşıldığı takdirde izinle geçirilecek süreler ve alınacak diğer tedbirler Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.'' kuralına yer verilmiştir.<br> Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık hizmet sunumu kapsamında tetkik, teşhis ve tedavi amaçlı uygulanan radyoloji hizmetlerinin planlanması, sınıflandırılması ile bu hizmetlerin sunulduğu sağlık kurum ve kuruluşların faaliyetlerine, standartlarına ve denetlenmesine ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla, 3153 sayılı Radyoloji, Radiom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun'un 10., 11., 12., 13. ve Ek 1. maddelerine, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunun 3., 9., Ek 11. maddelerine, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355., 506., ve 508. maddelerine dayanılarak hazırlanan "Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği" 26/04/2022 tarihli 31821 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş, Yönetmeliğin 21. maddesiyle "Sağlık Hizmetlerinde İyonlaştırıcı Radyasyon Kaynakları ile Çalışan Personelin Radyasyon Doz Limitleri ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.<br>İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklid Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik de yine 26/04/2022 tarihli 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br> 25/04/2023 tarih ve 32171 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ve sonrasında 22/05/2024 tarih ve 32553 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile dava konusu Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nde bir takım değişiklikler yapılmış ise de söz konusu değişikliklerin dava özelinde uyuşmazlığın esasını etkileyen nitelikte olmadığı değerlendirildiğinden dava açma tarihinde yürürlükte bulunan 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'ndeki düzenlemeler dikkate alınarak işbu uyuşmazlık incelenmiştir.<br> Dava açma tarihi itibarıyla yürürlükte olan haliyle dava konusu Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, " Bu Yönetmelik, Sağlık Bakanlığına, üniversitelere, özel hukuk tüzel kişilerine ve gerçek kişilere ait radyoloji hizmeti sunulan sağlık kurum ve kuruluşları ile buralarda görev yapan personeli kapsar. ", "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelikte geçen; c) Denetimli alan: Radyasyon kaynağı ile çalışanların giriş ve çıkışlarının özel denetime, gerçekleştirilen faaliyetlerin radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve görevi gereği radyasyon ile çalışan kişilerin yıllık doz sınırlarının 6 mSv'den fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağının bulunduğu ve doğrudan radyasyona maruz kalınan alanı, e) Gözetimli radyoloji birimi: Bünyesinde radyoloji uzmanı bulunmayan kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında, kamuya ait bir radyoloji merkezine bağlı olarak radyoloji hizmeti veren, NDK tarafından uygun görülen radyasyondan korunma sorumlusunun sorumluluğunda faaliyet gösteren radyoloji birimini," ifade eder şeklinde tanımlanmış, "Personel durumu" başlıklı 11. maddesinin dokuzuncu fıkrasında, "(9) Radyasyon kaynakları ile çalışacak personelin çalışma şekli, 3153 sayılı Kanunda öngörülen çalışma süresini aşmamak kaydıyla, hizmetin etkinlik ve sürekliliğinin sağlanması bakımından vardiya veya nöbet şeklinde düzenlenebilir.", "Personelin görev ve sorumlulukları" başlıklı 12. maddesinin beşinci fıkrasında, "(5) Kesintisiz sağlık hizmeti sunulan sağlık kurum ve kuruluşlarında ve radyoloji uzmanlık eğitimi verilen radyoloji merkezlerinde radyoloji uzmanlık öğrencileri ve radyoloji uzmanları nöbet usulü ile çalışabilir.", aynı maddenin altıncı fıkrasında, "(6) Radyoloji merkezlerinde, ünitelerde ve gözetimli radyoloji birimlerinde mobil röntgen veya skopi gibi hareketli cihazların kullanılacağı radyasyon uygulamaları, tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikeri tarafından yürütülür.", "Radyolojik görüntüleme ve raporlama hizmet alımı" başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrasında, "(1) Kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde faaliyet gösteren radyoloji merkezleri, ilgili mevzuat uyarınca birbirlerinden, özel sağlık kuruluşu bünyesinde veya mesleğini serbest olarak icra etme yetkisine sahip radyoloji uzmanı tarafından açılan radyoloji merkezlerinden veya raporlama ve/veya görüntüleme hizmeti sunan gerçek veya tüzel kişilerden radyolojik görüntüleme ve raporlama hizmet alımı yapabilirler.", 7. fıkrasında, "(7) Tıpta uzmanlık eğitimi kapsamında radyoloji uzmanlık eğitimi verilen sağlık kuruluşlarının raporlama hizmet alımı, sağlık kuruluşunun 1 yıllık raporlama hizmetine esas radyolojik görüntüleme sayısının %70’ini geçemez. Bu sayılar bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, mamografi, ultrasonografi için ayrı ayrı hesaplanır." kuralına yer verilmiştir.<br> (Mülga) 07/09/1985 tarih ve 18861 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güvenliği Tüzüğü'nün "Terimler ve kısaltmalar" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde, "A – İyonlaştırıcı radyasyonlar, maddesel ortamdan geçerken onunla etkileşerek iyon çiftleri oluşturabilen X ışını, gamma ışını gibi elektromanyetik ışınlarla, kinetik enerjileri olan yüklü parçacıklar, ağır iyonlar ve serbest nötronlar gibi tanecik karakterli ışınımlardır. Ses dalgalarıyla, elektromanyetik spektrumun morötesi ve daha büyük dalga boylu bölgesi, bu tanımın kapsamı dışındadır."; (D) bendinde, "D – Radyasyon kaynağı, iyonlaştırıcı radyasyon yayınlayan radyoaktif maddelerle radyasyon yayınlayıcı veya üretici aygıtlardır."; (İ) bendinde, "İ–Denetimli alanlar, radyasyon güvenliği bakımından giriş ve çıkışların özel denetime ve içerisindeki çalışmaların özel kurallara bağlı olduğu alanlardır."; (J) bendinde, "J–Radyasyon alanları, içinde çalışan kişilerin iyonlaştırıcı radyasyonlara maruz kaldığı alanlardır. Bunlar maruz kalınan ışınlama düzeyine göre;1-Yıllık ışınlamaların doz eşdeğer sınırlarının onda üçünü geçebileceği "çalışma durumu A alanları", 2-Yıllık ışınlamaların doz eşdeğer sınırlarınınonda üçünün aşılmasının hiç beklenmediği "çalışma durumu B alanları" olmak üzere ikiye ayrılır."; (K) bendinde; "K – Radyasyon görevlisi, sürekli olarak denetimli alanlarda veya radyosyon kaynaklarıyla çalışan kişidir. Denetimli alanlarda veya radyasyon kaynaklarıyla geçici olarak veya ara sıra çalışan kişiler radyosyon görevlisi sayılmazlar." kuralına yer verilmiştir.<br> 24/03/2000 tarih ve 23999 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güyenliği Yönetmeliği'nin "Yıllık doz sınırları" başlıklı 10. maddesinde, "Yıllık doz sınırlan sağlığa zarar vermeyecek şekilde uluslararası standartlara uygun olarak, Kurum tarafından radyasyon görevlileri ve toplum üyesi kişiler için ayrı ayrı belirlenmiştir. Yıllık toplam doz aynı yıl içindeki dış ışınlama ile iç ışınlamadan alınan dozların toplamıdır. Kişilerin, denetim altındaki kaynaklar ve uygulamalardan dolayı bu sınırların üzerinde radyasyon dozuna maruz kalmalarına izin verilemez ve bu sınırlara tıbbi ışınlamalar ve doğal radyasyon nedeniyle maruz kalınacak dozlar dahil edilemez,<br>a) Radyasyon görevlileri için etkin doz herhangi bir yılda 50 mSv'i, ardışık beş yılın ortalaması ise 20 mSv'i geçemez El ayak veya deri için yıllık eşdeğer doz sının 500 mSv, göz merceği için 150 mSv'dir<br>b)Toplum üyesi kişiler için etkin doz herhangi bir yılda 5 mSv'i, ardışık beş yılın ortalaması ise 1 mSv'i geçemez El, ayak veya deri için yıllık eşdeğer doz sının 50 mSv, göz merceği için 15 mSv'dir.<br>c) 18 yaşından küçükler Tüzüğün 6ncı maddesine göre radyasyon uygulaması işinde çalıştırılamazlar .Bu Yönetmeliğin 15inci maddesinin (b) bendinde belirtilen alanlarda, eğitim amaçlı olmak koşuluyla, eğitimleri radyasyon kaynaklarının kullanılmasını gerektiren 16-18 yaş arasındaki stajyerler ve öğrenciler için etkin doz, herhangi bir yılda 6 mSv'i geçemez.. Ancak el, ayak veya deri için yıllık eşdeğer doz sının 150 mSv, goz merceği için 50 mSv'dir."; "Radyasyon alanlarının sınıflandırılması "başlıklı 15. maddesinde, "Maruz kalınacak yıllık dozun 1 mSv değerini geçme olasılığı bulunan alanlar radyasyon alanı olarak nitelendirilir ve radyasyon alanları radyasyon düzeylerine göre aşağıdaki şekilde sınıflandınlır.<br>a) Denetimli Alanlar: Radyasyon görevlilerinin giriş ve çıkışlanmn özel denetime, çalışmalarının radyasyon korunması bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve görevi gereği radyasyon ile çalışan kişilerin ardışık beş yılın ortalama yıllık doz sınırlarının 3/10'undan fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri alanlardır.<br>Denetimli alanlann girişlerinde ve bu alanlarda aşağıda belirtilen radyasyon uyan levhaları bulunması zorunludur:<br>1) Radyasyon alanı olduğunu gösteren temel radyasyon simgeleri (Ek-3)<br>2) Radyasyona maruz kalma tehlikesinin büyüklüğünü ve özelliklerini anlaşılabilir şekilde göstermek üzere gerekli bilgi, simge ve renkleri taşıyan işaretler,<br>3) Denetimli alanlar içinde radyasyon ve bulaşma tehlikesi bulunan bölgelerde geçirilecek sürenin sınırlandırılması ile koruyucu giysi ve araçlar kullanılması gerekliliğini gösteren uyan işaretleri.<br>b) Gözetimli Alanlar: Radyasyon görevlileri için yıllık doz sınırlannın 1/20'sinin aşılma olasılığı olup, 3/10'unun aşılması beklenmeyen, kişisel doz ölçümünü gerektirmeyen fakat çevresel radyasyonun izlenmesini gerektiren alanlardır." kurallarına yer verilmiştir.<br>Ayrıca, Mülga Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından hazırlanan “Radyasyon Alanlarının Sınıflandırılmasına İlişkin Kılavuz RSGD-KLV-005 (Rev.1)”un “Radyasyon Alanları” başlıklı bölümün “2.1. Denetimli Alanlar ve Özellikleri” alt başlıklı bölümünde; "Denetimli alanlar, giriş ve çıkışların özel denetime, çalışmaların radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve radyasyonla çalışanların maruz kalabilecekleri radyasyon dozlarının, yıllık doz sınırlarının 3/10’unu aşma olasılığı olan alanlardır. Bu tanıma göre denetimli alanlar, bu alanlarda çalışan kişilerin, potansiyel ışınlanmalar da göz önüne alındığında, yıllık olarak 6 mSv’in üzerinde etkin doz alma olasılığı bulunan alanlardır." şeklinde, "2.2. Gözetimli Alanlar ve Özellikleri" alt başlıklı bölümünde, "Gözetimli alanlar, radyasyonla çalışanların maruz kalabilecekleri radyasyon dozlarının, yıllık doz sınırlarının 1/20’sini aşma olasılığı olan ancak 3/10’unu aşması beklenmeyen alanlardır. Bu alanlar, kişisel doz ölçümü gerektirmeyen fakat ortamdaki radyasyon seviyelerinin izlenmesini gerektiren alanlardır. Diğer bir deyişle, bu alanlarda çalışan kişilerin, potansiyel ışınlamalar da göz önüne alındığında, yıllık olarak 1 mSv’in üzerinde etkin doz alma olasılığı bulunan ancak 6 mSv’i aşma olasılığı olmayan alanlardır." şeklinde tanımlanmış, Kılavuz'un ekinde yer alan "Ek-1 Denetimli ve Gözetimli Alanların Genel Özellikleri” başlıklı tabloda ve “Ek-2.1. Tıbbi Radyoloji Uygulamalarına İlişkin Örnekler” başlıklı tabloda hem denetimli, hem de gözetimli alanın özellikleri belirtilmiş ve bu alanlara ilişkin örneklere yer verilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Yönetmeliğin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (e) bendi yönünden;<br>Davacı Sendika tarafından, Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin 15. maddesinde radyasyon alanlarının sınıflandırılmasının yapıldığı, Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde denetimli alanların, (b) bendinde gözetimli alanların tanımlandığı, bu tanımlamalar içerisinde sadece doz limitleri bakımından ayırıcı özellikler belirtildiği, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğindeki tanımlamalar ile dava konusu Yönetmelikteki tanımlamalar arasında farklılıklar ve uyumsuzluklar bulunduğu, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki denetimli alan tanımı içerisinde iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazının bulunduğu ve doğrudan radyasyona maruz kalınan alanın tanımlandığı, radyasyon cihazının bir parçası olan kumanda makinası ve o kumanda makinasının bağlantılı olduğu alanın tanıma dahil edilmemiş olduğu, cihaz ile cihazın kumanda edildiği aletin aynı mekanda bulunmasına rağmen her iki mekanın ayrılarak cihazın bulunduğu alana denetimli alan, kumandanın bulunduğu alana gözetimli alan tanımı getirilmiş olmasının oldukça riskli bir durum yarattığı, röntgen ünitesi içerisine girildiğinde içeride makinanın bulunduğu yer ile makinanın kumandasının bağlı olduğu bölümün aynı oda içerisinde olduğu, sadece kapısı olan bir bölme ile camekanla ayrıldığı, hatta çoğu yerde bölmelerde kapı bile olmadığı, kumanda bölümünün bu şekilde ayrı tanımlamalar içerisine alınmasının çalışan sağlığı bakımından oldukça risk teşkil ettiği, uygulamada film çektiren kişinin filmi çeken teknisyenin komutlarını duyabilmesi için camekanlı bölümün yetmemekte olduğu, genellikle kapının aralıklı bırakıldığı, bu durumda gözetimli alan içerisine alınan kumanda bölümünün esasında denetimli alanın maruz kaldığı radyasyon riskine maruz kaldığı, kaldı ki Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinde bu tarz tanımlamaların yer almadığı, daha çok maruz kalınan radyasyon dozuna göre bir tanımlama yapılarak daha doğru bir niteleme yapıldığı, dava konusu Yönetmelikteki denetimli alan tanımının bilimsel gerçekliklerden uzak ve Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği ile de uyumsuz olduğu, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendindeki gözetimli radyoloji birimi tanımının da hukuka aykırı olduğu, Yönetmelikteki bu tanımla açıkçası ne kastedildiğin belli olmadığı, gözetimli radyoloji biriminin olabilmesi için mutlaka denetimli alanın olması gerektiği ileri sürülmüşse de; yukarıda yer verilen radyasyon ve iyonlaştırıcı radyasyonla ilgili mevzuat incelendiğinde, dava konusu Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nin, İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelikte düzenlenen "Gözetimli Alan" ve "Kontrollü Denetimli Alan" düzenlemelerine uygun şekilde düzenlendiği, dava konusu edilen düzenlemelerin gerek Mülga Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından hazırlanan “Radyasyon Alanlarının Sınıflandırılmasına İlişkin Kılavuz RSGD-KLV-005 (Rev.1)”da gerekse de (Mülga) 07/09/1985 tarih ve 18861 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güvenliği Tüzüğünde yer alan gözetimli ve denetimli alan tanım ve özellikleriyle uyumlu ve birbirini tamamlar nitelikte düzenlendiği, ayrıca Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği kapsamında radyasyon görevlileri için etkin dozun ardışık beş yılın ortalamasının 20 mSv'i, herhangi bir yılda ise 50 mSv'i geçemeyeceği açıkça belirtilmiş olduğundan, dava konusu "denetimli alan" tanımında yer alan yıllık doz sınırı olarak belirlenen 6 mSv sınırının, mesleki, tıbbi ve halk ışınlanmalarına karşı radyasyondan korunmanın temini için radyasyon güvenliğinin ve radyoaktif kaynakların emniyetinin sağlanmasına ilişkin kural ve standartlar kapsamında, radyasyon kaynaklarının güvenli kullanımına yönelik bilimsel, teknik ve idari gereklilikler çerçevesinde getirilmiş olduğu görüldüğünden, dava konu edilen düzenlemelerde üst hukuk normlarına ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. <br><br> Dava konusu Yönetmeliğin, "Personel durumu" başlıklı 11. maddesinin 9. fıkrası ile, "Personelin görev ve sorumlulukları" başlıklı 12. maddesinin 5. fıkrası yönünden;<br> Davacı tarafından yukarıda belirtilen gerekçelerle dava konusu edilen düzenlemelerde yer alan vardiya veya nöbet usulü ile çalışmanın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüşse de; dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3153 sayılı Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun’un Ek-1. maddesinde, ''İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin haftalık çalışma süresi 35 saattir. Bu süre içerisinde, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilen radyasyon dozu limitleri de ayrıca dikkate alınır. Doz limitlerinin aşılmaması için alınması gereken tedbirler ile aşıldığı takdirde izinle geçirilecek süreler ve alınacak diğer tedbirler Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.'' kuralına yer verildiği, dolayısıyla haftalık çalışma süresinin 35 saat olarak düzenlendiği, gece nöbeti veya vardiya usulü çalışmasına engel bir düzenlemenin bulunmadığı, kaldı ki radyasyon kaynakları ile yapılan teşhis ve tedaviye yönelik sağlık hizmetlerinin süreklilik ve devamlılık gösterdiği de dikkate alındığında, bu işlerde görevli personelin gece nöbeti veya vardiya usulü çalışmaması halinde, bu hizmetlerin sunumunda aksama ve gecikme yaşanacağı açık olduğundan dava konusu edilen düzenlemelerde üst hukuk normlarına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı görülmektedir.<br> Dava konusu Yönetmeliğin, "Personelin görev ve sorumlulukları" başlıklı 12. maddesinin 6. fıkrası yönünden;<br> 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un ek 13. maddesinin (h) bendinde, "Tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikeri; sağlık meslek liselerinin ve ön lisans seviyesindeki tıbbi görüntüleme programlarından mezun; tıbbi görüntüleme yöntemleri ile görüntü elde eden ve kullanıma hazır hale getiren sağlık teknisyeni/teknikeridir." hükmüne yer verilmiştir.<br>22/05/2014 tarih ve 29007 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliğin 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının, sağlık meslek mensupları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının iş ve görev tanımlarını düzenlemek olduğu; 4. maddesinde, sağlık meslek mensupları kavramının; tabip, diş tabibi, eczacı, hemşire, ebe ve optisyen ile 1219 sayılı Kanunun ek 13 üncü maddesinde tanımlanan diğer meslek mensuplarını ifade ettiği; "Temel ilkeler" başlıklı 5. maddesinde ise, söz konusu meslek mensuplarının; görevlerini, almış oldukları eğitim ve kazanmış oldukları bilgi ve beceriler doğrultusunda, verimlilik ve kalite gereklerine uygun, diğer çalışanlar ile birlikte ekip anlayışı içerisinde, multidisipliner yaklaşımla ve sağlık hizmeti sunumunun devamlılığı esasına bağlı olarak yapacakları belirtilmiştir.<br>Anılan Yönetmeliğin sağlık meslek mensuplarının unvanlara göre iş ve görev tanımlarının yapıldığı Ek-1'inde yer alan "Tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikeri" başlıklı bölümünde;<br> "a) Hasta ve çalışana yönelik radyasyon güvenlik önlemlerini uygular.<br> b) Tıbbi görüntüleme cihazını ve ortamı radyografik incelemeye hazır hale getirir. Cihazların kalibrasyonunu kontrol eder, bakım ve tamirinin zamanında yapılması için ilgililere bilgi verir.<br> c) Radyografik inceleme öncesinde hastayı hazırlar ve bilgi verir.<br> ç) Doğrudan ya da radyoopaklı radyografi, bilgisayarlı tomografi ve kemik mineral dansitometresi çekimleri ile manyetik rezonans ve anjiyografi görüntülemesi yapar.<br> d) Film banyo/baskı işlemleri ve görüntülerin elektronik kayıt işlemlerini yapar.<br> e) Radyoaktif atıkların muhafazasını ve imha edilmesinde görev alır.<br> f) (Yeniden Düzenleme:RG-20/11/2021-31665) Uzman tabip gözetiminde radyonüklid görüntüleme ve floroskopi yapar.<br> g) (Yeniden Düzenleme:RG-20/11/2021-31665) Tabip sorumluluğunda radyoopak madde enjeksiyonu yapar." düzenlemesine yer verilmiştir.<br>26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde "Bu Yönetmeliğin amacı; sağlık hizmet sunumu kapsamında tetkik, teşhis ve tedavi amaçlı uygulanan radyoloji hizmetlerinin planlanması, sınıflandırılması ile bu hizmetlerin sunulduğu sağlık kurum ve kuruluşların faaliyetlerine, standartlarına ve denetlenmesine ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir." düzenlemesine, "Personelin görev ve sorumlulukları" başlıklı dava konusu 12. maddesinin 6. fıkrasında "Radyoloji merkezlerinde, ünitelerde ve gözetimli radyoloji birimlerinde mobil röntgen veya skopi gibi hareketli cihazların kullanılacağı radyasyon uygulamaları, tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikeri tarafından yürütülür." düzenlemelerine yer verilmiştir.<br>Dairemizin 10/04/2023 tarih ve E:2022/4245 sayılı ara kararı ile yukarıda belirtilen hükümler kapsamında uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından;<br>- Dava konusu Yönetmeliğin 12. maddesinin 6. fıkrasında yer alan "Radyoloji merkezlerinde, ünitelerde ve gözetimli radyoloji birimlerinde mobil röntgen veya skopi gibi hareketli cihazların kullanılacağı radyasyon uygulamaları, tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikeri tarafından yürütülür." düzenlemesindeki yetkilendirmenin tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikeri müfredatı ile uyumlu olup olmadığın,<br>- Tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikerinin davaya konu hüküm kapsamındaki işin yürütümü noktasında yeterli bilgi ve uzmanlığa sahip olup olmadığının sorulmasına, bunlara ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verilmiştir.<br>Yükseköğretim Kurulu Eğitim-Öğretim Dairesi Başkanlığının 22/08/2023 tarihinde Dairemiz kaydına giren cevabında; Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 16/08/2023 tarihli toplantısında, "dava konusu düzenlemede yer alan yetkinliklerin tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikerlerinin müfredatı ile uyumlu olduğu; tıbbi görüntülüme teknisyeni/teknikerlerinin mobil röntgen ve skopi cihazı gibi hareketli radyolojik işlemlerde görevlerinin; cihazları işlemlerin yapılacağı yere ulaştırmak, X-ışını üretimi için gereken enerjiyi sağlamak (şehir cereyanına bağlamak ve doluluğunu sağladığı şarj ekipmanı ile enerjiyi sağlamak), hastaya gerekli pozisyonu vermek, mobil röntgen cihazı ile gerekli doz ile çekimi yapmak, elde olunan röntgen görüntüsünü film olarak basmak veya hastane PACS sistemine atmak; skopi işlemi için ise, cihazı hastaya uygun pozisyona getirerek cihazı çalıştırmak, skopi işlemine eşlik eden uzman doktorun uygun gördüğü pozisyonları hastaya ve floroskopi cihazına vermek, X-görüntüleri elde etmek, elde olunan röntgen görüntüsünü film olarak basmak veya hastane PACS sistemine atmak için yeterli bilgi ve uzmanlığa sahip olduğu" yönündeki Üniversitelerarası Kurul görüşünün uygun bulunduğu; buna göre, ara kararına konu işlemlerin 1219 sayılı Kanun'da belirtilen görev tanımıyla uygun olduğu, tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikerlerinin davaya konu hüküm kapsamındaki işin yürütümü noktasında yeterli bilgi ve uzmanlığa sahip olduğuna karar verildiği bildirilmiştir.<br>Buna göre, tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikerlerinin dava konusu düzenlemelerde ifade edilen mobil röntgen veya skopi gibi hareketli cihazların kullanılacağı radyasyon uygulamalarının, anılan Yükseköğretim Kurulu kararında belirtilen uygulamalar şeklinde anlaşılması gerektiği, bu uygulamalardaki görevinin "radyonüklid görüntüleme ve floroskopi yapmak ya da radyopak madde enjeksiyonu yapmak" olmadığı açıktır. Nitekim 22/05/2014 tarih ve 29007 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Mesleklerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliğin, 20/11/2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile yeniden düzenlenen (f) ve (g) bendlerinin iptali istemiyle Danıştay Onuncu Dairesinin E:2022/180 sayılı dosyasında görülen davada; yapılan ara kararına Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca verilen cevapta, "konunun 26/12/2022 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında görüşüldüğü ve 2547 sayılı Kanun’un 2880 sayılı Kanun’la değişik 43. maddesinin (b) bendi uyarınca Üniversitelerarası Kurulun görüşü de dikkate alınarak, tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikerlerinin aldıkları eğitimin süresi ve içeriğinin invaziv bir işlemi tek başına gerçekleştirme beceri ve yetkinliğine sahip olmamaları nedenleriyle, 'radyonüklid görüntüleme, floroskopi ve radyoopak madde enjeksiyonu' uygulamalarını gerçekleştirmeye elverişli ve yeterli olmadığına karar verildiği"nin bildirilmesi üzerine Dairemizin 17/04/2025 tarih ve E:2022/180, K:2025/2076 sayılı kararı ile anılan düzenlemenin iptaline karar verilmiştir.<br>Bu nedenle, anılan Yükseköğretim Kurulu kararı ve tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikerlerinin 1291 sayılı Kanun'daki iş ve görev tanımları göz önünde bulundurulduğunda dava konusu edilen düzenlemede üst hukuk normlarına, mevzuata, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.<br> Dava konusu Yönetmeliğin, "Radyolojik görüntüleme ve raporlama hizmet alımı" başlıklı 18. maddesinin 1. ve 7. fıkraları yönünden;<br>Davacı tarafından, dava konusu hükümlerde, radyoloji merkezlerinin hizmet alımı yapabilmesi ile ilgili hiçbir kriterin, hizmet alımında uyulması gereken kamu yararı ve hizmet gereklerinin ne olduğunun düzenlenmediği, Yönetmeliğin 18. maddesinin 7. fıkrasında yıllık %70'e kadar hizmet alımı yapılmasının öngörülmesinin bir yönetmelik maddesi ile sağlık hizmetinin neredeyse özelleştirilmesi anlamına geldiği, kamu yararı, hizmet gerekleri gibi kriterler öngörülmeden düzenleme yapılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br>Her geçen gün artan hasta potansiyeli ve sağlık hizmetlerinde yaşanan teknolojik gelişme ve ilerlemeye bağlı olarak hastalıkların tanı ve tedavisinde yüksek teknoloji ürünü ve yüksek maliyetli tıbbi cihazların kullanılması zorunluluğu karşısında dava konusu Yönetmeliğin 18. maddesinin 1. fıkrası ile kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde faaliyet gösteren radyoloji merkezlerinin, birbirlerinden, özel sağlık kuruluşu bünyesinde veya mesleğini serbest olarak icra etme yetkisine sahip radyoloji uzmanı tarafından açılan radyoloji merkezlerinden veya raporlama ve/veya görüntüleme hizmeti sunan gerçek veya tüzel kişilerden radyolojik görüntüleme ve raporlama hizmet alımı yapabileceğinin düzenlendiği, iptali istenen 7. fıkrada ise sağlık hizmet ve eğitiminin aksamaya sebebiyet verilmeden sürdürülmesini sağlamak amacıyla tıpta uzmanlık eğitimi kapsamında radyoloji uzmanlık eğitimi verilen sağlık kuruluşlarının raporlama hizmet alımının, sağlık kuruluşunun 1 yıllık raporlama hizmetine esas radyolojik görüntüleme sayısının %70’ini geçemeyeceğinin düzenlendiği, bu haliyle dava konusu edilen düzenlemelerin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olmadığı sonucuna varılmaktadır. <br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br> 1. DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br> 3. Posta gideri avansından artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br> 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br><br></font></p></body></html>

ruhsat