<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/3996 E.  ,  2025/2725 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/3996<br>Karar No : 2025/2725 <br><br>DAVACI : ... Derneği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. ...<br> Huk. Müş. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : <br>26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği”nin, <br> 1- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (g), (ğ) ve (r) bentlerinde, "Cihazların sınıflandırılması" başlıklı 5. maddesi ve "İyonlaştırıcı radyasyon içermeyen cihaz alanları" başlıklı 6. maddesinde, "Personel durumu" başlıklı 11. maddesinin 10. fıkrasında, "Personelin görev ve sorumlulukları" başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasının (j) bendinde, "Radyasyon doz limitleri" başlıklı 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan "iyonlaştırıcı radyasyon" ibarelerinin,<br> 2- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Personelin görev ve sorumlulukları" başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasının (j) bendinde, "Radyasyon doz limitleri" başlıklı 13. maddesinin 1. ve 4. fıkralarında yer alan "denetimli alan" ibarelerinin,<br> 3- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "radyasyon ile çalışan" ibaresinin,<br> 4- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (s) ve (ş) bentlerinde yer alan "Radyoloji uzmanı dışındaki uzman hekimin kendi uzmanlık alanı yetkisindeki" ibarelerinin,<br> 5- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ö) bendinde yer alan "en az %51 hissesi" ibaresinin,<br> 6- "Personel durumu" başlıklı 11. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "radyoloji merkezinde merkez sorumlusu olarak çalışan hekim başka bir özel sağlık kuruluşunda çalışamaz" ibaresinin,<br> 7- "Radyolojik görüntüleme ve raporlama hizmet alımı" başlıklı 18. maddesinin 9. fıkrasında yer alan "hizmeti alan" ve "gerçek veya" ibarelerinin,<br>iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Davacı dernek tarafından, 3153 sayılı “Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun”un Ek 1. maddesi uyarınca; sağlık izninden yararlanılabilmesi için iki alternatif koşulun bulunduğu, bunlardan birincisinin iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerlerde çalışmak, ikincisinin ise, iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı iş veya işlemlerde çalışmak olduğu, 3153 sayılı Kanun’da sağlık izninden yararlanılabilmesi bakımından sadece iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırma iş veya işlemlerinde çalışanların değil, bu yerlerde çalışanların da bu işleri yapanlarla aynı kapsamda değerlendirildiği, zira bu yerlerde çalışanların da tıpkı bu işleri yapanlarla aynı mekanı paylaştıklarından iyonlaştırıcı radyasyondan kaynaklanan tüm olumsuz etkilere maruz kaldıkları, nitekim 26 Nisan 2022 tarihinde yürürlüğe konulan “İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik”in Geçici 1. maddesinde, “...radyasyon alanları, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl içinde bu Yönetmelikte yer alan hükümlere uyumlu hale getirilir.” düzenlemesi ile, halihazırda radyasyon alanlarının iyonize radyasyonla çalışanlarla, bu yerlerde çalışanlar arasından herhangi bir ayrım gözetilmediğini ortaya koyduğu, iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırma yapılan yerlerde çalışanların, bu işleri yapanlarla aynı mekânı paylaşıyor olmalarından dolayı iyonlaştırıcı radyasyondan kaynaklanan tüm olumsuz etkilere maruz kaldıkları ve 3153 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi uyarınca sağlık izni verilmesi için iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerlerde çalışmanın yeterli şart olarak düzenlendiği halde, 3153 sayılı Kanun’da öngörülen hükmün kapsamının “idarenin kanuniliği” ilkesine aykırı olarak dava konusu Yönetmelik'le bunun daraltılmasının dava konusu işlemin iptalini gerektirdiği, Anayasa Mahkemesi'nin 16/07/2010 tarih ve E.2010/29, K.2010/90 sayılı kararında da, sağlık izninin radyasyonla teşhis veya tedavi yapılan bir bölümde çalışmakla hak kazanılan izinler olduğunun ifade edildiği, diğer bir deyişle personelin hangi cihazı kullandığı değil, nerede çalıştığının önemli olduğu, iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerlerde çalıştığı halde, dava konusu Yönetmelik hükümleri uyarınca pek çok çalışanın Kanun'un sağladığı imkanlardan mahrum bırakıldığı, Anayasa'nın 128. maddesi kapsamında kamu görevlisi olduğu hususunda tereddüt bulunmayan radyoloji uzmanlarının özlük haklarının Kanun'da öngörülmemiş bir biçimde sınırlandırıldığı, dava konusu düzenleyici işlemi tesis eden idarenin, radyoloji uzmanı hekimlerini Kanun’da öngörülmemiş bir ayrıma, “Radyasyon Görevlisi Olan” ve “Radyasyon Görevlisi Olmayan” personel ayrımına tabi tutarak Anayasa'nın 128. maddesine aykırı bir biçimde özlük haklarından mahrum bıraktığından düzenlemenin iptalinin gerektiği, radyasyona maruz kalan personel için farklı çalışma koşulları belirlenmesindeki temel amacın, bu kişilerin maruz kaldığı radyasyon etkisinin minimum düzeye düşürülmesi suretiyle sağlıklarının korunması olduğu, getirilen düzenlemelere göre, iyonlaştırıcı teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş ve işlemlerde çalışan personele; diğer çalışanlara göre daha az çalışma süresi, çalışma süresi içinde doz limitlerinin aşılması halinde izin hakkı, her yıl yıllık izinlerine ilaveten bir aylık sağlık izni hakkı verildiği, iyonlaştırıcı radyasyonla çalışan personel açısından zarar doğuran unsurun sadece maruz kaldıkları radyasyonun doz oranının yüksek olması değil, maruz kalınan çalışma süresinin kısa ya da uzun olup olmadığı ile de yakından ilgili olduğu, bu şekilde çalışan personele diğerlerinden daha kısa çalışma süresinin öngörülmesinin nedeninin de radyasyona maruz kaldıkları sürelerin kısaltılarak sağlıklarının zarar görmesinin önlenmesi olduğu, nitekim iyonlaştırıcı radyasyonun sağlığı olumsuz etkilemeyen bir limit değeri bulunmadığı, pek çoğu son yıllarda olmak üzere düşük doz radyasyonun insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini saptayan çok sayıda bilimsel araştırma yapıldığı, belirlenen doz limitlerinin altında radyasyona maruz kalan sağlık personelinin çalışma süresi arttıkça sağlığının olumsuz etkilenmesi riskinin de arttığı, Radyasyon Görevlileri İçin Uluslararası Radyolojik Korunma Komisyonu'nun 60 numaralı raporunda ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın Temel Güvenlik Standartları ismi altında yayımladığı BSS-115 no.lu yayınında, radyasyon korunması ile ilgili önerilen üç temel ilke bulunduğu, bunların 'Uygulamaların Kabul Gerekçelendirmesi', 'Radyasyon Korunmasının Optimizasyonu' ve son olarak 'Doz Sınırlaması' şeklinde olduğu, bu ilkelerin radyasyonun zararlı etkilerinden korunmak için en üst seviyede radyasyonun kullanıldığı tüm tıbbi ve endüstriyel alanlar ile yapay radyasyon kaynaklarının kullanıldığı diğer bütün alanlarda, radyasyon görevlilerine ve toplum üyesi kişilere bütünüyle uygulanması gerektiği, radyasyona maruz kalınan süre arttıkça sağlığa zarar verme olasılığının da arttığı, bu nedenle çalışma süreleriyle ilgili değişikliklerin, çalışanların sağlıklarının korunması bakımından doğrudan etkili olduğu, radyoloji departmanında çalışma süresi arttıkça tiroid nodül görülme sıklığının da arttığı, radyasyondan korunma sisteminde doz sınırlarına uyulmasının radyasyonun zararlı etkilerinden korunmanın tek ve yeterli gerekliliği olmadığı, aksine radyasyondan korunma bakımından alınabilecek diğer önlemlerle dozların alınabilecek en alt düzeyde tutulmasının çok daha önemli olduğu, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğin 10. maddesine göre de “yıllık doz sınırları”nın “sağlığa zarar vermeyecek şekilde” uluslararası standartlara uygun olarak belirlenmek zorunda olduğu, ayrıca iyonizan radyasyon alanında ölçü olarak kabul edilen doz faktörünün yanında zaman faktörünün de ölçümlerin bir diğer ayağını oluşturduğu, bu durumda çalışma süreleriyle ilgili değişikliklerin çalışanların sağlıklarının korunması bakımından öneminin artmakta olduğu, bu nedenle, çalışma şartlarının (süresinin) belirlenmesinde sadece doz faktörünün esas alınmasının hatalı olduğu, iyonizan radyasyon kaynaklarıyla çalışan sağlık personelinin, gerek 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu, gerekse de 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca fiili hizmet zammından yararlanmakta oldukları, yararlanma sürelerinin yıllık 90 gün olduğu, 657 sayılı Kanun'un 103. maddesinin son fıkrasında iyonizan radyasyon kaynakları ile çalışan sağlık personelinin, yıllık 30 gün sağlık izni (şua izni) kullanmak zorunda olduğu, İyonlaştırıcı Radyasyonun Etkileri Konusunda Avrupa Sosyal Haklar Komitesince alınan kararlarda, güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere alınması gereken önlemlere ilişkin taahhütlere yer verildiği, iyonizan radyasyonla çalışanların çalışma sürelerinin arttırılması, uluslararası mevzuatla güvence altına alınan sağlık ve yaşam hakkının ihlali anlamını taşıdığı, iyonlaştırıcı radyasyonla çalışan personel açısından zarar doğuran unsurun sadece maruz kalınan radyasyonun dozunun yüksek olması değil, radyasyona maruz kalınan çalışma yeri ve çalışma süresinin uzunluğu ile de yakından ilgili olduğu, Yönetmelik metninde zarar doğuran unsur olarak sadece radyasyonun doz oranının esas alındığı görüldüğünden bu belirlemenin 3153 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, Yönetmelikte, ilgili mevzuat uyarınca bu personele diğerlerinden daha kısa çalışma süresinin öngörülmesinin nedeninin, radyasyona maruz kaldıkları sürelerin kısaltılarak sağlıklarının zarar görmesinin önlenmesi olduğunun gözetilmediği, Anayasa Mahkemesi'nin 16/07/2010 tarih ve E.2010/29, K.2010/90 sayılı kararında,“Yıllık ücretli izin, devlet memuru olmakla; sağlık izni ise radyasyonla teşhis veya tedavi yapılan bir bölümde çalışmakla hak kazanılan izin” şeklinde tanımlandığı, gerek 3153 sayılı Kanun’da, gerekse Anayasa Mahkemesi kararında şua izni/sağlık izninin, radyasyonla teşhis veya tedavi yapılan bir bölümde çalışmakla hak kazanılan bir izin türü olduğu açıkça ortaya konulmakla birlikte, Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nde sağlık izni kullanımı için yapılan tanımlamalarda her ne kadar “iyonlaştırıcı radyasyonla çalışma”, “denetimli alanda çalışma” ve “radyasyonla çalışan" ibareleri kullanılarak sağlık izni kullanmaya müstahak olmak bakımından bir ayrım gözetilmişse de, bu ibarelerin 3153 sayılı Kanun’da güvence altına alınan hakkın kapsamını daralttığı, oysa, Anayasa’nın 124. maddesi uyarınca, yönetmeliklerin, kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılabileceği, Yönetmeliğin 4. maddesinin (s) ve (ş) bentlerinde iptali istenen ibarelere yönelik olarak; radyoloji uzmanı dışındaki uzman hekime iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı kullanılarak tetkik, teşhis ve/veya tedavi işlemleri yapma yetkisinin verildiği, oysa radyoloji uzmanı dışındaki uzman hekimlerin kanunen böyle bir yetkisinin bulunmadığı, konuyla ilgili olarak verilmiş yargı kararlarının olduğu, dava konusu düzenlemenin bu kararlara da aykırı olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ö) bendinde öngörülen hükmün hekimlik mesleğinin icrasını ticarileştirdiği, maddede yer alan “en az %51” ibaresinin iptaline karar verilmesi gerektiği, Yönetmeliğin 11. maddesinin 3. maddesinde yer alan “Radyoloji merkezinde merkez sorumlusu olarak çalışan hekim başka bir özel sağlık kuruluşunda çalışamaz” ibaresinin mesul Müdür ve merkez sorumlularının tabiplik yapma ve çalışma hakkını sınırlandırdığı, söz konusu düzenlemenin 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesine ve Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 26/04/2017 tarih ve E:2014/9572, K:2017/2051 sayılı kararında belirtilen ilke ve esaslara aykırı olduğu, Yönetmeliğin 18. maddesinin 9. fıkrası yönünden; kamu kurumlarının hizmet yükünün %70'inin hizmet alımı yoluyla raporlanmasından sonra, bu kurumlarda görev yapan hekimlerin söz konusu görüntüleme hizmetinin kalitesinden ve raporlamasından da sorumlu tutulmasının radyoloji uzmanı hekimlerin haksız bir yükümlülük altına konulmasının yanında, hizmet alımının mantığı ile de bağdaşmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Yönetmeliğin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının “g”, “ğ” ve “r” bentlerinde, “Cihazların sınıflandırılması” başlıklı 5. maddesi ve “İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içermeyen cihaz alanları” başlıklı 6. maddesinde, “Personel durumu” başlıklı 11. maddesinin 10. fıkrasında, “Personelin görev ve sorumlulukları” başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasının (j) bendinde, "Radyasyon doz limitleri” başlıklı 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan “iyonlaştırıcı radyasyon” ibarelerinin iptali talebi bakımından; 3153 sayılı Kanun'da “radyasyon görevlisi” tanımına yer verilmemiş olmakta beraber, hem Radyasyon Güvenliği Tüzüğünde hem de mülga Sağlık Hizmetlerinde İyonlaştırıcı Radyasyon Kaynakları ile Çalışan Personelin Radyasyon Doz Limitleri ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelikte “radyasyon görevlisi” tabirinin kullanıldığı, tanımı da yapılmak suretiyle hangi koşulları taşıyan personelin radyasyon görevlisi sayılacağının ortaya konulduğu, buna göre, aranılan kriterleri taşımaması sebebiyle unvanı radyoloji veya nükleer tıp uzmanı olmasına karşın radyasyon görevlisi olarak kabul edilmeyen personelin; 3153 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinde öngörülen haftalık 35 saatlik çalışma süresine göre değil, diğer memurların tabi olduğu 657 sayılı Kanun'un 99. maddesinde belirtilen genel çalışma süreleri dahilinde çalıştırılması gerektiği, yine, unvanı kardiyoloji uzmanı olan hekimlerin, haftada belirli saatlerde invaziv girişimsel işlemlerde bulunmaları halinde bunların radyasyon görevlisi sayılıp sayılmayacakları ve fiili hizmet süresi zammı ile şua izninden faydalanıp faydalanamayacakları hususunda ise, belirlenenden fazla doza maruz kalındığının bilimsel veriler ile ortaya konulması halinde “radyasyon görevlisi” olarak kabullerinin mümkün olabileceğinin bildirildiği, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca radyasyon görevlisi olarak kabul edilen personelin şua izni olarak da tabir edilen sağlık izninden ve fiili hizmet süresi zammından birlikte yararlanması mümkün olmakla birlikte, bazı sağlık tesislerinde, radyoloji uzmanı ya da tıbbi görüntüleme teknisyenlerinin yıl boyunca iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içermeyen cihazlarla çalışmalarına ya da yılın bazı aylarına tekabül eden sürelere bakılmaksızın sağlık iznini tam olarak kullandıklarının tespit edildiği, bu durumu ayırmak, radyasyonun olumsuz etkilerine maruz kalan personelin sağlığının korunması amacıyla hem İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelikte hem de Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinde iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı çalışanı tanımına yer verildiği, esasen önceki düzenlemeye göre de bir personelin, sağlık izni ve fiili hizmet süresi zammından yararlanmasının şartı, iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışmanın yapıldığı yerler ile bu işlerde çalışmak olduğu, ancak uygulamada, radyoloji hizmetlerinin tamamının iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içeren cihazlar olmaması nedeniyle ayrım yapılmakta zorlanıldığı, bu nedenle, 3153 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesine uygun olarak yeni hazırlanan bu yönetmeliklerde iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile çalışılan yerlerde ve bu işlerde çalışma halinde hem azami haftalık 35 saatlik çalışmaya tabi olmak ve hem de sağlık izni ve fili hizmet süresi zammından yararlanabilmenin mümkün olduğu, böylece, yeni Yönetmelikte radyasyon görevlisi değil, 3153 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi amacına ve lafzına uygun olarak “iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı çalışanı” tanımlamasının getirildiği, radyoloji hizmetlerinin, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içeren ve içermeyen cihazlarla yapılabildiği gibi teşhis için görüntüleme yapma, ışınlarla ya da radyoaktif maddelerle tedavi uygulama, girişimsel işlem yapma ya da teknisyenler tarafından çekilen görüntülerin yorumlanması ve raporlanması gibi birçok iş ve işlemden oluştuğu, bu hizmetlerin sunumunda kullanılan tüm cihazların iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı olmadığı halde ve süresine bakılmaksızın bir aylık sağlık izni verildiği, yeni Yönetmelikte ise, 3153 sayılı Kanun'un Ek 1. ve 657 sayılı Kanun'un 103. maddesine uygun olarak iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyoaktif madde ile çalışan ve böylece zararlı radyasyona maruz kalan personele yıllık izinlerine ilaveten sağlık izni verileceğinin daha açık biçimde düzenlendiği, bu düzenlemede yönetmelikle çelişen ya da yeni getirilen bir durum bulunmamakla birlikte özellikle ERCP, anjiografi cihazları ile çalışan personelin de kapsama alınmasının amaçlandığı, bunun için de öncelikle Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinde, “Ünite” tanımına, 5. maddesinde 3 gruba ayırarak iyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarının neler olduğuna yer verildiği, yeni Yönetmeliğe de hem bu düzenleme ile uyumlu olarak hem de Radyasyon Güvenliği Tüzüğü'nün 2. maddesinin (K) bendinde yer alan, "Radyasyon görevlisi” tanımına uygun olarak sadece iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyonüklitlerin kullanıldığı denetimli alanlarda çalışanlara yıllık izinlerine ilaveten sağlık izni verileceği, böylece de anjiografi cihazı, C kollu skopi cihazı, ERCP gibi cihazları kullananların da iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı çalışanı olarak kabul edilmelerine ve sağlık izni hakkından faydalanabilmesine açıklık getirildiği, dolayısıyla, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı olarak kabul edilemeyen manyetik rezonans, ultrason ve doppler cihazları ile yapıları çalışma sürelerinin karşılığında radyasyona maruziyet olmadığından, bu süreler için sağlık izni verilmesine imkân bulunmadığı, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının, iyonlaştırıcı radyasyon ışınlamalarına karşı kişilerin ve çevrenin radyasyon güvenliğini sağlamak olduğunun belirtildiği, bu itibarla, dava konusu edilen Yönetmeliğin muhtelif hükümlerinde yer alan “iyonlaştırıcı radyasyon” ibarelerinde üst hukuk normlarına ya da hukuka aykırılık bulunmadığı,<br>Yönetmeliğin “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, “Personelin görev ve sorumlulukları” başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasının (j) bendinde yer alan “denetimli alan” ibarelerinin iptali talebi bakımından; 07/09/1985 tarihli ve 18861 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güvenliği Tüzüğü'nün 2. maddesinin (İ) bendinde denetimli alanların; “...radyasyon güvenliği bakımından giriş ve çıkışların özel denetime ve içerisindeki çalışmaların özel kurallara bağlı olduğu alanlardır." şeklinde tanımlandığı, 24/03/2000 tarihinde 23999 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinin; “Radyasyon alanlarının sınıflandırılması” başlıklı 15. maddesinde denetimli alanların “Radyasyon görevlilerinin giriş ve çıkışlarının özel denetime, çalışmalarının radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve görevi gereği radyasyon ile çalışan kişilerin ardışık beş yılın ortalama yıllık doz sınırlarının 3/10'undan fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri alanlardır.” şeklinde tanımlandıktan sonra, devamında denetimli alanların girişlerinde ve bu alanlarda bulunması gerekli radyasyon uyarı levhalarının neler olduğuna yer verildiği, anılan Yönetmeliğin “Yıllık doz sınırları” başlıklı 10. maddesinde, radyasyon görevlileri için doz sınırlarının belirlendiği, İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, denetimli alanın “Denetimli alan: Radyasyon kaynağı le çalışanların giriş ve çıkışlarının özel denetme, çalışmalarının radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve görevi gereği radyasyon ile çalışan kişilerin yıllık doz sınırlarının 6 mSv'den fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazın bulunduğu ve doğrudan radyasyona maruz kalınan alanı" ifade eder şeklinde tanımlanmış olduğu, böylece denetimli alanlarda çalışanların yıllık doz sınırlarının Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'ne de uygun şekilde daha net olarak belirtildiği, radyasyon alanlarının, denetimli alan ve gözetimli alan olarak ikiye ayrılmasında esas olarak radyasyon kaynaklarının özellikleri ile kaynağın ve kullanıldıkları alanın zırhlama özelliklerinin göz önüne alındığı, uygulamaya ve radyasyon kaynağının türüne göre değişmekle birlikle, genellikle radyasyon kaynaklarının bulunduğu yerlerin denetimli alanlar, bu yerlere bitişik alanları da gözetimli alanlar olarak sınıflandırılabildiği, radyasyon dozu alma olasılığı açısından, denetimli alanlarda çalışmanın gözetimli alanlarda çalışmaktan daha riskli olduğu, aynı şekilde, gözetimli alanlarda çalışanların radyasyon dozu alma olasılığının, radyasyon alanı olmayan alanlarda çalışanlardan daha yüksek olduğu, bu alanlarda çalışan kişilerin alabileceği radyasyon dozunun azaltılması için kuralların oluşturulduğu ve önlemlerin alındığı dikkate alındığında, radyasyon alanlarının belirlenmesi ve sınıflandırılmasında, kişiler tarafından alınan radyasyon dozlarının değil de, bu dozların alınma olasılığının esas alındığı, bu nedenle sınıflandırma yapılırken, potansiyel ışınlanma durumlarının da dikkate alınması gerektiği, buna ilişkin ayrıntılı örneklere Radyasyon Alanlarının Sınıflandırılmasına İlişkin Kılavuz'un eklerinde yer verildiği, denetimli alanların fiziksel sınırlarının kesin olarak belirlenmiş ve ayrılmış olması gerektiği, söz konusu alanlara girişlerin fiziksel olarak engellenmiş, alana giriş-çıkış kurallarının açıkça ve yazılı olarak tanımlanmış olması ve bu alanlara sadece izin verilen kişilerin giriş hakkının bulunması gerektiği bu durumda iptali istenilen düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı;<br>Yönetmeliğin "Radyasyon doz limitleri" başlıklı 13. maddesinin 1. ve 4. fıkralarında yer alan “denetimli alan” ibarelerinin iptali talebine ilişkin olarak; Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin “Çalışma koşulları” başlıklı 20. maddesinde, görevleri gereği radyasyona maruz kalan kişilerin çalışma koşullarının, çalışma koşulu A ve çalışma koşulu B şeklinde sınıflandırıldığı, anılan Yönetmeliğin "Radyasyon alanlarının sınıflandırılması" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında denetimli alanlar tanımlandıktan sonra bu fıkranın (b) bendinde “Gözetimli Alanlar” tanımına yer verildiği, buna göre gözetimli alanların, belli sınırlar arasında olan yıllık doz sınırlarının bulunduğu, kişisel doz ölçümü gerektirmeyen alanlar olduğunun belirtildiği, genel olarak denetimli alanlarda çalışan ve yılda 6 mSv'den daha fazla etkin doza veya göz merceği, cilt, el ve ayaklar için yıllık eşdeğer doz sınırlarının 3/10'undan daha fazla doza maruz kalma olasılığı bulunması sebebiyle çalışma koşulu A olarak sınıflandırılan personelin dozimetre ve koruyucu donanım kullanmasının zorunlu olduğu, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin “Kişisel dozimetre zorunluluğu” başlıklı 21. maddesinin 1. fıkrasında da, "Çalışma Koşulu A durumunda görev yapan kişilerin, kişisel dozimetre kullanması zorunludur.” düzenlemesinin mevcut olduğu, dolayısıyla, Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrası hükmünde yer alan “denetimli alan” ibaresinin, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği ile uyumsuz ya da üst hukuk normlarına aykırı bir yönünün bulunmadığı, Yönetmeliğin “Radyasyon doz limitleri” başlıklı 13. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “denetimli alan” ibaresinin iptali talebine ilişkin olarak ise, söz konusu düzenlemenin Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği’nin 10. maddesinin (c) bendi ile 17. maddesindeki düzenlemelerle aynı doğrultuda olduğu ve hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gibi, 16-18 yaş arasındaki stajyerler ve öğrenciler için etkin dozun, herhangi bir yılda 6 mSv'i geçemeyeceğinin her iki Yönetmelikte de yer aldığı, mevzuat uyarınca etkin doz sınırı herhangi bir yılda 6 mSv'i geçemeyecek yerler, denetimli alan sayılmayacağına göre, Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nin 13. maddesinin 4. fıkrası ile 16-18 yaş arası stajyer ve öğrencilerin eğitimlerini sadece denetimli alan dışında kalan alanlarda alabileceklerinin daha açık bir anlatımla kaleme alınmış olmasında da hukuka aykırılık bulunmadığı;<br>Yönetmeliğin “Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “radyasyon ile çalışan” ibaresinin iptali talebi bakımından; davacının, sağlık izin hakkı ile bağlantılı olarak söz konusu ibarelerin iptalini talep ettiği, somut gerekçe ya da hukuka aykırılık sebeplerini belirtmediği, "Radyasyonla çalışan” ibaresi bakımından da somut ve açık hukuka aykırılık sebeplerinin belirtilmediği, dava konusu düzenlemede yer alan “denetimli alan” tanımının Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin “Radyasyon alanlarının sınıflandırılması” başlıklı 15. maddesinde yer alan denetimli alanlar tanımına uygun olduğu;<br>Yönetmeliğin “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (s) ve (ş) bentlerinde yer alan “Radyoloji uzmanı dışındaki uzman hekimin kendi uzmanlık alanı yetkisindeki” ibaresinin iptali talebi bakımından; ünite tanımı oluşturularak radyoloji hizmetleri dışında iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile hizmet sunulan sabit/mobil röntgen cihazı, anjiografi cihazı, sabit/mobil skopi, floroskopi, extracorporeal Shock Wave Lithotripsy (ESWL), C-kollu röntgen/floroskopi, Endoscopic Retrograde Cholangio-Pancreatography (ERCP) gibi cihazları kullanarak görevini ifa eden kardiyoloji, üroloji, gastroenteroloji, ortopedi ve travmatoloji uzman hekimleri ile bu işlemlerin yapıldığı esnada hazır bulunan diğer personelin de iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı çalışanı olarak kabul edilldiği ve sağlık izninin kapsamı genişletilerek personel mağduriyetinin önüne geçilmesinin amaçlandığı, dava konusu düzenleme ile farklı uzmanlık alanlarının birbirinin sorumluluk alanına müdahale etmesinin değil tetkik, teşhis ve tedavi için kullandıkları iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazlar nedeni ile sağlık izni kullanamayan tüm personeli kapsam içerisine almanın amaçlandığı;<br>Yönetmeliğin “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ö) bendinde yer alan “en az e 51 hissesi” ibaresinin iptali talebi bakımından; dava konusu Yönetmelikte “mesleğini serbest olarak icra etme yetkisine sahip radyoloji uzmanı gerçek kişiler veya en az %51 hissesi radyoloji uzmanına ait olan özel hukuk tüzel kişileri” ifadesinde yer alan radyoloji uzmanlarının kamu personeli olmayıp mesleğini serbest olarak icra eden radyoloji uzmanlarını kapsamakta olduğu, bu kişilerin sağlık hizmeti sunarak ticari faaliyette bulunmasında sakınca bulunmadığı, dava konusu Yönetmeliğin adından da anlaşılacağı üzere radyoloji hizmetlerine yönelik düzenleme yapıldığı, radyoloji uzmanlarının radyoloji hizmeti sunarak yani mesleğini icra etmek için radyoloji merkezi kurabilmesi dışında farklı bir alanda çalışılabileceği ya da ticari faaliyette bulunabileceğinin ifade edilmediği, dava konusu Yönetmelik düzenlenirken, radyoloji hizmet sunumunda kullanılan cihaz ve donanım maliyetlerinin çok yüksek olduğu göz önünde bulundurulduğundan ve söz konusu hizmetlerin radyoloji uzmanı hekimlerin sorumluluğunda yürütülmesi gerektiğinden “en az %51 hissesi” ifadesi ile radyoloji merkezi açılması halinde 3153 sayılı Kanun kapsamında ihtisas vesikasına sahip radyoloji uzmanları dışında farklı bir meslek grubunun hakim grup olarak sağlık hizmeti sunumunda bulunmasının engellenmek istendiği;<br>Yönetmeliğin “Personel durumu” başlıklı 11. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “radyoloji merkezinde merkez sorumlusu olarak çalışan hekim başka bir özel sağlık kuruluşunda çalışamaz” ibaresinin iptali talebi bakımından; 24 saat esası ile çalışılan bir sağlık kurum/kuruluşunda merkez sorumlusu olarak çalışan bir radyoloji uzmanının mevzuat hükümleri kapsamında belirlenmiş merkez sorumlusu görev ve sorumluluklarını ifa ederken başka bir merkezde çalışabilmesinin gerçek dışı ve uygulanabilir olmadığı, ayrıca Yönetmeliğin "Personel durumu" başlıklı 11. maddesini 2. fıkrasında “24 saat kesintisiz hizmet sunulmayan sağlık kuruluşlarında merkez sorumlusu olarak çalışan uzman hekimler, mesai saatleri dışında başka bir merkezde merkez sorumlusu görevi üstlenmeden çalışabilir.” hükmünün yer almakta olduğu ve ayaktan teşhis ve tedavi yapılan sağlık kuruluşlarında herhangi bir kısıtlamanın bulunmadığı;<br>Yönetmeliğin “Radyolojik görüntüleme ve raporlama hizmet alımı” başlıklı 18. maddesinin 9. fıkrasında yer alan “hizmeti alan” ve “gerçek veya” ibarelerinin iptali talebi bakımından; Yönetmeliğin kapsamı ve hizmet alımını gerçekleştirecek tarafların tanımı arasında bir uyumsuzluğun söz konusu olmadığı, hizmet alımını gerçekleştiren sağlık kurum/kuruluşlarının insan sağlığının korunması açısından aldıkları hizmetin kalitesini denetlemekle yükümlü olduğu, hizmet alımının hangi türde gerçekleştirildiğinden bağımsız olarak alınan hizmetin hasta sağlığı ve güvenliği dikkate alındığında hizmeti alan kurumun/kuruluşun nihai olarak sorumlu olmasının doğal bir sonucu olduğu savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği”nin, <br> 1- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (g), (ğ) ve (r) bentlerinde, "Cihazların sınıflandırılması" başlıklı 5. maddesi ve "İyonlaştırıcı radyasyon içermeyen cihaz alanları" başlıklı 6. maddesinde, "Personel durumu" başlıklı 11. maddesinin 10. fıkrasında, "Personelin görev ve sorumlulukları" başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasının (j) bendinde, "Radyasyon doz limitleri" başlıklı 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan "iyonlaştırıcı radyasyon" ibarelerinin,<br> 2- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Personelin görev ve sorumlulukları" başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasının (j) bendinde, "Radyasyon doz limitleri" başlıklı 13. maddesinin 1. ve 4. fıkralarında yer alan "denetimli alan" ibarelerinin,<br> 3- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "radyasyon ile çalışan" ibaresinin,<br> 4- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (s) ve (ş) bentlerinde yer alan "Radyoloji uzmanı dışındaki uzman hekimin kendi uzmanlık alanı yetkisindeki" ibarelerinin,<br> 5- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ö) bendinde yer alan "en az %51 hissesi" ibaresinin,<br> 6- "Personel durumu" başlıklı 11. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "radyoloji merkezinde merkez sorumlusu olarak çalışan hekim başka bir özel sağlık kuruluşunda çalışamaz" ibaresinin,<br> 7- "Radyolojik görüntüleme ve raporlama hizmet alımı" başlıklı 18. maddesinin 9. fıkrasında yer alan "hizmeti alan" ve "gerçek veya" ibarelerinin, iptali istenilmektedir. <br> 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 103. maddesinde, "… Hizmetleri sırasında radyoaktif ışınlarla çalışan personele, her yıl yıllık izinlerine ilaveten bir aylık sağlık izni verilir." hükmüne yer verilmiş; olup bu kural uyarınca İyonizan radyasyon kaynakları ile çalışan sağlık personeli yıllık 30 gün sağlık izni (şua izni) kullanmak zorundadır. Bu hüküm, söz konusu personelin iyonizan radyasyona maruz kalmasından dolayı konmuştur. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu"nun 40. maddesinde de, radyoaktif ışınlarla çalışan personelin her 360 gün için 90 gün fiili hizmet süresi zammından yararlanmaları öngörülmüştür. <br> 28/4/1937 tarih ve 3591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 3153 sayılı Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanununa 21/1/2010 tarih ve 5947 sayılı Kanunun 9. maddesiyle eklenen Ek Madde 1 de; "İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin haftalık çalışma süresi 35 saattir. Bu süre içerisinde, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilen radyasyon dozu limitleri de ayrıca dikkate alınır. Doz limitlerinin aşılmaması için alınması gereken tedbirler ile aşıldığı takdirde izinle geçirilecek süreler ve alınacak diğer tedbirler Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilerek, radyasyonla çalışan personele yönelik belirtilen doz sınırlarının üzerinde radyasyona maruz kalma olasılığı gözetilerek Yasada öngörülen azami çalışma süresinden daha kısa çalışma süreleri belirlemesi ve doz limitlerinin aşılmaması için alınması gereken tedbirler ile aşıldığı takdirde izinle geçirilecek süreler ve alınacak diğer tedbirlerin Yönetmelikle belirlenmesi konusunda idareye yetki verilmiştir. <br> 3153 sayılı Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun'un 3. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 2. ve 103. maddelerine dayanılarak hazırlanan ''İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik" 5530 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 26/04/2022 ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş olup, bu Yönetmeliğin "Sağlık İzni" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında; “Sadece İyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyonüklitlerin kullanıldığı denetimli alanlarda çalışanlara yıllık izinlerine ilaveten sağlık izni verilir. <br> İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile çalışanlara verilecek sağlık izni süresi, bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK -2’de yer alan “Sağlık İzni Tablosu”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.”, 2. fıkrasında da, "Mobil röntgen veya skopi gibi hareketli cihazları kullanan İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile çalışanlara verilecek sağlık izni süresi, bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2’de yer alan “Sağlık İzni Tablosu ”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.”, aynı maddenin 4. fıkrasında da, "Sağlık izni bölünemez, yıl geçişlerinde üst üste kullanılamaz ve diğer yıla aktarılamaz." kuralına yer verilmiştir.<br> Anayasa'nın 124. maddesinde, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren Kanunların ve Tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, Yönetmelikler çıkarabileceği düzenlenmiştir. <br> Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde genişletip daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir. <br>Buna göre, dava konusu Yönetmeliği çıkaran davalı idarenin, düzenleme yapma konusunda sahip olduğu takdir yetkisini yürütülen hizmetin özelliklerine uygun olarak kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek üst hukuk normlarına aykırı olmayacak şekilde kullandığı kanaatiyle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu ve Onikinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na 3619 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen Ek 1. madde uyarınca yapılan müşterek toplantıda, 2577 sayılı Kanunun 17. maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşma için taraflara önceden bildirilen 27/05/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'ın geldiği, davalı Sağlık Bakanlığı vekili Hukuk Müşaviri ...'in geldiği, Danıştay Savcısı ...'ın hazır olduğu görülerek açık duruşmaya başlandı.<br> Taraflara usulüne göre söz verilip, dinlenildikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alınarak, taraflara son kez söz verildikten sonra duruşmaya son verildi.<br>Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü: <br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br> Davacı Dernek tarafından, 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği”nin, <br> 1- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (g), (ğ) ve (r) bentlerinde, "Cihazların sınıflandırılması" başlıklı 5. maddesi ve "İyonlaştırıcı radyasyon içermeyen cihaz alanları" başlıklı 6. maddesinde, "Personel durumu" başlıklı 11. maddesinin 10. fıkrasında, "Personelin görev ve sorumlulukları" başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasının (j) bendinde, "Radyasyon doz limitleri" başlıklı 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan "iyonlaştırıcı radyasyon" ibarelerinin,<br> 2- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Personelin görev ve sorumlulukları" başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasının (j) bendinde, "Radyasyon doz limitleri" başlıklı 13. maddesinin 1. ve 4. fıkralarında yer alan "denetimli alan" ibarelerinin,<br> 3- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "radyasyon ile çalışan" ibaresinin,<br> 4- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (s) ve (ş) bentlerinde yer alan "Radyoloji uzmanı dışındaki uzman hekimin kendi uzmanlık alanı yetkisindeki" ibarelerinin,<br> 5- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ö) bendinde yer alan "en az %51 hissesi" ibaresinin,<br> 6- "Personel durumu" başlıklı 11. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "radyoloji merkezinde merkez sorumlusu olarak çalışan hekim başka bir özel sağlık kuruluşunda çalışamaz" ibaresinin,<br> 7- "Radyolojik görüntüleme ve raporlama hizmet alımı" başlıklı 18. maddesinin 9. fıkrasında yer alan "hizmeti alan" ve "gerçek veya" ibarelerinin,<br> iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın, 5. maddesinde; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamanın Devletin temel amaç ve görevleri arasında olduğu belirtilmiş, 17. maddesinde; herkesin, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu düzenlenmiş olup bu bağlamda devlet kişilerin sağlık hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri amacıyla her türlü tedbiri ve önlemi almak ve düzenlemeyi yapmak durumundadır. Bu durum Anayasanın 56. maddesinde; herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu vurgulanarak, Devletin, kişilerin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyerek ve denetleyerek yerine getireceği belirtilerek düzenlenmiştir.<br> Anayasanın ''Yönetmelikler'' başlıklı 124. maddesinin birinci fıkrasında, ''Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.'' kuralına yer verilmiştir.<br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde sağlık hizmetlerinin, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği, (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı belirtilmiştir.<br>Anılan Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde ise; bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarının belirlenmesinin, sağlık kurum ve kuruluşlarının sınıflandırılmasının ve sınıflarının değiştirilmesinin, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarının, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasının, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.<br>1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin, 352. maddesinde; herkesin bedeni, zihni ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hali içinde hayatını sürdürmesini sağlamak amacıyla Bakanlığa verilen görev ve yetkiler sayılmış, 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; , h) bendinde, Sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak,; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde, Mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek", Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında belirtilmiştir.<br> Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.<br> 3153 sayılı Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun’un 3. maddesinde, ''Birinci maddede yazılı müesseselerin bina vasıfları ve hastalarla mütehassısları ve orada çalışan veya bulunan başkalarının elektrik cereyanı ve röntgen şuaı ve radiyom arızalarından korunacak tertiplerle bunlara ait levazımın şartları ve radiyom için bir müessesede bulunması lazımgelen en az miktar ve elektrikle tedaviye mahsus aletlere ait vasıf ve şartlar hakkında Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.'' kuralına; Ek-1. maddesinde ise, ''İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin haftalık çalışma süresi 35 saattir. Bu süre içerisinde, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilen radyasyon dozu limitleri de ayrıca dikkate alınır. Doz limitlerinin aşılmaması için alınması gereken tedbirler ile aşıldığı takdirde izinle geçirilecek süreler ve alınacak diğer tedbirler Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.'' kuralına yer verilmiştir.<br> Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık hizmet sunumu kapsamında tetkik, teşhis ve tedavi amaçlı uygulanan radyoloji hizmetlerinin planlanması, sınıflandırılması ile bu hizmetlerin sunulduğu sağlık kurum ve kuruluşların faaliyetlerine, standartlarına ve denetlenmesine ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla, 3153 sayılı Radyoloji, Radiom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun'un 10., 11., 12., 13. ve Ek 1. maddelerine, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunun 3., 9., Ek 11. maddelerine, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355., 506., ve 508. maddelerine dayanılarak hazırlanan "Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği" 26/04/2022 tarihli 31821 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş, Yönetmeliğin 21. maddesiyle "Sağlık Hizmetlerinde İyonlaştırıcı Radyasyon Kaynakları ile Çalışan Personelin Radyasyon Doz Limitleri ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.<br> 25/04/2023 tarih ve 32171 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ve sonrasında 22/05/2024 tarih ve 32553 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile dava konusu Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nde bir takım değişiklikler yapılmış, söz konusu değişikliklerin somut dava özelinde uyuşmazlığın esasını etkileyen nitelikte olmadığı değerlendirildiğinden dava açma tarihinde yürürlükte bulunan 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'ndeki düzenlemeler dikkate alınarak işbu uyuşmazlık incelenmiştir.<br>Dava açma tarihi itibarıyla yürürlükte olan dava konusu Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, " Bu Yönetmelik, Sağlık Bakanlığına, üniversitelere, özel hukuk tüzel kişilerine ve gerçek kişilere ait radyoloji hizmeti sunulan sağlık kurum ve kuruluşları ile buralarda görev yapan personeli kapsar. ", "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelikte geçen; c) Denetimli alan: Radyasyon kaynağı ile çalışanların giriş ve çıkışlarının özel denetime, gerçekleştirilen faaliyetlerin radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve görevi gereği radyasyon ile çalışan kişilerin yıllık doz sınırlarının 6 mSv'den fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağının bulunduğu ve doğrudan radyasyona maruz kalınan alanı, g) İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı: Radyasyon üreten veya yayan cihazları, ğ) İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı çalışanı: İyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarının kullanıldığı hizmetleri ifa ederken görevi gereği NDK tarafından halk için belirlenen doz sınırlarının üzerinde radyasyona maruziyet olasılığı olan kişiyi, ö) Radyoloji merkezi: Sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde bir radyoloji uzmanının sorumluluğunda veya mesleğini serbest olarak icra etme yetkisine sahip radyoloji uzmanı gerçek kişiler veya en az %51 hissesi radyoloji uzmanına ait olan özel hukuk tüzel kişileri tarafından 5 inci maddede sayılan cihazlardan en az bir tanesini bünyesinde bulundurarak ruhsatlandırılan veya faaliyet izni verilen, ruhsat veya faaliyet izin belgesinde belirtilen radyoloji birimi/birimleriyle tetkik, teşhis ve/veya tedavi amaçlı radyoloji hizmeti sunulan merkezi, r) Sağlık izni: 3153 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi ile 657 sayılı Kanunun 103 üncü maddesi kapsamında iyonlaştırıcı radyasyon ve radyoaktif madde ile çalışan personele verilecek izni, s) Ünite: Radyoloji uzmanı dışındaki uzman hekimin kendi uzmanlık alanı yetkisindeki iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı kullanılarak tetkik, teşhis ve/veya tedavi işlemlerinin yapıldığı üniteyi, ş) Ünite sorumlusu: Radyoloji uzmanı dışındaki uzman hekimin kendi uzmanlık alanı yetkisindeki iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı kullanılarak tetkik, teşhis ve/veya tedavi işlemlerinin yapıldığı üniteler adına düzenlenen ünite izin belgesinde üniteden sorumlu olarak bildirilen uzman hekimi, ifade eder.", "Cihazların sınıflandırılması" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamında radyoloji merkezlerinde, ünitelerde ve gözetimli radyoloji birimlerinde kullanılacak cihazlar; iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içeren ve içermeyen cihazlar ile yapay zeka ve robotik cihaz teknolojileri olmak üzere aşağıdaki şekilde üç gruba ayrılır: a) İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içeren cihazlar şunlardır: 1) Bilgisayarlı tomografi cihazı. 2) Mamografi cihazı. 3) Tomosentez cihazı. 4) Kemik-mineral dansitometresi cihazı. 5) Sabit/mobil röntgen cihazı. 6) Anjiografi cihazı. 7) Sabit/mobil skopi. 8) Floroskopi. 9) Extracorporeal Shock Wave Lithotripsy (ESWL) C-kollu röntgen/floroskopi. 10) Endoscopic Retrograde Cholangio- Pancreatography (ERCP). b) İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içermeyen cihazlar şunlardır: 1) Manyetik Rezonans (MR). 2) Ultrason. 3) Doppler. c) Yapay zeka ve robotik cihaz teknolojileri.", "İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içermeyen cihaz alanları" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Radyoloji merkezlerinde iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içermeyen cihaz alanları aşağıdaki fiziki kriterleri sağlamak zorundadır: a) Manyetik rezonans görüntüleme cihaz odası girişinde gerekli uyarı levhaları bulundurulur ve yetkisiz kişilerin girişlerine engel olacak şekilde kontrollü giriş uygulanır. b) Manyetik rezonans görüntüleme cihaz odasının ses izolasyonu sağlanır ve oda içinde faraday kafeslemesi olur. Kontrol odası, cihaz odası ile bağlantılı olur ve görsel takibi sağlayacak şekilde düzenlenir. c) Manyetik rezonans görüntüleme cihaz odalarına bağlantılı veya yakın konumda hasta mahremiyetine uygun en az iki adet kilitlenen ve dışa doğru açılan kapılara sahip uygun giyinme kabini bulunur. Giyinme kabinlerinden cihaz odalarına giriş ve çıkışların kontrollü olması ve aynı anda yalnızca bir kabinden cihaz odasına girişin yapılması sağlanır. ç) Manyetik rezonans görüntüleme cihaz odası girişinde içeriye metal cisim girmesini engelleyecek tedbirler alınır ve cihaz odasına metal cisim ile girilmemesi gerektiğine ilişkin hastalara bilgilendirme yapılır. d) Ultrasonografi ve doppler cihaz odasında en az bir adet sedye bulunur. Bu odalarda lavabo da bulunabilir. e) Ultrasonografi ve doppler cihaz odasında hasta mahremiyetini sağlayacak şekilde giyinme kabini veya paravan bulunur.", "Personel durumu" başlıklı 11. maddesinin 3. fıkrasında, "(3) Kesintisiz sağlık hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşları bünyesindeki radyoloji merkezinde merkez sorumlusu olarak çalışan hekim başka bir özel sağlık kuruluşunda çalışamaz", aynı maddenin 10. fıkrasında, "(10) İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içermeyen cihazlar ile çalışacak personelin çalışma şekli hizmetin etkinlik ve sürekliliğinin sağlanması bakımından vardiya veya nöbet şeklinde düzenlenebilir.", "Personelin görev ve sorumlulukları" başlıklı 12. maddesinin Merkez sorumlusunun görevlerinin sayıldığı ikinci fıkrasının (j) bendinde, "(2) Merkez sorumlusunun görevleri şunlardır: "j) Denetimli alanlarda iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazı kullanan personelin etkin doz aşımı halinde sağlık iznini hemen kullandırmak.", "Radyasyon doz limitleri" başlıklı 13. maddesinde ise, "(1) Bu Yönetmeliğe uygun olarak denetimli alanlarda iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışan personel kişisel dozimetre taşımak zorundadır. Girişimsel radyoloji ve floroskopik uygulamalarda çalışanlar kişisel dozimetresine ek olarak el bileği veya yüzük dozimetresi taşır. (2) İyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışanlar için etkin doz ardışık beş yıl toplamında 100 mSv’i geçemez. Etkin doz yıllık 20 mSv’i, aylık 2 mSv’i geçemez. (3) El, ayak veya cilt için yıllık eşdeğer doz sınırı 500 mSv, göz merceği için 150 mSv'dir. (4) 18 yaşını doldurmamış olanlar radyasyon kaynağı ile çalışılan işlerde görev alamazlar. Eğitim amaçlı olmak kaydıyla, eğitimleri radyasyon kaynaklarının kullanılmasını gerektiren 16-18 yaş arası stajyer ve öğrenciler bu eğitimlerini sadece denetimli alan dışında kalan alanlarda alabilir. Mesleki eğitimleri gereği radyasyon kaynağı ile çalışması zorunlu 16-18 yaş arası stajyer ve öğrenciler için etkin doz, göz merceği ve tüm vücut için yılda 6 mSv’i geçemez...." kuralına yer verilmiştir.<br> (Mülga) 07/09/1985 tarih ve 18861 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güvenliği Tüzüğü'nün "Terimler ve kısaltmalar" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde, "A – İyonlaştırıcı radyasyonlar, maddesel ortamdan geçerken onunla etkileşerek iyon çiftleri oluşturabilen X ışını, gamma ışını gibi elektromanyetik ışınlarla, kinetik enerjileri olan yüklü parçacıklar, ağır iyonlar ve serbest nötronlar gibi tanecik karakterli ışınımlardır. Ses dalgalarıyla, elektromanyetik spektrumun morötesi ve daha büyük dalga boylu bölgesi, bu tanımın kapsamı dışındadır."; (D) bendinde, "D – Radyasyon kaynağı, iyonlaştırıcı radyasyon yayınlayan radyoaktif maddelerle radyasyon yayınlayıcı veya üretici aygıtlardır."; (İ) bendinde, "İ–Denetimli alanlar, radyasyon güvenliği bakımından giriş ve çıkışların özel denetime ve içerisindeki çalışmaların özel kurallara bağlı olduğu alanlardır."; (J) bendinde, "J–Radyasyon alanları, içinde çalışan kişilerin iyonlaştırıcı radyasyonlara maruz kaldığı alanlardır. Bunlar maruz kalınan ışınlama düzeyine göre;1-Yıllık ışınlamaların doz eşdeğer sınırlarının onda üçünü geçebileceği "çalışma durumu A alanları", 2-Yıllık ışınlamaların doz eşdeğer sınırlarınınonda üçünün aşılmasının hiç beklenmediği "çalışma durumu B alanları" olmak üzere ikiye ayrılır."; (K) bendinde; "K – Radyasyon görevlisi, sürekli olarak denetimli alanlarda veya radyosyon kaynaklarıyla çalışan kişidir. Denetimli alanlarda veya radyasyon kaynaklarıyla geçici olarak veya ara sıra çalışan kişiler radyosyon görevlisi sayılmazlar." kuralına yer verilmiştir.<br> 24/03/2000 tarih ve 23999 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güyenliği Yönetmeliği'nin "Yıllık doz sınırları" başlıklı 10. maddesinde, "Yıllık doz sınırlan sağlığa zarar vermeyecek şekilde uluslararası standartlara uygun olarak, Kurum tarafından radyasyon görevlileri ve toplum üyesi kişiler için ayrı ayrı belirlenmiştir. Yıllık toplam doz aynı yıl içindeki dış ışınlama ile iç ışınlamadan alınan dozların toplamıdır. Kişilerin, denetim altındaki kaynaklar ve uygulamalardan dolayı bu sınırların üzerinde radyasyon dozuna maruz kalmalarına izin verilemez ve bu sınırlara tıbbi ışınlamalar ve doğal radyasyon nedeniyle maruz kalınacak dozlar dahil edilemez,<br>a) Radyasyon görevlileri için etkin doz herhangi bir yılda 50 mSv'i, ardışık beş yılın ortalaması ise 20 mSv'i geçemez El ayak veya deri için yıllık eşdeğer doz sının 500 mSv, göz merceği için 150 mSv'dir<br>b)Toplum üyesi kişiler için etkin doz herhangi bir yılda 5 mSv'i, ardışık beş yılın ortalaması ise 1 mSv'i geçemez El, ayak veya deri için yıllık eşdeğer doz sının 50 mSv, göz merceği için 15 mSv'dir.<br>c) 18 yaşından küçükler Tüzüğün 6ncı maddesine göre radyasyon uygulaması işinde çalıştırılamazlar .Bu Yönetmeliğin 15inci maddesinin (b) bendinde belirtilen alanlarda, eğitim amaçlı olmak koşuluyla, eğitimleri radyasyon kaynaklarının kullanılmasını gerektiren 16-18 yaş arasındaki stajyerler ve öğrenciler için etkin doz, herhangi bir yılda 6 mSv'i geçemez.. Ancak el, ayak veya deri için yıllık eşdeğer doz sının 150 mSv, goz merceği için 50 mSv'dir."; "Radyasyon alanlarının sınıflandırılması "başlıklı 15. maddesinde, "Maruz kalınacak yıllık dozun 1 mSv değerini geçme olasılığı bulunan alanlar radyasyon alanı olarak nitelendirilir ve radyasyon alanları radyasyon düzeylerine göre aşağıdaki şekilde sınıflandınlır.<br>a) Denetimli Alanlar: Radyasyon görevlilerinin giriş ve çıkışlanmn özel denetime, çalışmalarının radyasyon korunması bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve görevi gereği radyasyon ile çalışan kişilerin ardışık beş yılın ortalama yıllık doz sınırlarının 3/10'undan fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri alanlardır.<br>Denetimli alanlann girişlerinde ve bu alanlarda aşağıda belirtilen radyasyon uyan levhaları bulunması zorunludur:<br>1) Radyasyon alanı olduğunu gösteren temel radyasyon simgeleri (Ek-3)<br>2) Radyasyona maruz kalma tehlikesinin büyüklüğünü ve özelliklerini anlaşılabilir şekilde göstermek üzere gerekli bilgi, simge ve renkleri taşıyan işaretler,<br>3) Denetimli alanlar içinde radyasyon ve bulaşma tehlikesi bulunan bölgelerde geçirilecek sürenin sınırlandırılması ile koruyucu giysi ve araçlar kullanılması gerekliliğini gösteren uyan işaretleri.<br>b) Gözetimli Alanlar: Radyasyon görevlileri için yıllık doz sınırlannın 1/20'sinin aşılma olasılığı olup, 3/10'unun aşılması beklenmeyen, kişisel doz ölçümünü gerektirmeyen fakat çevresel radyasyonun izlenmesini gerektiren alanlardır." kurallarına yer verilmiştir.<br>Ayrıca, Mülga Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından hazırlanan “Radyasyon Alanlarının Sınıflandırılmasına İlişkin Kılavuz RSGD-KLV-005 (Rev.1)”un “Radyasyon Alanları” başlıklı bölümün “2.1. Denetimli Alanlar ve Özellikleri” alt başlıklı bölümünde; "Denetimli alanlar, giriş ve çıkışların özel denetime, çalışmaların radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve radyasyonla çalışanların maruz kalabilecekleri radyasyon dozlarının, yıllık doz sınırlarının 3/10’unu aşma olasılığı olan alanlardır. Bu tanıma göre denetimli alanlar, bu alanlarda çalışan kişilerin, potansiyel ışınlanmalar da göz önüne alındığında, yıllık olarak 6 mSv’in üzerinde etkin doz alma olasılığı bulunan alanlardır." şeklinde, "2.2. Gözetimli Alanlar ve Özellikleri" alt başlıklı bölümünde, "Gözetimli alanlar, radyasyonla çalışanların maruz kalabilecekleri radyasyon dozlarının, yıllık doz sınırlarının 1/20’sini aşma olasılığı olan ancak 3/10’unu aşması beklenmeyen alanlardır. Bu alanlar, kişisel doz ölçümü gerektirmeyen fakat ortamdaki radyasyon seviyelerinin izlenmesini gerektiren alanlardır. Diğer bir deyişle, bu alanlarda çalışan kişilerin, potansiyel ışınlamalar da göz önüne alındığında, yıllık olarak 1 mSv’in üzerinde etkin doz alma olasılığı bulunan ancak 6 mSv’i aşma olasılığı olmayan alanlardır." şeklinde tanımlanmış, Kılavuz'un ekinde yer alan "Ek-1 Denetimli ve Gözetimli Alanların Genel Özellikleri” başlıklı tabloda ve “Ek-2.1. Tıbbi Radyoloji Uygulamalarına İlişkin Örnekler” başlıklı tabloda hem denetimli, hem de gözetimli alanın özellikleri belirtilmiş ve bu alanlara ilişkin örneklere yer verilmiştir.<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Dava Konusu Yönetmeliğin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (g), (ğ) ve (r) bentlerinde, "Cihazların sınıflandırılması" başlıklı 5. maddesi ve "İyonlaştırıcı radyasyon içermeyen cihaz alanları" başlıklı 6. maddesinde, "Personel durumu" başlıklı 11. maddesinin 10. fıkrasında, "Personelin görev ve sorumlulukları" başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasının (j) bendinde, "Radyasyon doz limitleri" başlıklı 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan "iyonlaştırıcı radyasyon" ibarelerinin iptali istemi yönünden;<br> Radyasyon kavramının temelde iyonlaştırıcı ve iyonlaştırıcı olmayan radyasyon olmak üzere iki başlık altında incelendiği, iyonlaştırıcı radyasyonun daha yüksek enerjiye sahip olan, insan vücuduna nüfuz edebilen ve maddenin içinden geçerken enerjisini maddeye aktararak maddedeki atomları doğrudan veya dolaylı yollarla etkileyerek iyon çiftleri oluşturabilen radyasyon olarak tanımlanırken, radyasyonun daha az enerjili, iyonlaştırıcı olmayan türlerinin de (radyo dalgaları, mikrodalgalar, kızılötesi ve görünür ışık) yer aldığı, iyonlaştırıcı radyasyon türlerinin, X-ışınları ve gama ışınları ile alfa parçacıkları, beta parçacıkları, ağır iyonlar ve serbest nötronlar gibi parçacıklar olarak sıralandığı, bu çerçevede dava Konusu Yönetmeliğin “Cihazların sınıflandırılması" başlıklı 5. maddesinde, radyoloji merkezlerinde, ünitelerde ve gözetimli radyoloji birimlerinde kullanılacak cihazlar; iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içeren ve içermeyen cihazlar ile yapay zeka ve robotik cihaz teknolojileri olmak üzere üç gruba ayrıldığı, söz konusu cihazlardan hangilerinin iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içerdiği, hangilerinin içermediği ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup, radyoloji hizmetlerinin, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içeren ve içermeyen cihazlarla yapılabildiği gibi, teşhis için görüntüleme yapma, ışınlarla ya da radyoaktif maddelerle tedavi uygulama, girişimsel işlem yapma ya da teknisyenler tarafından çekilen görüntülerin yorumlaması ve raporlanması gibi birçok iş ve işlemden oluştuğu, radyasyon kaynağı ile fiilen çalışması olan ve olmayan arasında radyasyona maruz kalma açısından bir ayrım yapılması zorunluluğu kapsamında, radyoloji hizmetlerinin yürütüldüğü birimlerde iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyoaktif madde ile çalışan ve böylece zararlı radyasyona maruz kalan personelin sağlığının korunmasının amaçlandığı göz önüne alındığında iptali istenilen ibarelerde üst hukuk normlarına ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. <br> Yönetmeliğin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Personelin görev ve sorumlulukları" başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasının (j) bendinde, "Radyasyon doz limitleri" başlıklı 13. maddesinin 1. ve 4. fıkralarında yer alan "denetimli alan" ibarelerinin iptali istemi yönünden;<br> Radyasyon alanlarının, denetimli alan ve gözetimli alan olarak ikiye ayrılmasında esas olarak radyasyon kaynaklarının özellikleri ile kaynağın ve kullanıldıkları alanın zırhlama özelliklerinin göz önüne alındığı, uygulamaya ve radyasyon kaynağının türüne göre değişmekle birlikte, genellikle radyasyon kaynaklarının bulunduğu yerler denetimli alanlar, bu yerlere bitişik alanlar da gözetimli alanlar olarak sınıflandırıldığı, radyasyon dozu alma olasılığı açısından, denetimli alanlarda çalışmanın gözetimli alanlarda çalışmaktan daha riskli olduğu, aynı şekilde, gözetimli alanlarda çalışanların radyasyon dozu alma olasılığı, radyasyon alanı olmayan alanlarda çalışanlardan daha yüksek olduğu, iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile hizmet sunan hekimler ile bu alanlarda çalışan personelin alabileceği radyasyon dozunun azaltılması, gerekli önlemlerin ve tedbirlerin alınması, ayrıca sağlık iznine hak kazanma açısından iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyonüklitlerin kullanıldığı denetimli alanların tespiti zorunlu olduğundan, radyasyondan korunmaya ilişkin radyasyon uygulamalarının yürütüleceği alanların mekansal tasarım, teknik hususlar ve uygunluk ölçütleri Nükleer Düzenleme Kurumu mevzuatı kapsamında düzenlenerek, radyasyon alanlarının, gözetimli ve kontrollü (denetimli) alan olarak sınıflandırılmasında ve iptali istenilen "denetimli alan" ibarelerinde üst hukuk normlarına, kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.<br> Yönetmeliğin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "radyasyon ile çalışan" ibaresinin iptali istemi yönünden;<br> 24/03/2000 tarih ve 23999 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin “Radyasyon alanlarının sınıflandırılması” başlıklı 15. maddesinde; "Denetimli Alanlar: Radyasyon görevlilerinin giriş ve çıkışlarının özel denetime, çalışmalarının radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve görevi gereği radyasyon ile çalışan kişilerin ardışık beş yılın ortalama yıllık doz sınırlarının 3/10'undan fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri alanlardır." şeklinde, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; "Denetimli alan: Radyasyon kaynağı ile çalışanların giriş ve çıkışlarının özel denetime, gerçekleştirilen faaliyetlerin radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve görevi gereği radyasyon ile çalışan kişilerin yıllık doz sınırlarının 6 mSv'den fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağının bulunduğu ve doğrudan radyasyona maruz kalınan alanı, ifade eder." şeklinde tanımlanmış olup, iptali istenilen ibarenin yer aldığı "Denetimli alan" tanımının, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nde yer alan tanıma uygun olduğu, söz konusu düzenleme ile radyasyon kaynağı ile çalışanların radyasyondan korunması ve radyasyon güvenliğinin sağlanması amacıyla getirildiği açık olduğundan anılan ibarede kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.<br> Yönetmeliğin, "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (s) ve (ş) bentlerinde yer alan "Radyoloji uzmanı dışındaki uzman hekimin kendi uzmanlık alanı yetkisindeki" ibarelerinin iptali istemi yönünden; <br> Davacı Dernek tarafından, iptali istenen ibarelere yönelik olarak, radyoloji uzmanı dışındaki uzman hekime iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı kullanılarak tetkik, teşhis ve/veya tedavi işlemleri yapma yetkisinin verildiği, radyoloji uzmanı dışındaki uzman hekimlerin kanunen böyle bir yetkisinin bulunmadığı ileri sürülmüşse de; esasen iptali istenen düzenlemelerde, davacı tarafın iddiasının aksine farklı uzmanlık alanlarının birbirinin sorumluluk alanına müdahalesin söz konusu olmadığı, ünite ve üniteden sorumlu uzman hekimin tanımının yapıldığı, radyoloji uzmanı olmamakla birlikte radyoloji hizmetleri dışında iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile hizmet sunulan cihazları kullanarak görevini ifa eden personelin de iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı çalışanı olarak kabul edilerek sağlık izninin kapsamının genişletilmesinin ve personel mağduriyetinin önüne geçilmesinin amaçlandığı görüldüğünden, dava konusu edilen ibarelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br><br> Yönetmeliğin, "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ö) bendinde yer alan "en az %51 hissesi" ibaresinin iptali istemi yönünden; <br> Yönetmeliğin dava konusu “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (ö) bendinde; Radyoloji merkezi: "Sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde bir radyoloji uzmanının sorumluluğunda veya mesleğini serbest olarak icra etme yetkisine sahip radyoloji uzmanı gerçek kişiler veya en az %51 hissesi radyoloji uzmanına ait olan özel hukuk tüzel kişileri tarafından 5 inci maddede sayılan cihazlardan en az bir tanesini bünyesinde bulundurarak ruhsatlandırılan veya faaliyet izni verilen, ruhsat veya faaliyet izin belgesinde belirtilen radyoloji birimi/birimleriyle tetkik, teşhis ve/veya tedavi amaçlı radyoloji hizmeti sunulan merkezi," ifade eder, şeklinde tanımlanmıştır.<br>3153 sayılı Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun'un;<br>1. maddesinde, "Münhasıran röntgen şuaı vasıtasile teşhis veya hem teşhis ve hem tedavi yahut radiyom veya radiyom emanasiyonu yahut radiyom mürekkebatile veya her türlü elektrik aletlerile tedavi yapmak için müessese açmak Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin iznine bağlıdır." hükmüne;<br> 2. maddesinde ise, "Birinci maddede adı geçen müesseseler yalnız ihtısas vesikası almış tabipler tarafından açılabilir. Bu tabipler açacakları müessesenin adresini ve kullanacakları cihazların marka ve nevilerini ve radiyom miktarını ve şeklini bildiren bir istida ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine müracaat ederler. Bu istidaya binanın bir krokisini ve vesikalarının birer örneğini de bağlarlar. Vekaletçe müessese tetkik ve teftiş ettirilerek hasıl olacak neticeye göre yazı ile izin verilir.<br> İzin alınmadan bu kabil müessese işletilemez ve buralara hasta kabul olunamaz." hükmüne yer verilmiştir.<br> Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ö) bendinde öngörülen hükmün hekimlik mesleğinin icrasını ticarileştirdiği, maddede yer alan “en az %51” ibaresinin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br> Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri çerçevesinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine Sağlık Bakanlığı yetkili bulunmaktadır.<br> 3153 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen 2. maddesinde; anılan Kanun kapsamında faaliyet gösterecek müstakil müesseselerin yalnız ihtisas vesikası bulunan, bir başka ifadeyle uzman olan hekimler tarafından açılabileceğinin hüküm altına alındığı, ancak uzman hekimler tarafından açılma hususunun müesseselerin sahipliği konusunda, uzman hekimin müessesenin sahibi olması şeklinde zorlayıcı bir hüküm içermediği, hükümde sahipliğe açıkça işaret edilmediği ancak uzman hekim zorunluluğuna yer verilerek icrası uzmanlık gerektiren bu müesseselerin yetkisiz kişilerce işletilmesinin engellenmeye çalışıldığı ve müesseslerin uzman hekim sorumluluğunda işletilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. (Nitekim İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/12/2020 tarih ve YD İtiraz No:2020/571 sayılı kararı da aynı yöndedir. Dolayısıyla, anılan hükmün, hekimlik mesleğinin icrasını ticaretleştirdiğinden söz edilemeyeceği gibi verilecek hizmetin mahiyeti itibarıyla gerekli olan teknik donanım, bina şartları, zorunlu hizmet birimleri ve personel şartlarının sağlanabilmesi için belli bir sermaye gücü gerektiren açılabilmesi için ihtiyaç duyulacak maddi imkânın sağlanabilmesi amacıyla bunların en az %51 hissesi radyoloji uzmanı ortaklığı bulunan tüzel kişiler tarafından açılabilmesine izin veren düzenlemede kamu yararına ve hizmet gereklerine de aykırılık bulunmamaktadır.<br> Yönetmeliğin, "Personel durumu" başlıklı 11. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "radyoloji merkezinde merkez sorumlusu olarak çalışan hekim başka bir özel sağlık kuruluşunda çalışamaz" ibaresinin iptali istemi yönünden; <br> Davacı Dernek tarafından, dava konusu ibarenin, mesul müdür ve merkez sorumlularının tabiplik yapma ve çalışma hakkını sınırlandırdığını ileri sürülmüşse de; sağlık kurum ve kuruluşlarında verilen hizmetin hassasiyeti, kaliteli, yeteri kadar ve etkin hizmet sunulması, merkez sorumlusunun görevlerinin yoğunluğu ve önemi ile Yönetmeliğin 11. maddesinin 2. fıkrasında, 24 saat kesintisiz hizmet sunulmayan sağlık kuruluşlarında merkez sorumlusu olarak çalışan uzman hekimlerin, mesai saatleri dışında başka bir merkezde merkez sorumlusu görevi üstlenmeden çalışabileceğinin düzenlemesi bir arada değerlendirildiğinde, kesintisiz sağlık hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşları bünyesindeki radyoloji merkezinde merkez sorumlusu olarak çalışan hekimin başka bir özel sağlık kuruluşunda çalışmasını engelleyen hükümde hizmet gereklerine, kamu yararına ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.<br> Yönetmeliğin, "Radyolojik görüntüleme ve raporlama hizmet alımı" başlıklı 18. maddesinin 9. fıkrasında yer alan "hizmeti alan" ve "gerçek veya" ibarelerinin iptali istemi yönünden; <br> Davacı Dernek tarafından, iptali istenen düzenlemeye yönelik olarak, kamu kurumlarının hizmet yükünün %70'inin hizmet alımı yoluyla raporlanmasından sonra, bu kurumlarda görev yapan hekimlerin söz konusu görüntüleme hizmetinin kalitesinden ve raporlamasından da sorumlu tutulmasının radyoloji uzmanı hekimlerin haksız bir yükümlülük altına sokulmasının, hizmet alımının mantığı ile de bağdaşmadığı ileri sürülmüşse de; sağlık hizmetinin temel hedefi olan insan sağlığının ertelenemez ve ikame edilemez olduğu göz önünde bulundurulduğunda, radyolojik görüntüleme ve raporlama hizmetinin hizmet alımı yoluyla sunulması halinde, bu süreçte yaşanabilecek eksiklikler ve aksaklıklar bakımından hizmeti alan ve veren kamu sağlık kurum ve kuruluşlarının, özel sağlık kuruluşlarının ve gerçek veya tüzel kişilerin görüntüleme hizmetinin kalitesinden, raporlamasından müştereken sorumlusu tutulmasını öngören, böylece sağlık hakkını ön plana çıkaran ve hasta sağlığı ve ve güvenliği ile kamu yararı gözetilerek tesis edildiği anlaşılan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Dava Konusu Yönetmeliğin, "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ö) bendinde yer alan "en az %51 hissesi" ibaresinin iptali istemi yönünden oy çokluğuyla DAVANIN REDDİNE,<br>2. Dava konusu Yönetmeliğin iptali istenen diğer düzenlemeleri yönünden oy birliğiyle DAVANIN REDDİNE,<br>3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL<br> yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/05/2025 tarihinde karar verildi.<br> <br><br>(X) KARŞI OY :<br> <br> 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı; sağlık hizmet sunumu kapsamında tetkik, teşhis ve tedavi amaçlı uygulanan radyoloji hizmetlerinin planlanması, sınıflandırılması ile bu hizmetlerin sunulduğu sağlık kurum ve kuruluşların faaliyetlerine, standartlarına ve denetlenmesine ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir." kuralına; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Yönetmelik, Sağlık Bakanlığına, üniversitelere, özel hukuk tüzel kişilerine ve gerçek kişilere ait radyoloji hizmeti sunulan sağlık kurum ve kuruluşları ile buralarda görev yapan personeli kapsar." kuralına; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Yönetmelik; 19/4/1937 tarihli ve 3153 sayılı Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun'un 10 uncu, 11 inci, 12 nci, 13 üncü ve ek 1 inci maddelerine, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3 üncü, 9 uncu ve ek 11 inci maddelerine, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355 inci, 506 ncı ve 508 inci maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır." kuralına yer verilmiştir.<br> Anılan Yönetmeliğin dava konusu “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (ö) bendinde; Radyoloji merkezi: "Sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde bir radyoloji uzmanının sorumluluğunda veya mesleğini serbest olarak icra etme yetkisine sahip radyoloji uzmanı gerçek kişiler veya en az %51 hissesi radyoloji uzmanına ait olan özel hukuk tüzel kişileri tarafından 5 inci maddede sayılan cihazlardan en az bir tanesini bünyesinde bulundurarak ruhsatlandırılan veya faaliyet izni verilen, ruhsat veya faaliyet izin belgesinde belirtilen radyoloji birimi/birimleriyle tetkik, teşhis ve/veya tedavi amaçlı radyoloji hizmeti sunulan merkezi," ifade eder, şeklinde tanımlanmıştır.<br>3153 sayılı Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun'un;<br>1. maddesinde, "Münhasıran röntgen şuaı vasıtasile teşhis veya hem teşhis ve hem tedavi yahut radiyom veya radiyom emanasiyonu yahut radiyom mürekkebatile veya her türlü elektrik aletlerile tedavi yapmak için müessese açmak Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin iznine bağlıdır." hükmüne;<br> 2. maddesinde ise, "Birinci maddede adı geçen müesseseler yalnız ihtısas vesikası almış tabipler tarafından açılabilir. Bu tabipler açacakları müessesenin adresini ve kullanacakları cihazların marka ve nevilerini ve radiyom miktarını ve şeklini bildiren bir istida ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine müracaat ederler. Bu istidaya binanın bir krokisini ve vesikalarının birer örneğini de bağlarlar. Vekaletçe müessese tetkik ve teftiş ettirilerek hasıl olacak neticeye göre yazı ile izin verilir.<br> İzin alınmadan bu kabil müessese işletilemez ve buralara hasta kabul olunamaz." hükmüne yer verilmiştir.<br> Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik'in 5. maddesinde, radyoloji müesseseleri, ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları kapsamındaki tanı merkezleri arasında sayılmış, "Laboratuvar ve müessese" başlıklı 7/A maddesinin 2. fıkrasında ise; müessesenin, 3153 sayılı Kanun kapsamında görüntüleme ve/veya radyoterapi, nükleer tıp, fizik tedavi gibi muayene, tanı ve/veya tedavi hizmeti sunacağı, 3. fıkrasında, laboratuvar ve müessesenin 13. maddeye göre ruhsatlandırılacağı ve uzman sorumluluğunda faaliyet göstereceği kuralı düzenlenmiş, atıf yapılan 13. maddede ise ruhsat başvurusu ve ruhsatname düzenlenme sürecine ilişkin usullere yer verilmiştir.<br> 3153 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen 2. maddesinde; anılan Kanun kapsamında faaliyet gösterecek müstakil müesseselerin yalnız ihtisas vesikası bulunan, bir başka ifadeyle uzman olan hekimler tarafından açılabileceğinin hüküm altına alındığı, yalnızca uzman hekim zorunluluğuna yer verilerek 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atların Tarzı İcrasına Dair Kanun'a göre icrası uzmanlık gerektiren bu müesseselerin yetkisiz kişilerce açılmasının ve işletilmesinin engellenmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.<br> Bu doğrultuda, 3153 sayılı Kanun kapsamında müesseselerin yalnızca ilgili uzman hekimler tarafından açılabileceği dikkate alındığında, dava konusu düzenleme ile bünyesinde radyoloji uzmanı olmayan kişileri de barındıran özel hukuk tüzel kişilerine sağlık hizmeti sunumunda bulunma imkanının getirilmesinin ve bu sayede de mesleğin icrasının ticarileştirilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.<br> Açıklanan nedenle, dava konusu Yönetmeliğin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ö) bendinde yer alan "en az %51 hissesi" ibaresinin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, bu kısım yönünden çoğunluk kararına katılmıyoruz. <br> <br><br><br></font></p></body></html>

ruhsat