<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/1728 E.  ,  2025/9174 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2023/1728<br>Karar No : 2025/9174 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI): ... Genel Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İnşaat Tic. A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Bitlis ili, Adilcevaz ilçesi sınırları dahilinde S:... sayılı II-A Grubu kalker sahası işletme ruhsatlı madeni işletmekte olan davacı şirket tarafından; maden işletme sahasında yapılan denetim neticesinde 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12. maddesinin 5. fıkrası uyarınca 972.606,40-TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E.... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idare görevlilerince düzenlenen 04-07/12/2020 tarihli tutanak, mahallinde tetkik raporu, dava konusu işlemde para cezasına uygulanan ocakbaşı fiyatının 2017 yılı fiyatı olduğu birlikte değerlendirildiğinde, ruhsat sahası dışında gerçekleştirildiği tespit edilen maden üretimine ilişkin fiilin davalı idarece 2017 yılında gerçekleştirildiğinin kabul edildiği, yapılan denetimde, ruhsat sahası dışında üretim hakkı olmadığı halde 24.315,16 ton kalker madeni üretim ve sevkıyatı yapıldığının tespit edildiğinden bahisle 2017 yılı ocak başı satış fiyatı (8,00-TL/ton) üzerinden 194.521,28-TL devlet hakkına ilave olarak 972.606,50-TL idari para cezası uygulandığı, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Genel kanun niteliği” başlıklı 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde; diğer genel hükümlerinin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı kurala bağlanmış olup, 3213 sayılı Maden Kanunu'nda aksine bir hüküm yer almadığından, Maden Kanunu uyarınca verilen idarî para cezalarında Kabahatler Kanunu’nun genel hükümlerinde yer alan düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği, Kabahatler Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağının belirtildiği; bu madde ile atıf yapılan 5237 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." kuralına yer verildiği, bu nedenle, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların farklı cezai müeyyideler içermesi hâlinde failin lehine olan kanun hükmünün uygulanması gerektiğinden söz konusu prensibin kabahatler bakımından da aynen geçerli olduğu, uyuşmazlık konusu olayda; davalı idare tarafından, ruhsat sahası dışından üretimi yapıldığı tespit edilerek hesaplanan kalker madeni miktarının, 2017 yılı ocak başı satış fiyatı (8,00-TL/ton) üzerinden hesaplanan toplam ocak başı satış bedelinin beş katı tutarında idari para cezası uygulanmış ise de; 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin beşinci fıkrasında 14/02/2019 tarih ve 7164 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle değişiklik yapılması öncesinde davacının cezalandırılmasına esas alınan fiil için "ocak başı satış bedelinin iki katı" tutarında idari para cezası öngörüldüğü, davacının uhdesinde bulunan maden sahasındaki üretimin davalı idarece 2017 yılında yapıldığının kabul edildiği, bu durumda; davacının uhdesinde bulunan maden sahası ile ilgili olarak işleme konu fiilin işlendiğinin kabul edildiği 2017 yılı için Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen ocak başı satış fiyatı esas alınmak suretiyle hesaplanacak ocak başı satış bedeli üzerinden ve 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davacının lehine olan 2017 yılında yürürlükte bulunan halinde belirtilen miktarda ceza uygulanması gerekirken; üretim tarihinden sonra yürürlüğe giren mevzuat değişikliğinde belirtilen ceza miktarı esas alınarak, 2017 yılı ocak başı satış fiyatı esas alınmak suretiyle hesaplanan ocak başı satış bedeli üzerinden idari para cezası uygulanmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yapılan tetkik ve incelemeler neticesinde ocak sahasında; Y:308278-X:4301880 temsili koordinatlarında şev yüksekliğinin 25-30 metre civarında ve basamakların düzensiz olan ocağın yer aldığı, ruhsat alanı dışından 10.006,24 m³ hacmin boşaltıldığı, ruhsat sahasında 18/02/2016 ile ruhsat iptal tarihi olan 21/02/2017 tarihleri arasında daimi nezaretçi ataması olmadan üretim faaliyetinde bulunulduğu, 2016 yılı İşletme Faaliyet Raporunda pasa ve bakiyelerin gösterilmediğinin tespit edildiği, mevzuat hükümleri ile idari işleme ilişkin bilgi ve belgeler ışığında davalı idarenin tesis ettiği işlemin bütün unsurlarıyla hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu, maksat unsurları bakımından hukuka aykırı olduğu, maden işletme ruhsatının 21/02/2017 tarihinde iptal edildiği ve iptal işleminden çok sonra 03/12/2020 tarihinde idari para cezasının uygulandığı, idari para cezasının 2017 yılına ilişkin işlem için tesis edilmesine rağmen 2019 yılında yürürlüğe giren kanun hükmüne göre idari para cezası verildiği zaman bakımından uygulama ilkesine aykırı davranıldığı, ruhsat sahası ile bağlarının kalmadığı ve faaliyetlerinin sonlandırıldığı, idari para cezasının hesaplama biçiminin yanlış olduğu, hatalı ölçümlere ve gerçeğe aykırı olarak hesaplamalar yapıldığı, suç ve cezanın şahsiliği ilkesine aykırı davranıldığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br>MADDİ OLAY : <br>Davacı şirket adına Bitlis ili, Adilcevaz ilçesi sınırları dahilinde S:... sayılı II-A Grubu kalker sahası için 30/06/2011 tarihinde işletme ruhsatı, 07/11/2014 tarihinde de işletme izni düzenlenmiştir.<br>Davacı şirket ile dava dışı ... Uluslararası Nakliyat Sanayi ve Tic. A.Ş. arasında 12/08/2011-12/08/2018 tarihlerini kapsayacak şekilde taş ocağının işletilmesi amacıyla kira sözleşmesi imzalanmışsa da davacı şirketin ruhsatı 21/02/2017 tarihinde iptal edilmiştir.<br>Davalı idare tarafından S:... sayılı II-A Grubu kalker sahası işletme ruhsatlı maden sahasında 04-07/12/2020 tarihlerinde yapılan inceleme sonucunda; ruhsat sahası dışından Y:308278-X:4301880 temsili koordinatlarından 10.006,24 m3 (%90 verim ve 2,7 ton/m3 yoğunluk üzerinden 24.315,16 ton) üretim gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.<br> Y:308278-X:4301880 koordinatı civarındaki üretim faaliyetlerinin mevcut ruhsat sahası dışında kaldığından bahisle davacı şirkete 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12. maddesinin 5. fıkrası uyarınca 972.606,40-TL idari para cezası verilmesine dair ... tarih ve E.... sayılı işlemin tesis edilmesi üzerine de bakılan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12. maddesinin beşinci fıkrasında (14/02/2019 tarih ve 7164 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki haliyle), "Ruhsatı olmadan veya başkasına ait ruhsat alanı içerisinde üretim yapıldığının tespiti halinde faaliyetler durdurularak üretilen madene mülki idare tarafından el konulur. Bu fiili işleyenlere, bu fıkra kapsamında üretilmiş olup el konulan ve el konulma imkanı ortadan kalkmış olan tüm madenin ocak başı satış bedelinin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır. Ruhsat alanında ruhsat grubu dışında üretim yapıldığının tespiti halinde faaliyetler durdurularak üretilen madene mülkî idare amirliklerince el konulur. Bu fiili işleyen kişilere, bu fıkra kapsamında üretilmiş olup el konulan ve el konulma imkânı ortadan kalkmış olan tüm madenin, ocak başı satış bedelinin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır. El konulan madenler, mülki idare amirliklerince satılarak bedeli il özel idaresi hesabına aktarılır." hükmüne yer verilmiş iken; 14/02/2019 tarih ve 7164 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle anılan fıkra, "Ruhsatı olmadan veya başkasına ait ruhsat alanı içerisinde üretim yapıldığının tespiti hâlinde faaliyetler durdurularak üretilen madene mülki idare tarafından el konulur. Bu fiili işleyenlere, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bu fıkra kapsamında üretilmiş olup el konulan ve/veya el konulma imkânı ortadan kalkmış olan tüm madenin ocak başı satış bedelinin beş katı tutarında idari para cezası uygulanır. Üretim hakkı olmayan madenin üretiminin yapıldığının tespiti hâlinde faaliyetler durdurularak üretilen madene mülki idare amirliklerince el konulur. Bu fiili işleyen kişilere, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bu fıkra kapsamında üretilmiş olup el konulan ve/veya el konulma imkânı ortadan kalkmış olan tüm madenin, ocak başı satış bedelinin beş katı tutarında idari para cezası uygulanır. El konulan madenler, mülki idare amirliklerince satılarak bedeli büyükşehir belediyesi olan illerde yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, diğer illerde il özel idaresi hesabına aktarılır. Bu fıkranın ihlalinin tekrarı hâlinde madenin ocak başı satış bedelinin on katı tutarında idari para cezası uygulanır." şeklinde değiştirilerek değişiklik öncesinde ocak başı satış bedelinin iki katı tutarında öngörülen idari para cezası miktarının, ocak başı satış bedelinin beş katı tutarında uygulanması öngörülmüştür. Bahsi geçen Kanun'un 14. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında da, (Değişik birinci fıkra: 10/6/2010-5995/8 md.) Devlet hakkı, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alınır.<br>(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/8 md.) (Değişik fıkra:14/2/2019-7164/14 md.) Üretilen madenin hammadde olarak kullanılması veya satılması hâlinde, aynı pazar ortamında madenin işletmelerdeki tüvenan olarak ocak başı satışında uygulanan fiyat, ocak başı satış fiyatıdır. Madenlerden alınan Devlet hakkına esas olan emsal ocak başı satış fiyatı, bölgeler de dikkate alınarak her madene ait ayrı ayrı ve uygulandığı yıl için belirlenerek Genel Müdürlükçe ilan edilir. Ruhsat sahipleri tarafından Devlet haklarının beyanında kullanılan ocak başı satış fiyatı, Genel Müdürlükçe ilan edilen ocak başı satış fiyatından daha düşük olamaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir." hükümlerine yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Yukarıda yer verilen düzenlemelerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilebilmesinin öncelikli şartının ihlalin açık ve net şekilde tespit edilmesi olduğu açıktır.<br>Uyuşmazlığın çözümü için, cezaya esas fiilin hangi tarihte gerçekleştiğinin tespitinden önce fiilin kim tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi gerekmektedir. <br>Dava dosyasının incelenmesinden; davacının işletme ruhsatının 21/02/2017 tarihinde iptal edildiği, davalı idare yetkililerince ruhsatın iptalinden yaklaşık 4 yıl sonra mahallinde tetkik yapılarak ruhsatsız olarak üretim faaliyetlerine devam edildiği tespiti yapıldığı belirtilerek ruhsat sahası dışından Y:308278-X:4301880 temsili koordinatlarından 10.006,24 m³ üretim gerçekleştirildiği gerekçesiyle dava konusu idari para cezası tesis edilmişse de dosyaya davalı idarece sunulan 04-07/12/2020 tarihli tutanak, 03/12/2020 tarihli Mahalinde Tetkik Raporu ve 04/05/2021 tarihli Petrol Arama, Üretim ve Ruhsatlandırma Dairesi Başkanlığı yazısı ve eklerinden, ruhsat iptalinden sonra belirtilen maden sahasında çalışma yapıldığının sadece Google Earth ile tespit edildiği anlaşılmakla birlikte, davacı şirketin ruhsat iptalinden sonra belirtilen maden sahasında herhangi bir faaliyeti olmadığı iddiasına yönelik yeterli bir tespit olmadığı anlaşılmaktadır.<br>Belirtilen hususlarla ilgili mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilmesi sonrasında, uyuşmazlık hakkında dosyadaki mevcut belgeler ile birlikte taraflardan istenilebilecek belgelerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.<br>Bu itibarla, eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, <br>4. Kesin olarak, 26/11/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br> <br>KARŞI OY :<br>X)- Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı karar gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, temyize konu edilen kararın onanması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>

ruhsat