<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/5141 E. , 2025/9212 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/5141<br>Karar No : 2025/9212 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1- (DAVACI)...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2- (DAVALI) ... Genel Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>İSTEMLERİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Sakarya ili, Erenler ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... adresinde bulunan taşınmazın kiracısı olan davacı tarafından, söz konusu adresin 15 metre yakınında bulunan ana temiz su borusunun 06/02/2020 tarihinde patlaması nedeniyle kiracısı olduğu taşınmazın içerisinde bulunan tüm malzeme ve ürünlerin hasar görmesi sonucu oluşan zarara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL (Miktar artırımı ile 600.000,00 TL) maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ve dosyada aldırılan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; olayın 06/02/2020 tarihinde çok erken saatlerde davalı idarenin bakım ve gözetimindeki temiz su borusunun patlaması sonucunda sokağa taşan suyun davacının işyerine dolması sonucunda meydana geldiği, söz konusu temiz su borusunun bulunduğu bölgede izinsiz ya da izinli kazı yapmak gibi su borusunun patlamasına neden olabilecek bir çalışmanın üçüncü şahıs ya da kurumlarca yapıldığına ya da üçüncü şahıs ve kurumlarca su borusuna hasar verebilecek herhangi bir uygulamaya ait bir tutanağın dosya muhteviyatında bulunmadığı, 2560 sayılı Kanun uyarınca su hattının kurulumunda, işletilmesinde, bakım ve onarımında sorumlu ve yetkili idarenin davalı Saski Genel Müdürlüğü olması nedeniyle temiz su borusunun patlaması nedeniyle davalı idarenin asli kusur durumu bulunduğu, öte yandan yapı sahibinin bina çevresinde bodrum kata su girişi ile ilgili ilave önlem almamış ve parselde kot seviyesi nedeniyle suyun parsel arka cephesine doğru akışını destekleyecek biçimde eğim oluşturmuş olması sebebiyle kısmi kusurlu, işletme sahibi davacının ise işyeri deposunda oluşabilecek su baskınlarına karşı ve de su baskınları oluşması durumunda tahliyesi ile ilgili önlemler almadığı ve söz konusu işyerine ait işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı bulunmaması nedeniyle kısmi kusur durumu bulunduğu, dolayısıyla söz konusu zararın meydana gelmesinde müterafik kusur bulunması nedeniyle, Mahkemece ilgili tespitler göz önüne alınmak suretiyle normatif bir değerlendirme yapılarak kusur oranlarının belirlenmesi gerektiği, olaydaki kusur durumlarının değerlendirilmesinden; davalı Saski Genel Müdürlüğü'nün olayda asli kusuru bulunması nedeniyle % 50 oranında kusurlu olduğu, kısmi kusurlu olan yapı sahibi ile davacıların ise %25'er kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, bu durumda, dava konusu zararın meydana gelmesinde yukarıda da bahsedildiği üzere davalı Saski Genel Müdürlüğü'nün %50 oranında belirlenen hizmet kusuru sebebiyle, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş dosyasında yaptırılan tespit sonucunda hazırlanan 06/03/2020 tarihli bilirkişi raporundaki 658.244,56 TL maddi zararın %50'si olan 329.122,28 TL'nin davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davacı tarafından 27/12/2021 tarihli miktar artırım dilekçesi ile; 2577 sayılı Kanunun 6459 sayılı Kanun ile değişik 16/4 maddesi uyarınca, 1.000,00 TL maddi tazminat 599.000,00 TL daha artırılarak toplam 600.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tazminine karar verilmesinin talep edildiği, söz konusu miktar artırım dilekçesinin davalı idareye 05/01/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davanın 329.122,28 TL'lik kısmı kabul edildiğinden, davacının uğradığı maddi zarara ilişkin yasal faiz ödenmesinin ıslah dilekçesiyle talep edildiği göz önüne alındığında miktar artırım talebiyle idarenin temerrüde düşürüldüğü tarih olan (05/01/2022) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, hüküm altına alınan toplam 329.122,28 TL maddi tazminat tutarının miktar artırım tarihi olan 05/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, geriye kalan 270.877,22 TL maddi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen kararda; tarafların karar sonucuna yönelik istinaf başvuruları bakımından: İstinaf başvurusuna konu yapılan ilk derece mahkemesi kararının; gerekçesi ve sonucu bakımından hukuka uygun olup kaldırılmasını ve yeni bir karar verilmesini gerektiren bir neden bulunmadığı, Davacının istinaf başvurusunun, yasal faizin başlangıç tarihi bakımından: İdari işlem ve eylemlerden dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak idareye başvuru tarihinin, başvurunun bulunmaması halinde dava tarihinin esas alınmasının Danıştay İçtihatlarında genel kabul gördüğü ve istikrar kazandığı, ancak, dava konusu uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde faiz talebine yer verilmediği, faiz talebinin miktar artırım dilekçesiyle yapılmış olduğu dikkate alındığında, miktar artımı sonucu doğuran yasal faiz talebinin miktar artırım dilekçesi ile talep edilmesinin davayı genişletme olarak görülmemesine karşın, davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarları için yasal faiz talebini içeren miktar artırım dilekçesinin mahkeme kaydına girdiği 27/12/2021 tarihinden (idareye başvuru dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunularak idarenin bu konuda öncesinde temerrüde düşürülmüş olması nedeniyle) itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesi kararının, miktar artırım talebiyle idarenin temerrüde düşürüldüğü tarih olan (05/01/2022) tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinde isabet görülmediği; davacının istinaf başvurusunun, adli yargıdaki tespit masrafları bakımından: Davacı tarafından, söz konusu zararının delil tespiti suretiyle ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D. İş dosyasında açtığı tespit davası sırasında yaptığı yargılama giderlerinin de bu davadaki yargılama gideri olarak tarafına ödenmesi talep edilmiş olup adli yargıdaki delil tespiti sırasında ödediği toplam 2.969,60 TL yargılama masrafının, maddi tazminat talebi bakımından davadaki (%55) haklılık oranına göre belirlenen 1.633,28 TL'lik kısmının davalı idare tarafından davacıya ödenmesi; geriye kalan kısmının ise davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle tarafların karar sonucuna yönelik karşılıklı istinaf başvurularının reddine, davacının istinaf başvurusunun; yasal faizin başlangıç tarihi bakımından kabulü ile ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarı için yasal faiz başlangıcının miktar artırım dilekçesinin mahkeme kaydına girdiği 27/12/2021 tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kusur değerlendirmesinin hukuka aykırı yapıldığı, yapı sahibinin sorumluluğunun nedeni olan bodrum kata su girişi ile ilgili önlemin alınmadığı hususunun kabulünün mümkün olmadığı, binanın mimari projeye uygun yapıldığı, kendisi ve bina sahibinin ilave önlem alması gerektiğine ilişkin tespitin belirsiz olduğu, parselde kot seviyesi nedeniyle suyun parsel arka cephesine doğru akışını destekleyecek biçimde eğim oluşturmuş olmasının arazi yapısından kaynaklandığı, bilirkişi raporunda yağmur kanalı, ızgara ve ilgili alt yapının olmadığı, bu nedenle su borusu patlamasında yolda eğim olmadığı için suların eğimle binaların alt katına yöneleceği tespitinin yer aldığı, işyeri çalışma ruhsatının olmamasının zarar/kusur durumuna etkisi olmadığı, idarenin tam kusurlu olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek kararın maddi tazminatın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, davacının işyeri açma ve çalışma ruhsatı bulunmadığı, taşınmazdaki faaliyetin varlığının hukuka aykırı olduğu, 2. sınıf gayrisıhhi müessese sınıfı oto parfüm, kozmetik, oto bakım ve temizlik ürünleri imalat ve depolama grubundaki faaliyetin meskenlerden belirli uzaklıkta yapılması gerektiği, dava konusu işyerinin mesken-bina içinde bulunduğu, bilirkişi raporuna göre, işyerinin depo kısmının imalathane olarak kullanıldığı, bunun yapı kullanım izin belgesine aykırı olduğu, zarar belirlenirken adli yargıdaki tespit raporunun esas alındığı, bunun yerinde olmadığı, tespitin neye göre yapıldığının anlaşılmadığı, davacıya usul hükümlerine aykırı olarak dava açma ve ıslah imkanı tanındığı, idarelerinin yargı harçlarından muaf olduğu belirtilerek kararın maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, davalının temyiz dilekçesinin usul ve esastan reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı idare tarafından, davacının temyiz dilekçesindeki taleplerin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının esasına ilişkin kısmının incelenmesinden;<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının faiz başlangıç tarihine ilişkin kısmının incelenmesinden;<br> 2577 sayılı Kanun'un "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise "temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı" hükme bağlanmıştır. <br> Maddenin gerekçesinde ise, madde ile temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin amaçlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştay'ın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.<br> Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.<br> Davacının dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradelerini yansıtan miktarın, miktar artırımı ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde bir başka deyişle idarelerin temerrüde düşürüldüğü tarihte ortaya çıktığı, ancak davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da miktar artırımı ile arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştükleri idareye başvurma tarihinden, başvuru yoksa dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir.<br> Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 24/10/2024 tarih E:2021/5, K:2024/2 sayılı kararı, idari işlem veya eylemlerden doğan zararın faiziyle birlikte tazminine hükmedilmesi istemiyle açılan tam yargı davalarında, miktar artırımında bulunulması halinde dava dilekçesinde talep edilen miktar için hangi tarihten itibaren faize hükmedilecekse, artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği yönünde içtihadın birleştirilmesine ilişkin karar verilmiştir.<br> İncelediğimiz dava konusu dosyada olduğu gibi dava dilekçesinde faiz talebine yer verilmediği, faiz talebinin miktar artırım dilekçesiyle talep edildiği dosyalarda da, yasal faiz talebinin yukarıda belirtilen içtihattan ayrılmadan davalı idarenin temerrüde düştüğü idareye başvuru tarihi olan 12/03/2020 tarihinden itibaren işletilmesi gerekmektedir.<br> Bu durumda; dava konusu maddi tazminat tutarı için yasal faiz başlangıcına ilişkin temyize konu kararın 6 numaralı paragrafında yer alan; "...davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarları için yasal faiz talebini içeren ıslah dilekçesinin mahkeme kaydına girdiği 27/12/2021 tarihinden (idareye başvuru dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunularak idarenin bu konuda öncesinde temerrüde düşürülmüş olması nedeniyle) itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesi kararının, ıslah talebiyle idarenin temerrüde düşürüldüğü tarih olan (05/01/2022) tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinde isabet görülmemiştir." kısmının, "..., davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarının idareye başvuru tarihi olan 12/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği de açıktır." şeklinde; hüküm fıkrasında yer alan; "...davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarı için yasal faiz başlangıcının ıslah dilekçesinin, mahkeme kaydına girdiği 27/12/2021 tarihi olarak düzeltilmesine" kısmının, "...davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarı için yasal faiz başlangıcının idareye başvuru tarihi olan 12/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilerek kararın onanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz istemlerinin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının;<br>a) temyize konu kararın 6 numaralı paragrafında yer alan; "...davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarları için yasal faiz talebini içeren ıslah dilekçesinin mahkeme kaydına girdiği 27/12/2021 tarihinden (idareye başvuru dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunularak idarenin bu konuda öncesinde temerrüde düşürülmüş olması nedeniyle) itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesi kararının, ıslah talebiyle idarenin temerrüde düşürüldüğü tarih olan (05/01/2022) tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinde isabet görülmemiştir." kısmının, "..., davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarının idareye başvuru tarihi olan 12/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği de açıktır." şeklinde;<br>b) hüküm fıkrasında yer alan; "...davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarı için yasal faiz başlangıcının ıslah dilekçesinin, mahkeme kaydına girdiği 27/12/2021 tarihi olarak düzeltilmesine" kısmının, "...davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarı için yasal faiz başlangıcının idareye başvuru tarihi olan 12/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilerek ONANMASINA, <br>3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından ilgili tarafa iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 27/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
ruhsat