<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/1274 E.  ,  2025/4248 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/1274<br>Karar No : 2025/4248 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Balıkçılığı Yatırım ve <br> Pazarlama Anonim Şirketi<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br> Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Genel Müdürlüğü / ...<br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Kütahya ili, Çavdarhisar ilçesi, ... Köyü sınırları içinde entegre alabalık üretim tesisi işletmeciliği yaptığı, sel ve taşkınları önlemek amacı ile inşa ettirdiği dere yatağı üzerindeki betonarme yapının hiçbir önlem alınmadan ve yerine başka bir yapı yapılmadan yıktırılması sonrasında Gökler deresinin iki defa taşması sonucu bir milyondan fazla balığın ölmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 100.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 377.550,00 TL) maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı şirket tarafından, Kütahya İli Çavdarhisar İlçesi, ... Köyü sınırları içinde Kocasu Deresi kenarında kurulmuş alabalık tesisinin, Gökler Deresi’nden gelen sel sularının ve rusubi malzemenin balık üretme tesisinin suyunu kullandığı Kocasu Deresi’ne karışmasını önlemek amacıyla Gökler Deresi üzerinde izinsiz betonarme köprü inşa edildiği ve bu yapının izinsiz olduğu gerekçesi ile yıktırıldığı, Mahkemelerinin ... tarih ve E...,K... sayılı ve ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararlarıyla yıktırılan bu köprünün usul ve yasaya aykırı bir şekilde izinsiz olarak inşa edildiğinin kesin bir şekilde belirlendiği, bu köprü yıkılınca Gökler Deresi’nin getirdiği sel sularının Kocasu Deresi’ne karıştığı ve rusubi malzeme ile (sediment ve askı maddesi ile ) kirlenen sular alabalık üretim tesisindeki balıkların ölmesine sebep olduğu, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün “Taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek”, “Sulak alanları ıslah etmek, erozyon ve rüsubat kontrolü ile ilgili etüt ve planlama işlerini yapmak veya yaptırmak, kendi tesislerini korumaya yönelik erozyon kontrolü maksatlı ağaçlandırma çalışmaları yapmak” görev ve yükümlülüklerinin bulunduğu, anılan köprü yıkılınca yaşanan taşkın olaylarının balık ölümlerine yol açması üzerine Devlet Su İşleri tarafından yeniden köprüyü inşa ettiği, bu durumun köprünün sel ve taşkına karşı alabalık üretim çiftliğini ve bölgedeki tarlaları koruduğunun ve idarenin yanlış değerlendirmelerinin yaşanan taşkınlara sebep olduğunun Devlet Su İşleri tarafından zımni olarak kabulü anlamına geldiği, davalı idarece sel ve taşkınları önlemek amacıyla gerekli önlemler alınmadan söz konusu köprünün yıktırıldığı dolayısıyla dava konusu alabalık tesisinde taşkın sebebiyle davalı idarenin hizmet kusuru olduğu, diğer taraftan mevzuat hükümleri uyarınca dere yataklarına izinsiz müdahalenin yasak olduğu da açık olduğu, davacı şirketin söz konusu köprüyü yapmadan önce ilgili makamlara başvurarak gerekli izinleri almak zorunda olduğu, aksi bir durum kamuya ait kaynakların, alanların ve zenginliklerin kişilerce keyfi kullanımına yol açacağının tartışmadan vareste olduğu, böylelikle davacı şirketin gerekli önlemlerin alınması için izlemesi gerekli olduğu yasal prosedürü izlemeyerek zararın oluşmasında sorumlu olduğu, dava konusu zarardan davacı ve davalı tarafların ortak ve eşit sorumlulukları bulunduğu, 17/08/2017-22/08/2017 tarihlerinde meydana gelen sel ve taşkın sebebiyle davalı şirkete ait alabalık tesisindeki balık ölümleri dolayısıyla Kütahya İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkililerince hasar tespiti yapıldığı, 23/08/2017 tarihinde tutulan hasar tespit tutanağına göre yaklaşık olarak 20-50- gr arası 952.000 adet, 150-250 gr arası 194.000 adet, anaç balık (1kg civarı) 8.150 adet balığın zayi olduğunun tespit edildiği, Mahkemelerince 28/06/2019 ve 07/08/2019 tarihli ara kararlarıyla Kütahya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden; alabalık tesislerinden 17/08/2017-22/08/2017 tarihleri arasında 20-50 gr arası, 150-250 gr ve 1 kg civarı alabalıklar için Müdürlükleri bünyesinde bu konudaki uzman personel tarafından 2017 yılı Ağustos ayı için 20-50 gr arası yavru, 150-250 gr arası ve 1kg civarı alabalıkların tane bazında olabilecek yaklaşık değerinin varsa emsal satış değerleri de dikkate alınarak ayrı ayrı tespit edilerek dava dosyasına gönderilmesinin istenilmesi üzerine İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün 28/08/2019 tarihli cevabi yazında 2017 yılı Ağustos ayı için 20-50 gr arası yavru alabalık adet fiyatı 0,30 kuruş, 150-250 gr arası porsiyonluk alabalık adet fiyatı yaklaşık 2 TL ve 1kg civarı alabalık adet fiyatının 10 TL olduğunun bildirildiği, Kütahya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden alınan birim fiyatlar doğrultusunda yapılan hesaplama neticesinde; 20-50 gr arası yavru alabalık: 952.000 adet x 0.30 kuruş = 285.600,00 TL, 150-250 gr arası porsiyonluk alabalık: 194.000 adet x 2.00 TL = 388.000,00 TL, 1kg civarı alabalık: 8.150 adet x 10= 81.500-TL olmak üzere toplamda maddi zararın 755.100,00 TL olarak tespit edildiği 1/2 oranında kusur indirimi yapıldığında 377.550,00 TL tutarın idarenin kusuru nedeniyle sebebiyet verdiği zararları gidermek zorunda olduğunun belirlendiği, davacı şirket tarafından verilen miktar artırım dilekçesi de gözetilerek davanın kabulü ile 377.550,00 TL maddi tazminatın 100.000,00 TL'lik kısmı için dava dilekçesinin davalı idareye tevdiine karar verildiği Mahkemelerinin E:..., K:... sayılı kararının davalı idareye tebliğ edildiği 11/12/2017 tarihinden, 277.550,00 TL'lik kısmının miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 07/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince; davacının alabalık tesisini Kocasu Deresi üzerinde ve yanında projelendirdiği, davalı idarece yıkıma konu edilen yapının ise Gökler Deresinden gelen sel ve kirli suların Kocasu Deresine karışarak havuzları kirletmesi ve balıkların zarar görmesini önlemek için yapıldığı, bu yapının alabalık tesisinin gerekleri için projelendirilerek alınan izin ile yapılmadığı, idarece yapının anılan derenin feyezan debisini karşılamadığı, derenin kabarmasına neden olduğunun ileri sürüldüğü, izinsiz yapının yıkımına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davanın yargı yerince reddedildiği, bunun üzerine yapının bizzat davacı tarafından 17/07/2017 tarihinde yıkıldığı, bu süreçte davacı tarafından tesisinin gerektirdiği yapının projelendirilerek izne bağlanıp yapılmadığı, zararın nedeni Gökler Deresinden gelen suların kirlettiği havuzlarda balık ölümlerinin 17/07/2017 tarihinden sonra yaşandığı, zararın mevcut derelerin gereği gibi idarece ıslah edilmemiş olmasından ve yaşanan taşkından kaynaklandığı yolunda bir belirleme bulunmadığı, belirlemelerin zararın salt Gökler Deresinin getirdiği rusubi malzeme nedeniyle havuzlardaki kirlenmeden kaynaklandığı yolunda olduğu, davalı idarenin derelerin ıslahı bakımından olanakları ölçüsünde ve kamu yararının gerektirdiği alanlarda ıslah görevi bulunduğu, kişisel gereksinimlere özgü olarak ıslah sorumluluğu bulunmadığı, 2018 yılındaki değişikliklerle getirilen rüsubat kontrolü görevinin sulak alanlarla ilgili erozyonu önleme görevi yanında idareye yüklendiği, zararın yaşandığı alanın sulak alan nitelendirilmesinin bulunmadığı, davacının tesisi için yaptığı izinsiz yapının Gökler Deresi hezeyan debisini karşılayacak özellikte olmadığı, daha sonra yine davacı tarafından idareden onay alınarak yapılan yapının önceki yapıdan daha yüksek ve Gökler Deresini kabartmayacak biçimde yapıldığı gözönünde bulundurulduğunda; zararın nedeninin davacının alabalık tesisinin projelendirilmesinde eksikliklerden kaynaklandığı, tesisin konumlandırıldığı alanın su kaynaklarının ve rejiminin gerektirdiği kirlenmeyi önleyici yapıların davacı tarafından projelendirilerek yapılması gerektiği, davacının ticari tesisinin yararına özgü yapıların idarenin üstlendiği hizmet kapsamında değerlendirilemeyeceği, salt davacının tesisinin gerektirdiği yapıların yapılmamasından davalı idarenin sorumlu tutulamayacağı, zararın davacının kişisel kusurundan kaynaklandığı, bu durumun idarenin hukuksal sorumluluğunu ortadan kaldırdığı, davacının kişisel kusurundan kaynaklanan maddi zararlarından idarenin hukuksal olarak sorumluluğunun koşulları bulunmadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesince davanın reddi gerekirken; aksi yönde verilen kararda hukuksal isabet bulunmadığından davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, ... İdare Mahkemesince "davacının maddi tazminat isteminin kabulü" yolunda verilen ... tarih, E:..., K:... sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : <br> Davacı şirket tarafından, şirketlerinin Esatlar Kaynağından beslenen Kocasu deresinde balık üretimi yaptığı, Esatlar Kaynağı ile davacı şirkete ait balık üretim çiftliği arasında kaynaktan gelen Kocasu Deresine bağlanan Gökler Deresi mevcut olduğu, yağışlı zamanlarda dere taşkını ve sellere neden olduğu, pis suların Kocasu Deresi Kaynak Suyuna karışmasına sebebiyet verdiği, davacı şirket ve çevredeki köylüler tarafından taşkının önlenmesi amacıyla Gökler Deresinden gelen suyun tahliyesi için önlem alınmak durumunda kalınarak dere üzerine köprü yapıldığı, davalı idare tarafından yapılması gereken söz konusu köprünün tüm ısrarlara rağmen idarece tesis edilen işlem neticesinde taraflarınca yıktırılmak zorunda bırakıldığı, yapının yıktırılmasının ardından yaşanan 2 sel ve taşkın sonrasında davalı idare tarafından aynı yapının yaptırılmasının bir anlamda idarenin hizmet kusurunu kabul ettiği anlamına geldiği, Bölge İdare Mahkemesince idarenin kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br> Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen karar ile dava değeri dikkate alınarak idareleri lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. <br><br>TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacı şirketin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup; davacı şirket tarafından savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davacı şirketin temyiz isteminin kabulüyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Dava, Kütahya ili, Çavdarhisar ilçesi, ... Köyü sınırları içinde entegre alabalık üretim tesisi işletmeciliği yapan şirket tarafından, sel ve taşkınları önlemek amacı ile inşa ettirdiği dere yatağı üzerindeki betonarme yapının hiçbir önlem alınmadan ve yerine başka bir yapı yapılmadan davalı idarece tesis edilen işlem neticesinde taraflarınca yıktırılması neticesinde Gökler deresinin iki defa taşması sonucu bir milyondan fazla balığın ölmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 100.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 377.550,00 TL) maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. <br> İdare Mahkemesince 13/05/2019 tarihinde gerçekleştirilen keşif neticesinde düzenlenen 27/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda; uyuşmazlık konusu alabalık üretim tesisinin, Kütahya İli, Çavdarhisar İlçesi, ... Köyü sınırları içinde Kocasu Deresi kenarında kurulduğu, kaçınılmaz olarak sel ve taşkınların zarar verebileceği bir konumda olduğu, söz konusu tesisin sel ve taşkın tehlikesi ile karşı karşıya olduğu hususunun hem tesisin işletmecileri hem de kamu otoritelerince bilinmesinin gerektiği, işletme kurulup faaliyete geçtikten sonra tesis etrafında taşkınlara karşı etkili bir koruma sağlayacak ıslah çalışmalarının bölgede yaşandığı belirtilen taşkın olaylarının öncesinde yapıldığını gösteren herhangi bir emareye rastlanılmadığı, Gökler Deresi üzerinde yer alan ve izinsiz olduğu gerekçesi ile yıktırılan betonarme köprünün esas amacının Gökler Deresi’nden gelen sel sularının ve rusubi malzemenin balık üretme tesisinin suyunu kullandığı Kocasu Deresi’ne karışmasını önlemek olduğu, bu köprü yıkılınca Gökler Deresi’nin getirdiği sel suları Kocasu Deresi’ne karıştığı ve rusubi malzeme ile (sediment ve askı maddesi ile) kirlenen sular alabalık üretim tesisindeki balıkların ölmesine sebep olduğu alabalık tesisinin kendisinin sular altında kalmasının söz konusu olmadığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün görev ve yetkileri arasında “Taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek”, “Sulak alanları ıslah etmek, erozyon ve rüsubat kontrolü ile ilgili etüt ve planlama işlerini yapmak veya yaptırmak, kendi tesislerini korumaya yönelik erozyon kontrolü maksatlı ağaçlandırma çalışmaları yapmak” olduğu, ayrıca Başbakanlığın 2006/27 ve 2010/5 sayılı Genelgeleri gereğince de işletmeler dere yataklarına yapacakları yapılara ilişkin olarak Devlet Su İşleri’nin olumlu görüşünü almak zorunda olduğu, Devlet Su İşlerinin, yıkım kararına karşı açılan ... Esas Nolu dava süreciyle ve davacı tarafça kendilerine gönderilen 22/08/2017 tarihli yazıyla yıkılan köprünün kullanım amacı konusunda bilgi sahibi olduğu, bu köprü yıkılınca yaşanan taşkın olaylarının balık ölümlerine yol açması üzerine Devlet Su İşlerinin yeniden köprüyü inşa ettiği, bu durumun köprünün sel ve taşkına karşı alabalık üretim çiftliğini ve bölgedeki tarlaları koruduğunun ve idarenin yanlış değerlendirmelerinin yaşanan taşkınlara sebep olduğunun Devlet Su İşleri tarafından zımni olarak kabulü anlamına geldiği, öte yandan yukarıda bahsedilen Başbakanlık Genelgeleri gereğince dere yataklarına izinsiz müdahalenin yasak olduğu da açık olduğu, kira sözleşmesine bağlı olarak faaliyet gösteren bütün işletmeler gibi davacı taraf da söz konusu köprüyü yapmadan önce ilgili makamlara başvurarak gerekli izinleri almak zorunda olduğu, aksi bir durum kamuya ait kaynakların, alanların ve zenginliklerin kişilerce keyfi kullanımına yol açacağı, davacı şirket tarafından söz konusu işletmenin kurulu olduğu dere yatağında davaya konu 17/08/2017 ve 22/08/2017 tarihlerinde yaşanan taşkın olayından daha önce aynı bölgede yaşanan taşkın ve aşırı su gelmesi gibi mağduriyetler ile ilgili olarak alınması gereken önlemler için herhangi bir kurum ile resmi olarak yazışmada bulunulmadığı ve işletmenin kendi inisiyatifi ile çözüm yoluna gittiği, dava dosyasında yer alan, Emet Kaymakamlığı İlçe Malmüdürlüğü’nün 21/07/2016 tarihli, Kütahya Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün 28/07/2016 tarihli, Kütahya İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü’nün 29/07/2016 tarihli ve Kütahya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün 03/08/2016 tarihli yazıları söz konusu betonarme köprü için herhangi bir izin ve proje onayının bulunmadığını gösterdiği, söz konusu işletmeye ait kira sözleşmesinin 7. maddesine göre tesisin ruhsat izninin alındığındaki plan ve projelerine uymakla yükümlü olduğu, söz konusu izinsiz betonarme yapı inşaatı sebebiyle bu maddeye aykırı davrandığının anlaşıldığı, her ne kadar söz konusu betonarme yapı alabalık tesis sınırları içerisinde kalmasa da tesisi besleyen dere üzerine kurulması sebebiyle ve akan suyun yolunu ve üst kotunu değiştirebilecek olması sebebi ile dere üzerinde yapılan yapısal değişiklik ile ilgili onay alınması gerektiği belirtilerek yaşanan taşkın olaylarında ve balık ölümlerinde davacı ve davalı tarafların ortak ve eşit sorumlulukları olduğu sonucuna varıldığı belirlenmiştir. <br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin birinci fıkrasında "İdarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır.", son fıkrasında ise "İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralı yer almaktadır.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun doğrudan doğruya tam yargı davası açılması başlıklı 13/ 1 maddesi "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir <br>6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun'un ''Umumi hükümler'' başlıklı 1.maddesinde; bu Kanunun amacının; yerüstü ve yeraltı sularının zararlarını önlemek ve/veya bunlardan çeşitli yönlerden faydalanmak maksadıyla bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere; Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğine sahip, merkezi Ankara’da bulunan özel bütçeli bir kuruluş olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek olduğu belirtilmiştir.<br>4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu'nun 1. maddesinde; ''Yüksek seviye gösteren umumi ve hususi, kapalı veya akarsuların taşmasiyle su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan sahaların sınırları Nafıa Vekaletinin teklifi üzerine İcra Vekilleri Heyetinin kararı ile tesbit ve ilan edilir.'' hükmü, 2.maddesinde; ''Birinci madde hükümlerine göre tesbit ve ilan edilen sahaların sınırları içinde suların akmasına engel olan bina, tesisler, fidan, ağaç, set, savak gibi manialarla değirmen ve sulama arkları hakkında aşağıdaki hükümler tatbik olunur: a) Bina ve tesisler hakkında istimlak hükümlerine göre muamele yapılır. Bu bina ve tesislerin arsaları ve bitişik arazileri sahiplerinin faydalanabilecekleri durumda ise, bunların kıymetleri istimlak bedelinden indirilir ve arsa veya arazi sahiplerine terkedilir. b) Fidan, ağaç ve asmalıklarla esaslı bent ve savaklar belediye sınırı içinde ise belediye encümeninin, bu sınır dışında ise vilayet daimi encümeninin seçeceği üç vukuf ehli tarafından kıymetleri takdir edilerek, bedelleri sahiplerine peşinen ödendikten sonra kaldırılır veya yıkılır.'' hükmü, 3.maddesinde; ''Birinci madde hükümleri dairesinde tesbit ve ilan edilmiş olan sınırlar içinde tesisat, inşaat veya tadilat yapmak, fidan veya ağaç dikmek yasaktır. Müsaade verilmesi, Su İşleri Müdürünün, bulunmıyan yerlerde Nafıa Müdürünün fenni mahzur olmadığı hakkında rapor vermiş olmasına bağlıdır. Birinci fıkra hükmüne muhalif olarak izin istihsal edilmeden yapılan ve suyun akmasına veya su seviyesinin yükselmesine tesiri olan tesisat, inşaat veya tadilat, dikilen fidan veya ağaçlar mahalli Su İşleri Müdürünün, yoksa Nafıa Müdürünün teklifi üzerine valinin karariyle yıktırılır veya kaldırılır ve bu hususta yapılan masraflar sahiplerinden alınır.'' hükmü yer almaktadır.<br>6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un ''Umumi hükümler'' başlıklı 1.maddesinde; bu Kanunun amacının; yerüstü ve yeraltı sularının zararlarını önlemek ve/veya bunlardan çeşitli yönlerden faydalanmak maksadıyla bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere; Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğine sahip, merkezi Ankara’da bulunan özel bütçeli bir kuruluş olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek olarak belirtilmiş, ''Vazife ve salahiyetler'' başlıklı 2/1-maddesinde de; taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek görevleri arasında sayılmıştır.<br>09/09/2006 tarih ve 26284 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2006/27 sayılı Başbakanlık Genelgesinin 3. maddesinde "Dere yatakları üzerine her ne sebeple olursa olsun yapılacak köprü ve menfez gibi sanat yapıları ile dere yatakları üzerinden veya sınırından geçirilecek enerji nakil hattı, yol, petrol-doğal gaz boru hattı, telefon hattı, içme suyu ve kanalizasyon hatları ve benzerleri gibi çeşitli kuruluşlarca değişik maksatlı yapılar inşa edilmeden önce DSİ’nin ilgili Bölge Müdürlüklerinden mutlak surette görüş alınacak ve yapılacak tesislerin bu görüşe uygun olarak inşası sağlanacaktır. Yapılan müracaatlara DSİ tarafından 30 gün içinde cevap verilmemesi halinde uygun görüş verilmiş sayılacaktır." hükmü, aynı genelgenin 4. maddesinde "Kamu kurum ve kuruluşlarınca, köprü altındaki su akış kesitinin daralmasına sebebiyet veren ve su akışını engelleyen yapılar yapılmayacaktır. Özel ve tüzel kişilerce yapılmak ve yaptırılmak istenen bu tür yapılara da kesinlikle izin ve ruhsat verilmeyecektir. İlgili kurumlarca yapılan denetimler neticesinde su akış kesitinin daralmasına sebebiyet verdiği tespit edilen yapılar, imar mevzuatına göre mülki amirlerin sorumluluğunda yetkili belediye veya özel idare tarafından derhal kaldırılacaktır.'' hükmü yer almaktadır.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> İdare Mahkemesince gerçekleştirilen keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu taşkın ve sel sonrasında davalı idare tarafından yaptırılan köprünün, olay öncesinde davacı şirket tarafından yaptırılan ancak idarenin tesis ettiği işlem neticesinde davacı tarafından yıktırılan köprü gibi Gökler Deresinin getireceği taşkın suların Kocasu Deresine karışmadan Kocasu Deresinin üstünden geçmesini sağlayarak Kocasu Deresinin ötesine aktarılmasını amaçladığı, idare tarafından yaptırılan köprünün, davacı tarafından yaptırılandan 50 cm daha yüksek olması dışında kayda değer bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir.<br> Dava konusu olayda davacı tarafından yaptırılan köprünün idarece tesis edilen işlem neticesinde davacı tarafından yıktırılması sonrasında yaşanan taşkın olaylarının davacı şirketin de balık ölümlerine yol açması üzerine Devlet Su İşlerinin yeniden köprüyü inşa ettirilmesinin köprünün sel ve taşkına karşı alabalık üretim çiftliğini ve bölgedeki tarlaları koruduğunun ve idarenin yanlış değerlendirmelerinin yaşanan taşkınlara sebep olduğunun Devlet Su İşleri tarafından zımni olarak kabulü anlamına geldiği, öte yandan yukarıda bahsedilen Başbakanlık Genelgeleri gereğince dere yataklarına izinsiz müdahalenin yasak olması, kira sözleşmesine bağlı olarak faaliyet gösteren bütün işletmeler gibi davacı taraf da söz konusu köprüyü yapmadan önce ilgili makamlara başvurarak gerekli izinleri almak zorunda olduğu, aksi bir durum kamuya ait kaynakların, alanların ve zenginliklerin kişilerce keyfi kullanımına yol açacağı, davacı şirket tarafından söz konusu işletmenin kurulu olduğu dere yatağında davaya konu 17/08/2017 ve 22/08/2017 tarihlerinde yaşanan taşkın olayından daha önce aynı bölgede yaşanan taşkın ve aşırı su gelmesi gibi mağduriyetler ile ilgili olarak alınması gereken önlemler için herhangi bir kurum ile resmi olarak yazışmada bulunulmadığı ve işletmenin kendi inisiyatifi ile çözüm yoluna gittiği, dava dosyasında yer alan, Emet Kaymakamlığı İlçe Malmüdürlüğü’nün 21/07/2016 tarihli, Kütahya Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün 28/07/2016 tarihli, Kütahya İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü’nün 29/07/2016 tarihli ve Kütahya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün 03/08/2016 tarihli yazıları söz konusu betonarme köprü için herhangi bir izin ve proje onayının bulunmadığını gösterdiği, söz konusu işletmeye ait kira sözleşmesinin 7. maddesine göre tesisin ruhsat izninin alındığındaki plan ve projelerine uymakla yükümlü olduğu, söz konusu izinsiz betonarme yapı inşaatı sebebiyle bu maddeye aykırı davrandığının anlaşıldığı, her ne kadar söz konusu betonarme yapı alabalık tesis sınırları içerisinde kalmasa da tesisi besleyen dere üzerine kurulması sebebiyle ve akan suyun yolunu ve üst kotunu değiştirebilecek olması sebebi ile dere üzerinde yapılan yapısal değişiklik ile ilgili onay alınması gerektiğinden davacının da zararın oluşumunda kusurunun dava konusu taşkın olaylarında ve balık ölümlerinde davacı şirketin meydana gelen maddi zararın, idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun kabulü ile davacı şirketin müterafik kusuru dikkate alınarak karşılanması gerekmektedir.<br> Öte yandan işbu bozma kararına uyulmak suretiyle karar verilmesi durumunda, davacı şirketin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığı gözetilerek aleyhe hüküm verme yasağı ilkesi uyarınca verilecek yeni kararda davalı idare aleyhine hükmedilecek maddi tazminat tutarının usuli kazanılmış hak ilkesi gereğince 377.550,00 TL'yi aşmaması gerektiği hususunda duraksama bulunmamaktadır.<br> Ayrıca uyuşmazlıkta; Dairemiz bozma kararı dikkate alındığında, maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, hükmedilecek maddi tazminat tutarındaki değişikliğin taraflarlar lehine hükmedilecek vekalet ücretini de değiştirecek olması nedeniyle davalı idarenin vekalet ücretine ilişkin temyiz istemine dair bu aşamada karar verilmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacı şirketin temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2. Davanın kabulüne ilişkin Kütahya İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/09/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. <br> <br><br>(X)- KARŞI OY :<br><br>Davanın kabulü yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının, hukuka uygun olduğu ve onanması gerektiği oyuyla, aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyoruz.<br><br><br><br> <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

ruhsat