<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/4570 E.  ,  2025/4324 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/4570<br>Karar No : 2025/4324 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVACI) ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı <br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...<br> Av. ...<br> <br>İSTEMİN KONUSU : .. Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Afyonkarahisar ilinde bulunan "..."nda ... plakalı aracı ile faaliyet gösteren ...'ın 06/09/2020 tarihinde vefat etmesi sonrasında, mirasçılarının, hattın ve aracın davacıya devredilmesi istemiyle yaptıkları başvuru üzerine tesis edilen, söz konusu minibüs hattının (Afyonkarahisar Belediyesi Ticari Hatlı Minibüslerin Çalışma Yönetmeliği'nin 5 maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin Yetki ve İmtiyazları Başlıklı" 15. maddesi gereğince belirtilen süreye bağlı olarak hat tahsisi yapıldığı 28/08/1980 tarihinden itibarıyla geriye kalan süre dikkate alındığında) 27/08/2029 tarihine kadar toplu taşıma hizmeti vermek üzere ...'ın vârisleri üzerinden davacıya devir işlemlerinin yapılmasına ve davacının 60 gün içerisinde Yönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeler ile başvurması halinde çalışma ruhsatı düzenlenmesine ilişkin Afyonkarahisar Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; özel şahıslar tarafından yürütülen şehir içi toplu taşıma hizmetlerinin imtiyaz niteliğinde olduğu konusunda duraksama bulunmadığı, ancak 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 13/07/2005 tarihine kadar, bu faaliyetlerin ne şekilde ve hangi esaslara göre yapılacağına ilişkin yeterli ve gerekli yasal düzenlemeler bulunmamasına rağmen korsan taşımacılık ya da fiilen minibüs taşımacılığı faaliyetlerinin de yurt sathında yoğun olarak mevcut olduğu, uygulanagelen bu fiili duruma resmiyet kazandırılması, korsan taşımacılığın önlenmesi ve şehir içi minibüs taşımacılığı hizmetlerinin belli bir düzen, denetim ve kontrol altına alınması zaruretinin hasıl olması üzerine, ilk önce 86/10533 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yetkilendirilmiş idari organlarca tahdit kararı alınan ve hak sahiplerine devir ve satış hakkı tanıyan belediye sınırları dahilinde hizmet veren tescilli plakaların yani tahditli şehir içi ticari özel minibüs hatlarının ihdas edildiği, yapılan bu düzenlemede tahditli minibüs hatları için herhangi bir süre öngörülmezken bu hatlar ile ilgili her türlü görev ve yetkinin, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na atfen bulunduğu yere göre il veya ilçe trafik komisyonlarına bırakıldığı, bu süreç içerisinde olaya ilişkin olarak başkaca bir düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla bu kapsamda tahditli minibüs hattı olanlar açısından imtiyaz müessesi ile bağdaşmasa da ucu açık belirsiz süreli bir kazanılmış bir hak doğduğu, dava konusu minibüs hattının da bu kapsamda olduğu, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 13/07/2005 tarihine gelindiğinde ise, ilk defa toplu taşıma hizmetlerinin kamu hizmeti ve imtiyaz niteliğinde olduğuna açıkça vurgu yapıldığı ve bu hakkın 49 yılı geçmemek üzere imtiyaz yoluyla devredilebileceğinin ve devir işlemlerine onay verme konusunda belediyelerin yetkili olduğunun düzenlendiği, bir başka ifadeyle şehir içi toplu taşıma (ticari minibüsler dahil) hizmetleri konusunda il ve/veya ilçe trafik komisyonlarına ait yetkilerin tamamen yerel yönetimlere geçtiği, bu itibarla belediyelerin şehir içi özel minibüs hattı imtiyazını tahditli ya da tahsisli olarak kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olmak üzere belirleme ve düzenleme yetkisine sahip olduğu, dava konusu olayda, davacı tarafın geçmişten beri süre gelen kazanılmış bir imtiyaz hakkının olduğu ve bu hakkın yasalarla öngörülmüş belirli bir süre devam edeceği konusunda haklı bir beklentisinin olduğu kabul edilmekle birlikte, özel ulaşım hattı imtiyaz hakkının ihdas edildiği tarihte herhangi bir süre öngörülmemiş olması bu hakkın ilanihaye (süresiz) devam edeceği anlamına da gelmediği, aksi yönde bir değerlendirmenin, davalı belediyenin asli ve sürekli görevi olan toplu taşıma hizmetlerinin özel kişilere süresiz olarak devri anlamına geleceği, bu durumun da kamu hizmeti mantığı ve söz konusu hizmetin mahiyeti ile bağdaşır olmadığı, yasalarla öngörülmüş kamu hizmetinin tamamen ve süresiz olarak özel kişilere devredilmesinin sunulan hizmetin kamusal hizmet vasfına halel getirecek bir durum olduğu, davalı belediye, imtiyaz niteliğinde olan şehir içi ticari minibüs hatları taşımacılığı ile ilgili her türlü yetkiye sahip olmakla birlikte, bu yetkinin 13/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu ile belediyelere verildiği ve bu tarihten önce usulüne göre alınmış tahditli minibüs hattı sahiplerinin kazanılmış haklarının da bulunduğu gözetildiğinde, davalı belediyeye verilen bu yetkinin, kanunların geriye yürümezliği ilkesi gereğince 13/07/2005 tarihinden öncesine ait kazanılmış haklara halel getirecek şekilde uygulanmasının mümkün olmadığı, ancak imtiyazların süresiz olduğu şeklindeki düşüncenin de imtiyaz müessesesinin özüne aykırı olması ve imtiyaza konu kamu hizmetini yürütmekle yetkili ve görevli olan idarenin imtiyaz verme görev ve yetkisinin elinden alınması sonucunu doğuracak nitelikte olması nedenleriyle kabul edilemeyeceği, bir tarafta davacının kazanılmış hakkı ve bu hakkın belirli bir süre devam edeceği yönündeki haklı beklentisi ile diğer tarafta davalı idarece sınırlı süreli tanınabilen imtiyaz hakkı arasındaki menfaat ve hak dengesinin gözetilmesi gerektiği, bu anlamda davalı idarece 49 yıl öngörülen minibüs hattı imtiyaz süresinin minibüs hattının ilk ihdas edildiği 1980 yılından başlatılmasının yasal bir dayanağının bulunmadığı, zira azami 49 yıl öngörülen toplu taşıma imtiyaz süre sınırlamasının 5393 sayılı Kanun ile 2005 yılında mevzuata kazandırıldığı, dolayısıyla 2005 yılında yürürlüğe giren kuralın geçmişe teşmil edilerek uygulanmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine aykırı olacağı gibi hukuk devletinin temel bir ilkesi olan hukuki belirlilik ilkesine de aykırılık teşkil edeceği, bu sebeple dava konusu minibüs hattına ait davalı idarece tanınan imtiyaz süresinin 27/03/1974 tarihinden başlatılmasının yerinde olmadığı, toplu taşıma imtiyaz süre sınırlamasını öngören 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 13/07/2005 tarihinden itibaren geçerli olmak (başlatılmak) üzere 49 yılı geçmemek kaydıyla davalı idarece öngörülen süre ile sınırlanabileceği, toplu taşıma hizmetlerinde imtiyaz süresini düzenleyen (ihdas eden) 5393 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 13/07/2005 tarihi milat kabul edilerek ve 2005 yılı öncesi süre dikkate alınmaksızın imtiyaz süresi sınırı belirlenmesi gerekmekte iken, bir başka ifadeyle imtiyaz başlangıç tarihi 13/07/2005 olarak belirlenmek suretiyle süre hesabına gidilmesi gerekmekten iken, bu hususlara riayet edilmeksizin ... plakalı aracı ile faaliyet gösteren muris ...'ın 06/09/2020 tarihinde vefat etmesi sonrasında mirasçılarının, hattın ve aracın davacıya devredilmesi istemiyle yaptıkları başvuru üzerine 49 yıllık imtiyaz süresinin toplu taşıma hat tahsisinin ilk yapıldığı 28/08/1980 tarihinden başlatılarak 27/08/2029 tarihine kadar sınırlı olmak üzere muris ...ın mirasçıları üzerinden davacıya devir işlemlerinin yapılmasına ilişkin dava konusu Afyonkarahisar Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br> 1-Davalı idare tarafından, toplu taşıma yapmak ve bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dâhil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek bunun yanı sıra kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek yetkisinin belediyelere bir yetki ve imtiyaz olarak verildiği, Afyonkarahisar ilinde toplu taşıma hizmetlerinin şoför esnafına ait minibüsler ve özel halk otobüsleri tarafından 1973 yılından itibaren bireysel olarak ve belediye otobüsleri tarafından Belediye ve İl Trafik Komisyonu kararları doğrultusunda yürütüldüğü, 1985 yılında Karayolları Trafik Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile düzensiz ve disiplinsiz olarak hatlarda çalışan minibüslerin disiplin altına alınması, korsan taşımacılığın önlenmesi, fiilen çalışan şoför esnafının haklarının korunması amacıyla taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına verilecek ticari plakaların sayısı ve verilme usullerinin tespit edilmesi amacıyla 10553 Sayılı Ticari Plakaların Verilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında 02/04/1986 tarihli 86/10553 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı alındığı, davaya konu hattın ikame ediliş tarihi (1980 yılı) itibarıyla yürürlükte bulunan mülga 1580 sayılı Kanun'un hükümleri ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun ilgili hükümleri göz önüne alındığında yapılan işlemin usul ve yasaya uygun olduğu, her iki yasada da mülkiyet hakkı değil bir imtiyaz olarak düzenlenen taşımacılık işinin her iki Kanun'da da belirli sürelerle imtiyaz olarak devredilebileceğinin hükme bağlandığı, imtiyaz olarak düzenlenen ve kamu yararı gözetilen taşımacılık işinin bir yatırım aracı olamayacağı, temyize konu kararın bozulması gerektiği, Mahkemece davacının 2005 öncesi çalışmalarının dikkate alınmadığı, önemli yatırımlarda dahi belediyelere verilen imtiyazların devrine ilişkin kırk seneyi geçmemek üzere azami süre belirlemiş olması karşısında taşımacılık imtiyazının devrinde de bu süreyi evleviyetle gözeteceğinin açık olduğu, bu nedenle imtiyazın devrine ilişkin hem 1580 sayılı Kanun hem de 5393 sayılı Kanun'da hüküm bulunduğu, Mahkemece 5393 sayılı Kanun'un yürürlüğe girişinin başlangıç olarak kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, minibüs hattı alıp taşımacılık yapanların değişik tarihlerde taşımacılık yapmaya başladığı, istinafa konu karar ile tüm minibüs taşımacılığı yapanların taşımacılık yapma sürelerinin eşitlendiği, önceki yapılan taşıma süresinin göz ardı edildiği, 40 yıl taşımacılık yapılan hat ve 20 yıl taşımacılık yapılan hat bakımından sürelerin eşitlendiği, Mahkeme kararı nedeniyle taşımacılık yapanlar<br>arasında eşitsizlik oluşturulduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br> 2- Davacı tarafından, Afyonkarahisar Belediye ve Mücavir alan sınırları içinde 1980 yılından beri 1986/10553 sayılı BKK hükümlerine göre ticari tahditli ve hatlı olarak taşımacılık yapan babası ...'ın 06/09/2020 tarihinde vefat ettiği ve ... plakalı tahditli ve hatlı minibüsün adına tescil edildiği, minibüs hakkında çalışma ruhsatı almak için davalı idareye müracaat ettiği, dava konusu olayla ilgili karar alma yetkisinin 13/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 sayılı Kanun'un 15/p ve 84. maddeleri uyarınca davalı idareye geçtiği, babasından intikal eden ... plakalı ticari minibüsün tahditli ve hatlı bir minibüs olduğu, tahsisli plakalar müktesep hak teşkil etmemekle birlikte kendi hattında olduğu gibi tahdit getirilen plakaların müktesep hak teşkil ettiği, bu yönde birçok Danıştay ve idari yargı kararı bulunduğu, birçok Danıştay kararında ve konuyu düzenleyen 1986/10553 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında tahditli araçlara "M" plakası verilmesi gerektiğinin ve sadece ilçe içi tahditli araçların kazanılmış hakkı bulunduğunun belirtildiği, mirasçı olarak söz konusu hat ve güzergah üzerinde kazanılmış hakkı bulunduğu, kazanılmış hakkın kullanılmasını ortadan kaldıracak nitelikteki dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu, işleme dayanak olarak gösterilen mevzuat maddelerinde ticari tahditli "M" plakalı minibüslerin en fazla 49 yıl çalışabilecekleri yönünde tek bir düzenleme bulunmadığı, hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırı olacak şekilde yürürlükte olmayan yönetmelik hükmüne dayanıldığı, davalı idarenin işleme gerekçe olarak gösterdiği 5393 sayılı Kanun'un 15. maddesinde, toplu taşıma hizmetlerinin Danıştayın görüşü ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kararıyla süresi kırkdokuz yılı geçmemek üzere imtiyaz yoluyla devredebileceği öngörülmesine rağmen davalı idarece imtiyazın 49 yıllığına devrine yönelik bakanlık onay kararı bulunmadığı gibi davalı idarenin bu konuda bakanlığa bir başvurusu dahi bulunmadığı, 2005 yılında yürürlüğe giren kanun maddesi ile 1980 yılından itibaren hesaplama yapılmakta olduğu ve Kanunun 25 yıl geriye işletildiği, bu durumun ise kanunların geriye yürümezliği ilkesine açıkça aykırı olduğu ileri sürülerek mahkeme tarafından verilen iptal kararının lehine olacak şekilde gerekçeli olarak onanmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, istemin reddi ile mahkeme tarafından verilen iptal kararının gerekçesinin lehine düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği savunulmuş, Davalı idarece davacının temyiz isteminin reddi ile kararın bozulması gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br> İNCELEME VE GEREKÇE: <br> MADDİ OLAY : <br>Afyonkarahisar ilinde bulunan "... Minibüs Durağı"nda ... plakalı aracı ile faaliyet gösteren ...'ın 06/09/2020 tarihinde vefat etmesi sonrasında, mirasçılarının, hattın ve aracın davacıya devredilmesi istemiyle yaptıkları başvuru üzerine tesis edilen, söz konusu minibüs hattının (Afyonkarahisar Belediyesi Ticari Hatlı Minibüslerin Çalışma Yönetmeliği'nin 5 maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin Yetki ve İmtiyazları Başlıklı" 15. maddesi gereğince belirtilen süreye bağlı olarak hat tahsisi yapıldığı 28/08/1980 tarihinden itibarıyla geriye kalan süre dikkate alındığında) 27/08/2029 tarihine kadar toplu taşıma hizmeti vermek üzere ...'ın vârisleri üzerinden davacıya devir işlemlerinin yapılmasına ve davacının 60 gün içerisinde Yönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeler ile başvurması halinde çalışma ruhsatı düzenlenmesine ilişkin Afyonkarahisar Belediye Meclisi'nin 01/06/2021 tarih ve 228 sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 7. maddesinin (f) bendinde; "Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek. " (p) bendinde; Büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek. (Ek cümle: 16/5/2018-7144/14 md.) Büyükşehir içindeki toplu taşıma hatlarıyla ilgili olarak; şehir merkezine olan uzaklık, nüfus ve hattı kullanan sayısı kriterleri esas alınarak tespit edilecek hatlarla ilgili toplu taşıma hizmetlerinin işlettirilmesine karar vermek." kuralı yer almaktadır.<br>5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesinin (f) bendinde; toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dâhil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek belediyenin yetki ve imtiyazları arasında sayılmış; aynı maddenin ikinci fıkrasında; belediyenin (e), (f) ve (g) bentlerinde belirtilen hizmetleri Danıştay'ın görüşü ve İçişleri Bakanlığı'nın kararıyla süresi kırkdokuz yılı geçmemek üzere imtiyaz yoluyla devredebileceği; toplu taşıma hizmetlerini imtiyaz veya tekel oluşturmayacak şekilde ruhsat vermek suretiyle yerine getirebileceği gibi toplu taşıma hatlarını kiraya verme veya 67. maddedeki esaslara göre hizmet satın alma yoluyla yerine getirebileceği kurala bağlanmıştır.<br> 2886 sayılı Kanun'un "Kapsam" başlıklı 1. maddesinde; genel bütçeye dâhil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin bu kanunda yazılı hükümlere göre yürütüleceği belirtilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Aktarılan mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, şehir içi trafik hizmetlerini yapma ve yaptırmanın belediyelerin görev ve sorumluluğunda olduğu, bu kapsamda, toplu taşıma yapmak amacıyla her türlü toplu taşıma sistemlerini kurma, kurdurma, işletme ve işlettirmenin belediyelerin yetki ve imtiyazında bulunduğu, toplu taşıma hizmetlerinin belediyelerce; imtiyaz verme, ruhsat verme, kiralama veya hizmet satın alma usullerinden birinin seçilmesi yoluyla gördürülebileceği anlaşılmaktadır.<br>Dava dosyası incelendiğinde, ... nolu ticari plakanın dava konusu minibüs hattında M.K. tarafından 28/08/1980 tarihinden itibaren toplu taşıma hizmeti yapılmasına izin verildiği, devamında 29/06/1981 tarihinden itibaren Ö.K.'a devredilmesi üzerine Ö.K.adına çalışma ruhsatının düzenlendiği, Ö.K. tarafından, 11/02/1985 tarihli dilekçe ile ... plakalı aracın ... plakalı araç ile, 14/07/1993 tarihinde ise anılan aracın ... plakalı araçla değiştirilmesi devamında 29/06/2009 tarihli başvuru üzerine ... plakalı aracın ... plakalı araçla değiştirilmesi taleplerine istinaden anılan plakaların değiştirilerek çalışma ruhsatının düzenlendiği, devamında Ö.K.'ın 06/09/2020 tarihinde vefat etmesi üzerine mirasçısı olan eşi ..., oğlu ... ve kızları ... ile 'ın 05/10/2020 tarihli dilekçeleri ile babaları Ö.K.adına kayıtlı bulunan ... plakalı hattın varisi olan ... üzerine devir işlemlerinin yapılması isteminde bulunmaları üzerine, söz konusu minibüs hattının 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesi ile Afyonkarahisar Belediyesi Ticari Hatlı Minibüslerin Çalışma Yönetmeliğinin 5. maddesi gereğince belirtilen süreye bağlı olarak hat tahsisinin yapıldığı 28/08/1980 tarihi itibariyle geriye kalan süre dikkate alınarak ... ticari plakaya ait minibüs hattının 27/08/2029 tarihine kadar toplu taşıma hizmeti vermek üzere ...'ın varisleri ..., ... ve üzerinden diğer mirasçı ... üzerine devir işlemlerinin yapılmasına ilişkin Afyonkarahisar Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının tesis edildiği görülmektedir.<br>Anayasa Mahkemesi'nin 07/04/2021 tarih ve 2018/20720 başvuru numaralı kararında; yolcu taşımaya ilişkin minibüs hattı tahsisinin iptali nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin yapılan başvuruda, uzun yıllardan beri yolcu taşımacılığı imtiyazını elinde bulunduran başvurucuların alınan karar öncesinde bilgilendirilmediği, yeni duruma kendilerini hazırlayabilmeleri yönünde bir imkân sahibi olmadıkları, idarenin herhangi bir uyarı yapmadan ve geçiş süresi de öngörmeden bir anda almış olduğu karar ile başvurucuların toplu taşıma faaliyetinin sona erdirildiği, başvurucuların bu kararın alınma sürecinde herhangi bir etkisi de olmadığı, idarenin başvurucuların etki etmesinin mümkün olmadığı ve tek taraflı olarak almış olduğu kararla ekonomik bir değer teşkil eden imtiyazı kendisinin belirlediği bir zamanda iptal ettiği, bu hususun imtiyaz sahibi olan başvurucular yönünden öngörülemez bir durum olduğu, başvurucuların bu nedenle karşılaşacakları muhtemel zararların tazmini amacıyla herhangi bir tedbir almadığı, hak sahiplerine faaliyetlerini sürdürebilecekleri başka bir alan da gösterilmediği, bütün bu hususlar bir araya geldiğinde imtiyaz sahiplerine iptal sonrasında oluşacak yeni duruma uyum göstermeleri için süre ve imkân tanınmadan, iptalin olası sonuçları hakkında herhangi bir önlem almadan ve daha da önemlisi iptalden önce buna ilişkin objektif koşullar belirlemeden imtiyazın sona erdirilmesi bütün külfetin başvuruculara yüklenmesi sonucunu doğurduğundan başvurucuların mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucular aleyhine bozulduğu sonucuna varıldığı belirtilmiştir.<br>Bu durumda, mevzuat hükümlerinin ve anılan Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; her ne kadar Ö.K.'ın mirasçısı konumunda bulunan davacıya ilişkin toplu taşıma hizmet verme süresinin 2029 yılında sona erdirilmesinin bütünüyle hukuki dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülmez ise de idarenin bu yetkisini ne şekilde kullandığı, bu yetkinin kullanılma zamanı uzun süredir bu hizmeti vermekte olan davacının kendisi bakımından hizmetin sonlandırılması işlemine hazırlıklı olup olmadığı ve idarenin telafi edici önlemler alıp almadığı hususları önem arz etmektedir.1980 yılından itibaren dava konusu hatlarda taşımacılık yapan Ö.K.'ın varislerinin karar öncesinde bilgilendirilmediği ve yeni duruma kendisini hazırlayabilmesi yönünde bir imkâna sahip olamadığı açık olup, idare herhangi bir uyarı yapmadan ve geçiş süreci öngörmeden davacıların devir işlemleri maksadıyla yaptığı başvuru üzerine almış olduğu karar ile davacının toplu taşıma hizmet verme süresinin 2005 yılında yürürlüğe giren yasal düzenleme uyarınca ilk tahsisin yapıldığı tarihten itibaren geriye dönük olarak 49 yıl şartı öngörmek suretiyle anılan sürenin bitiminde sona erdirilmesi yönünde işlem tesis etmiştir. Davalı idare, davacının etki etmesinin mümkün olmadığı ve tek taraflı aldığı karar ile ekonomik bir değer teşkil eden minibüs hatlarına ilişkin toplu taşıma hizmet verme süresini yapılan başvuru neticesinde kendisinin belirlediği bir zaman diliminde olmak üzere iptal ederek mirasçı davacı bakımından öngörülemez bir duruma yol açmıştır.<br>Bu itibarla, toplu taşıma hizmet verme süresinin bittiğinden bahisle ticari plakasının Belediye Başkanlığı uhdesinde bırakılması sonrasında oluşacak yeni duruma uyum göstermeleri için davacılara makul bir geçiş süreci ve imkânı tanınmadan, hizmetin durdurulmasının muhtemel sonuçları hakkında herhangi bir tedbir alınmadan tesis edilen dava konusu işlemde, hukuka uygunluk bulunmamaktadır. <br>Bu bakımdan, sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu anlaşılan temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, yukarıda aktarılan gerekçe ile onanması gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin kabulüne, <br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, <br>3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden ...-TL harcın istemi halinde davalı idareye iadesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,<br>5. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>6. Kesin olarak, 05/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br><br><br></font></p></body></html>

ruhsat