<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2024/3773 E.  ,  2025/1299 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2024/3773<br>Karar No : 2025/1299 <br><br>TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) :1- ... 4-... <br> 2- ... 5- ...<br> 3- ... 6- ... <br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Elektrik Üretim Anonim Şirketi <br> ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Muğla İli, Bodrum İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... sayılı parsellerde gerçekleştirilmesi planlanan “4 MWe/ 4,80 MWm Kurulu Güce Sahip Güneş Enerji Santrali (Yardımcı Kaynak)" projesine ilişkin olarak Muğla Valiliği tarafından verilen... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda, her ne kadar Flora Fauna açısından yapılan değerlendirmede dava konusu bölgede maki topluluğunun bulunduğu endemik tür bulunmadığı, proje alanının dışına çıkılması durumunda endemik türlere rastlandığı, proje alanının doğal flora ve fauna yapısının korunduğu alanlar olduğu, projenin yapılacağı arazinin eğimli olması nedeniyle arazi yüzeyinde yapılacak tesviye ve düzeltmelerin fauna yapısını bozacağı, bu durumun tür çeşitliliğini olumsuz etkileyeceğini, bu durumun önüne geçilmek üzere alınacak tedbirlere yer verilmediği, inşaat sürecinde toz, gürültü ve habitat kaybı olacağı, farklı mevsimleri kapsayan arazi çalışması yapılmayarak sadece literatür bilgilerin yer aldığı nedenleri ile projenin uygun olmadığı; Ziraat Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede de, proje alanının kuru marjinal tarım arazisi olduğu, toprak derinliği ve eğimi nedeniyle VI.-VII. sınıf arazi kullanım yetenek sınıfları arasında yer aldığı, toprak işlemi tarım yapılmasına uygun olmasa da zeytin yetiştiriciliği yapılabilme ihtimalinin olduğu, projenin mevcut doğal bitki örtüsünü tamamen yok edeceği, yapılacak dolgu ve kazılardan dolayı su erozyonunun artırması nedeni ile tarım alanlarını olumsuz etkileyeceği, arıların tozlaşması ve kuş ve böceklerin nasıl etkileneceğinden bahsedilmemesi nedenleri ile projenin uygun olmadığı şeklinde görüş beyan edilmiş ise de; proje alanında endemik ve herhangi bir tehlike sınıfına ait türe rastlanılmadığı, raporda literatür çalışmaları baz alınarak proje alanı dışında olması muhtemel türler olduğunun belirtildiği, buna karşın çevre mühendisi tarafından yapılan değerlendirmelerde inşaat aşamasındaki toz emsiyonları, gürültü gibi kaynakların çevresel etkileri incelenerek Nihai Proje Tanıtım Dosyası’nda verilen bilgilerin uygun olduğunun belirtildiği, yine proje tanıtım dosyasında proje alanında yapılacak kazılardan elde edilen malzemenin tekrar aynı alanlarda dolgu malzemesi olarak kullanılacağı ve bitkisel toprak sıyrılıp montaj bittikten sonra tekrar alana serileceğinin de belirtildiği, bunun ise habitat kaybını minimize edeceği, inşaat bilirkişisince de ifade edildiği üzere sıyrılan malzemenin tekrar alana serileceği için yağışların proje alanına ve dışına zarar vermesinin önüne geçileceği, biyoloji bilimi (flora fauna) açısından ve ziraat mühendisliği açısından yapılan değerlendirmelerin genel ve olasılığa dayalı değerlendirmeler olduğu, bununla birlikte anılan hususların projeden elde edilecek kamu yararının çevre üzerindeki maliyetine kıyasla düşük olduğunu ortaya koyar nitelikte olmadığı gerekçesiyle raporun bahsi geçen kısımlarına itibar edilmemiş, kalan kısımlar yönünden ise hükme esas alınabilir yeterlikte bulunmuştur.<br> Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir yeterlikte bulunan kısımlarının dosyada bulunan bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesinden; Muğla İli, Bodrum İlçesi, ... Mevkiinde, ... ada, ... ve ... parsel numaralı taşınmazlar üzerinde ... Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan güneş enerjisi santraline ilişkin alanın taşlık, çalılık yamaç bir arazi olduğu, toplam 51.976,07 m2 yüzölçümlü bir alanı kapsadığı, güneş enerjisi santrali projesinin, bölgedeki enerji ihilyacını karşılamaya yönelik olarak tasarlandığı, söz konusu projenin güneş enerjisinin potansiyelini kullanarak, çevreye daha az zarar veren ve sürdürülebilir enerji üretimi sağlamayı amaçladığı, projenin çevreye etkisinin kabul edilebilir düzeyde olduğu, proje tanıtım dosyasında verilen bilgilerin bu anlamda yeterli düzeyde olduğu, mevcut RES'e yardımcı santral olarak kurulacak GES ile güneşten elde edilecek enerjinin belirtilen kapasiteye ulaşabileceği, buna ilişkin olarak ÇED dosyasında yeterli tespit ve araştırmaya yer verildiği, bu proje ile kurulacak güneş enerjisi santralinden yenilenebilir enerjiden elektrik üretiminin uygun olacağı, rüzgâr ve güneş enerjisinden hibrit olacak elektrik üretiminde, her iki sistemden kaynaklanan dezavantajlarının (rüzgarsız ve güneşsiz zamanlar gibi) ortadan kalkacağı, projenin inşaatı aşamasında destek sistemlerinin montajı, panel montajı ve kablolama ve kontrol ünitelerinin yerleştirilmesinde herhangi bir sakınca bulunmadığı, ayıca projenin uygulanacağı proje alanında herhangi bir taşınır-taşınmaz kültür varlığı tespit edilemediği, bu haliyle kamu yararı yönünden olumlu sonuçlarının olacağı gerekçeleriyle dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, bilirkişi raporunda bilirkişilerce farklı görüşlerin bildirildiği, Danıştay içtihatları uyarınca bu durumda bilirkişilerden ek rapor alınması gerektiği, görüş birliğiyle hazırlanmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, dava konusu işlemin hukuka aykırılığının bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu, harita mühendisi bilirkişinin proje sahsının eğimine ilişkin tespitinin gerçeği yansıtmadığı, güneş panellerinin yerleştirilebilmesi için arazinin bitki örtüsünden temizleneceği, yağmur suyunu tutacak hiçbir doğal engel kalmayacağı, arazi eğimi de düşünüldüğü zaman bunun büyük bir tehlike oluşturacağı, panellerin temizlenmesi için çok fazla su kullanılacağı, RES tesisinin içinde kurulması planlanan GES alanında rüzgar etkisinin minimize edilmesinin mümkün olmadığı, GES alanının yerleşim yerlerine yakın olduğu ve tarım alanlarının ortasında olduğu, bitki örtüsünün sıyrılmasının toz emisyonunu kalıcı biçimde artıracağı, güneş enerjisi panellerinde kullanılan metallerin ağır metal niteliğinde olduğu, bilirkişi raporunun Makine Enerji Sistemleri Mühendisliğine ilişkin kısmında projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmediği, inşaat mühendisi bilirkişi tarafından proje tanıtım dosyasındaki bilgilerin aktarılması ile yetinildiği, panel montaj işleminden çok basit bir işlem olarak bahsedildiği, arazinin en tepe noktasında arkeolojik sit alanının mevcut olduğu, proje sahasının SİT alanı içinde olmadığı ancak GES alanı sınırından başlayan bir arkeolojik sit alanının yapılacak hafriyat ve tesviyelerle, dolgularla tahrip olacağı, arkeolog bilirkişi tarafından yapılan incelemenin ve değerlendirmenin yetersiz olduğu, bilirkişi raporunun flora ve fauna ile tarımsal yapıya ilişkin kısmında dava konusu işlemin iptal edilmesi gerektiğinin net olarak ortaya konulduğu, bilimsel ve teknik uzmanlık gerektiren bir konudaki bilirkişi görüşünün, Mahkemece hatalı olarak nitelendirildiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : 1-Davalı İdare tarafından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.<br>2-Davalı Yanında Müdahil tarafından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin reddine,<br> 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br> 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 03/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br><br><br></font></p></body></html>

resim