<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2024/950 E.  ,  2024/4635 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2024/950<br>Karar No:2024/4635<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurulu<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ... tarihinde yayınlanan "..." adlı programda, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer verilen, "Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz" şeklindeki yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle 220.000,00-TL idari para cezası verilmesine ve program yayınının takdiren üç kez durdurulmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; "..." adlı programda bölücü terör örgütü tarafından Gaziantep ili, Karkamış ilçesine yapılan terör saldırısı ile ilgili olarak sunucu tarafından kullanılan; "Şimdi mesela buna işte harekata misilleme olarak PKK terörü diyebiliriz muhtemelen. Yani gene muhtemelen kaydıyla söylüyoruz ama şunu cinayet dedektifleri de siyasetçiler de bizler de hep bu kayıtla bakar ve söyleriz. Katilin motif denir hatta ona. Motivasyonu ne? Amacı ne? Yani eğer o motivasyonu bulursanız katile ulaşırsınız. Hem delilden ulaşırsınız hem de motivasyonu belirlersiniz. Şimdi durduk yerde böyle bir saldırı beklenmezdi ama şimdi diyebilirim ki ben bu harekattan sonra bir misilleme amacıyla ve öldürmek niyetiyle, evet senin de dediğin gibi PKK teröründen bahsedilebilir duruma gelmiş belli ki." ifadelerin yer aldığı, kullanılan bu ifadelerin kamuoyunu bilgilendirme amacının dışına çıkılarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyonları neticesinde bölücü terör örgütü tarafından terör eyleminin gerçekleştirildiği, bir başka ifadeyle, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yürütülmüş bir operasyon olmasa idi bölücü terör örgütü tarafından eylem gerçekleştirilmesinin beklenmeyeceği şeklindeki ifadelerin terör örgütlerinin asıl amaçlarının halk arasında panik, korku, stres ve gerilim yaratmak olduğu gerçeği göz ardı edilerek kullanıldığı, televizyon yayıncılığı yapan kişilerin ve kurumların terör eylemlerini haberleştirirken bu gerçeği göz ardı etmeden daha dikkatli bir biçimde ve terör örgütlerinin amacına hizmet etmeyecek ve yine faaliyetlerini meşrulaştırmayacak şekilde yayıncılık yapmaları gerektiği halde söz konusu ifadelerle terör örgütlerine karşı yürütülen operasyonların bu türden sonuçlarının olabileceği vurgusu yapılarak terör eyleminin gerekçelendirildiği, bir başka anlatımla, terör eyleminin sebep ve sonuçlarını anlaşılır kıldığı, bu durumda, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (d) bendinde yer alan ilkenin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin ceza kesebilme gayesiyle hareket ettiği, program sunucusunun ağzından çıkan her cümlenin çeşitli algı operasyonlarıyla çarpıtıldığı, olay değerlendirildiğinde programda terör eylemini, faillerini ve mağdurlarını terörün amaçlarına hizmet edecek sonuçlar doğuracak şekilde sunum yapılmadığının sabit olduğu, aksinin kabulü halinde söz konusu ifadeler toplumu rahatsız etse dahi ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, işlemin hukuka uygun olduğu, yaşanan elim terör olaylarının haber niteliği taşımakla beraber program sunucusu tarafından ifade edilen ifadelerin terör örgütlerinin asıl amaçlarının halk arasında panik, korku, stres ve gerilim yaratmak olduğu gerçeğini göz ardı edilerek kullanıldığı, program konuğunun ifadelerine yönelik program sunucusu tarafından herhangi bir müdahalede bulunulmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle; <br> 1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, <br> 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08/11/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br><br>(X) KARŞI OY :<br><br> Anayasa'nın 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” kuralına yer verilmiştir.<br> Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinde ise; “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...<br> Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu düzeni[nin], ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…” kuralı yer almıştır.<br> Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin “İfade özgürlüğü” başlığını taşıyan 10/1. maddesinde; “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir.” düzenlemesi yer almıştır.<br> 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesinde; “Basın özgürdür. Bu özgürlük, bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.<br> Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; ... kamu düzeni[nin]... korunması... amacıyla sınırlanabilir.” kuralı yer almıştır.<br> 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde; “Yayın hizmetleri, Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz.” ilkesi yer almıştır.<br> Dava konusu işleme konu edilen 21/11/2022 tarihli “...” isimli programda, program sunucusu olan ve aynı zamanda gazeteci kimliği bulunan ...'ın sarf ettiği ifadeler nedeniyle “terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz.” yayın ilkesini ihlal ettiğinden bahisle davacı yayın kuruluşuna idari para cezası verilmesi ve program yayınının üç kez durdurulması, ifade özgürlüğüne bir müdahale teşkil ettiği için, anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.<br> Anayasa Mahkemesi, “Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk” açısından “Genel İlkeleri” şu şekilde belirlemiştir: Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun[GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007). Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Orantılılık ise bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret etmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 59, 68).<br> Uyuşmazlıkta öncelikle, ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını ve bunu haklı göstermek için kamu makamları tarafından ortaya konan gerekçelerin ilgili ve yeterli görünüp görünmediğini tespit etmek gerekmektedir. Bu noktada çözümlemesi gereken mesele, program sunucusunun açıkladığı düşüncelerinin belirtilen yayın ilkesini ihlal olarak kabul edilip edilmeyeceğidir.<br> 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2. maddesinde değişikliğe gidilmiştir. Değişiklik öncesinde anılan 7/2. maddede, yalnızca terör örgütünün propagandasını yapmak suç sayılmışken, yapılan değişiklikle terör örgütünün, cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapan kişinin bir yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırılması, suçun basın yoluyla işlenmesi halinde cezanın yarı oranında artırılması, ayrıca basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bir günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunacağı öngörülmüştür. <br> Yapılan bu değişiklikteki amaç, değişikliğin gerekçesinde; “İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, şiddeti teşvik edici nitelikte olmayan açıklamaların ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek, içeriğinde şiddete başvurmayı cesaretlendirici ifadeler yer almayan ya da kişileri silahlı isyana teşvik edecek nitelikte olmayan açıklamalar nedeniyle Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde cezalandırılmasını ifade özgürlüğüne aykırı bulmaktadır. Yapılan düzenlemeyle, maddenin ikinci fıkrasında yer alan suçun unsurları yeniden belirlenmekte, maddeye 'cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde' ibaresi eklenerek, suçun kapsamı İHAM standartlarına uyumlu hale getirilmektedir.” şeklinde açıklanmıştır.<br> Böylece, Türk hukukunda terör ile bağlantılı her tür düşünce açıklamasının değil yalnızca terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandanın yapılması suç olarak kabul edilmiştir.<br> Nitekim Anayasa Mahkemesi 09/05/2019 tarihli ve 2017/36722 başvuru numaralı kararında; “44.Terör veya terör örgütü ile bağlantılı olsa bile içinde şiddete başvurmayı cesaretlendirici ifadeler yer almayan, terör suçlarının işlenmesi tehlikesine yol açmayan, terör örgütünün ideolojisi, toplumsal veya siyasal hedefleri, siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin görüşleri ile paralellik taşıyan düşünce açıklamaları terörizmin propagandası olarak kabul edilemez. Toplumsal ve siyasal ortama veya sosyoekonomik dengesizliklere, etnik sorunlara, ülke nüfusundaki farklılıklara, daha fazla özgürlük talebine veya ülke yönetim biçiminin eleştirisine yönelik düşüncelerin -Anayasa Mahkemesinin daha önce ifade ettiği gibi devlet yetkilileri veya toplumun önemli bir bölümü için rahatsız edici olsa bile (Abdullah Öcalan [GK], B. No:2013/409, 25/6/2014, § 95)- açıklanması, yayılması, aktif, sistemli ve inandırıcı bir şekilde başkalarına aşılanması, telkin ve tavsiye edilmesi ifade özgürlüğünün koruması altındadır.” ifadelerine yer vermek suretiyle, terör örgütü propagandası suçunun oluşması ile ilgili olarak Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2. maddesinde değişiklik yapan 6459 sayılı Kanunun 8. maddesinin gerekçesiyle uyumlu bir tespit yapmıştır.<br> Netice olarak, terör örgütünün, cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermeyen, övmeyen veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik etmeyen açıklamaların terör örgütü propagandası değil, ifade özgürlüğü kapsamında görülüp değerlendirilmesi ve hukuka uygun sayılması gerekir.<br> Bu bağlamda, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan, “Yayın hizmetleri, Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz.” ilkesinin de terörü ve terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte yayınların yapılmasını yasakladığında kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu yayın ilkesinin ihlalinin oluşumu için, “ilgili yayının, terörü ve terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte olması” kriterlerinin aranması gerekmektedir. Belirtilen kriterleri içermeyen bir yayına müdahale edilmesi ise ifade özgürlüğünün ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır.<br> Demokratik bir hukuk devletinde terörle mücadele amacıyla da olsa özgür haber dolaşımını ve halkın bilgilendirme hakkını sınırlayıcı, salt haber veren, yorum ve eleştiri getiren yayınların terör eylemi olarak nitelendirilerek sınırlandırılması mümkün değildir. Bu bakımdan haber verme, eleştirme ve yorumlama amacı taşıyan yayınların terör eylemi olarak nitelendirilerek müdahalede bulunulması ifade özgürlüğünün ihlali anlamına gelecektir.<br> Anayasa Mahkemesi'nin 09/05/2019 tarihli ve 2017/36722 başvuru numaralı kararında; “50. Özellikle terörle mücadelenin zorlukları ile birlikte terör bağlamında yapılan açıklamaların karmaşık ve muğlaklığı söz konusu olduğunda düşünce açıklamalarının şiddete teşvik mahiyetinde olup olmadığı yönündeki değerlendirmenin ancak açıklamanın yapıldığı bağlama, açıklamada bulunan kişinin kimliğine, açıklamanın zamanına ve muhtemel etkilerine, açıklamadaki diğer ifadelerin tamamına bir bütün olarak bakılarak yapılması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır (içeriğinde terör propagandası yapıldığı ileri sürülen bir kitabın toplatılmasının değerlendirildiği bir karar için bkz Abdullah Öcalan, §§ 100, 101; içeriğinde terör propagandası bulunduğu iddia edilen bir gazete makalesinin değerlendirildiği bir karar için bkz. Ali Gürbüz ve Hasan Bayar, B. No: 2013/568, 24/6/2015, § 64; bir basın açıklamasının terör örgütünün propagandasına dönüştüğü iddiasının değerlendirildiği bir karar için bkz. Mehmet Ali Aydın, § 77).<br> ...<br> 52. İfade özgürlüğü; kişinin düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanmaması, bunları çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna etme çabaları, bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır (Bekir Coşkun, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, §§ 35-38).<br> 53. Bu bağlamda ifade özgürlüğünün demokratik bir toplum için yaşamsal olduğu ve demokrasinin temel değerlerini teşkil ettiği unutulmamalıdır. Demokrasinin temeli, sorunları açık bir tartışmayla çözebilme gücüne dayanmaktadır (Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 43). Şiddeti kışkırtma veya demokratik ilkelerin reddi durumları dışında ifade özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan müdahaleler demokrasiye zarar vermekte ve onu tehlikeye atmaktadır. Sarf edilen bazı görüş ve ifadeler kamu gücünü kullanan organlar nazarında incitici, yaralayıcı ve kabul edilemez görülse bile hukukun üstünlüğüne dayanılarak oluşturulan demokratik bir toplumda, kurulu düzene karşı çıkan veya başta kamu gücünü kullanan organların eylemlerini eleştiren fikirler serbestçe açıklanmalıdır (Mehmet Ali Aydın, § 69).” şeklinde değerlendirme yapılmıştır.<br> Dava konusu Kurul kararında; ihlale konu programda, program sunucusu tarafından sarf edilen “Şimdi mesela buna işte harekâta misilleme olarak PKK diyebiliriz muhtemelen... Yani gene muhtemelen kaydıyla söylüyoruz ama şunu cinayet dedektifleri de siyasetçiler de bizler de hep bu kayıtla bakar ve söyleriz. Katilin motif denir hatta ona. Motovasyonu ne? Amacı ne? Yani eğer o motivasyonu bulursanız katile ulaşırsınız. Hem delilden ulaşırsınız hem de motivasyonu belirlersiniz. Şimdi durduk yere böyle bir saldırı beklenmezdi ama şimdi diyebilirim ki ben bu harekâttan sonra bir misilleme amacıyla ve öldürmek niyetiyle, evet senin de dediğin gibi PKK teröründen bahsedilebilir duruma gelmiş belli ki” şeklinde ifadelerle, gerçekleştirilen saldırının Türk Silahlı Kuvvetlerince yürütülen harekatlarla ilgili olduğundan bahsedilerek terör saldırısının gerekçelendirilmeye çalışıldığı, “muhtemelen” sıklıkla kullanılarak varsayımlar üretildiği, mezkur hain terör eyleminin sunucunun kendisini yetkili ve sorumlu bir pozisyonda konumlandırarak çeşitli sorular yöneltmesi ve nihayetinde buna dair cevaplar ortaya koymasıyla "anlaşılabilir" kılmaya çalışıldığı, söz konusu yorumların genel hatlarıyla Devletin ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Devlet otoritesini zaafa uğratmak, Devletin iç ve dış güvenliği ve kamu düzenini bozmak şeklinde tanımlanan terörle mücadele ilkeleriyle bağdaşmadığı, dolayısıyla yayın kuruluşunun terörün karanlık ve korkutucu düzeydeki propagandasına aracı olduğu kanaatine varılmış ve 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan yayın ilkesinin ihlal edildiği belirtilmiştir.<br> Davacı yayın kuruluşunda “...” ismiyle yayınlanan programın 21/11/2022 tarihli canlı yayınında, program sunucusu tarafından, 21/11/2022 tarihinde Gaziantep Karkamış ilçesinde terör örgütü mensuplarınca Suriye'nin kuzeyinden 5 adet roket atılması sonucu yapılan saldırıda 5 yaşında bir çocuk ve bir öğretmenin hayatını kaybettiği olayla ilgili olarak “yorum” yaptığı, yayının saldırının hangi terör örgütü tarafından yapıldığının resmi makamlarca henüz açıklanmadığı bir zaman diliminde yapıldığı ve sunucunun yaptığı yorumlarda saldırının olağan şüphesinin PKK terör örgütü olduğuna dair çıkarımlarda bulunulduğu, yorum yapılırken ne terör eylemini ne de terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte herhangi bir ifadeye yer verilmediği, sözlerinin PKK terörünün övülmesi, terörizme destek gösterisi, şiddet kullanımına veya silahlı direnişe ya da başkaldırıya doğrudan veya dolaylı olarak teşvik edici bir yönünün olmadığı, ayrıca Türk Silahlı Kuvvetlerince yürütülen harekata yönelik olumsuz bir değerlendirmede yapılmadığı, programda geçen ifadelerin terör eylemini, faillerini ve mağdurlarını terörün amaçlarına hizmet edecek sonuçlar doğuracak şekilde sunum niteliğinde olmadığı, netice olarak terörün ve terör örgütünün propagandasının yapılmadığı anlaşılmaktadır.<br> Bu durumda, dava konusu işleme konu edilen 21/11/2022 tarihli “...” isimli programda, program sunucusu olan ve aynı zamanda gazeteci kimliği bulunan ...'ın sarf ettiği ifadelerin, ne terör eylemini ne de terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelik taşımadığı, davalı idarenin ve İdare Mahkemesinin kelimelere sunucunun verdiği anlamın ötesinde anlamlar verdiği, oysa hiçbir düşüncenin açıklama sahibinin kastettiğinden farklı şekilde yorumlanarak cezalandırma konusu yapılmaması gerektiği, özellikle Mahkeme tarafından sunucunun kullandığı “şimdi durduk yere saldırı beklenmezdi” ifadesi koyulaştırılarak bu söze özel önem atfedilmişse de Mahkemenin program sunucusunun sözlerini bağlamından kopartmaksızın ve olayın bütünselliği içinde değerlendirdiğini söylemenin mümkün olmadığı, sunucunun terör saldırısını hangi örgütün yapmış olacağına ilişkin çıkarımlarda bulunup, yorum yaparken misilleme amacıyla yapılmış olması ihtimalini gündeme getirerek, saldırının PKK terör örgütü tarafından yapılmış olmasına işaret etmesini bir terör propagandısı olarak değerlendirmenin ifade özgürlüğüne demokratik bir toplumda olmaması gereken bir müdahale olduğu, sunucunun olayın sıcaklığı içinde, canlı bir televizyon programında spontane bir şekilde yaptığı açıklamalarına daha fazla tahammül gösterilmesi gerektiği, yayıncı kuruluşa verilen idari para cezası ve program durdurma cezasının zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık gelmediği ve basın özgürlüğünün ihlal edildiği, sunucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı ve Anayasa'nın 26. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. <br> Açıklanan nedenlerle, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabul edilerek, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile aksine verilen çoğunluk kararına katılmıyorum. <br><br><br></font></p></body></html>

resim