<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/3324 E.  ,  2024/4303 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2021/3324<br>Karar No:2024/4303<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı <br> (... Vergi Dairesi Başkanlığı) <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararı ile verilen 748.800,00-TL idari para cezasının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanunî temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu ödeme emrinin ... tarih ve... sayılı Kurul kararıyla verilen idari para cezasından kaynaklandığı, anılan para cezasının tahsili amacıyla asıl borçlu Tasfiye Halinde ... Yapı Market İnşaat Petrol Madencilik Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. hakkında düzenlenen ödeme emrinin 26/09/2017 tarihinde şirketin kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde eşi A.K. imzasına tebliğ edildiği; söz konusu borcun ödenmemesi nedeniyle asıl borçlu şirket hakkında takibat başlatıldığı, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı, bu durumda, söz konusu kamu alacağının tahsili amacıyla şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, söz konusu amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br> 03/07/2024 tarih ve 32591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 161 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 18. maddesiyle, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Onikinci Bölümü'ne eklenen Geçici 2. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği 01/09/2024 tarihi itibarıyla vergi dairesi başkanlıklarının, bulundukları ilin adı ile Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarlık olarak görevlerine devam edeceği kuralına yer verildiğinden kapatılan Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı yerine Ankara Defterdarlığının hasım mevkiinde olduğu görülerek dosyanın incelenmesine geçildi.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br> Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle; <br> 1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, <br> 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 31/10/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY :<br> 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un "Kanunun şümulü" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, "Devlete, vilâyet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i âmme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur."; "Tahsili, Tahsili Emval Kanununa atfedilen alacaklar" başlıklı 2. maddesinde, "Muhtelif kanunlarda Tahsili Emval Kanununa göre tahsil edileceği bildirilen her çeşit alacaklar hakkında da bu Kanun hükümleri tatbik olunur."; "Kanuni temsilcilerin sorumluluğu" başlıklı Mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında; "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir."; "Ödeme emri" başlıklı 55. maddesinin birinci fıkrasında; "Amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur."; "Tahsil zamanaşımı" başlıklı 102. maddesinin birinci fıkrasında, "Amme alacağı, vadesinin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur."; "Zamanaşımının kesilmesi" başlıklı 103. maddesinin birinci fıkrasında, "Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir: 1. Ödeme, 2. Haciz tatbiki, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, 4. Ödeme emri tebliği, (...)" kuralları yer almıştır. <br> 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Kanunda; toplum düzenini, genel ahlâkı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak amacıyla; a) Kabahatlere ilişkin genel ilkeler, b) Kabahatler karşılığında uygulanabilecek olan idarî yaptırımların türleri ve sonuçları, c) Kabahatler dolayısıyla karar alma süreci, d) İdarî yaptırıma ilişkin kararlara karşı kanun yolu, e) İdarî yaptırım kararlarının yerine getirilmesine ilişkin esaslar, Belirlenmiş ve çeşitli kabahatler tanımlanmıştır."; "Tanım" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır. "Genel kanun niteliği" başlıklı 3. maddesinde "(1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır."; "Kanunîlik ilkesi" başlıklı 4. maddesinde "(1) Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir. (2) Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir."; "Yerine getirme zamanaşımı" başlıklı 21. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde, "Yerine getirme zamanaşımı süresi; a) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasına karar verilmesi halinde yedi (...) yıldır" düzenlemelerine yer verilmiştir.<br> Aktarılan kuralların değerlendirilmesinden; 6183 sayılı Kanun'un uygulama alanının 1. ve 2. maddelerinde düzenlendiği, anılan Kanun'un, amme alacaklarının tahsil usulüne ilişkin özel düzenlemeler içeren bir Kanun olduğu, amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, para cezalarına ait hususi kanunlardaki zamanaşımı hükümlerinin mahfuz olduğu; 5326 sayılı Kanun'un ise kabahatlerle ilgili olarak genel bir hukuki düzenleme getirdiği, hangi fiillerin kabahat oluşturduğunun, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği, kabahat karşılığı olan yaptırımların türünün, süresi ve miktarının, ancak kanunla belirlenebileceği, yerine getirme zamanaşımının dolması halinde idari para cezasına veya mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin kararın yerine getirilemeyeceği, yerine getirme zamanaşımı süresinin ellibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasına karar verilmesi halinde yedi yıl olduğu anlaşılmaktadır.<br> 5326 sayılı Kanun'un amacını ve kapsamını düzenleyen ilk maddelerinde, anılan Kanun’da düzenlenen ve diğer kanunlarda yer alan kabahat türlerinin genel ilkelerine yönelik bir çerçeve sunulduğu ifade edilmiş ve "genel kanun niteliği" kurala bağlanmıştır. 6183 sayılı Kanun ise yalnızca kamu alacaklarının tahsili ile ilgili düzenlemeler içermesi sebebiyle özel kanun niteliğini haizdir. Anılan Kanun'un 102. maddesinde "para cezalarına ait hususi kanunlardaki zamanaşımı hükümlerinin mahfuz olduğu" belirtilmişse de petrol piyasasına ilişkin yine özel bir kanun niteliği taşıyan 5015 sayılı Kanunda idari para cezalarında zamanaşımı süresinin ne kadar olacağı hakkında bir düzenleme yapılmamıştır.<br> 5015 sayılı Kanunda zamanaşımı süresinin özel olarak belirlenmemiş olması karşısında, anılan Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tahsili hususunda, "lex specialis" ilkesi gereğince, idari para cezalarına kaynak niteliğinde kabahatler hukukunun kural ve ilkelerinin belirlenmesine yönelik genel bir kanun olan 5326 sayılı Kanun'un zamanaşımına ilişkin hükümlerinin değil, yalnızca kamu alacaklarının tahsili ile ilgili düzenlemeler içeren özel kanun olan 6183 sayılı Kanun'un zamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.<br> Dosyanın incelenmesinden, bayilik lisansı sahibi ... Yapı Market İnşaat Petrol Madencilik Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren 60 günlük süre içerisinde ödenmemesi üzerine 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili amacıyla şirket adına... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin düzenlendiği, anılan şirket adına yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan söz konusu borcun 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca davacıdan tahsiline yönelik olarak ...tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlendiği, bu ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, dava konusu ödeme emrinde borcun vadesinin 20/01/2013 tarihi olarak belirtildiği görülmüştür.<br> 6183 sayılı Kanun uyarınca amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, uyuşmazlık konusu olayda borcun vadesinin 20/01/2013 olduğu, amme alacağının vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden 2014 yılından itibaren 5 yıl içerisinde zamanaşımı süresinin dolduğu 31/12/2018 tarihine kadar ödeme emrinin düzenlenmesi gerekirken, bu sürenin geçmesinden sonra 29/11/2019 tarihinde düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Öte yandan, 6183 sayılı Kanun'un 103. maddesinde "ödeme emri tebliği" zamanaşımını kesen haller arasında sayılmışsa da 07/07/2010 tarih ve 7601 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, asıl borçlu şirketin "... ticaret sicil kaydının silinmesine karar verildiği" hususunun ilan edildiği, asıl borçlu şirket adına ödeme emrinin ise 11/07/2016 tarihinde düzenlendiği, şirketlerin tüzel kişiliklerinin ticaret sicilinden terkin edilmeleriyle sona ereceği, tüzel kişiliği sona eren şirket adına ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesinin mümkün olmadığı, usulsüz işlemlerin zamanaşımını kesmeyeceği dikkate alındığında beş yıllık tahsil zamanaşımı süresi içerisinde zamanaşımını kesecek usulüne uygun herhangi bir işlemin tesis edilmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle, 6183 sayılı Kanun'da ödeme emrine karşı ileri sürülebilecek iddialar arasında sayılan "borcun zamanaşımına uğradığı" itirazının somut olayda gerçekleşmiş olması karşısında, davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>

resim