<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/2697 E. , 2024/3469 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No : 2020/2697<br>Karar No : 2024/3469 <br><br> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No : 2020/2697<br><br>HASIM DÜZELTME KARARI<br><br>... Telekomünikasyon A.Ş. vekili Av. ... tarafından, Dairemizin 26/12/2018 tarih ve E:2012/3596, K:2018/4449 sayılı kesinleşen kararı ile iptal edilen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun (Kurul) ...tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanarak yürürlüğe konulan "Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar"ın 5. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, şirketlerinden Ekim 2012 ile Temmuz 2013 dönemleri arasında tahsil edildiği ileri sürülen 2.207.831,44-TL telsiz ruhsatname ücreti ile 5.514.171,00-TL özel iletişim vergisinin anılan iptal kararı ile hukuki dayanaktan yoksun hale geldiğinden bahisle ödeme tarihlerinden itibaren hesap edilecek gecikme faizi ile birlikte tazmini istemiyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve Gelir İdaresi Başkanlığına karşı açılan davada, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:<br> Dosyanın incelenmesinden, dava konusu tazmin isteminin Dairemizin 26/12/2018 tarih ve E:2012/3596, K:2018/4449 sayılı kararı ile iptaline karar verilen davalı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca hazırlanan...tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile onaylanan "Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar"ın 5. maddesinin 5. fıkrasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.<br> Bu itibarla, davanın doğru hasım olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu husumetiyle incelenmesi gerektiğinden, Gelir İdaresi Başkanlığının hasım mevkiinden çıkarılmasına, davanın yalnızca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu husumetiyle görülmesine, kararın bir örneğinin taraflara ve Gelir İdaresi Başkanlığına tebliğine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca 23/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br>DAVACI : ... Telekomünikasyon A.Ş. <br>VEKİLLERİ : Av. ...<br> Av. ...<br> Av. ...<br><br>DAVALI :... Kurumu<br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...<br> Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Dairemizin 26/12/2018 tarih ve E:2012/3596, K:2018/4449 sayılı kesinleşen kararı ile iptal edilen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanarak yürürlüğe konulan "Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar"ın 5. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, şirketlerinden Ekim 2012 ile Temmuz 2013 dönemleri arasında tahsil edildiği ileri sürülen 2.207.831,44-TL telsiz ruhsatname ücreti ile 5.514.171,00-TL özel iletişim vergisinin anılan iptal kararı ile hukuki dayanaktan yoksun hale geldiğinden bahisle ödeme tarihlerinden itibaren hesap edilecek gecikme faizi ile birlikte tazmini istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : İptal kararının, yalnızca dava konusu edilen idari işlem üzerinde etki yaratmayacağı, ona bağlı olarak tesis edilen diğer işlemleri de yapıldıkları tarihten itibaren ortadan kaldırarak tesis edilmemiş hale getirdiği, idarelerin haksız tahsil ettiği ödemelerin iptal kararının gereği olarak iade edilmesi gerektiği, Ekim 2012-Temmuz 2013 dönemleri arasında abonelerden tahsil edilmeyen ancak kurumlara ödenen telsiz ruhsatname ücretleri ve özel iletişim vergilerinin mahsup edilmesi talepli başvuruda bulunulduğu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından başvurunun reddedildiği, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine davalı idarenin yürütülmesi durdurulan kararın geçmişe yönelik etkisinin ortadan kaldıracak şekilde abonelerden geçmişe yönelik tahsil edilmesi yönünde ya da mahsup edilmesi konusunda bir karar alınmadığı gibi, hukuka aykırı olarak söz konusu mali yükün muhatabı olmayan işletmeciden tahsil ettiği telsiz ücretlerini de iade etmediği, söz konusu zararın davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle hukuka aykırı işleminden kaynaklanan zarar olduğu, Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 5. fıkrasının özel iletişim vergisinin niteliğini değiştirerek dolaysız vergi haline getirdiği ve verginin abonelere yansıtılmasının yasaklandığı, her ne kadar verginin mükellefinde değişiklik olmamışsa da verginin niteliğinde değişiklik olduğu, verginin niteliğini değiştiren işlemin Danıştayın iptal kararı ile ilk yapıldığı andan itibaren hukuk aleminden silinmiş olduğundan verginin geçmişe yürür bir şekilde abonelere yansıtılabilmesine imkan sağlayan bir düzenlemenin de yapılmadığı ileri sürülmüştür.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Öncelikle usule ilişkin olarak, davacı şirketin dava konusu talebinin bireysel olduğu ve ülke genelinde uygulanacak bir işlem de olmadığından, işbu davanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay nezdinde açılmasının kanuna aykırı olduğu;<br> Esasa ilişkin olarak ise, talep edilen iade tutarının tek muhatabının işletmecilerle abonelik sözleşmesi imzalayan ve bu nedenle de Kanun gereği bazı mali yükümlülükleri olan aboneler olduğu, dolayısıyla tutarın Kurumdan değil kullandıkları hatları üzerlerine kaydettiren abonelerden talep edilmesi gerektiği, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 46. maddesinin 3. fıkrası ve işletmeci ile Kurum arasında imzalanan sözleşmenin 3/c maddesi kapsamında işletmecilerin, kendi sistemleri dahil, her türlü abonenin bu Kanun uyarınca Kuruma ödemek zorunda olduğu telsiz ücretlerini, abonelerinden Kurum adına tahsil etme ve Kurum hesaplarına devretmekle yükümlü olduğu, abonelerce ödeme zorunluluğu bulunan telsiz ücretlerinin Kurumdan talep edilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı, davacı tarafından Kurumdan talep edilen tutarların muhattabının aboneler olduğunun bilindiği ve Danıştay kararı gereği bu tutarlar esas borçlulardan talep edilebilecek iken bu yola gidilmeyerek zarara uğranıldığı iddiasının maddi gerçekle örtüşmediği, Danıştayın 09/05/2013 tarihli yürütmenin durdurulması kararı kendisine tebliğ edildiği tarihte mali yükümlülüklerin abonelerinden tahsil edebilme imkanına sahip olduğu, devir işlemine taraf olmayan Kurumun bu iadeyi yapma yükümlülüğü ve yetkisi bulunmadığı, davacı şirketin abone kaybı korkusu ile tahsilatları yapmadığı, özel iletişim vergisinin vergi kalemi olması nedeniyle Kurum ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı, telsiz ücretlerinin ve özel iletişim vergisinin 5809 sayılı Kanun ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu kapsamında muhattabının aboneler olduğu, dolayısıyla iptal edilen karar sonucunda söz konusu tutarların taraflarından istenmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı, ilk olarak işletmecilerin dikkatsizliği ve yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle başkası adına açılan hatların, düzenleme tarihi itibarıyla üzerlerine kaydettirmek isteyen tüketicilerin abone vasfına haiz olabilmeleri için bahsedilen yükümlülüklere Kurumun katlanmasının mümkün olmadığı, bu bağlamda Kurumun, başkası adına kullanan ve daha sonra bu hatları üzerlerine kaydettiren tüketiciler adına abonelik sözleşmesi bağlamında herhangi bir ücret ödeme yükümlülüğü ve yetkisinin bulunmadığı, mevcut düzenleme olmaksızın kullanıcılarının hattın yasal sahibi olabilmesi için ilave vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklere katlanması gerektiği, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen yürütmeyi durdurma kararının şirketin kendisine tebliğ edildiği tarih itibarıyla yürütmesi durdurulan hükümlerin tebliğinden itibaren katlanmış olduğu mali yükümlülükleri abonelerinden daha önce tahsil etmesi gereken tüm tutarları geçmişe dönük olarak talep etme ve tahsil etme imkanına sahip iken 09/05/2013 tarihinden bu yana aradan geçen 8 yıllık süreye rağmen bu yola neden başvurmadığının anlaşılmadığı savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'UN DÜŞÜNCESİ : Dava; davacı tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 26/12/2018 tarih ve E:2012/3596, K:2018/4449 sayılı kesinleşen kararı ile iptal edilen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nun ... tarih ve ...sayılı kararı ile onaylanarak yürürlüğe konulan "Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar"ın 5. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, şirketlerinden Ekim 2012 ile Temmuz 2013 dönemleri arasında tahsil edildiği ileri sürülen 2.207.831,44-TL telsiz ruhsatname ücreti ile 5.514.171,00-TL özel iletişim vergisinin anılan iptal kararı ile hukukî dayanaktan yoksun hâle geldiğinden bahisle ödeme tarihlerinden itibaren hesap edilecek gecikme faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. <br> Dava dosyasının incelenmesinden; kişilerin bilgi ve rızaları dışında kimlik bilgilerinin suistimal edilerek adlarına çok sayıda hat açıldığı ve bu hatların kontör dolandırıcılığı başta olmak üzere yasa dışı işlerde de kullanılmasının olaydan habersiz vatandaşların mağduriyetine sebep olduğu, GSM işletmecileri tarafından herhangi bir belge talep edilmeksizin bazı kişiler adına hatlar verildiği ve bir kişi adına açılan hat sayısının 400'lere ulaştığı, bu şekilde açık hatlar aracılığıyla işlenen suçların şüphelisinin bulunmasının imkânsız olduğunun Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından davalı idareye iletilmesi üzerine ilk olarak ... tarih ve ...sayılı Kurul kararıyla Abonelik Kayıtlarının Güncellenmesi ve Son Kullanıcıların Aboneliğinin Gerçekleştirilmesi İşlemine İlişkin Usul ve Esaslar'ın kabul edildiği, ancak söz konusu sorunun 5809 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra da devam ettiği, birçok abonenin kendisi adına açılan yüzlerce hattan habersiz olduğu, yine yabancılar adına açılan pek çok hattın kullanıcısının T.C. vatandaşı olduğu anlaşıldığından ... tarih ve ...sayılı Kurul kararıyla GSM işletmecileri hakkında ön araştırma açılmasına karar verildiği, bu ön araştırma neticesinde işletmeciler hakkında idarî para cezası uygulandığı, anılan sorunun giderilmesi amacıyla "Mobil Hat Sorgulama Hizmeti"nin hayata geçirildiği, kişilerin bilgisi ve rızası dışında kimlik bilgilerinin kullanılarak aktif hâle getirilen açık hatları kullanan abonelerin ... tarih ve ...sayılı Kurul kararıyla onaylanan Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar kapsamında kullandıkları hatları kendi adlarına kaydettirmelerinin mümkün kılındığı, ancak bu kapsamda kullanıcıların hatları kendi üzerlerine kaydettirebilmeleri için gerekli vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin işletmeciler tarafından karşılanacağının öngörülmesi üzerine söz konusu Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 26/12/2018 tarih ve E:2012/3596, K:2018/4449 sayılı kararıyla dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi sonucunda şirketlerinden Ekim 2012 ile Temmuz 2013 dönemleri arasında tahsil edildiği ileri sürülen 2.207.831,44-TL telsiz ruhsatname ücreti ile 5.514.171,00-TL özel iletişim vergisinin kesinleşen iptal kararı ile hukukî dayanaktan yoksun hâle geldiğinden bahisle mahsubu istemiyle davalı idarelere yapılan başvurunun Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun... tarih ve ...sayılı kararı ile, Gelir İdaresi Başkanlığınca ise cevap verilmeyerek reddi üzerine tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Görüldüğü üzere, bu haliyle uyuşmazlık, temyiz incelemesinden (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/03/2020 tarih ve E: 2017/1240, K: 2019/509 sayılı kesin nitelikteki kararı) geçmek suretiyle kesinleşen iptal kararı üzerine açılan tam yargı davasından kaynaklandığından, öncelikle iptal kararının gerekçesi ve doğurduğu sonuçlar çerçevesinde ele alınması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.<br>Danıştay Onüçüncü Dairesinin 26/12/2018 tarih ve E:2012/3596, K:2018/4449 sayılı kararıyla;<br>" ... 5809 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği'nin 5. maddesine dayanılarak hazırlanan Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esasların 5. maddesinde, genel olarak aboneliğin nasıl güncelleneceğinin açıklandığı, dava konusu 5. fıkrasında ise, "Kullanıcıların hatları kendi üzerlerine kaydettirebilmeleri için gerekli vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler işletmeciler tarafından karşılanır" kuralına yer verildiği;<br>Anayasa'nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen, öğreti ve uygulamada "verginin yasallığı" ilkesi olarak adlandırılan ilkeye göre vergi, resim harç ve benzeri bütün yükümlülüklerin kanunla düzenlenmesinin zorunlu olduğu, vergilendirme yetkisinin sınırlandırılmasının en temel araçlarından birisi olan verginin yasallığı ilkesinin, keyfî ve takdirî şekilde kişiler hakkında mali yükümlülük getirilmesini önleyerek, kişilerin mali hak ve hürriyetlerini devlete karşı koruduğu, bu kapsamda söz konusu ilkenin, vergiyi doğuran olayın, verginin konusunun, matrahının ve oranının kanun ile belirlenmesini gerektirdiği ve kamu gücüne dayalı olarak getirilen bütün mali yükümlülükleri kapsadığı;<br>Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın dayanağı olarak gösterilen 5809 sayılı Kanun'da ise, kullanıcıların hattı kendi üzerine kaydettirmesi durumunda gerekli vergi, resim, harç ve mali yükümlülüklerin işletmeciler tarafından karşılanacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı; Kanun'un Geçici 5. maddesinin ise, Kanun'un yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içinde yapılacak güncellemelere ilişkin kurallar getirdiği ve 10/11/2009 tarihi itibarıyla bu sürenin dolduğu; anılan maddede, bir kereye mahsus olmak üzere verilen süre içerisinde son kullanıcıların, kullanmakta oldukları hatları hiçbir vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüğe tâbi olmaksızın kendi üzerlerine kaydettirmek için ilgili işletmeciyle abonelik sözleşmesi akdedebileceğinin belirtildiği; ancak söz konusu mali yükümlülüklerin işletmeciler tarafından karşılanacağına ilişkin herhangi bir kural bulunmadığı;<br>Her ne kadar, davalı idarece iptali istenen düzenleme ile işletmecilere ayrı bir vergi yükü tesis edilmediği, işletmecilerin mevzuata uyum konusunda gerekli hassasiyeti göstermedikleri için oluşan abone kayıtlarındaki eksiklik ve yanlışlıkların ortadan kaldırılmasının ve iyi niyetli kullanıcıların mağduriyetinin önlenmesinin amaçlandığı, işlemin kullanıcılar için ücretli yapılması durumunda ise pek çok kullanıcının hattı üzerine almaktan imtina edeceği ve düzenlemenin amacına ulaşamayacağı belirtilmekte ise de, hatalı uygulamaların, işletmecileri, vergi ve diğer mali yükümlülüklerin mükellefi hâline getirmeyeceği gibi, söz konusu hatalı uygulamaların yaptırımlarının mevzuatta ayrı olarak düzenlenmesi nedeniyle anılan gerekçelerin dava konusu işlemi hukuka uygun hâle getirmediği; <br>Bu itibarla, Anayasa'nın 73. maddesinde ifadesini bulan verginin yasallığı ilkesine aykırı olarak, dava konusu düzenleyici işlemle işletmecilere vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler getirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle, dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmiştir.<br>Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralına yer verilmiştir.<br>Bir idari işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi halinde söz konusu kararın, dava konusu işlemin tesis edilmesi sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak ortadan kaldırdığı, bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu, idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.<br>İdare, iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen idari işlemden doğan tüm sonuçları ortadan kaldırmakla yükümlü olup, iptal edilen işlem nedeniyle uğranılan zararların tazmini de bu kapsamda yer almaktadır.<br>Bu durumda, Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esasların 5. maddesin 5. fıkrasında yer alan "Kullanıcıların hatları kendi üzerlerine kaydettirebilmeleri için gerekli vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler işletmeciler tarafından karşılanır." kuralının, "dava konusu düzenleyici işlemle işletmecilere vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler getirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle iptaline karar verildiği dikkate alındığında, bu düzenleyici işleme dayanılarak işletmecilerden vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler istenilmesinin hukuki dayanağı kalmadığından, işletmeciler tarafından bu ad adı altında ödenen tutarın idarelerce tazmininin gerektiği açıktır.<br> Davalı idarelerden Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca, yargı kararı ile iptal edilen Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esasların 5. maddesin 5. fıkrasında vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin işletmeciler tarafından karşılanmasına yönelik bir hüküm bulunmamış olmasaydı dahi, 5809 sayılı Yasanın 46. maddesinin 3. fıkrasındaki, "(3) Kurumdan yetki almak suretiyle elektronik haberleşme hizmeti yürüten işletmeciler, kendi sistemlerine dahil her türlü abonenin bu Kanun uyarınca Kuruma ödemek zorunda olduğu telsiz ruhsatname ve yıllık kullanma ücretlerini, abonelerinden Kurum adına tahsil ederek, Kurum tarafından belirlenecek usuller çerçevesinde, Kurum hesaplarına devretmekle yükümlüdürler." hükmü ve işletmeci ile Kurumları arasında imzalanan Protokolün "Ruhsatname ve Kullanma Ücretleri" başlıklı 3/c maddesinde yer alan "Bu ücretlerin tahsili ile ilgili her türlü risk işletmeciye aittir." hükmü uyarınca davacı işletmecinin mevcut mevzuat hükümleri kapsamında bu tutarı Kurum hesaplarına ödemekle yükümlü olduğu ileri sürülmekte ise de, ortada idarece 5809 sayılı Yasanın 46. maddesine istinaden tahsil edilen bir tutardan bahsedilemeyeceği, diğer bir anlatımla, tazmini istenen tutarın iptal edilen düzenleme nedeniyle işletmeciler tarafından ödenen tutar olduğu göz önüne alındığında, bu iddiaya itibar edilmemiştir.<br>Tazmini gereken tutara gelince;<br>Danıştay Onüçüncü Dairesinin 07/12/2020 tarih ve E: 2020/2697 sayılı ara kararı ile davalı idarelerden, adı geçen Dairenin 26/12/2018 tarih ve E: 2012/3596, K: 2018/4449 sayılı kararı ile iptaline karar verilen Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esasların 5. maddesin 5. fıkrasında yer alan vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin işletmeciler tarafından karşılanmasına yönelik düzenlemeye konu açık hatlar, ilk açıldığında "telsiz ruhsatname ücreti" ve "özel iletişim vergisi"nin davalı idarelerce tahsil edilip edilmediğinin sorulmasına ve bu hususa ilişkin tüm bilgi ve belgelerin onaylı birer örneğinin istenilmesine karar verilmiş olup, anılan ara kararına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından verilen yanıtta özetle, devir işlemleri neticesinde Kurumlarına ödenmesi gereken telsiz ücretlerinin davacı işletmecinin Kurumlarına yaptığı abone bildirimleri esas alınarak hesaplanan tahakkuk gereği ödendiği, davacı işletmecinin ilgili dönemde Kurumlarına yaptığı abone bildirim yazıları ve eklerindeki tablolar incelendiğinde, iptal edilen düzenleme uyarınca ödemesi yapılacak telsiz ücretlerine esas abone sayılarını gösterir herhangi bir ifadenin yer almadığı, diğer bir anlatımla, ilgili dönemlerde Kurumlarınca yapılan telsiz ücretlerine esas abone bildirimleri, iptal edilen Kurul kararı uyarınca yapılan uygulamalar belirtilmeksizin, tüm aboneleri içerecek şekilde toplu olarak yapıldığından, bu ücretletin Kurumlarına aktarılıp aktarılmadığına ilişkin ayırt edici bir bilgiye ulaşılamadığı, yani, açık hat kapsamında yapılan abonelik sayılarına ve bu abonelikler için telsiz ücreti ödenip ödenmediğine Kurum kayıtlarından ulaşılamadığı ifade edilmiş, diğer davalı Gelir İdaresi Başkanlığınca ara karına verilen yanıtta ise, davacı şirketin ödediği özel iletişim vergilerinin hangilerinin ilk hat açılışı işlemi için hangilerinin aboneliğin güncelleştirilmesi (açık hat) işlemi için ödendiğinin ayırt edilemeyeceği belirtilmiş ise de; davacı şirket tarafından dava dosyasına sunulan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı (Tüketici Hakları Dairesi Başkanlığı) hitaplı 10/03/2014 tarih ve 2014-CCRA-787 sayılı "Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" konulu yazı incelendiğinde, açık hat kapsamında kaç işlem gerçekleştirildiği anılan bildirimden anlaşılmakta olup, davalı idarelerin aksi yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerden Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan yukarıda yer alan bildirimin bir örneği istenerek söz konusu bildirim ile dava dilekçesinde yer verilen hesaplamaya ilişkin tablolar dikkate alınmak suretiyle, gerekirse bir bilirkişi incelemesi vasıtasıyla davacı şirketin bu kapsamdaki zararının tespit edilerek, tazminine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/10/2021 tarihinde, davacı vekili Av. ...'un ve davalı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu vekili Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Dairemiz ara kararlarının gereği yerine getirildiği görülmekle Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> USUL YÖNÜNDEN:<br> 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, "1. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak: (...) c) Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere, ... Karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlar."; 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ... doğrudan doğruya tam yargı davası ... açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği ... tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler." kuralları uyarınca davanın görüm ve çözümünün Danıştay’ın görevinde olduğu anlaşıldığından, davalı idarenin görev itirazı yerinde görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi.<br><br>ESAS YÖNÜNDEN:<br> MADDİ OLAY:<br> Uygulamada kişilerin bilgi ve rızaları dışında kimlik bilgilerinin suistimal edilmesi neticesinde adlarına çok sayıda hat açıldığı ve bu hatların kontör dolandırıcılığı başta olmak üzere yasa dışı işlerde de kullanılmasının olaydan habersiz vatandaşların mağduriyetine sebep olduğu, GSM işletmecileri tarafından herhangi bir belge talep edilmeksizin bazı kişiler adına hatlar verildiği ve bir kişi adına açılan hat sayısının 400'lere ulaştığı, bu şekilde açık hatlar aracılığıyla işlenen suçların şüphelisinin bulunmasının imkansız olduğunun Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından davalı idareye iletilmesi üzerine ilk olarak ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla Abonelik Kayıtlarının Güncellenmesi ve Son Kullanıcıların Aboneliğinin Gerçekleştirilmesi İşlemine İlişkin Usul ve Esasların kabul edildiği, ancak söz konusu sorunun 5809 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra da devam ettiği, birçok abonenin kendisi adına açılan yüzlerce hattan habersiz olduğu, yine yabancılar adına açılan pek çok hattın kullanıcısının T.C. vatandaşı olduğu anlaşıldığından ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla GSM işletmecileri hakkında ön araştırma açılmasına karar verildiği, bu ön araştırma neticesinde işletmeciler hakkında idari para cezası uygulandığı, anılan sorunun giderilmesi amacıyla "Mobil Hat Sorgulama Hizmeti"nin hayata geçirildiği, kişilerin bilgisi ve rızası dışında kimlik bilgilerinin kullanılarak aktif hale getirilen açık hatları kullanan abonelerin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla onaylanan "Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" kapsamında kullandıkları hatları kendi adlarına kaydettirmelerinin mümkün kılındığı, ancak anılan Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 5. fıkrasında ise, "Kullanıcıların hatları kendi üzerlerine kaydettirebilmeleri için gerekli vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler işletmeciler tarafından karşılanır." kuralına yer verildiği, bu kuralın iptali istemiyle Dairemizde açılan davada, 09/05/2013 tarih ve E:2012/3596 sayılı karar ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, anılan kararın 22/07/2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından Dairemizin 26/12/2018 tarih ve E:2012/3596, K:2018/4449 sayılı kararı ile de, söz konusu düzenlemelerin iptaline karar verildiği, bu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/03/2020 tarih ve E:2019/1020, K:2020/675 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, mobil elektronik haberleşme hizmeti yürütülen davacı tarafından, Ekim 2012 ile Temmuz 2013 dönemleri arasında tahsil edildiği ileri sürülen 2.207.831,44-TL telsiz ruhsatname ücreti ile 5.514.171,00-TL özel iletişim vergisinin anılan iptal kararı ile hukuki dayanaktan yoksun hale geldiğinden bahisle ödeme tarihlerinden itibaren hesap edilecek gecikme faizi ile birlikte tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralına yer verilmiştir. <br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralına yer verilmiştir.<br><br> 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun "Telsiz ücretleri" başlıklı 46. maddesinde, "(1) Bu Kanun uyarınca telsiz cihaz ve sistemleri için alınacak telsiz ruhsatname ve yıllık kullanım ücretleri, teknik muayene ve benzeri hizmetler karşılığında alınacak ücretler bu Kanuna ekli ücret tarifesinde gösterilmiş olup, söz konusu ücretler Kuruma gelir kaydedilir. Kurumun önerisi ve Bakanlığın teklifi üzerine, bu Kanuna ekli ücret tarifesine hizmet kalemleri ilave etmeye veya çıkarmaya ve eklenen hizmet kalemlerine ilişkin ücretleri belirlemeye, Cumhurbaşkanı yetkilidir. Ücret tarifesinde belirtilen ücretleri gerektiğinde her bir ücret kalemini yüzde ellisine kadar azaltmaya veya her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Maliye Bakanlığınca belirlenecek yeniden değerleme oranını geçmemek kaydıyla artırmaya, Kurum yetkilidir. (...) (3) Kurumdan yetki almak suretiyle elektronik haberleşme hizmeti yürüten işletmeciler, kendi sistemlerine dahil her türlü abonenin bu Kanun uyarınca Kuruma ödemek zorunda olduğu telsiz ruhsatname ve yıllık kullanma ücretlerini, abonelerinden Kurum adına tahsil ederek, Kurum tarafından belirlenecek usuller çerçevesinde, Kurum hesaplarına devretmekle yükümlüdürler. (...)" kuralına yer verilmiştir.<br> 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun "Özel iletişim vergisi" başlıklı 39. maddesinin dava konusu işlem tarihindeki halinde, "406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu uyarınca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuyla görev veya imtiyaz sözleşmesi imzalamak suretiyle veya 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca bu Kuruma bildirim yapılması veya bu Kurumca kullanım hakkı verilmesi yoluyla yetkilendirilen veya yetkilendirilmiş sayılan işletmecilerin (kablo tv altyapısı üzerinden teknik olarak verilebilecek her türlü hizmetleri dışında, görev sözleşmesi ile ulusal egemenlik kapsamındaki uydu yörünge pozisyonlarının hakları, yönetimi ve işletme yetkisine sahip olanlar hariç);<br> a) Her nevi mobil elektronik haberleşme işletmeciliği kapsamındaki (ön ödemeli kart satışları dâhil) tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri % 25,<br> b) Radyo ve televizyon yayınlarının uydu platformu ve kablo ortamından iletilmesine ilişkin hizmetleri % 15,<br> c) Kablolu, kablosuz ve mobil internet servis sağlayıcılığı hizmeti % 5,<br> d) (a), (b) ve (c) bentleri kapsamına girmeyen diğer elektronik haberleşme hizmetleri %15,<br> Oranında özel iletişim vergisine tâbidir. (...)<br> Mobil telefon aboneliğinin ilk tesisinde (iş ve hizmetlerin merkezi bir sunucu tarafından uzaktan izlenmesi ve yürütülmesine yönelik makineler arası veri aktarımına mahsus olan ve bunların yürütülmesi için zorunlu olanlar dışında sesli, görsel iletişim veya genel amaçlı internet erişimi için kullanılmayan mobil telefon aboneliğinin ilk tesisi ile operatör değişiklikleri hariç) yirmimilyon lira ayrıca özel iletişim vergisi alınır. Bu tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Hesaplanan tutarın yüzde beşini aşmayan kesirler dikkate alınmaz. Bakanlar Kurulu, bu şekilde tespit edilen tutarı % 50'sine kadar artırmaya veya yarısına kadar indirmeye yetkilidir.<br> Verginin mükellefi; birinci fıkrada sayılan elektronik haberleşme hizmetlerini sunan işletmecilerdir. Verginin matrahı, katma değer vergisi matrahını oluşturan unsurlardan teşekkül eder. Bir aya ait özel iletişim vergisi, izleyen ayın onbeşinci günü akşamına kadar beyan edilerek aynı süre içinde ödenir. Bu verginin beyan ve ödenmesine ilişkin olarak 47 ve 48'inci madde hükümleri uygulanmaz. (...)" kuralına yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Anayasa'nın 125. maddesinde idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiş olup, hukuka aykırılığı yargı mercilerince saptanan işlemler nedeniyle ilgililerin uğradığı zararların tazmini gerekmektedir.<br>İdari yargı yerleri tarafından verilen iptal kararları ise, geçmişe etkili olarak idari işlemin hiç tesis edilmemiş olması sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla geçmişe etkili olan bu kararlar, idari işlemleri tesis edildikleri tarihe kadar geriye yürür şekilde ortadan kaldırır ve iptal edilmiş olan idari işlemi hukuk aleminde hiç doğmamış durumuna getirmektedir.<br> Ayrıca, idarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile kişiler arasında kişiler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını ve idari faaliyetlerden dolayı kişilerin uğradığı zararların tazmin edilmesini gerektirir.<br><br>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle illiyet (nedensellik) bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Kusurlu sorumluluk, idarenin kusurlu işlem ve eylemleri nedeniyle yol açtığı zararları tazmin etme yükümlülüğünü ifade eder. İdare hukuku doktrininde idarenin kusurlu sorumluğunun sebebi olan "kusur" kavramı, "hizmet kusuru" olarak tanımlanmıştır. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan doğruya ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br>İdare işlem tesis ederken hukuka uygun davranmak zorundadır. İdarenin işlemleri bakımından, "kusur" ile "hukuka aykırılık" arasında sıkı bir bağ vardır. Esasen idarece tesis edilen işlemin hukuka aykırı olması başlı başına bir kusur teşkil etmektedir. Başka bir anlatımla, hukuka aykırılık ile kusur arasında bir eşitlik söz konusudur.<br>Bu bağlamda, hukuka aykırılığı yargı kararıyla tespit edilerek iptal edilen bir idari işlem nedeniyle ilgililerin uğradığı zararların tazmin edilmesi gerekmekle birlikte, tazmin borcunun doğduğunun kabul edilebilmesi için, yargı yerince verilen kararın gerekçesinin ve hukuki etkilerinin değerlendirilmesi, oluşan zarar ile işlem arasındaki illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir. <br>Bu kapsamda, zarara yol açtığı iddia edilen idari işlemin hizmet kusuru teşkil edip etmediği, idarenin işlemi ile zarar arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir.<br> Davacı tarafından, "Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar"ın 5. maddesinin 5. fıkrasının iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 26/12/2018 tarih ve E:2012/3596, K:2018/4449 sayılı kararı ile, "Anayasa'nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen, öğreti ve uygulamada "verginin yasallığı" ilkesi olarak adlandırılan ilkeye göre vergi, resim harç ve benzeri bütün yükümlülüklerin kanunla düzenlenmesi zorunludur. Vergilendirme yetkisinin sınırlandırılmasının en temel araçlarından birisi olan verginin yasallığı ilkesi, keyfî ve takdirî şekilde kişiler hakkında mali yükümlülük getirilmesini önleyerek, kişilerin mali hak ve hürriyetlerini devlete karşı korumaktadır. Bu kapsamda vergide yasallık ilkesi, vergiyi doğuran olayın, verginin konusunun, matrahının ve oranının kanun ile belirlenmesini gerektirmekte, kamu gücüne dayalı olarak getirilen bütün mali yükümlülükleri kapsamaktadır.<br>Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın dayanağı olarak gösterilen 5809 sayılı Kanun'da ise, kullanıcıların hattı kendi üzerine kaydettirmesi durumunda gerekli vergi, resim, harç ve mali yükümlülüklerin işletmeciler tarafından karşılanacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Kanun'un Geçici 5. maddesi ise, Kanun'un yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içinde yapılacak güncellemelere ilişkin kurallar getirmekte olup, 10/11/2009 tarihi itibarıyla bu süre dolmuştur. Anılan maddede, bir kereye mahsus olmak üzere verilen süre içerisinde son kullanıcıların, kullanmakta oldukları hatları hiçbir vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüğe tâbi olmaksızın kendi üzerlerine kaydettirmek için ilgili işletmeciyle abonelik sözleşmesi akdedebileceği belirtilmiş olup, söz konusu mali yükümlülüklerin işletmeciler tarafından karşılanacağına ilişkin herhangi bir kural bulunmamaktadır.<br>Her ne kadar, davalı idarece iptali istenen düzenleme ile işletmecilere ayrı bir vergi yükü tesis edilmediği, işletmecilerin mevzuata uyum konusunda gerekli hassasiyeti göstermedikleri için oluşan abone kayıtlarındaki eksiklik ve yanlışlıkların ortadan kaldırılmasının ve iyi niyetli kullanıcıların mağduriyetinin önlenmesinin amaçlandığı, işlemin kullanıcılar için ücretli yapılması durumunda ise pek çok kullanıcının hattı üzerine almaktan imtina edeceği ve düzenlemenin amacına ulaşamayacağı belirtilmekte ise de, hatalı uygulamalar yapmış olmaları, işletmecileri vergi ve diğer mali yükümlülüklerin mükellefi hâline getirmeyeceği gibi, söz konusu hatalı uygulamaların yaptırımlarının mevzuatta ayrı olarak düzenlenmesi nedeniyle anılan gerekçeler dava konusu işlemi hukuka uygun hâle getirmemektedir. <br>Bu itibarla, Anayasa'nın 73. maddesinde ifadesini bulan verginin yasallığı ilkesine aykırı olarak, dava konusu düzenleyici işlemle işletmecilere vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler getirilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır." gerekçesiyle dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmiştir.<br>Bu itibarla, Dairemizce Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 5. fıkrasında yer verilen kullanıcıların hatları kendi üzerlerine kaydettirebilmeleri için gerekli vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin işletmeciler tarafından karşılanacağı düzenlemesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiğinden ve gelinen aşamada söz konusu kararın kesinleştiği anlaşıldığından, iptal kararıyla birlikte bu düzenlemenin hiç tesis edilmemiş durumuna geldiği de dikkate alındığında, bu düzenleme kapsamında davacı şirket tarafından ödenmek zorunda kalınan telsiz ruhsatname ücretleri ve özel iletişim vergisi tutarlarının hukuki sebebinin ortadan kalktığı, idarenin iptal edilen işlemi ile zarar arasında nedensellik bağının bulunduğu sonucuna varılmıştır.<br>Davalı idare tarafından, her ne kadar 5809 sayılı Kanun’un 46. maddesinin 3. fıkrası ve işletmeci ile Kurumları arasında imzalanan Protokolün "Ruhsatname ve Kullanma Ücretleri" başlıklı 3/c maddesinde yer alan, "Bu ücretlerin tahsili ile ilgili her türlü risk işletmeciye aittir." kuralı uyarınca işletmecilerin telsiz ruhsatname ücretlerinin, abonelerinden Kurum adına tahsil etme ve Kurum hesaplarına devretmekle yükümlü olduğuna yer verilmiş ise de, dava konusu telsiz ruhsatname ücretlerinin 5809 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 3. fıkrası kapsamında tahsil edilmediği, Dairemizce iptaline karar verilen düzenleme uyarınca işletmecilerin telsiz ruhsatname ücretlerini doğrudan -abonelerden herhangi bir tahsilat yapmaksızın- ilgili Kurumlara ödemek durumunda kaldığı göz önüne alındığında, söz konusu tutarların bir tazminat kalemi olarak davacıya iadesinin gerektiği açıktır.<br>Tazminat miktarı yönünden yapılan incelemede,<br>Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için gerekli görüldüğünden, Dairemizin 19/10/2021 tarihli ara kararı ile davacı şirketten, "1-Davalı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından verilen ve 17/09/2021 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına alınan dilekçede, Dairemizin 09/05/2013 tarih ve E:2012/3596 sayılı yürütmenin durdurulması kararının ... tarih ve ... sayılı Kurum yazısı ile gereği yapılmak üzere davacıya tebliğ edildiği, 2013 yılı itibarıyla güncellenen aboneliklerden davacı tarafından alınabilecek söz konusu tutarların abonelerden tahsil edilip edilmediğinin bilinmediği beyan edildiğinden, bu Kurum yazısı üzerine şirketiniz tarafından abonelerden tahsilat yapılıp yapılmadığı hususunda bilgi verilmesi ve konu hakkında tüm bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin gönderilmesinin istenilmesine, 2-Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 1. fıkrasında, "Kullanıcılar, kullanmakta oldukları hatlar için, bir kereye mahsus olmak üzere 01/10/2013 tarihine kadar, ilgili mobil telefon hizmeti sunan işletmeci ile abonelik sözleşmesi akdedebilir. ...", 4. fıkrasında, "Mobil telefon hizmeti sunan işletmeciler kullanıcıların abonelik işlemlerinin gerçekleştirilmesi talebini yerine getirmek amacıyla, başvuran kullanıcılardan bu Usul ve Esasların Ek’inde yer verilen Taahhütname örneğini almak suretiyle işlem yaparlar." kuralları yer aldığından, Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 5. fıkrası uyarınca Ekim 2012 ile Temmuz 2013 dönemleri arasında davacı şirketten tahsil edildiği ileri sürülen 2.207.831,44-TL telsiz ruhsatname ücreti ile 5.514.171,00-TL özel iletişim vergisine ilişkin olarak işletmeci ile aboneler arasında imzalanan sözleşmeler ile taahhütnamelerin, söz konusu telsiz ruhsatname ücretlerinin ve özel iletişim vergilerinin hangi abone adına ne kadar yatırıldığını gösteren belgelerin, bu kapsamdaki abonelerin adı, soyadı, telsiz ruhsatname ücretleri ve özel iletişim vergilerinin miktarı ve yatırıldığı dönemin açıkça gösterildiği liste ile konuya ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine" karar verilmiştir.<br> Dairemiz ara kararına cevaben davacı tarafından sunulan ve 13/01/2022 tarihinde Danıştay kaydına giren yazıda, davacı şirket tarafından aboneliğin güncelleştirilmesi işlemlerine ilişkin olarak abonelerden herhangi bir tahsilat yapılmadığı, ne 5809 sayılı Kanun ne de bir başka Kanunda kullanıcıların kullanmakta oldukları hatları, kendi üzerlerine kaydettirmeleri için işletmeci ile sözleşme imzalamaları (aboneliğin güncelleştirilmesi işlemi yapmaları) halinde ne işletmeciler için ne de kullanıcılar için herhangi bir vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüğün öngörülmediği, aboneliğin güncelleştirilmesine yönelik olarak sözleşmelerin yapıldığı GSM numaralarının, işlemlerin yapıldığı tarih ve saat bilgisinin, sözleşmenin devredildiği kullanıcıların isim, soyisim ve T.C. kimlik numaralarının yer aldığı excel listesinin yazı ekinde bir adet USB flash bellek içinde sunulduğu, ekli listede paylaşılan her bir abone için 2012 yılında 14,46-TL, 2013 yılında 15,68-TL tutarında telsiz ruhsatname ücreti; 2012 yılında 37-TL, 2013 yılında 39-TL özel iletişim vergisi ödendiği, Ekim 2012 - Temmuz 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen aboneliğin güncelleştirilmesi işlemlerine ilişkin 142.517 adet sözleşmenin tamamının İzmir'de bulunan arşivde fiziksel olarak muhafaza edildiği, bu belgelerin ara karara cevap süresi içinde arşivlerden çıkarılması ve yaklaşık 450 kutu olarak Daireye gönderilmesinin imkansız olması sebebiyle belgelerin yerinde incelenmesini, aksi kanaate varılması halinde ise şirketlerine ek süre verilmesi gerektiği belirtilmiştir.<br> Akabinde, Dairemizin 16/02/2022 tarihli ara kararıyla, "1-Davalı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na, davacı tarafından sunulan yukarıda ayrıntısına yer verilen bir adet USB flash belleğin aslının (inceleme sona erdiğinde Dairemize iade edilmek üzere) gönderilmesine, 2-Anılan USB flash belleğin içeriğinde aboneliğin güncellenmesine ilişkin olarak davacı şirket tarafından ödendiği iddia olunan dava konusu telsiz ruhsatname ücretleri ve özel iletişim vergisine yönelik olarak GSM numaraları, işlemlerin yapıldığı tarih ve saat bilgisi, sözleşmenin devredildiği kullanıcıların isim, soyisim ve T.C. kimlik numaraları belirtilerek her bir abone için 2012 yılında 14,46-TL, 2013 yılında 15,68-TL tutarında telsiz ruhsatname ücreti; 2012 yılında 37-TL, 2013 yılında 39-TL özel iletişim vergisi ödendiği beyan edildiğinden, davacı şirket tarafından dava konusu telsiz ruhsatname ücretleri ve özel iletişim vergisine yönelik USB flash belleğin içeriğinde beyan edilen bilgiler ve 13/01/2022 tarihinde Danıştay kaydına giren dilekçesinde belirtilen miktar ve tablolar yönünden davalı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun herhangi bir itirazının olup olmadığının sorulmasına, var ise bu belgelerin aksini ortaya koyan bilgi ve belgelerin sunulmasının istenilmesine, 3-Davacı şirketin anılan dilekçesinde, Ekim 2012-Temmuz 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen aboneliğin güncelleştirilmesi işlemlerine ilişkin 142.517 adet sözleşmenin tamamının "... Cad., No:...,... Köyü-Menderes/İZMİR" adresinde bulunan arşivde fiziksel olarak muhafaza edildiği bilgisine yer verildiğinden, davalı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nca gerekli görüldüğü takdirde bu belgelerin yerinde incelenerek beyan ve itirazlarının sunulmasının istenilmesine ..." karar verilmiştir. <br>Dairemizin ara kararına davalı idarece 01/07/2022 tarihinde UYAP üzerinden gönderilen cevabi yazı ve eklerinde, "Dairenin ara kararının gereğinin yerine getirilebilmesini teminen, ... Cad., No:..., ...Köyü-Menderes/İZMİR adresinde 25/05/2022 tarihinde yerinde incelemeler yapıldığı, davacının sunduğu flash bellekte yer alan 142.517 adet sözleşmeden 1304 adet abonelik sözleşmesi ve eklerinin talep edildiği, işletmeci tarafından söz konusu işlemlere ilişkin belgeler yanında açıklamalara da yer verildiği, bu açıklamalarda talep edilen 1304 adet işlem belgesinin 1112 adetinin söz konusu adreste mevcut olduğu, ancak 86 adetinin mükerrer kayıt kaynaklı, 97 adetinin arşive gönderilmemesi nedeniyle, 2 adetinin Cumhuriyet Başsavcılığı'nda bulunması nedeniyle arşivde bulunmadığı, 3 adet işleme ilişkin taahhütname ve abonelik sözleşmenin bulunmadığı, 4 adet işleme ilişkin abonelik sözleşmesinin bulunmadığının beyan edildiği, söz konusu belgelerin incelenmesi neticesinde davacı beyanındaki tablonun açıklama kısmında yer alan beyanların aksine işletmeci tarafından evrak bulunmadığı ifade edilen 25 evraka ilişkin belgenin bulunduğu, 6 tanesinin mükerrer hatta ilişkin talep olması nedeniyle bulunamadığının anlaşıldığı, arşivde bulunan 1136 adet işleme ait belgeler incelendiğinde, 13 adet devir işleminde aynı işlem için 2 kere belge düzenlendiği, 61 adet aynı MSISDN numarasına devir işleminin birden fazla kez yapıldığı, 113 tanesinde “Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar”a uygun bulunması gereken taahhütnamelerin bulunmadığı, 68 adet abonelik sözleşmesinde abonenin Türk vatandaşı olmasına rağmen T.C. kimlik numarası bilgisinin bulunmadığı, 53 adet abonelik sözleşmesinde tarih bilgisinin bulunmadığı, 55 adet abonelik sözleşmesinde MSISDN bilgisi bulunmadığı, 48 adet taahhütnamede tarih bilgisinin bulunmadığı, 10 adet taahhütnamede MSISDN bilgisinin bulunmadığı, 16 adet taahhütnamede ad-soyadı bilgisinin bulunmadığı, ... tarih ve... sayılı Kurul kararında yer alan “Abonelik tesis etmeye yetkili bir bayi tarafından aynı ay içerisinde bir kişi adına açılabilecek 'ön ödemeli bireysel hat' sayısının 4 adet ile sınırlandırılması” kuralına aykırı olarak işletmecinin bilişim sistemlerinde kontrol adımı yer almadığı, bu nedenle bir bayiden aynı ay içerisinde 4'den fazla hat açılan iki işlem setinin olduğu (10 ve 5 hat şeklinde), dolayısıyla 4. hattan sonraki hatlar için devir işleminin mevzuat kapsamında mümkün olmadığı ..." beyanlarına yer verilmiştir.<br>Davacı vekilinin 28/10/2022 tarihinde UYAP üzerinden gönderilen beyan dilekçesinde, "... davalı idare tarafından 142.517 adet sözleşme arasında yalnızca maddi hata veya mükerrer kayıt içerdiği değerlendirilen 1304 adet sözleşmenin incelendiği, diğer sözleşmelere ilişkin hiçbir inceleme yapılmadığı ve itiraz sunulmadığı, davalı idare tarafından 142.517 adet sözleşme arasından yalnızca sehven mükerrer olarak yer verilen 86 adet işlem baz alınarak tüm alacak talebinin haksız olduğunun iddia edilemeyeceği, maddi hata veya mükerrer kayıt olduğu iddia edilen 1304 adet sözleşme arasından 1112 adet sözleşmede hiçbir problem bulunmadığı ve bu işlemlerin tamamının ücretlendirildiği, sözleşme asılları sunularak ispatlandığı, davalı idarenin incelemesine sunulamayan yalnızca 192 adet kayıt arasından 86 adet kaydın mükerrer olduğu, diğer kayıtların ise online sistemlerde işlem kayıtlarının ve sözleşme taramalarının bulunduğu ancak sözleşme asıllarının bayiler tarafından şirkete ulaştırılmadığı, iki adet sözleşmenin ise savcılığa gönderildiği ..." belirtilmiştir.<br>Bu defa Dairemizin 27/10/2022 tarihli ara kararı ile, "1-Dairemizin 16/02/2022 tarihli ara kararı üzerine mahallinde yapılan inceleme sonucunda davalı Kurum tarafından inceleme raporu hazırlanıp hazırlanmadığı, hazırlanmış ise ekleri ile birlikte onaylı bir örneğinin Dairemize gönderilmesinin istenilmesine, 2-16/02/2022 tarihli ara kararına cevaben 01/07/2022 tarihinde UYAP üzerinden gönderilen dilekçede, davalı Kurum tarafından iddia edilen hususlara ilişkin olarak kanıtlayıcı belgelerin Dairemize gönderilmesinin istenilmesine" karar verilmiştir.<br>Dairemiz ara kararı üzerine, davalı idare tarafından verilen cevabi yazı ekinde, mahallinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan ön inceleme raporunun sunulduğu, ayrıca Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 5. fıkrasında vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin işletmeciler tarafından karşılanmasına yönelik bir hüküm bulunmamış olsaydı dahi, 5809 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 3. fıkrası ve işletmeci ile Kurum arasında imzalanan sözleşmenin 3/c maddesi uyarınca, davacı işletmecinin mevcut mevzuat hükümleri kapsamında bu tutarları Kurum hesaplarına ödeyeceği belirtilmiştir.<br> Dairemizin 07/11/2023 tarihli ara kararı ile davacı şirketten, "Dairemizin 16/02/2022 ve 27/10/2022 tarihli ara kararlarına davalı Kurum vekilince verilen cevabi yazı ve ekleri ile davacı vekilince 28/10/2022 tarihinde UYAP üzerinden gönderilen dilekçe incelendiğinde, anılan Usul ve Esaslar kapsamında davacı şirket tarafından ödendiği iddia olunan dava konusu telsiz ruhsatname ve özel iletişim vergilerinin bulunduğu 142.517 adet devir işlemine ilişkin listenin bir kısmının mükerrer kayıtlardan oluştuğu beyanlarına yer verildiği anlaşıldığından, mükerrer kayıtlar bulunmayacak şekilde, devralan abonelerin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, devir işlem tarihi, devralınan GSM numarası, telsiz ruhsatname ücretleri ile özel iletişim vergilerinin miktarı ve yatırıldığı dönemin açıkça gösterildiği ve devire ilişkin abonelik sözleşmesi - taahhütnamenin bulunup bulunmadığını içeren yeni bir listenin hazırlanması, bu listenin, işletmeci ve aboneler arasında imzalanan sözleşmeler ile taahhütnamelerin elektronik ortamda (UYAP üzerinden) sunulması veya iki adet olacak şekilde CD veya taşınır bellekte Dairemize gönderilmesinin istenilmesine" karar verilmiştir.<br> Dairemizin 07/11/2023 tarihli ara kararına cevaben, davacı şirket tarafından verilen cevabi yazıda, Dairemizce istenilen belgelerin dijitalleştirilmesine ilişkin masrafların dava konusu edilen tazminatın üzerinde olacağından, “... Cad. No:... ... Köyü-Menderes/İZMİR” adresinde yer alan arşivde tarafsız bir bilirkişi heyeti tarafından örnekleme yöntemiyle inceleme yapılması talep edilmiştir.<br>Bunun üzerine, Dairemizin 04/04/2024 tarihli ara kararı ile davalı idareden, "Davacı tarafından verilen 13/01/2022 tarihinde Danıştay kaydına giren ara kararına yönelik cevabi yazı incelendiğinde, aboneliğin güncelleştirilmesine yönelik olarak sözleşmelerin yapıldığı GSM numaralarının, işlemlerin yapıldığı tarih ve saat bilgisinin, sözleşmenin devredildiği kullanıcıların isim, soyisim ve T.C. kimlik numaralarının yer aldığı excel listesinin yazı ekinde bir adet USB flash bellek içinde sunulduğu, bu listeye yönelik olarak davalı Kurumca 25-26/05/2022 tarihinde gerçekleştirilen yerinde incelemenin ise örnekleme yoluyla yapıldığı görüldüğünden, davalı idare tarafından söz konusu listenin tümüne yönelik olarak var ise bütün itirazlarının sunulması, Ekim 2012-Temmuz 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen aboneliğin güncelleştirilmesi işlemlerine ilişkin 142.517 adet sözleşmenin tamamının "...Cad., No:..., ... Köyü-Menderes/İZMİR" adresinde bulunan arşivde fiziksel olarak muhafaza edildiğinden, davalı Kurumca gerekli görüldüğü takdirde bu belgelerin tekrardan yerinde incelenerek beyan ve itirazlarının sunulmasına, bu hususa ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiştir.<br>Dairemiz ara kararına cevaben davalı idare tarafından UYAP üzerinden gönderilen 13/08/2024 tarihli yazıda, 16/02/2022 tarihinde verilen ara kararı kapsamında Kurumca yapılan incelemelere tekraren yer verilerek, çok kısa bir sürede incelenen sözleşmelerde bile çok sayıda usulsüzlük, hukuka aykırılık, eksikliğin bulunduğu, işletmeciler tarafından güncelleştirme işleminin hattın kullanıcıları ile bir kereye mahsus olmak üzere abonelik sözleşmesi akdedilerek, anılan Usul ve Esaslar'ın Ek’inde yer alan taahhütname örneği alınarak yapılabileceği, tüm bu süreçte hükmün suiistimal edilmemesine yönelik gerekli idari ve teknik tedbirlerin alınmasının gerektiği, işletmeciler işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu ispatlamakla yükümlü olduğu, devir işlemleri neticesinde Kuruma ödenmesi gereken telsiz ücretlerinin davacı işletmecinin Kuruma yaptığı abone bildirimleri esas alınarak hesaplanan tahakkuk gereği ödendiği, ilgili dönemlerde davacı tarafından yapılan bildirimler incelendiğinde ... tarih ve... sayılı Kurul kararı kapsamında yapılan devir işlemine yönelik herhangi bir sayı bildirilmediği, yani, ilgili dönemlerde Kuruma yapılan telsiz ücretlerine esas abone bildirimlerinin ... tarih ve ... Kurul kararı uyarınca yapılan uygulamalar belirtilmeksizin, tüm aboneleri içerecek şekilde toplu olarak yapıldığı belirtilmiştir.<br>Dairemizin 16/02/2022 tarihli ara kararı üzerine mahallinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan "ön inceleme raporu" incelendiğinde; raporda, davacı şirketin iddiasının kontrolünün gerçekleştirilmesini teminen ... tarih ve ... sayılı Makam Olur'u ile inceleme kararı alındığı, 25/05/2022 tarihinde ilgili adreste yerinde inceleme gerçekleştirildiği, 142.517 adet sözleşmeden örnekleme yoluyla Ekim 2012 - Temmuz 2013 tarihlerini kapsayan dönem için Mahkemeye sunulan listede aynı MSISDN numarasına ait birden fazla işlem yapılan 342 adet abonelik sözleşmesi; Ekim 2012 - Temmuz 2013 tarihlerini kapsayan dönem için Mahkemeye sunulan listede aynı T.C. Kimlik numarası (TCKN) ile birden fazla işlem yapılan işlemlere yönelik 534 adet abonelik sözleşmesi; Ekim 2012 - Temmuz 2013 tarihlerini kapsayan dönem için Mahkemeye sunulan listede isim/soyisim bilgisi yer almayan veya TCKN bulunmayan işlemlere yönelik 66 adet abonelik sözleşmesi; Ekim 2012 - Temmuz 2013 tarihlerini kapsayan dönem için Mahkemeye sunulan listede yabancı uyruklu kişilere yönelik yapılan işlemlere yönelik 359 adet abonelik sözleşmesi; Ekim 2012 - Temmuz 2013 tarihlerini kapsayan dönem için Mahkemeye sunulan listede hatalı TCKN bulunan işlemlere yönelik 3 adet abonelik sözleşmesi olmak üzere toplamda 1304 abonelik sözleşmesinin fiziki olarak talep edildiği hususlarına yer vermiştir.<br>Bu bağlamda, Dairemize sunulan liste üzerinde davalı idare tarafından yapılan inceleme üzerine gerekçeleri de belirtilerek liste hakkında davacıdan fiziki olarak belge istenildiği, her ne kadar ön inceleme raporunda "örnekleme yoluyla" denilmiş ise de, davalı idarenin listede itiraz edebileceği kanaatine vardığı 1304 adet abonelik sözleşmesi yönünden talepte bulunduğu görülmüştür.<br>Ayrıca, ön inceleme raporunda, işletmecinin depolama sisteminden kaynaklı olarak sözleşmelerin ancak bir kısmının fiziki olarak görülebildiği, işletmeciden 1304 sözleşmenin elektronik ortama aktarılarak Kuruma iletilmesinin istenildiği, işletmeci tarafından söz konusu işlemlere ilişkin belgeler yanında işlemlere ilişkin açıklamalara da yer verildiği, bu açıklamalarda özetle, talep edilen 1304 işlem belgesinin 1112’sinin söz konusu adreste mevcut olduğu, ancak 86 adetinin mükerrer kayıt kaynaklı, 97 adetinin arşive gönderilmemesi nedeniyle, 2 adetinin Cumhuriyet Başsavcılığında bulunması nedeniyle arşivde bulunmadığı; 3 işleme ilişkin taahhütname ve abonelik sözleşmesinin bulunmadığı, 4 işleme ilişkin abonelik sözleşmesinin bulunmadığının beyan edildiği, söz konusu belgelerin incelenmesi neticesinde davacı beyanındaki tablonun açıklama kısmında yer alan beyanların aksine, işletmeci tarafından iletilen listede “Arşive Evrak Gönderilmemiş” olarak belirtilmediği halde 1 işlemin arşivde bulunmadığı, işletmeci tarafından evrak bulunmadığı ifade edilen 25 evraka ilişkin belgenin ise bulunduğu, 6 tanesinin mükerrer hatta ilişkin talep olması nedeniyle bulunamadığnın tespit edildiği, arşivde bulunan 1136 işleme ait belgeler incelenerek, 13 tane devir işleminde aynı işlem için 2 kere belge düzenlendiği, 61 tane aynı MSISDN numarasına devir işleminin birden fazla kez yapıldığı, 113 tanesinde Usul ve Esaslar'a uygun, bulunması gereken taahhütnamelerin bulunmadığı, 68 abonelik sözleşmesinde abone Türk vatandaşı olmasına rağmen TCKN bilgisinin bulunmadığı, 53 abonelik sözleşmesinde tarih bilgisi bulunmadığı, 55 abonelik sözleşmesinde MSISDN bilgisi bulunmadığı, 48 taahhütnamede tarih bilgisi bulunmadığı, 10 taahhütnamede MSISDN bilgisi bulunmadığı, 16 taahhütnamede ad-soyadı bilgisi bulunmadığı, ... tarih ve... sayılı Kurul kararında yer alan “Abonelik tesis etmeye yetkili bir bayi tarafından aynı ay içerisinde bir kişi adına açılabilecek “ön ödemeli bireysel hat” sayısının 4 adet ile sınırlandırılması,” kuralına aykırı olarak işletmeci bilişim sistemlerinde kontrol adımı yer almadığı, bu nedenle bir bayiden aynı ay içerisinde 4'ten fazla hat açılan iki işlem setinin olduğu (10 ve 5 hat şeklinde), dolayısıyla 4. hattan sonraki hatlar için devir işleminin mevzuat kapsamında mümkün olmadığı tespitlerine yer verilmiştir.<br> Ön inceleme raporunun "değerlendirmeler" kısmında, Tablo-1'de mükerrer işlem kayıtları olarak 160 tane, Tablo-2'de evrak bulunmayanlar olarak 76 tane, Tablo 3'te abonelik sözleşmesinin bulunmadığı işlemler olarak 16 tane, Tablo-4'te taahhütnamenin bulunmadığı işlemler olarak 142 adet abone bilgilerine ilişkin listelere yer verilmiştir.<br>Bu durumda, mükerrer kayıtların tazminat tutarına dahil edilemeyeceğinin açık olduğu, Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 1. fıkrasında, kullanıcıların kullanmakta oldukları hatlar için bir kereye mahsus olmak üzere 01/10/2013 tarihine kadar, ilgili mobil telefon hizmeti sunan işletmeci ile abonelik sözleşmesi akdedebileceğine yer verildiğinden, aynı GSM numarasına yönelik olarak birden fazla gerçekleştirilen işlemlerin bu Usul ve Esaslar kapsamında olduğunun kabul edilemeyeceği, yine aynı Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 4. fıkrasında, mobil telefon hizmeti sunan işletmecilerin kullanıcıların abonelik işlemlerinin gerçekleştirilmesi talebini yerine getirmek amacıyla başvuran kullanıcılardan bu Usul ve Esasların Ek’inde yer verilen Taahhütname örneğini almak suretiyle işlem yapacağına yer verildiğinden, devir işleminin bu Usul ve Esaslar'ın kapsamında olduğunun kabul edilebilmesi için işletmeci ile abone arasında imzalanan taahhütnamenin bulunmasının şart olduğu ve bu taahhütnamenin bulunması devir işleminin bu Usul ve Esaslar kapsamında olduğunu ispatladığından, bu taahhütnamelerin bulunmaması halinde davacı tarafından ödenen telsiz ruhsatname ücreti ve özel iletişim vergisinin "Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" kapsamında olduğundan bahsedilemeyeceği sonucuna varılmıştır.<br><br><br>Diğer taraftan, davalı tarafından her ne kadar bir kısım devir işleminde abonelik sözleşmesinin bulunmadığı, bir kısım abonelik sözleşmesinde TCKN, MSISDN ve tarih bilgisinin bulunmadığı, bir kısım taahhütnamede ad-soyadı, MSISDN ve tarih bilgisi bulunmadığı, ... tarih ve ...sayılı Kurul kararında yer alan “Abonelik tesis etmeye yetkili bir bayi tarafından aynı ay içerisinde bir kişi adına açılabilecek “ön ödemeli bireysel hat” sayısının 4 adet ile sınırlandırılması,” kuralına aykırı olarak işletmeci bilişim sistemlerinde kontrol adımı yer almadığı, bu nedenle bir bayiden aynı ay içerisinde 4'ten fazla hat açılan iki işlem setinin olduğu itirazlarında bulunulmuş ise de, bu eksikliklerin söz konusu devir işlemlerine yönelik esasa etkili olmayan eksiklikler olduğu, devre ilişkisi taahhütname bulunduğundan, abonelik sözleşmesinin mevcut olmaması durumu ile diğer usuli eksiklikleri yapılan devirlerin Usul ve Esaslar kapsamında olmadığı anlamına gelmeyeceği, dolayısıyla bu devirler yönünden davacı şirketin "Usul ve Esaslar" kapsamında telsiz ruhsatname ve özel iletişim vergisini ödediğinin kabulü gerektiği açıktır.<br>Bu kapsamda, davacının ön inceleme raporunda yer verilen evrak bulunmayanlar olarak Tablo-2'de belirtilen 76 tane devir işleminden 2 adet devir işleminin evrakların İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında olduğuna ilişkin davacı beyanı dikkate alınarak 74 tanesi; Savcılıkta olduğunu beyan edilen 2 adet devir işleminden birinin aynı GSM'de birden fazla işlem olduğu anlaşıldığından, mükerrer kayıtların yer aldığı (aynı GSM'de birden fazla işlemleri de içeren) Tablo-1'de bulunan 160 adet devir işlemine 1 tane işlem eklenerek, 161 tanesi; son olarak taahütnamenin bulunmadığı işlemler olarak Tablo-4'te yer alan 142 adet devir işleminden Tablo-2'de de yer aldığı tespit edilen 22 adet devir işlemi çıkarılarak 120 tanesi olmak üzere toplamda 354 adet devir işleminin "Aboneliğin Güncelleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" kapsamında telsiz ruhsatname ve özel iletişim vergisini ödendiğinin kabul edilemeyeceği, davalı idarece ileri sürülen itirazların 354 adet devir işleminin hukuka aykırı olduğunu ortaya koyduğu, diğer kısımlara yönelik olarak yapılan devirlerin hukuka aykırı olduğunu ortaya koyan bir bilgi ve belge ibraz edilemediği, dolayısıyla dava dilekçesinde ileri sürülen 142.517 adet devir işleminden 354 adet işlem çıkarılarak 142.163 adet işlem bakımında "Usul ve Esaslar" kapsamında telsiz ruhsatname ve özel iletişim vergisinin ödendiğinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır.<br>Bu itibarla, davacı tarafından dosyaya sunulan listenin incelenmesinden, 354 adet devir işleminin 49 adetin 2012 yılına ait olduğu, 305 adetin 2013 yılına ait olduğu, bu kapsamda her bir abone için 2012 yılında 14,46-TL, 2013 yılında 15,68-TL tutarında telsiz ruhsatname ücreti; 2012 yılında 37-TL, 2013 yılında 39-TL özel iletişim vergisi ödendiği de dikkate alınarak yapılan hesaplamada, 2012 yılına ilişkin özel iletişim vergisi olarak 1.813,00-TL, telsiz ruhsatname ücreti olarak 708,54-TL; 2013 yılına ilişkin özel iletişim vergisi olarak 11.895,00-TL, telsiz ruhsatname ücreti olarak 4.782,40-TL'nin, toplamda 19.198,94-TL yönünden davacı şirketin isteminin reddi gerektiği, geriye kalan 7.702.803,50-TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davanın kısmen kabulüne, ...-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,<br> 2. ...-TL yönünden ise davanın REDDİNE,<br> 3. Hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan ...-TL nispi karar harcından davacı tarafından peşin ödenen ...-TL harcın mahsubu sonucu kalan ...-TL harcın 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca işbu kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde davacı tarafından tamamlatılmasına, hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan ...-TL nisbi karar harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, tamamlanmaması halinde anılan tutarın tahsili için vergi dairesine müzekkere yazılmasına, <br> 4. Dava kısmen ret, kısmen kabul ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin haklılık oranı uyarınca tespit edilen...-TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan...-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br> 5. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen miktar yönünden hesaplanacak vekalet ücreti maktu tutarın altında kalamayacak olmakla birlikte anılan Tarifenin 13. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hükmedilen ücret reddedilen miktarı geçemeyeceğinden ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br> 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br><br></font></p></body></html>
resim