<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2024/2777 E.  ,  2024/5560 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2024/2777<br>Karar No : 2024/5560 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br>MÜDAHİLLER <br>(DAVALI YANINDA) : 1- ... Rüzgar Enerjisi Yatırımları <br> Anonim Şirketi<br> 2- ... Enerji Yatırımları Anonim Şirketi<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Bilecik İli, Söğüt İlçesi ile Eskişehir İli, ..., ..., ... Köyleri ve ..., ... Mahalleleri mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan "R3-Bilecik-6 RES (21 adet türbin-94,3 MWM/70MWE)" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; yaptırılan keşif ve bilirkişi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; dava konusu projeye ilişkin olarak, modelleme çalışmaları sonucu proje alanlarına yakın yerleşim yerlerinde hesaplanan PM ve çöken toz parametrelerinin yıllık ve günlük konsantrasyonlarının UVS ve KVS cinsinden verilen tüm sınır değerlerin altında bulunduğu, inşaat ve işletme faaliyetleri sonucunda elde edilen PM ve çöken toz konsantrasyonlarının bütün sınır değerlerin altında kaldığı, Eskişehir ve Bilecik İlleri dahilinde bulunan diğer RES projelerinin, kurulup işletilmesi planlanan R3-Bilecik-6 RES Projesi’ne arazinin topoğrafik yapısı da göz önünde bulundurulduğunda yeteri kadar uzak mesafede olduğu, bütün RES sahaları kümülatif olarak düşünüldüğünde bir bariyer etkisi olmadığı, dava konusu arazinin kuru marjinal tarım arazisi, IV. sınıf toprak işlemeli tarıma elverişli araziler ile VII. sınıf toprak işlemeli tarıma elverişsiz arazilerden oluştuğu, proje alanına ilişkin başka bir alternatif bulunmadığı, proje sahası ve çevresinde hayvanların otlayabilmesi ve rahat hareket edebilmeleri için yeterli alan bulunduğu, projenin işletme aşamasında hayvancılık faaliyetleri üzerine herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı, proje alanı çevresinde üreticilerin ihtiyacını karşılayacak ölçüde mera arazilerinin blunduğu, inşaat sonrasında proje unsurları dışında kalan mera arazilerinin kullanımıyla ilgili bir problem olmayacağı, proje kapsamındaki tarım arazilerinin kuru marjinal tarım arazisi niteliğinde olduğu, toz nedeniyle civardaki tarım parsellerinin olumsuz etkilenmesinin önlenmesine yönelik öngörülen tedbirlerin yeterli olduğu, yapılacak yatırımın yenilenebilir enerji elde edilmesine yönelik bir yatırım olduğu, yer seçiminin uygun olduğu, dava konusu alan çevresinde bitki örtüsü yönünden tehlike altında veya korunması gereken orman ağacı türü olmamakla beraber yakın çevresinde verimli orman alanları bulunmadığı, alandaki orman ekosisteminin geniş yayılımlı bir yapıya sahip olduğu, orman ekosisteminin hassaslık veya nadirlik durumunun bulunmadığı, dava konusu projenin gerçekleştirilmesi durumunda ekonomik ve ekolojik anlamda yüksek verimliliğe sahip orman alanı kaybı yaşanmayacağı, proje sahasının ve çevresindeki alanların tamamında ana tür olarak bulunan meşe ve karaçam ağaçlarının alanda faaliyet yapılsa da yapılmasa da varlığına devam edecek yapıda olduğu, projenin dava konusu alan ve yakın çevresindeki orman alanlarında ormancılık çalışmaları üzerine olumsuz etkisinin olmayacağı, proje alanı ve civarında kuş türlerini doğrudan etkileyen ve geri dönüşü olmayan nitelikte olumsuz bir faktörün bulunmadığı, alanın tek bir geçiş rotası ya da kuşların yoğunlaştığı bir darboğaz niteliğinin bulunmadığı, türbinlerin kurulduğu kısımlarda yayılış gösteren ötücü kuş türlerinin yayılışı geniş ve Türkiye genelinde risk altında olmayan türler oldukları, proje sahasının, kuşların beslenme, barınma ve üreme aktiviteleri açısından önemli bir kuş alanı olmadığı, alanda yayılış gösteren türler içinde endemik tür bulunmadığı için türlerin bu aktivitelerini yakın çevredeki benzer habitat-yaşama ortamlarında rahatlıkla gerçekleştirebilecekleri, kurulacak türbinler arasında bulunması planlanan 400 metre ve daha uzak mesafelerin, kuşların çarpmaksızın sürüler halinde dahi türbin aralarından güvenli geçiş yapmaları için uygun mesafe özelliği gösterdiği, artan kamyon sayısının toplam araç sayısında etkisinin zayıf olduğu, proje inşaatının tamamlanmasının öngörüldüğü 18 ay boyunca geçici olarak bir etki söz konusu olmakla birlikte etkinin trafik yükünü olumsuz etkilemeyeceği, trafik güvenliği ve yönetimi konusunda gerekli olan tüm tedbir, önlem ve taahhütlerin yerine getirildiği, ÇED raporunda belirtilen önlemlerin yöre insanının trafikten kaynaklı olası mağduriyetini önleme noktasında yeterli olacağının tespit edildiği, ulaşım altyapı planlaması, rota planlaması, malzemenin proje alanına sevkiyatı, olası yol hasar ve zararlarının giderilmesi ve trafik güvenliği, trafik yönetimi ve planlaması ile yöre halkının mağduriyetinin önlenmesi hususlarında ÇED raporunda gerekli önlemlere yer verildiği, ÇED sürecinin mevzuata uygun işletildiği ve nihai ÇED raporunun bilimsel ve teknik açıdan yeterli olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir yeterlilikte olmadığı, ek bilirkişi raporu alınması ya yeni keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin Mahkemece dikkate alınmadığı, ÇED raporunun projenin çevresel etkilerini ortaya koyamadığı, aynı bilirkişi heyeti tarafından, başka bir davada Karaçobanpınarı mevkiinde 50 hektarlık mera arazisinde başka bir proje için olumlu görüş bildirilmiş olduğu, söz konusu projenin işbu dava konusu projeyle kümülatif etkisinin gözardı edildiği, hayvancılıkla uğraşan yöte halkının geçim kaynaklarının kısıtlanmasına yol açıldığı, taraım ve hayvancılığın yok olacağı, projenin fayda maliyet hesabının yöre halkının geçim kaynaklarının ve yaşam kalitesinin dikkate alınarak yapılması gerektiği, proje sahasında endemik bir bitki türünün bulunduğu, flora ve faunanın tahribatının kaçınılmaz olduğu, kısıtlı olan tarım alanlarında yenilenebilir enerji tesislerinin kurulmasının tarımsal faaliyetlerin yapılamamasına yol açacağı, proje sahasının kamulaştırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılan davanın derdest olduğu, bilirkişi raporunda gürültü ile ilgili olarak nicel bir değerlendirmenin yapılmadığı, türbinlerin en yakın yerleşim yerlerine olan gürültü ve titreşim etkisinin bilirkişi raporunda değerlendirilmediği, keşif tarihindeki hava koşulları nedeniyle tam saha incelemesinin ve endemik bitki varlığı için yeterli incelemenin yapılamadığı, bilirkişi heyeti tarafından yağışlı bir günde yapılan bir saatlik tespitin kuşların yayılışlarını ve populasyonlarındaki durumu ortaya kayamayacağı, bilirkişi raporunda; “yıl boyu üretim yapan bir tesisin göç dönemlerinde birkaç kritik günde işletmeyi durdurmayı taahhüt etmesi sürdürülebilir kullanma ve koruma - kullanma dengesi çözüm olabilir.” ifadesine yer verildiği ancak bu hususun kar amacı güden bir firma için uygulanabilir nitelikte bir önlem olmadığı, projeyi gerçekleştirmeyi planlayan planlayan firmanın dere yataklarını görmezden geldiği buna ilişkin yazılı taahhüt vermeyi dahi gerekli görmediği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı İdare ve davalı yanında müdahiller tarafından cevap verilmemiştir. <br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin reddine,<br> 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br> 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 10/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

resim