<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2022/3489 E.  ,  2024/5050 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2022/3489<br>Karar No : 2024/5050<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... <br>VEKİLLERİ : Av. ... <br><br><br>İSTEMİN KONUSU:Danıştay Üçüncü Dairesinin bozma kararı uyarınca verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı adına, tüzel kişiliği sona eren ... Dağıtım Taşımacılık İnşaat Pazarlama Petrol Ürünleri İthalat İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre kanuni temsilci sıfatıyla 2012 yılının Ocak ila Nisan ve Aralık dönemleri için re'sen salınan katma değer vergisi ve tekerrür hükümleri uyarınca artırılarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355.maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesine eklenen 9. Fıkra hükmüne dayanılarak kanuni temsilci sıfatıyla tarhiyat yapılması mümkün ise de tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmeleriyle sona eren şirketlerin, bu tarihten sonra, haklara sahip olması ve borçlu kılınmasının mümkün olmadığı, 5520 sayılı Kanun'un 7. maddesine eklenen 9. fıkrası uyarınca şirketin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemine ilişkin vergi borçları için kanuni temsilciler adına tarhiyat yapılabilmesi ve ceza kesilebilmesi için şirket hakkında yapılan vergi incelemesinin şirketin tasfiye sürecinin sona ermesinden önce tamamlanması gerektiği dikkate alındığında, davacı adına kanuni temsilcisi olduğu şirket hakkındaki vergi tekniği raporu ile vergi inceleme raporunun, şirketin ticaret sicilinden silinmek suretiyle tüzel kişiliği son bulduktan sonra düzenlendiği görüldüğünden dava konusu tarhiyat ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle vergi ve cezalar kaldırılmıştır.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının, kanuni temsilcisi olduğu, şirketin ... tarihli ve ... sayılı Ticaret Sicili Gazetesindeki ilana göre ticaret sicilinden re'sen silindiği, şirketin 2011 ve 2012 yılı kanuni defter ve belgelerinin incelemeye ibrazı için defter belge ibraz yazısının tebliğ edilmiş olmasına rağmen ibraz edilmediğinden bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu tarhiyatın yapıldığı ve özel usulsüzlük cezasının kesildiği olayda, şirketin kanuni temsilcisinin adresine gönderilen ve eşine 28/10/2016 tarihinde tebliğ edilen yazı ile 2011 ve 2012 hesap dönemi defter ve belgelerinin ibrazı istenilmiş ise de tüzel kişiliği sona ermiş şirketlerin defter ve belgelerinin saklanmak üzere Sulh Hukuk Mahkemesi'ne devredileceği ve bu durumun da idarenin bilgisi dahilinde olması gerektiğinden, defter ve belgelerin tüzel kişiliği sonlanmış şirketin kanuni temsilcisinden istenerek ibraz edilmediği hususunun re'sen tarh sebebinin varlığını ortaya koyamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu vergi ve cezalarda hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle vergi ve cezalar kaldırılmıştır.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Defter ve belge isteme yazsının usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen defter ve belgeleri ibraz etmeyen davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla yapılan tarhiyat ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.<br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ... 'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,<br>3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 03/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br> <br><br>(X)-KARŞI OY :<br>Bakılmakta olan dava, tüzel kişiliği sona eren ... Taşımacılık İnşaat Pazarlama Petrol Ürünleri İthalat İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketinin kanuni temsilcisi ve akabinde tasfiye memuru olan davacı adına, şirkete ait 2012 yılına ilişkin defter ve belgeleri incelemeye ibraz etmediğinden bahisle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanun'un 17. maddesinin 9. fıkrası uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla re'sen salınan 2012 yılının Ocak ila Nisan ve Aralık dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, verginin üç katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355.maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılmıştır.<br>Verginin kanuniliği ilkesi, hukuk güvenliğinin en önemli dayanağıdır. Anayasa'nın 73’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." denilerek verginin kanuniliği ilkesi belirtilmiştir. Bu anayasal ilke, “takdire dayalı keyfi uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının yasa ile yapılmasını zorunlu kılmaktadır” (AYM, 15/07/2004, E.2003/33, K.2004/101). Bu nedenle, “vergilendirmede, vergiyi doğuran olayın ve vergilerin matrah ve oranlarının, yukarı ve aşağı sınırlarının, tarh ve tahakkuklarının, tahsil usullerinin, yaptırımlarının ve zamanaşımı gibi belli başlı temel ögelerinin kanunlarla belirlenmesi gerekir” (AYM, 30/12/2015, E.2014/183, K.2015/122).<br>Verginin sorumlusunun da verginin kanuniliği ilkesi gereği kanun ile belirlenmesi gerekir. Kanuni temsilcilerin vergisel ödevlerini hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanan sorumlukları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin dördüncü fıkrasında, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı kurala bağlanmıştır.<br>Olayda, asıl borçlu mükellefe düşen ödevleri yerine getirecek olan ve 2016 yılında kanuni temsilci olduğu sabit olan davacının, ibraz yükümlülüğüne ilişkin sorumluluğunun devam etmesi 213 sayılı Kanun'un sözü edilen 10’uncu maddesindeki kuralın bir gereğidir. Bu bağlamda, davacının, ibraz yükümlülüğünün bulunmadığı söylenemez. <br>Açıklanan nedenle, temyize konu kararın, kanuni temsilcinin sorumluluğu koşulları yönünden hukuki denetiminin yapılması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>

resim